Hiç şüphe yok ki bir çocuğun eğitimi, anne-baba öğretmenliğinde evde başlar. O sebeple eğitilmesi gereken ilk bireylerde, anne ve babalardır. Kötü bir öğretmen nasıl iyi öğrenciler yetiştirebilir? İlk tadilat yapılması gereken mekanlarda evlerdir. Evler çocuk için uygun ortamlar olmazsa, nasıl düzgün eğitim verilebilir ki?
Anne-Baba Eğitimi…
Çocuklar, ilk tanıdığı kişileri genelde kendilerine rol model almaya çalışırlar. Anne ve babaların en çok önem vermesi gereken nokta, davranış biçimleridir. Çocuk eğitiminde yumuşak ve sevdirici bir rol almaları, onlar için en önemli altın kuraldır. Çocuğun zayıf yönünü görüp ona kızmak yerine güçlü yönünü görüp o yönünü daha da güçlendirmeye çalışmak gerekmektedir.
Yani sürekli baskı yerine sevdirerek ve çocuğun yeteneği doğrultusunda gelişimine destek olmak şarttır. Aksi halde çocuk sevmediği bir eğitime zorlandığı zaman, genel itibari ile aksi sonuç alınır. Doğru sonuç alınsa dahi bu kalıcı değildir. Çünkü çocuk, dışa vuramadığı ve bastırdığı duyguları eninde sonunda ortaya çıkaracaktır. Bunun ise hasarı daha ağır olur.
Bir diğer konu ise çocuk eğitiminde anne baba-nın örneklik teşkil etmesidir. Bu aslında anne-baba için bir dezavantaj değil avantajdır. Eğer anne ve babalar kendilerine çekidüzen verip dini ve ahlaki hassasiyetlere önem verirse, çocuğa oturup bir şeyler öğretmesine gerek kalmaz. Bu sadece dini veya ahlaki bir mesele de değil, aksine her konuda çocuklar anne-babalarını örnek alır. Eğer anne-babası disiplinli ise çocuklar genelde öyle olurlar. Eğer anne-baba hırçın ve sürekli sinirliyse, bu çocuklara da sirayet eder.
Ebeveyn, çocuklarına her yönüyle örnek olabilecek bir hayatı yaşamaya çalışmalıdır. Aksi halde, sözleriyle telkin etmiş olduklarını davranışlarıyla yalanlamış olurlar. Çocuk da daha çok gördüklerinden, örneklerden etkileneceğinden eğitim başarısız olacak, çocukta da karakter bozuklukları ortaya çıkacaktır.
Çocuklara karşı hoşgörüyü, onları şımartacak bir noktaya kadar götürmek doğru olmadığı gibi; çocuğun şahsiyetini kazanmasına engel olacak, onu âsileştirecek veya arsızlaştıracak şekilde katı bir disiplin uygulamak da uygun değildir. Ebeveyn, bu konularda daha çok imrendirip özendirme ve sakındırıp caydırma yöntemlerini kullanmalıdır.
Çocuğa fazla bilgi yüklemekten çok, onu kişilikli bir Müslüman olarak yetiştirip sevgiye dayalı eğitmek daha önemlidir. Kur’an öğrensin, hâfızlık yapsın diye dinden, Kur’an’dan nefret ettirmek yerine; dinini öncelikle sevsin, Allah, Kur’an ve peygamber sevgisi alsın, âhiret bilincine ve köklü bir imana sahip olsun denmelidir.
Çocuklarının gıda ihtiyaçlarını karşılamayan ya da tamamen hastalık taşıyan mikroplu pis gıdalarla onları besleyen anne-babanın suçluluğu kabul edilir de, midelerinden çok daha önemli olan kafa ve gönüllerini aç bırakan veya ondan daha kötüsü, hastalıklı düşünce ve inançlarla doldurulmasına sebep olan ebeveyn suçlu sayılmaz mı?
Evlerimizin Tadilatı…
Günümüzde Müslümanların evleri telefon, tablet vb. aletler aracılığı ile sosyal medya platformları tarafından işgal edilmiştir. Anne, baba, abi ve ablalarının odağı internet ortamıyken çocuk nasıl eğitimine odaklanabilir ki?
Sözler yanlış anlaşılmasın. Elbette internet büyük bir nimet ancak her şeyin fazlası zararlıdır. İlacın dahi fazlası zehir olur. İnterneti kendimiz ve diğer aile fertleri kullanırken kontrollü kullanmalı ve dozunu kaçırmamalıyız. İnternet bizleri bilgiye götürebildiği gibi zararlı şeylere ve fuhşiyata da sürükleyebilir. Ayrıca internet ve teknoloji tarafından bu kadar esir alınan bireyler birbirleriyle nasıl sağlıklı iletişim kurabilir?
İnternet ortamına aşırı bağlanmak, ona haddinden vakit ayırmanın bir birey için çok tehlikeli sonuçları olabilir. Bu durum bir tutkuya dönüşürse, insanı sürekli içine çeken bir bataklığa dönüşür. Bireyler tutkularını kontrol edemezse, tutkuları bireyleri kontrol etmeye başlar. Dün ihtiyaç olan, bugün bağımlı olduğun bir uyuşturucu ve seni kontrol edip yönlendiren bir efendi olabilir…
Âile, toplum eğitimi yaptırarak kişiyi toplum hayatına hazırlayan sevgi, saygı, şefkat, fedâkârlık ve birlik ocağıdır. Âile yuvası okuldur, mesciddir; huzur evi ve çocuk yuvasıdır. Hammadde halindeki küçük yavruların her yönden büyümesini sağlayan, onların şahsiyet sahibi bir insan, Allah’a kulluk bilincine ulaşan bir Müslüman ve İslâm toplumunun sağlıklı bir üyesi olmaları için onları yetiştirip geliştiren bir fabrikadır. Daha doğrusu, böyle olmalıdır. Anne sütünün yerini hiçbir mamanın tutamadığı gibi, gerçek ananın öğretmenliğinin yerini de hiçbir anaokulundaki öğretmen tutamaz.
Âilelerinde İslâm’ı hâkim kılamayanların; sokaklarını, işyerlerini ve toplumu hayra doğru değiştirip dönüştürmeleri beklenemez. Toplumu İslâmlaştırmanın, saadeti bu asra taşıyıp İslâmî toplum oluşturmanın küçük örneği ve aşaması âile hayatıdır. Âile, erkek için yöneticilik okuludur; liderliği, otoriteyi, disiplini, mes’ûliyeti, emanete riâyeti, haklara saygıyı, cemaate imamlığı en iyi şekilde uygulamalı olarak âilede öğrenir.
Kadınıyla erkeğiyle fedâkârlığın, karşılık beklemeden vermenin, merhametin, sabrın, ahlâk güzelliğinin öğrenildiği bir okuldur âile. Anne-baba, bir taraftan öğretmeni, diğer yönden öğrencisidir bu okulun. Çocuk, hatta bebek, sanıldığı gibi sadece öğrenci değildir; minicik yapısına bakmadan anne-babasına çok ama çok şeyler öğretir, çok ama çok değer kazandırır.
Çocuk eğitiminin ailede başlaması ile ilgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Her doğan çocuk, İslâm fıtratı üzere (temiz ve günahsız olarak, tevhide meyilli bir şekilde) doğar. Daha sonra anne babası onu (inançlarına göre) ya Hıristiyan, ya Yahudî ya da Mecûsî yapar.” (Buhârî, “Cenâiz”, 92)
Tüm Sorumluluk Okullar ve Öğretmenlerde mi?
Evet, tüm sorumluluk, çocuğun ilk öğretmeni olan anne-baba ve ilk okulu olan evlerdedir. Bizler çocuklarımızı okula verdiğimizde dahi sorumluluklarımızı rafa kaldıramayız. Bizlere düşen fıtratlarına aykırı ortamlar ve örneklikler oluşturmamaktır. Çocuklarımızı sevmek ve onların geleceğini düşünmek, dünyadaki vazifelerimizin en güzelidir. Çocuklar, büyüklerin yaşama sevincidir, umutlarıdır, gelecekleridir. Unutmayalım ki sevgi bedel ister, fedâkârlık ister.
Anne ve babaya emânet edilen varlıkların her yönden yetişmesi emânet edilenlerin sorumluluğundadır. Öğretmenleri, kitapları, çevreyi seçmek, kendi görevinde onlardan yardım beklemek, aslî görevi bir süre için vekillere devretmektir. Unutmamalıyız ki, hiçbir kişi ve kurum, anne babanın yerini tutamaz. Herkes istiyor ki, “filan hoca, filan kuruluş benim çocuğumu eğitsin, yetiştirsin, ben de maddî masrafları karşılayayım. Emaneti başkasına devrederek, zahmetsizce sorumluluğumdan kurtulayım. Ben işimle gücümle uğraşırken, başkalarının yetiştireceği çocuğumdan dünyada ve âhirette faydalanayım.”
Anne-babaların yaptığı en büyük hata, bu düşünceleri akıllarına hâkim kılmaktır. Anne-baba olmak, çocuğun sadece karnını doyurmak değildir. Aynı zamanda aklını ve kalbini doldurabilmektir. Çocuklarımızın eğitimi, onları okula verdiğimizde bitmez. Okula verildiklerinde yoğunlaşır. Çünkü hem ahlâkî hem de dersleri konusunda ebeveynler yeterince sorumluluk almazlarsa, herhangi bir eğitmenin tek başına bir çocuğun karakterini şekillendirmesi oldukça zordur.
Eğer ebeveynleri çocuklara rol model olamazlarsa, çocuklar kendilerine başka rol modeller bulurlar. Çocuklar sosyal medya akımlarının verdiği ahlaki değerlere uygun örnekler edindiklerinde her şey için çok geç olmuştur…
Ey Rabbimiz!
Bizi birbirinden güzel evlatlarla sevindirdin, nimetlendirdin, şefkatin en tatlısı ile tanıştırdın; Sana sonsuz hamd-ü senalar olsun.
Onların emanet olduğunu, asıl sahiplerinin Sen olduğunu bize unutturma.
Onları önce ve daima Senin kulun oldukları bilinci ile yaşat.
Sana âsi olmaktan onları yine Sen koru Allah’ım.
Emir ve yasaklarına gönüllerinde hiçbir sıkıntı duymadan tabi olmaya onları muvaffak et.
Senin emirlerini her şeyin üzerinde tutacak bir iman ve teslimiyet ver.
Allah’ım yavrularımızı Kur’an’ı, Senin razı olacağın şekilde okuyan, anlayan, yaşayan kullarından eyle.
Kur’an’ı hayatlarının merkezine almayı, hayatlarının her aşamasında onu rehber edinmelerini, Kur’an’a hizmet etmeyi nasip et.
Ey yerlerin ve göklerin Rabbi! Yavrularımızı imanla yaşat, imanla öldür.
Hayatı onlar hakkında Seni arayıp bulmanın vasıtası, ölümü rahmetine kavuşmanın basamağı eyle.
Onları mü’min ferasetiyle donat. Allah’ın dostlarını dost edinmeyi, Allah düşmanlarını düşman bilmeyi nasip et.
Senin verdiğin yeteneklere uygun, insanlara faydalı olacakları helal rızık kazanabilecekleri hayırlı meslekler ve o mesleklere ulaştıracak hayırlı okullar nasip et.
Dünyayı çocuklarımız için nihai hedef yapma.
Dünyalarını ahireti unutmadan yaşamayı nasip et.
Onların sahibi Sensin.
Yavrularımıza sahip çık Allah’ım!

