20 Mart 2023 - Pazartesi

Şu anda buradasınız: / EHL-İ SÜNNET İTİKADINDA TAKİYYE
EHL-İ SÜNNET İTİKADINDA TAKİYYE

EHL-İ SÜNNET İTİKADINDA TAKİYYE Mehmet Fırat

Takiyye Arapça sözlük anlamı “korumak” demektir. İslam literatüründe can ve malı korumak için gerçek inanç ve itikadını gizli tutup ortamın vakıasına ayak uydurup dil ile farklı bir kelimeyi telaffuz etmektir. Yani tehlike anında gerçek inancını saklayıp canını ve malını korumak için ortama göre hareket etmesidir. Bütün ehli sünnet uleması tehlike anında takiyye ile amel etmek caiz olduğunu söylüyorlar. İmam Kurtubî ise takiyyenin caiz olmadığını ancak ölüm korkusu ya da işkence korkusu olduğunda yapılabilir demiştir.1 
Takiyyenin delili ise Kur’an’dadır; ayet-i kerimede şöyle geçmektedir: “Müminler müminleri bırakıp da kafirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa artık Allah’la olan bağını koparmış demektir. Ancak onlardan gelebilecek bir tehlikeden korunmanız başkadır. Allah kendisi hakkında sizi uyarıyor. Sonunda dönüş Allah’adır.”2 
Abdullah İbn-i Abbas (r.a) şöyle buyuruyor: “Allah Teâlâ müminlerin küfür ehline iltifat göstermeleri ya da onları kendilerine rehber edinmelerini yasaklamıştır. Ancak küfür ehli onların üzerinde hakimiyet kurmuşsalar bunun aksini yapabilirler.”3 
Takiyyenin meşruiyetini gösteren Kur’an’da ikinci bir delil şöyledir: “Kim iman ettikten sonra Allah’ı inkâra saparsa -kalbi imanla dolu olduğu halde baskı altında kalanın durumu müstesna olmak üzere- kim kalbini inkâra açarsa işte Allah’ın gazabı bunlaradır; bunlar için çok büyük bir azap vardır.”4 

Peygamberler Takiyye Yapabilir mi? 
İmam Serahsî, zorlukta küfür kelimesini telaffuz etmek takiyye olduğu gibi peygamberlerin bununla amel etmeleri asla caiz olamaz. Ancak onların haricinde mümin için caizdir. Sebebi ise şudur: “Peygamber hiçbir zaman şeriatı bırakamaz, çünkü bu durum peygamberler hakkında güvensizlik riski oluşturur.”5 
Bir başka sebep ise peygamberlerin yaşam tarzları ve söylemleri dinin ölçüleri olduğu için kesinlikle takiyyenin olduğu durumda bu gerçekliğe gölge düşürür. Hatta Peygamber (a.s)’in sahabelerinin yaptığı bazı davranışları gördüğünde sükût etmesi sünnet dahilinde kabul edilmiştir. Eğer peygamberlere takiyye caiz olsaydı bu durum derin bir şüphe karanlığını oluştururdu.
Ne Zaman Takiyye ile Amel Edilir?
Takiyye ile amel etmek caizdir ancak bazı rivayetlere göre sebebi ve şartları yerine gelince vacip olur. Neden? Çünkü nefsi helaktan kurtarmak veya büyük bir işkence eziyetinden kurtulmak içindir. Delil ise Kur’an’dandır: “Kendinizi öldürmeyin.”6 Ulemanın ise buna karşı görüşü şöyledir: “Kişinin gerçek dinin üzerinde sabit kalması daha evladır.” Hatta bu konuda Kitap ve Sünnet’ten delil getirmişlerdir. Kitaptan “Buruç Suresi”nde “Ashab-ı Uhdud” kıssasını delil getirerek Müslümanların onların eliyle ateş çukurlarına atılıp yakıldıkları halde dinlerinde sabit kaldıklarını söylemektedirler. Allah da bunları Kur’an-ı Kerim’de methetmiştir. Sünnetten ise Rasûlullah (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Allah’a hiçbir şeyi ortak koşma, sen öldürülsen, yakılsan bile.”7 Buna benzer sünnetten misal verilecek birçok delil bulunmaktadır. Hatta Buhari’de de bunun için özel bir bab mevcuttur. Yani ölüm ve işkenceyi küfür üzerine tercih etmek. O babta Habbab bin Eret’ten delil getirerek şöyle deniliyor: “Peygamber (a.s)’e şikâyette bulunduk, kendisi Kabe’nin gölgesinde sırtını dayamış dinleniyordu, biz dedik ki sen bize dua etmiyor musun? Bize yardımcı olmuyor musun? Bize cevap olarak şöyle buyurdu: Sizden önce bazen insanları alıp çukurlara koyup kafalarını testereyle kafalarını iki bölüyorlardı, demir taraklarla bedenleri taranıyordu, yine de onları dinlerinden vazgeçiremiyorlardı.”8 
Fahr-i Razi Takiyye için Bazı Şartlar Koşuyor
1- Kişi küfür toplumunda olup malı ve canı tehlikede olunca o zaman kalbi ile imanı tasdik ederek sabit kılarsa, dili ile sevgi ima eder gibi davranış gösterebilir yani bir nevi suni bir sevgi iltifatı sergileyebilir. Ancak imanın tasdikini kalbinde sabit tutacak.
2- Eğer iman ve hakkı ibraz ederse, takiyye yapmasından daha evladır.
3- Takiyyenin caiz olduğu noktalar: 
Bâtıl inancın kabulü, velâ berâ (kafirin dost edinmesi) durumlarında olur. Ancak başkasına zararın dokunması durumunda yani birisini öldürme ile ya da zina yapmaya ya da başkasının malını gasp etmeye veya masum bir kadına iftira atmaya ya da Müslüman avretlerini göstermeye zorlanırsa takiyye bu durumlarda haram olur.
1- “Müminler, müminleri bırakıp da kafirleri dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa artık Allah’la olan bağını koparmış demektir. Ancak onlardan gelebilecek bir tehlikeden korunmanız başkadır. Allah kendisi hakkında sizi uyarıyor. Sonunda dönüş yalnızca Allah’adır.”9 Bu ayetten yola çıkarak egemen olan küfür güçleri karşısında Müslümanın takiyye yapmasının caiz olduğunu gösteriyor. Ayrıca İmam Şâfiî, Müslümanlar arasında da aynı durum söz konusu olursa yine takiyyenin caiz olacağını söylüyor, can havlinin korunması için.
2- Takiyye can korunması için caiz ise malın korunması için de caiz midir? 
Cevap şöyledir: Malın korunması için de takiyye caiz olur. Çünkü hadisi şerif de şöyle buyuruyor: “Müslümanın malının kutsallığı, kanının kutsallığı gibidir.”10 
İkincisi, mala ihtiyaç her zaman zaruridir hatta fıkıhta abdest alma zaruretinde eğer birisi fahiş bir fiyatta su satarsa abdest alacak olan kişi o suyu almadan teyemmüm yapabilir, malının itlaf olmaması için.11 
3- Tefsir ulemâsından Mücahid şöyle diyor: Bu hüküm (takiyye) İslam’ın ilk başlarında, Müslümanların zayıf oldukları günlerde caiz olmuş ancak İslam devletin güçlenmesinden sonra tekrar cevazı iptal olmuştur. 
Avuf Hasan’dan şöyle naklediyor: Bu hüküm (takiyye), kıyâmete kadar devam eder demiştir. Bu görüş evlâdır çünkü mal ve canın korunması imkân olduğu sürece teminat altına alınması lazımdır.12 
Takiyyeyi Caiz Kılan Şartlar
1- Korku ve tehlike olması. Bu şartın aksine zalimleri hoşnut etmek için veya bazı maslahatları elde etmek için zalimin yolunu tercih etmek ya da fâsıklara kendini sevdirmek için İslam’a aykırı şeyler söylemesi ya da günahları irtikap etmesi kesinlikle haramdır. 
Râzî, Şâfiî’nin şu görüşünü nakleder: “Takiyye egemen küfür güçlerine karşı yapılır ancak Müslümanların kendi aralarında da zülüm yapıldığı durumda nefsi müdafaa amaçlı caizdir.13
2- Takiyye ile küfür kelimesine telaffuz etmesi veya günah işlemesi durumunda kurtuluşu garanti altında olacağını bilmesi lazım, aksi takdirde sürekli günah ve küfür ile zorlanınca (Ahmet İbn Hanbel görüşü) bu durumda takiyye haram olur belki hicret etmesi lazımdır.
3- Takiyenin ağır bir işkencenin karşılığında olması veya büyük bir mal kaybı veya ırzının iffetine leke getirmesi bedelinde olur. Ancak basit bir işkence veya az miktarda mal kaybı söz konusu ise takiyye haram olur. Hatta Allâme Alûsî, menfaat karşılığı takiyenin haram olduğunu söyler.14
4- Eğer cinayete zorlanırsa veya zina yapmaya veya küfür kelimesine zorlanırsa, caiz olmaz ancak korkunç işkence ile tehdit edilirse yapabilir bu durumda kendisine takiyye yapması caizdir ve şeriat haddi uygulanmaz. (Bu görüş cumhur ittifakı değildir ancak kendisine has bir görüştür.) 15
5- Eğer fiili küfre zorlanırsa yani putlara secde götürmek, ya da Kur’an’a saygısızlık yapması gibi bir şey istenirse, bu durumda takiyye yapabilir (geçirdiğimiz şartlarla beraber) ancak imanı kalbinde sabit tutarak bir kereliğine mahsus nefsi müdafaadan. Bunun aksi haramdır. Delili ayettendir: “Kim iman ettikten sonra Allah’ı inkar ederse, kalbi iman ile dolu olduğu halde (inkara) zorlanan başka fakat kim kalbini kafirliğe açarsa, işte Allah’ın gazabı bunlaradır ve onlar için büyük bir azap vardır.”16 

İkrah İle Haram Yiyeceklere Zorlanmanın Hükmü
Eğer domuz eti yemeye veya içki içmeye ya da leş eti yemeye zorlanırsa ağır işkence altında takiyye yaparak bunları yiyebilir ancak geçirdiğimiz şartlar altında olmak kaydı ila. Eğer bunları yapmayarak işkence altında can verirse, nefsinin katili ve günahkâr olarak ölür. İmam Ebu Yusuf günahkâr olmadığını söyler. 17
Namazda Takiyye Yapılır Mı?
Eğer Müslüman düşmanın onun namazda olduğunu bilmesinden korkarsa, görülmemek için oturarak, uzanarak namazını kılabilir. Tutsak, esir ise namazını herhangi bir şekilde (oturarak, uzanarak hatta gözleri ile işaret ederek) kılabilir. Delili hadis-i şeriftir: “Ben size bir emirde bulunduğum zaman gücünüz kadarı ile alınız.”18 
Hanbeli ulemâsından İbn Kudame şöyle diyor: “Eğer bidat ehli birinin arkasında namaz kılmaması durumunda problem çıkacağı bilinirse; safta yer alır, niyetini ayrı getirir ve rükû ve secdede onlara uyarak kılabilir.19 
* Fakir-Der Yönetim Kurulu Başkanı
Kurtûbî Tefsir, c.4,  s.57.
Ali İmran, 28.
Taberî, Tefsir, c.6, s.228-313, Mustafa el-Halebî, Kahire Baskısı, h.1323
Nahl, 106. 
Serahsî, Mebsut, c.24, s.45; İbn Hacer el-Askalânî, Fethu’l-Bari Şerh-i Sahihi’l-Buhârî, c.12, s.212, Kahire, el-Mektebeti Selefiyye, 1372; Fahreddin er-Râzî, et-Tefsîrü’l-kebîr,  c.8, s.14.   
Nisâ, 29. 
Ahmed b. Hanbel c.5, s.238, el-Mektebi İslami, İbn Mâce, c.2. s.339.
İbn Hacer el-Askalânî, Age, c.12, s.315.
Ali İmran, 28.
Ebu Nuaym el-İsfahânî, Hilye, c.7, s.334.
el- Mavsuatu’l-fıkhı’l-kuveytiye, c.13, s.191.
Fahreddin er-Râzî, Age, c.8 s.14; el- Mavsuatu’l-fıkhı’l-kuveytiye, c.13, s.191.
el- Mavsuatu’l-fıkhı’l-kuveytiye, c.13, s.197.
Abdülazîz ed-Dihlevî, Muhtasaru Tuhfe-i isnâaşeriyye, s.288.
Burhâneddin el-Mergīnânî, el-Hidaye ve Tekmileti fethi’l-kadir, 8/292.293.Kahire-Yemen matbaası, 1319; İbn Abidin, Redd-ul muhtar, 5/80.
Nahl, 106
Serahsî, Age,.24/48. İbn Hacer el-Askalânî, Age, 12/314.
Buhârî, 13/251; Müslim, 2/975; Buhûtî, Keşşâfu’l-Kina, 1/495.499; İbn Kudâme, Muğnî, 1/630, 2/188.
İbn Kudâme, Age, 2/186-192.

logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul