02 Temmuz 2022 - Cumartesi

Şu anda buradasınız: / Rusya, Ukrayna Savaşı ve Batı'nın İkiyüzlü Politikası!
Rusya, Ukrayna Savaşı ve Batı'nın İkiyüzlü Politikası!

Rusya, Ukrayna Savaşı ve Batı'nın İkiyüzlü Politikası! NEJDET DEMİREL

 

Asıl konumuza geçmeden önce Ukrayna ve Rusya savaşına dair kısa bir değerlendirme yapmak istiyorum.

ABD'nin başını çektiği küresel akıl, inşa edilecek Yeni Dünya Düzeni içerisinde Rusya'nın, denklemin dışında tutulması ABD'nin, öncelikleri arasında yer alıyordu. Putin'i, Ukrayna'ya saldırtmak için CIA tarafından çok denklemi içinde barındıran bir tuzak kuruldu. Amerika Birleşik Devletleri, bir taraftan savaşa karşı çıkarken öte taraftan kapalı kapılar ardında Ukrayna'ya olası bir saldırı için Rusya provoke edildi. ABD'nin savaşa engel olmak için isteksiz davranması dünya kamuoyunun dikkatinden kaçmadı. Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesini değerlendiren, Eski Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisi Üyesi Tulsi Gabbard, ABD Başkanı Joe Biden ve NATO liderleri, Putin’in Ukrayna işgalini dört gözle beklediklerini ve Biden'in savaşı engelleyebilme imkânı olduğu halde neden? Bu girişimi başlatmadı diyerek ABD yönetimine sert eleştiriler yöneltti.

NATO, Rusya'nın nüfus alanında bulunan ülkeler üzerinden Rusya'ya tehdit oluşturması Putin'i bir anlamda Ukrayna'ya karşı bir savaş açmak zorunda bıraktı da diyebiliriz. NATO'nun güç kaybedip dağılma sürecine girdiği artık bir sır değil. Fransa ve Almanya'nın başını çektiği Avrupa Birliği ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri’nin kontrolünden uzaklaşmaya başlaması Ukrayna, Rusya savaşı, ortaya çıkan bu sorunların giderilmesi için ABD açısından bulunmaz bir fırsat doğurdu. Batılı ülkelerce Rusya'ya karşı eşine az rastlanır ekonomik ağırlıklı hayatın normal akışını felç eden ambargo ve tecrit politikası uygulandı. Zor duruma düşen Putin'in Rusya'sı, sahada ortaya çıkan askerî kayıpları da eklediğimizde Ukrayna'ya açılan savaş Rusya açısından sürdürülebilir olmaktan uzak bir pozisyona evrildi. Bu savaş sonucunda: ABD'nin kısa ve uzun ölçekli hedefleri şu şekilde özetlenebilir:

- Dağılma sürecine giren NATO'yu tekrar toparlamak.

- Avrupa ve İskandinav ülkelerinin güvenlikleri konusunda ABD'ye muhtaç olduklarını göstermek.

- ABD'nin, Komünist Çin yönetimi ile pazarlıklar sonucu kurulması planlanan "küresel jeopolitik güç" paylaşımı noktasında Rusya'yı denklemin dışına iterek saf dışı bırakmak.

Yukarıda dikkat çekilmeye çalışılan Ukrayna-Rusya savaşı, Batılı ülkelerin emperyal ve açgözlü politikasının bir tezahürü olarak ortaya çıkmıştır. Ukrayna halkı, kurulmak istenen Yeni Dünya Düzeninin bir nevi kurbanı olmuştur. Konu başlığımız olan; Rusya ve Ukrayna savaşı ardında Batı'nın ortaya koyduğu ikiyüzlü politikaya, bu çerçeveden bakmanın ufuk açıcı olacağı düşüncesindeyim. Aslına bakılırsa, İslam dünyası geçmiş tarihî tercübelerden Batı'nın ikiyüzlü kendi menfaat ve çıkarları söz konusu olduğunda; işgal ve toplu katliamların olduğu barbarlıkları yapmaktan çekinmeyeceğini çok iyi biliyor. Gerilere gitmeye gerek yok. 1992-1995 yılları arası Avrupa'nın göbeğinde bulunan Bosna Hersek’te; 312.000 Boşnak sırf Müslüman olduğu için katledilmedi mi? Yapılan bu katliamların bir kısmı NATO Barış Gücü’nde, görevleri Boşnakları Sırplardan korumak olan Hollandalı askerlerin gözetiminde yapıldı. Tarih 26 Şubat 1992'i gösterdiğinde, Batılı ülkelerin iki yüzlü sahtekâr tutumunu bir başka Müslüman ülkesi olan Azerbaycan'da gördük. Ermeni askerlerin Dağlık Karabağ bölgesinde çocukların da dâhil olduğu Azerî Müslümanların, işkenceyle öldürülmesine sessiz kalan ikiyüzlü Batılı devletlerden başkası değildi! Tüm dünya film izler gibi kadın, çocuk, bakılmaksızın işlenen toplu cinayetlere şahit oldu. Savaşa katılan bazı Ermeni askerler, işledikleri cinayetleri anlatan kitaplar yazdı. Katliamların anlatıldığı bu kitaplarda, Azerî çocukların canlı canlı derilerinin nasıl yüzüldüğü anlatılıyordu. Yazılan kitapların Avrupa ülkelerinde satışa sunulduğunu ibretle gördük.

"Hümanist" geçinen Batı, söz konusu Müslümanlar olunca bırakın tepki vermeyi katliamı yapan ülkelere destek bile verdi. Filistin, Keşmir, Irak, Afganistan ve son kertede Suriye'de, yaşanan katliamlar sonucu milyonlarca insan yurtlarını terk ederek mülteci durumuna düşürüldü.

Bu sığınmacıların bir kısmı Avrupa ülkelerine gitmek istediler. Batılı devletler, her şeyini kaybetmiş mülteci durumuna düşen bu mağdur insanları sırf kendi dindaşları olmadıkları için kabul etmek istemediler. Almanya'yı hariç tutarsak, diğer Avrupa ülkeleri göstermelikte olsa az sayıda mülteci kabul edebileceklerini söyleyerek zamana oynadılar. Sınırlar kapatıldı, ölümden kaçıp Avrupa ülkelerine sığınmaya çalışan binlerce insan, joplandı, darp edildi üzerlerine biber gazı sıkıldı. Bunlarla yetinilmedi; özel eğitimli köpekler üzerlerine saldırtıldı. Sınırlardan geçişler olmasın diye yüksekçe duvarlar örüldü. Bazı Avrupa ülkeleri ise, alacağı üç beş göçmen için referanduma gitme kararı alacaklarını bile söylediler. Çoğu, savaştan kaçan bu çaresiz insanlar, hayalini kurdukları Avrupa'ya ulaşamadan yollarda can verdiler. Daha üç yaşında, cesedi karaya vuran Aylin bebek bunlardan sadece birisidir.

Özellikle Avrupa Birliği ülkeleri, göçmen ve sığınmacı konusunda suç dosyası kabarık ülkelerden oluşmaktadır. Bunlardan çok önemli gördüğüm birisine dikkat çekmek istiyorum. Binbir zorlukla Avrupa'ya varmayı başaran göçmen ailelerin kabusu olan, kaybolan yani kaçırılan çocuklar konusudur. Avrupa'da resmî dairelerden alınan rakamlara göre 2018-2020 yılları arasında devlet koruması altında olan, 18 bin 292 sığınmacı çocuk aniden kayboldu. Alman yayın kuruluşu RBB'nin, verdiği rakamlar farklı ülkelerden gazetecilerin bünyesinde yer aldığı "Lost in Europe" adlı data analiz grubu tarafından kamuoyuyla paylaşıldı. Avrupa ülkelerinde, kaybolan çocuk sığınmacıların büyük çoğunluğunun Fas, Cezayir ve Eritre uyruklu olduğu belirtildi.

Peki aynı Batılı ülkeler, Ukrayna ile Rusya arasında patlak veren savaşta, ülkelerinden kaçmak zorunda kalıp sığınmacı durumuna düşen Ukrayna halkı için nasıl davrandı gelin birde ona bakalım. Müslüman sığınmacılara savaş açan Polonya ve Macaristan'ın başını çektiği Batılı ülkeler adeta seferber oldular. AB liderleri, alınan 3 Mart Versay konsey kararları doğrultusunda; 2 milyonu geçen Ukraynalı için 90 güne kadar AB içinde serbest dolaşım izni verildi. Mültecilik başvurusu yapana kadar çalışma, eğitim ve barınma hakkı tanıyan Geçici Koruma yönerge kararları genişletilerek faal hale getirildi. Öte yandan, Avrupa Birliği’nden yakın zamanda ayrılan İngiltere ve pek çok Avrupa devleti, vatandaşlarının Ukraynalı aileleri evlerinde misafir etmelerini destekleyeceklerini ilan ettiler. Avrupa Birliği, sığınmacı konumuna düşen Ukrayna halkı için; temel insanî ihtiyaç malzemeleri ve nakdî para dâhil, hiçbir fedakârlıktan kaçınmayarak tüm ihtiyaçların karşılanmasına özen gösterdi. Ayrıca AB Komisyonu'ndan Ukraynalı sığınmacıları kabul eden ülkelere bir milyar euro destek verileceği açıklanarak kitleler teşvik edildi.

Medeniyetin beşiği geçinen bu ikiyüzlü Batı’nın; Afrika, Asya ve Ortadoğulu mültecilerine bırakın yardım edip sahip çıkmayı, onları ölüme terk ettiğine dair fazlaca örnek var. Yunanistan sahil güvenlik birimlerinin, mültecilerin botlarını delip göçmenlerin ölümüne sebebiyet vermesinin Türk Devleti tarafından AB'ye rapor edildiğini biliyoruz. Her yıl binlerce göçmen, Batılı ülkelerin ırkçı ve şövanist yaklaşımları sonucu can veriyor. Rusya'nın Ukrayna'ya saldırması sonucu Batı toplumunun kendinden olmayan diğer insanlara karşı tutumunu görmemiz açısından aşağıda vereceğim örnekler üzerinde önemle durulması gerekir.

Bunlardan birisi CBS News televizyonu muhabiri Charlie Dagata'ya ait. Kiev'den yaptığı canlı yayında Ukraynalı sığınmacıları Ortadoğulularla karşılaştırarak, "Burası Irak veya Afganistan gibi yıllardır çatışma gören bir yer değil. Burası, böyle şeyleri görmeyi ummadığımız daha medenî ve nispeten Avrupa’nın bir parçası topraklardır." Bu şekilde konuşan muhabir, zihin dünyasını da ele vermiş oluyordu. Bir diğeri, Fransız medyasından BFM TV çalışanı Phillipe Corbe, aynen CBS News televizyonu muhabiri gibi benzer cümleler kuruyordu: "Burada Putin'in desteklediği Suriye rejiminin bombardımanından kaçan Suriyelileri konuşmuyoruz. Hayatını kurtarmak için bizimkilere benzeyen arabalarla ülkelerini terk eden Avrupalılardan bahsediyoruz." ifadeleriyle Ukraynalıları Suriyeli mültecilerle kıyaslamaya çalışmıştı.

Mehmet Akif'in dizelerinde ‘Tek dişi kalmış canavar’ diye tasvir ettiği Batı, geçmişte imza attığı barbarlıklara bugün aynen devam ediyor, değişen bir şey yok. Latin Amerika ülkelerinden, Asya, Afrika ve Ortadoğu'ya kadar meydana gelen; katliam, sömürü, işgal ve askerî darbelerin dâhil olduğu ne kötülük ararsanız bu adamların imzasını görürsünüz. Şimdi de kalkmış bizlere, insan hakları, özgürlük, telkininde bulunuyorlar. Biz Müslümanlar sizleri çok iyi tanıyoruz artık yaptıklarınız bizleri şaşırtmıyor. Bizleri üzen, şaşırtan, sizlere hâlen inanan gafil Müslümanların varlığıdır.

Hıristiyan Batı dünyasının, bizden neden bu kadar nefret ettiğini anlamamıza yardımcı olacağına inandığım, Rabbimin buyruğu ile yazıma son veriyorum.

"Onların dinlerine tâbi oluncaya kadar ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar senden asla râzı olmayacaklardır. De ki: “Dosdoğru yol, Allah’ın gösterdiği İslâm yoludur.” Eğer sana gelen ilimden sonra, onların hevâ ve heveslerine uyacak olursan, bilesin ki seni Allah’ın gazabından koruyacak ne bir dostun olur ne de bir yardımcın." (Bakara, 2/120)

Selâm ve duâ ile.

SPOT İÇİN

1- Mehmet Akif'in dizelerinde ‘Tek dişi kalmış canavar’ diye tasvir ettiği Batı, geçmişte imza attığı barbarlıklara bugün aynen devam ediyor, değişen bir şey yok. Latin Amerika ülkelerinden, Asya, Afrika ve Ortadoğu'ya kadar meydana gelen; katliam, sömürü, işgal ve askerî darbelerin dâhil olduğu ne kötülük ararsanız bu adamların imzasını görürsünüz. Şimdi de kalkmış bizlere, insan hakları, özgürlük, telkininde bulunuyorlar. Biz Müslümanlar sizleri çok iyi tanıyoruz artık yaptıklarınız bizleri şaşırtmıyor. Bizleri üzen, şaşırtan, sizlere hâlen inanan gafil Müslümanların varlığıdır.

 

Yazar:
NEJDET DEMİREL
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul