17 Nisan 2024 - Çarşamba

Şu anda buradasınız: / İNSANLARLA İYİ GEÇİNMEK
İNSANLARLA İYİ GEÇİNMEK

İNSANLARLA İYİ GEÇİNMEK SÜLEYMAN GÜLEK

Hz. Peygamber (s.a.s.) iman, ibadet ve güzel ahlâk sahibiydi. Devamlı güler yüzlü ve güzel sözlü idi. Herkesle iyi geçinirdi. İnsanlara çok iyi davranırdı,1 Hz. Peygamber, hayatı boyunca çevresine, arkadaşlarına ve insanlara karşı hep iyi davranmış ve onları kırmamaya özen göstermiştir. Enes (r.a.)’dan şöyle naklolunmuştur: “Peygamber (s.a.s.)’e dokuz yıl hizmet ettim; yaptığım bir iş için: ‘Neden böyle yaptın?’; Yapmadığım bir iş için de: ‘Şöyle şöyle yapsaydın ya!’ demedi.”2
Hz. Peygamber, insanlarla iyi geçinmiş, onlara güler yüzle muamele etmiş ve onlara tatlı sözlerle karşılık vermiştir. Ashabını da bu konuda uyarmış, Müslümanı çevresiyle iyi geçinen, kendisi ile hoş geçinilebilen, diğer insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimse3 olarak tarif etmiştir.
Hz. Peygamber insanlara çok iyi davranır, onları üzecek söz ve davranışlardan kaçınırdı. Aynı hassasiyeti aile bireylerine ve akrabalarına karşı da göstermiştir. Kur’ân-ı Kerîm’in “Kadınlarla iyi geçinin”4 emrini aile hayatında da en güzel şekilde uygulayan Hz. Peygamber, bizlere de güzel örnek olmuştur.
 Hz. Peygamber, örnek bir aile reisi idi. O, hanımına karşı çok nazik bir eş, çocuklarına karşı da çok şefkatli bir baba idi. Enes b. Mâlik şöyle demiştir: “Aile fertlerine Hz. Peygamber’den daha fazla merhametli (güzel geçinen) bir kimse görmedim.”5 Hz. Âişe, Hz. 
Peygamber (s.a.s.)’in evde ne yaptığı sorulduğunda şöyle cevap vermiştir: “Ev halkının hizmetini yapar ve ev işleriyle uğraşırdı. Ezanı işitince de namaza giderdi.”6
Peygamberimiz (s.a.s.) de şöyle bildirmektedir: “Sizin en hayırlınız, hanımlarına en iyi davrananızdır. Aile halkına iyi davranma konusunda sizin, en hayırlınızım.”8 buyurarak hanım ve çocukları ile iyi geçinenleri ve onlara güzel davrananları övmüş ve bu konuda kendini model olarak göstermiştir.
Hz Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurur: “İnsanlarla güzelce geçinin.”9“Mü’min ülfet eden (insanlarla iyi geçinen) kişidir. İnsanlarla iyi geçinmeyen ve kendisi ile geçinilmeyen kişide hayır yoktur.”10
Mü’min; insan haklarına saygılı olan, bütün insanları Allah’ın kulu olarak gören, geçimli ve uyumlu, insanlara yol gösterici, birleştirici, tefrika ve ayrılıklara prim vermeyen uyanık insandır. Mü’min; alçak gönüllü, Müslümanlara merhametli, insanlar için hayırlı, her işinde Allah rızasını gözeten insandır.
 Güzel geçimli olabilmek iyi ahlaklı olmayı gerektirir. Güzel geçim güzel ahlâktır. Güzel ahlâkın temeli tevazudur. Tevazu, ailede, işte, cemiyette ve her yerde güzel geçim için vazgeçilmez bir ahlâktır. O elde edilmeden gerçek huzur bulunmaz.
Peygamberimiz, “Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Kolaylaştırın, zorlaştırmayın”11 buyurarak, insanlarla güzel geçim için hayatı zorlaştırıcı değil, kolaylaştırıcı olmamız gerektiğini vurgulamaktadır.
Hoşgörülü ve Affedici Olmak
İnsanlarla iyi geçim için hoşgörülü ve affedici olmak gerekir. Hoşgörülü ve esnek olmak, hayata karşı olumlu, ılımlı bir tavır takınmaktır. Tolerans diye de ifade edilen hoşgörü ve müsamahayı, dinin esaslarından taviz vermek şeklinde anlamak doğru değildir.
Hz. Âişe şöyle buyurmuştur: “Hz. Peygamber, iki şey arasında serbest bırakıldığı zaman, günah olmadığı müddetçe kolay olanı tercih ederdi. Günah olan işlerden son derece kaçınırdı.”12 Hoşgörü, daha ziyade şahsî hataları, kişinin yüzüne vurup utandırmadan, başkalarının yanında onu rencide etmeden, sabır ve anlayışla karşılamak, hatasını anlamasına, telafi etmesine imkân vermek kastedilir.
Çünkü Allahu Teâlâ, bir âyet-i kerîmede, “Kolaylığı tut affa sarıl, iyiliği tavsiye et, cahillerden de yüz çevir”13 diyerek, Rasûlü’ne ve onun önderliğinde bütün Müslümanlara affetme duygusunun yüceliğini öğretmiş ve af yolunu seçmeyi emretmiştir. “Her kim, Müslümanın ayıbını (kusurunu) örterse, Allah da onun kıyamet gününde (ayıbını) örter.” 14 Allah’ın her emrine titizlikle uyan Hz. Peygamber (s.a.s.), esnek, anlayışlı ve hoşgörülü idi.
Peygamberimizin önemli özelliği de onun “affedici ve hoşgörülü” olmasıdır. Hoşgörülü Hz. Peygamber’in en belirgin özelliklerinden biridir. Peygamberimiz, insanların kusurlarını affetmede ve ayıplarını gizlemede en ön sıradadır.
Peygamberimizin hayatı, gerçekten de insanlara merhemet ve hoşgörü içerisinde geçmiştir. O, daha vahyi iletmesinin başlangıcında sert tepkilerle karşılaşmış, alaya alınmış ancak bütün bunlara rağmen kin duygusu beslememiştir. Çünkü âyet şöyle diyordu: “Eğer ceza verecekseniz size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır”15 öğüdünün “sabretme” cihetiyle amel etmiştir.
Affetmek, kişinin elinde intikam alma imkânı varken ve sorumlu tutup hesaba çekme imkânı varken, bu yola başvurmayıp, hata yapanı bağışlaması demektir. Peygamberimizin güzel ahlâkından birisi de affedici ve bağışlayıcı olmasıdır. Hz. Peygamber, çok affediciydi. Kötülüğe karşı, kötülükle karşılık vermez, bilakis affederdi.16 Rasûlullâh (s.a.s.), bir sevgi ve merhamet pınarıdır. Öyle ki amcası Hz. Hamza’yı şehit eden Vahşî’yi; ciğerini ağzına alıp çiğneyen Hind’i bile bağışlamıştır.17
Peygamberimiz Tâif’te ağır hakarete uğrayıp taşlanarak yaralandıktan sonra, “Rabbim, halkımı bağışla, onlar ne yaptıklarının bilmiyorlar.”18 diye kendisine acımayan düşmanlarının bağışlanması için dua etmiştir. İstemesi halinde, o insanların üzerilerine dağları yıkabileceğini söyleyen Cebrail’e de, “Hayır ben bunu istemiyorum, onların soyundan yalnız Allah’a kulluk eden, ona ortak koşmayan bir nesil çıkarmasını istiyorum”19 demiştir.
Peygamberimiz Mekke’yi fethettiğinde endişeyle kendisini dinleyen topluluğa:­­
– Ey Kureyş topluluğu! Şimdi hakkınızda benim ne yapacağımı tahmin edersiniz?
– Sen iyi bir kardeşsin! Ancak bize iyilik yapacağını umuyoruz.
Bunun üzerine âlemlere rahmet olarak gönderilen Rasûlullah (s.a.s.) şöyle konuştu: “Yûsuf Peygamber’in kardeşlerine dediği gibi ben de sizlere diyorum: “Bugün sizin için bir kınama yoktur!” 20 “Gidiniz, sizler serbestsiniz.”21
Rasûlullah (s.a.s.), İslâm’ın ilk yıllarında kendisine ve Müslümanlara karşı her türlü kötü muameleyi yapanların affedildiğini bildirdi. Onun bu hoşgörüsü ve affediciliği, şefkat ve merhameti karşısında Mekkelilerin çoğu Müslüman oldu.
Zaten Rabbi de kendisine böyle tavsiye etmiyor muydu? “Kolaylık göster, affa sarıl, iyiliği tavsiye et, cahillerden de yüz çevir.”22 Bu âyet, Hz. Peygamber’in hoşgörü ve iyi geçim konusundaki hayat prensibini ortaya koymaktadır. Onun son derece hoşgörülü, yumuşak huylu ve toleranslı davranışıdır ki, etrafında bir sevgi seli meydana getirilebilmesine vesile olmuştur ve bu sebeple Müslümanların sayılarının artmasına katkı sağlamıştır.
Hz. Peygamber engin bir hoşgörüye sahipti. Hoşgörüsü bireysel ve toplumsal ilişkilerde karşılıklı anlayışın oluşmasına yönelikti. O; ailesi, komşuları, arkadaşları ve çevresindeki bütün insanlara çok iyi geçinirdi.
Nezaket ve Yumuşak Huylu Olmak
Nezaket; başkalarına karşı saygılı ve kibar davranmak, incelik, terbiye, edep demektir. Nezaket, kişinin iç âlemindeki güzelliğin, inceliğin yansımasıdır. Buna zarafet de diyebiliriz ki, hayatı insanlarla paylaşmanın, bir arada ve yaşanılır kılmanın en güzel yoludur.

İnsanlara karşı nezaketli olmak ve yumuşak davranmak, insnalarla iyi geçinmeye sebep olmaktadır. Peygamberimiz, insanların en nezaketlisiydi. O, ashabına nezaketiyle örnek oldu, insanlara inceliği ve güzel ahlâkı tavsiye etti. Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurur: “İnsanlara, güzel ahlâkla muâmele edin.”23 Çünkü Peygamberimiz şefkat, merhamet sahibiydi; nezaket ve yumuşak davranışı tercih ve tavsiye ederdi.
Rasûlullah (s.a.s.)’in yanında büyüyen Hz. Enes (r.a.), onun nezaketini şöyle anlatıyordu: “Allah Rasûlü yolda bir kimseye rastlayıp onunla konuştuğu zaman, o kimse dönüp gidinceye kadar yüzünü ondan çevirmezdi, önce kendisi dönüp gitmezdi. Birisiyle tokalaştığı zaman, karşısındaki elini çekinceye kadar o elini çekmezdi (ve yüzüne bakardı). Hiçbir zaman onun dizlerini, yanında oturan kişinin dizlerinin önünde görmedik.”24
İbni Abbas (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.s.) Abdülkaysoğulları’ndan Eşecc’e: “Sende Allah’ın sevdiği iki özellik vardır: Yumuşak huyluluk ve acele etmeden sabırla hareket etmek”25 buyurdu. Yumuşak başlılık ve nezaket insanlarla iyi geçinmeyi sağlayan güzel bir huydur. Hz. Peygamber’in şefkat ve merhameti, hayatının her döneminde açıkça görülür. Kabalıkları nezakete, olumsuzlukları müspet ve güzele çevirmiştir.
Hz. Âişe (r.anhâ)’nın bildirildiğine göre Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Allah Teâlâ kullarına lütufkârdır. Onlara her işte kolaylık gösterilmesine memnun olur.”26 Yine Âişe (r.anhâ)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Allah kullarına karşı daima kolay ve yumuşak olanı yapar onlar hakkında yumuşak davranır. Her işte ve tüm kişilere karşı yumuşak davranılmasını sever ve memnun kalır. Katılık ve zorla yapılana ve başka işlerde vermediği sevabı kolaylık gösterilerek yapılan işlere verir.” 27
Yine Âişe (r.anhâ)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Hangi işte kolaylık ve yumuşaklık varsa o işi güzelleştirir. Kolaylık ve yumuşaklığın kendisinden çekilip çıkarıldığı her iş ise onu çirkinleştirir.” 28
Ebû Hüreyre (r.a.)’den; bir adam, Resûlullah (s.a.s.)’e gelerek:
– Yâ Resûlullah, bana bir tavsiyede bulun, dedi.
 Rasûlullah: “Öfkelenme” buyurdu. Adam bunu birkaç defa tekrarladı, her defasında Rasûlullah: “Öfkelenme” buyurdu.29
Peygamberimiz şöyle buyurur: “Mü’min ülfet eden (insanlarla iyi geçinen) kişidir. İnsanlarla iyi geçinmeyen ve kendisi ile geçinilmeyen kişide hayır yoktur.”30 Yumuşak başlılık, insanlarla iyi geçinmeyi sağlayan güzel bir huydur. Dolayısıyla, eşimizle, çocuklarımızla, akrabalarımızla, komşularımızla ve Müslüman kardeşlerimize çok iyi davranarak, onlarla iyi geçinmeye ve onlara güzel örnek olmaya gayret edelim.
Yukarıda ki izahlardan da görüldüğü gibi, Peygamberimizin güzel ahlâkı sebebiyle şefkatli, merhametli, hoşgörülü, affedici, nezaket sahibi ve yumuşak huylu oluşu insanlara çok iyi davranmasına ve onlarla iyi geçinmesine sebep olmuştur. Dolayısıyla dünya ve âhiret saadeti için, Peygamberimizin şefkat, merhamet, nezaket ve yumuşak huyluluğunu, insanlarla iyi geçimli olmasını da örnek almaya özen göstermeliyiz. Yani iman, ibadet, güzel ahlâk ve hayatın her alanında, Hz. Peygamber (s.a.s.)’i örnek alırsak dünyamız mutlu âhiretimiz cennet olur!
1. Müslim, Fedâil, 53.
2. Buhârî, Edeb, 39.
3. Müslim, Îmân, 66.
4. Nisâ, 4/19
5. Müslim, Fedâil, 63
6. Buhârî, Ezân, 44.
7. İbn Mâce, Nikâh, 50.
8. Tirmizî, Birr, 55.
9. Ahmed b. Hanbel, II, 4, 5.
10. Müslim, Cihâd, Hds. 1732.
11. Buhârî, Savm, 53.
12. A‘râf, 7/199.
13. Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 32.
14. Nahl, 16/126.
15. Buhârî, Edeb, 39, 44.
16. Buhârî, Megâzî, 21.
17. Buhârî, İstitâbe, 4, Enbiyâ, 54; Müslim, Cihâd, 105.
18. Buhârî, Bed‘u’l-Halk, 7.
19. Yûsuf, 12/92.
20. Tecrîd-i Sarîh Tercemesi ve Şerhi, c. 10, s. 212-213.
21. A‘râf, 7/199.
22. Tirmizî, Birr, 54.
23. İbn Mâce, Edeb, 21.
24. Müslim, Îmân, 25, 26; Ebû Dâvûd, Edeb, 149.
25. Buhârî, İstitâbe, 4, İsti’zân 22, Edeb, 35.
26. Müslim, Birr, 77.
27. Müslim, Birr, 78; Ebû Dâvûd, Edeb, 10.
28. Buhârî, Edeb, 76.
29. Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 2, s. 4, 5.

logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul