02 Temmuz 2022 - Cumartesi

Şu anda buradasınız: / TALEBESİ ABDÜLFETTÂH EBÛ GUDDE’NİN GÖZÜNDEN ZÂHİD KEVSERÎ
TALEBESİ ABDÜLFETTÂH EBÛ GUDDE’NİN GÖZÜNDEN ZÂHİD KEVSERÎ

TALEBESİ ABDÜLFETTÂH EBÛ GUDDE’NİN GÖZÜNDEN ZÂHİD KEVSERÎ Doç. MUHAMMET BEYLER


İlim adamlarını en iyi tanıyan ve en güzel tanıtacakların başındaonlarınyakın talebeleri gelir. Talebelerin hocalarına sevgi ve saygı ile bakan gözleri başkalarının göremediklerini görmelerine, fark edemediklerini fark etmelerine imkân sağlar. İşte bu yazıda son asrın en önemli âlimlerinden Zâhid Kevserî’ye, onun en önemli talebelerindenhatta ilmî varisi olarak görülen Abdulfettâh Ebû Gudde’nin gözüyle bakıp görmeye çalışacağız.
Ebû Gudde’nin Kevserî ile Tanışması ve Ondan Ders Alması
Kevserî ile tanışması Ebû Gudde’nin Mısır’a gittiği ilk zamanlara rastlamaktadır. Halep’in meşhur medresesi Husreviyye’demezun olan ve daha sonra belli bir süre bazı âlimlerden ders alan Ebû Gudde, 1944 yılında yüksek tahsil için Mısır’a giderek el-Ezher Üniversitesi İslâm Hukuku Fakültesi’ne kaydolur.Kahire’de geçirdiği ilk aylarda muhtemelen Halep’teki sıcak ve samimi ilmî ortamı bulamayıncamemleketine geri dönmeyidüşünür.
Bu arada bir arkadaşının tavsiyesiyle Zâhid Kevserî ile tanışmak için onun yanına gider. Rivayete göre Kevserî ona kim olduğunu ve nereden geldiğini soruncaEbû Gudde kendisini tanıtıp Halep’ten geldiğini söyler. Bunun üzerine o da ‘Hoca Efendinasıl, iyi midir?’ der.Hocanın adını zikretmemesine rağmen Ebû Gudde kıvrak zekâsıylaonun Râgıb et-Tabbâh’ıkastettiğinianlar ve Hoca’nın sıhhat ve afiyette olduğunu söyler. Kevserî’nin bu sorusu,karşılaştığı talebelerin zekâ ve kabiliyetlerini ölçmek için uyguladığı bir taktik olsa gerektir.
Ebû Gudde bu Osmanlı âliminden etkilenmiştir.Zaten bir boşluk ve arayış içerisinde olduğundan yeni tanıdığı bu hocanın yanına gidip gelmeye ve derslerine katılmaya başlar. Bu derslerin birindeEbû Gudde’nin Zeylaî’nin Nasbu’r-râye isimli eserinde geçen bir kelime ile ilgili olarak çeşitli kaynaklardan yararlanarak düştüğü notu gören Kevserî, onun ilmî yeteneğine hayranlık duyarak notun altına şöyle yazar: “Pek aziz kardeşim!.. Bu notunda beni titreten bir coşku gördüm.”
Ebû Gudde’deki bu cevheri gören Kevserî, yaşlılığı ve kitap çalışmaları sebebiyle ancak seçkin öğrencilerine haftada bir gün ayırabildiği dönemde ona dört gün ayırır.Çok beğendiği bu talebesi gelemediğinde de ona sitem eder. Bunun üzerine Ebû Gudde, fakülte ve sahaflar dışında vaktini çoğunlukla Kevserî’nin yanında geçirerek ondan olabildiğince fazla istifade etmeye gayret eder.

1948 yılındaİslâm Hukuku Fakültesi’nden mezun olan Ebû Gudde’nin Kevserî’den istifadesiArap Dili ve Edebiyatı Fakültesi’nde öğretim metotları üzerine yaptığı iki yıllık ihtisas süresince de devam etmiştir.Mısır’daki tahsilini tamamlayıp1951 yılında memleketine dönmesi gerekince istemeden de olsa hocasından ayrılmak durumunda kalmıştır.
Ebû Gudde’nin Kevserî’ye Bakışı
Ebû Gudde’nin gözünde Kevserî’nin apayrı bir yeri vardır. Öyle ki onunnazarında Kevserî,diğer hocalarınınhepsinden üstün ve kendisinin asla ulaşamayacağı bir seviyededir. Hocası hakkındaki bu duygularını o şöyle dile getirmiştir: “Ders aldığım bütün hocalarım hakkında kendi kendime ‘Bunun gibi olabilirim!’ derdim. Fakat Üstat Kevserî’yi görünce ‘Hayır, bunun gibi asla olamam!’ dedim.”
Ebû Gudde’ye göreKevserî; üstâd-ı celîl, allâme, muhakkik, imâm, muhtelif ilimleri kendisinde toplamış, otorite, muhaddis, fakih, usulcü, mütekellim, münâzaracı, tarihçi, basiretli bir münekkit, zabt ve itkan ehli, derin ve geniş ilim sahibi ve eşine az rastlanır bir âlimdir.
Hocasının muhtelif ilimlere vukufunu ve onlardaki derinliğini o,“Kendisini tanıyınca ‘derya gibi’ tabirinin ne anlama geldiğini anladım.” diyerek dile getirir. Ona göre Kevserî, Allah vergisi az bulunur kabiliyetlere,nâdir görülür bir dehaya sahiptir;O ancak bunlar sayesinde ilmî çalışmalarını gerçekleştirebilmiştir.
Ebû Gudde, Kevserî’yi ilimdeki mesnediolarak görür. Onu “benim ilimdeki dayanağım” diye tavsif etmiş vekendisini ona nisbet etmek suretiyle “Zâhidî” diye tanıtmıştır.
Gözündeki bu ilmî konumundan başka gönlünde de ona karşıçok özel bir sevgi ve saygı bulunur. Onun vefatından yaklaşık bir buçuk ay sonra doğan ve aynı zamanda ilk çocuğu olan oğluna Muhammed Zâhid ismini koymuş, Türkiye’ye geldiğinde hocasının memleketi Düzce’yi özel olarak ziyarete gitmiş, İstanbul Fatih Camii’nde Kevserî’nin ders okuttuğu yerleri gezerken de duygulanıp gözyaşlarına boğulmuştur. 
Bütün bu övgü ve bağlılık ifadelerine rağmen o, hocası Kevserî’yibir beşer olarak hatadan uzak 
görmez. Nitekim eserlerinde yeri geldiğinde ona itiraz etmekten kaçınmamıştır.
Kevserî’nin Ebû Gudde Üzerindeki Etkileri
Abdülfettâh Ebû Gudde’nin mümkün olduğu kadar fazla hocadan istifade etmeye özen gösterdiği ve bunda başarılı olduğu bilinmektedir. O gerek memleketi Halep’te gerekse de İslâm dünyasının değişik bölgelerine yaptığı seyahatlerle çok sayıda hocadan istifade etmiş, hatta aldığı yüz on dokuz icâzetle, bilindiği kadarıyla Abdülhay el-Kettânî’den sonra döneminin en çok icâzet alan âlimi olmuştur. Hocaları İsa el-Beyânûnî, Râgıb et-Tabbâh ve Mustafa ez-Zerkâ’dan da etkilenmiş olmakla birlikte onun hemen hemen her açıdan en çok etkilendiği hocası Zâhid Kevserî olmuştur.
Kevserî’nin Ebû Gudde üzerindeki etkisi daha kendisiyle tanıştığı ilk anda başlamış, hayatı boyunca da sürmüştür.Yukarıda ifade edildiği gibi o okumak için gittiği Mısır’da geçirdiği ilk aylarda umduğu ortamı bulamayınca geri dönmeyi düşünmüş ancak arkadaşının tavsiyesi üzerine Kevserî ile tanışınca ondan çok etkilenmiş ve orada kalıp kendisinden istifade etmeye karar vermiştir.Mısır’da kaldığı yaklaşık yedi yıllık süre zarfında kendisinden muhtelif dersler okumuş, oradan ayrılıp memleketi Halep’e döndükten sonra da kendisiyle mektuplaşmak suretiyle irtibatını canlı tutmuş ve ondan istifade etmeyi sürdürmüştür.
Kevserî’nin izlerini Ebû Gudde’nin ilmîyapısı ve duruşunda görmek mümkündür. İslâmî ilimlerin değişik alanlarında çok sayıda eser vermesi, hadis-fıkıh ilişkisine yaklaşımı, fıkhu’l-hadise önem vermesi, genelde kaynaklara özelde de yazma eserlere vukûfu, eserlerinde ele aldığı konuları çok sayıda ve pek bilinmeyen nakillere yer vererek zenginleştirmesi, araştırmalarındaki titizliği, meseleleri bir sonuca ulaştırmadaki mahareti, ayrıca Hint altkıtası âlimleriyle irtibatı, mevzû hadislerden sakındırmadaki titizliği, dönemindeki ilim adamlarıyla yazışmak suretiyle onlarla ilmî ilişkiler kurması, tedris kabiliyeti, tahkik ettiği eserlere uzun ve doyurucu notlar düşmesi, eserlerinde unvan kullanmaması, maruz kaldıkları haksız ithamlara karşı özelde Ebû Hanîfe’yi genelde de Hanefî mezhebini savunması ve tenkitçilik yönü Ebû Gudde’nin Kevserî’den etkilendiği hususlar olarak zikredilebilir.
Kevserî’nin etkisi Ebû Gudde’nin ilmî çalışmalarına da yansımıştır. O eserlerinde hocası Kevserî’den çokça nakilde bulunmuş ve onun Fıkhu ehli’l-Irâk ve hadîsühüm ile et-Tahrîru’l-vecîz fîmâ yebtegîhi’l-müstecîz isimli eserlerini tahkik edip neşretmiştir. Ebû Gudde’nin tahkikli neşrini yaptığı ilk eserin, hocası Kevserî’nin kitaplarını okumasını tavsiye ettiği Abdülhay el-Leknevî’nin er-Raf’u ve’t-tekmîl fi’l-cerhi ve’t-ta’dîl isimli kitabının olması mânidardır. Ayrıca o, bu eser ile birlikte yine Leknevî’nin bir diğer eseri olan el-Ecvibetü’l-fâzile üzerine kaleme aldığı et-Ta ‘likâtu’l-hâfile isimli tahkik-ta‘lik çalışmasını hocası Zahîd el-Kevserî’ye ithaf etmiştir. 
Kevserî’nin onun üzerinde etkisini belki de en net ifade eden husus, kendisinin Kevserî ile anılmasıdır. Nitekim birçok ilim adamı onu Kevserî’nin ilmî vârisi olarak görmüş,hatta o bundan dolayı Kevserî aleyhtarlarının yoğun saldırılarına maruz kalmıştır.
Allah bu nâdide hocaya ve güzîde talebesine ganî ganî rahmet eylesin,kendilerini cennette buluştursun.
(Ebû Gudde’nin hayatı ve Kevserî ile irtibatı hakkında geniş bilgi için bk. Muhammed Âlu Reşîd, İmdâdu’l-fettâh bi esânîdi ve merviyyâti’ş-şeyh Abdülfettah, Riyâd: Mektebetü’l-İmâmi’ş-Şâfiî, 1419/1999; Muhammet Beyler, XX. Yüzyıl Halep Muhaddisleri ve Abdülfettâh Ebû Gudde,İstanbul: Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları, 2021)
*Yalova Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi

Yazar:
Doç. MUHAMMET BEYLER
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul