23 Ocak 2026 - Cuma

Şu anda buradasınız: / / Vahiy Kâtipleri Hakkında - 1
VAHİY KÂTİPLERİ HAKKINDA - 1

Vahiy Kâtipleri Hakkında - 1 Seyfülislam Çapanoğlu

Soru 179: Rasulullah (s.a.s.) Vahyi yazdırdığı kâtipleri kaç kişiydi?
Cevap: Rasulullah (s.a.s.) gerek Mekke döneminde ve gerekse Medine dönemi içerisinde kendine gelen vahyi kayıt altına aldırmıştır. Bu konu ile ilgili olarak kaynaklarımızda Rasulullah (s.a.s.)’a vahiy katibliği yapanların sayısı farklılık arz etmektedir. Kettanî (rh.a.) “et-Teratibu’l-İdariyye” adlı eserinde bu konuda şunları kayıt etmektedir:
Vahiy Kâtipleri
Enbâu’l-enbiyâ ve tevârîhu’l-hulefa ve Velayâti’l-mülûk ve’l-Umerâ adlı eserde şu bilgi verilir: Osman b. Affân ile Ali, Resulullah’a (s.a.s.) vahyi yazıyorlardı. Bunlar bulunmadıklarında Ubey b. Ka’b ve Zeyd b. Sabit yazıyordu. el-İstiâb’ da da şu bilgi zikredilir: Ubey b. Ka’b, Zeyd b. Sâbit’ten önce ve onunla birlikte Resulullah’a (s.a.s.) vahiy yazanlardandı. Zeyd, vahyin yazımında ashabın en devamlısıydı. Ubey olmadığı zaman Allah Resulü (s.a.s.) Zeyd b. Sâbit’i çağırtır, o yazardı Ubey ve Zeyd vahyi Resulullah’ın (s.a.s.) huzurunda yazıyorlardı. Bu bilginin benzeri İbn Abdirabbih’in el-İkdü’1-ferîd adlı eserinde (II, 143) geçer. Kudâi şöyle der: Bu dört kişiden biri bulunmadığında vahyi kâtiplerden hazır bulunan yazardı. Bunlar da Muaviye, Halid b. Said b. Âs, Ebân b. Said, Alâ b. Hadrami ve Hanzala b. Rebî idi. Abdullah b. Sa’d b. Ebî Şerh de vahyi yazardı. Sonra islâm’dan dönerek müşriklere katıldı. Mekke fethedildiği zaman Osman b. Affân —ki onun süt kardeşiydi— onun için eman istedi, Resulullah (s.a.s.) da kendisine eman verdi ve güzel hal üzere bir müslüman oldu.
Allah Resulüne Herhangi Bir Konuda Kâtiplik Yapmış Olanlar ve Bunların Sayıları
Hafız İbn Asâkir Târîhu Dımaşk’ta onları zikrederek sayılarını yirmi üçe ulaştırır. Behcetü’l-mehâfil müellifi de onların biyografilerini vererek sayılarını yirmi beşe vardırır ve şunları sayar: Ali, Ebubekir, Ömer, Osman, Amir b. Fuheyr, Abdullah b. Erkam, Ubey b. Ka’b, Sabit b. Kays b. Şemmâs, Halid b. Said b. As, bunun kardeşi Hibbân, Hanzala b. Ebî Amir el-Esedî, Zeyd b. Sabit, Muaviye b. Ebî Sufyân, Şurahbil b. Hasene, Abdullah b. Abdullah b. Ebî Selûl, Zubeyr b. Avvâm, Muaykıb b. Ebî Fâtıma ed-Devsî, Muğîre b. Şu›be, Halid b. Velid, Ala b. Hadrami, Amr b. As, Cuheymb. Salt, Abdullah b. Revâha, Muhammed b. Mesleme ve Abdullah b. Sa’d b. Ebî Şerh. Âmiri bu konuda İbn Abdilber’i izlemiş olmalı ki o el-İstîâb›da Zeyd’in biyografisinde katipleri mezkur sayıya ulaştırır. KurtubiTefsîr’inde katiplerin sayısını yirmi altıya, Şebrâmellisi de Şafiî fıkhına dair el-Minhâc’a yaptığı haşiyenin “Kitâbu’l-kadâ” bölümünde kırka ulaştırır.
Irâki de sayılarını kırk ikiye vardırarak şöyle der:
Zeyd b. Sâbıt bir sure
Kâtibiydi, ondan sonra Muâviye
İbn Ebî Sufyân hafızıydı
Keza Ebubekir ve Ali
Ömer, Osman ve Ubey
Saıd oğlu Halid ve Hanzala
Keza Şurahbil b. Hasene
Amir, Sâbit b Kays
Keza İbn Erkam apaçık
Mizz, Abdulğanı ile birlikte sınırladı. Onları açıklanan bu sayıyla ben sîretlerin değişik yerlerinden büyük bir çoğunluk ekledim, tesbit ettim, işte sayım:
Talha, Zubeyr, ibnu’l-Hadramî
İbn Revâha ve ekle Cehm’i
İbnu›l-Velid Halid’i ve Hâtib’i
Amr’ın oğlu ve Huveytib’i
Huzeyfe, Bureyde, Ebân
Ibn Said ve Ebû Sufyân
Keza oğlu Yezid fetih müslümanlarından biri olan
Muhammed b. Mesleme ile
Amr ki As’ın oğlu, Muğire ile
Keza Sicill, Ebû Seleme ile
Ebû Eyyub el-Ensâri
Keza Muaykıb ed-Devsî
Ve ibn Ebi’l-Erkam da onlardan
Bunun gibi İbn Selûl el-Mühtedî
Zeyd oğlu ki adı Abdullah
Dedesi de Abdurabbih’tir şüphesiz.
Cüheym’i ve Alâ b. Utbe’yi sayayım
Keza Hüseyn b. Nümeyr’i tesbit edeyim
Kâtiplerden üçünü de sayarlar
Ki hepsi de döndü dinden
İbn Ebî Şerh ve İbn Hatal
Ve adını bilmediğim biri
Onlardan dine dönen olmadı
İbn Ebî Serh’ten başkası ki gerisi hep saptılar.
Burhanuddin el-Halebî “eş-Şifâ” haşiyesinde onları zikrederek sayılarını kırk üçe vardırır. Hurini, el-Metâliu’n-Nasriyye’de şöyle der: Fakat onların hepsi vahiy kâtibi değillerdi. Bunlardan kâtipliğe en müdavim olanı hicretten sonra Zeyd b. Sabit ve sonra da Mekke fethini müteakiben Muaviyeidi. Hafız İbn Abdilber deBehcetü’l-mecâlis’te şöyle der: Resulullah’a (s.a.s.) bir grup sahabi kâtiplik yaptı. Devamlı olarak mektupları ve cevapları yazan katip ve vahyin hepsini yazan Zeyd b. Sabit’ti. Buhari “Kitâbu’l-ahkâm” da “Kâtibin emin ve akıllı olmasının müstehablığı babı” adıyla bir başlık açarak orada Kur’ân’ın cem’i hususunda Zeyd b. Sâbit’in Hz. Ebu-bekir ve Ömer’le olan kıssasını ve Hz. Ebubekir’in efendimiz Zeyd’e “sen genç ve akıllı bir insansın, biz seni itham etmeyiz, sen Resulullah’a (s.a.s.) vahyi yazardın. Kur’ân’ı araştır ve cem’et (Mushaf haline topla)” sözünü zikreder. Hafız da el-Feth’de şöyle der: Eğer Zeyd’in eminliği, yeterliliği ve akıllı oluşu sabit olmasaydı Nebî (s.a.s.) ondan vahyi yazmasını istemezdi. Hz. Ebubekir’in de onu diğer özellikleri ile değil de akıllı ve töhmetsiz oluşuyla vasıflandırmıştır olması, bu vasıfların onda devam ettiğine işarettir.1 (Kettanî et-Teratibu’l-İdariyye (1/199-201) çev: Ahmet Özel İz y.1990 İst.)
Kettanî (rh.a.) kitabın da verilen sayı 23 ile 43 arasında değişiklik arz etmektedir. Bu konuda Mustafa el –Azamî “Kur’an Tarih”i adlı eserinde Rasullah (s.a.s.)’a vahiy ve diğer yazışmalarda katiblik yapanların sayısını 61 kişiye çıkarmıştır. Bu eser İz Yayınları tarafından yayınlanmıştır. Ondaki isimleri vereceğiz inşaAllah. Yalnız şunu da belirtelim, Mustafa el-Azamî’nin bu husus da “Kuttabu’n-Nebi” (Nebi’nin Katibleri) adlı özel bir çalışması da vardır. Bu çalışma, “Bütün yönleriyle Asr-ı Saadette İslam” adlı eserde (1/152-211) sayfaları arasında Dr. Durak Pusmaz tarafından tercüme edilerek Türkçeye kazandırılmıştır. Eser Beyan Yayınları’dan çıkmıştır. Burada hem isimler sıralanmış, hem de katibler hakkında gerekli bilgi kaynakları verilerek zikredilmiştir. Eser bu konu da değerli bir eserdir, oraya müracaat edilmesi çok güzel olur.
Dediğim gibi oradaki isimleri sıralayacağız. Ondan önce, Ümmetin önde gelen âlimlerinden İbni Kesir (rh.a.) “es-Siretu’n-Nebeviyye” adlı eserinde bu konuda zikredilen isimleri zikredelim:
1. Dört Halife:Bunlar Ebu Bekr (r.a.), Ömer (r.a.) Osanan (r.a.) Ali (r.a.)’dır. Allah onların hepsinden razı olsun.
2. Ebân b. said b. el-Â b Umeyye b. Abdu’ş-Şems b. Abdumenâf b. Kusayy el-Umevî
3. Ubeyy b. Ka’b b Kays b. Ubeyd el-Hazreci el-Ensarî ebu’l-Munzir
4. Erkam b. Ebi’l-Erkam
5. Sâbit b. Kays b. Şemmâs el_ensarî el-Hazreci Ebu Abdurrahman
6. Hanzele b.er-Rebî’ b. Sayfi
7. Hâlid b. Sâid b. el-Âs b. Umeyye b. Abdu’ş-Şems b. Abdumenâf Ebu Said el-Umevi
8. Hâlid b. el-Velid b.el-Mahzûzî
9. Zubeyr b Avvam
10. Zeyd b. Sâbit el-Ensarî
11. Ebu Bekr es-Sıddîk (r.a.)’ın azadlısı âmîr b. Fuheyre (r.a.)
12. Abdullah b. Erkam b. Ebi’l-Erkam el-Mahzumî
13. Abdullah b. Zeyd b. Abdi Rebbih el-Ensarî el-Hazrecî
14. Abdullah b.Sa’d b. Ebi Sarh el-Kureşî el-Âmirî
15. Abdullah b. Osman Ebu Bekir es-Sıddık (r.a.)
16. Mu’minlerin emir Osman b. Affan (r.a.)
17.Mu’minlerin emir Ali b. Ebi Talib (r.a.)
18. Mu’minlerin emir Ömer b.Hattab(r.a.)
19. Âlâ’ b. el-Hadrami (r.a.)
20. Âlâ’ b. Ukbe (r.a.)
21. Muhammed b. Mesleme
22. Muaviye b.Ebi Sufyan(r.a.)
23. Muğire b. Şu’be es-Sakafi (r.a.)2 (İbni Kesir es-Siratu’n-Nebeviyye (sf/784-90) çev: Hanifi Akın Çelik y. 2013 İst.)
İbni Kesir (rh.a.) “el Bidaye ve’n-Nihaye” adlı dev eserinde bu şahısların katipliğinin delilleriyle beraber sunmuştur. Biz orada Vahiy kâtibi olarak zikredilen 24 kişi tespit ettik. Siyer de zikredilmeyen kişi Sicil (r.a.)’dır. Bu konuda ki malumat uzunda olsa burada zikredilmeye değer olduğu gibi nakledelim:
Rasûlullah (s.a.s.)’ın Yanında Bulunan Vahiy Kâtipleri
Dört halife; Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ebu Talib oğlu Ali bunlardandır. Allah hepsinden razı olsun. Eban b. Said b. As b. Ümeyye b. Abdu’ş- Şems b. Abdumenaf b. Kusay el-Ümevî de bunlardandır.
Eban, kardeşleri Halid ve Amr’dan sonra Müslüman olmuştur. İslâm’a girişi Hudeybiye’den sonra olmuştur. Çünkü Rasûlullah, Hudeybiye gününde Osman›ı Mekkelilere gönderdiği zaman Eban onu himayesine almıştı.
Zayıf bir rivayete göre Eban, Hayber’den sonra Müslüman olmuştur. Çünkü Ebu Hüreyre’nin Hayber ganimetlerinin taksimiyle ilgili hadisinde ondan söz edilmektedir.
Onun İslâm’a giriş sebebi şudur: O Şam’da ticaret için bulunurken bir rahible buluşmuş. Rasûlullah’ın durumunu rahibe anlatmış, rahib ona, Rasûlullah’ın adını sorunca, o da Muhammed olduğunu söylemiş, bunun üzerine rahip:
- Öyleyse onun sıfat ve özelliklerini ben sâna söyleyeyim, demiş ve Rasûlullah’ın evsafını tastamam anlatmış. Anlattıktan sonra da:
- Eğer memleketine ve ailene döndüğün takdirde benden ona selam söyle, demiş.
Mekke’ye döndükten sonra o ve kardeşi Amr b. Said el-Eşdak Müslüman olmuşlardı. Kardeşi Amr b. Said el-Eşdak’ı Abdülmelik b. Mervan öldürmüştür.
Ebu Bekir b. Ebi Şeybe dedi ki: Rasûlullah (s.a.s.)’ın yanında vahyi ilk yazan kişi Übey b. Ka’b idi. Onun hazır bulunmadığı zamanlarda Zeyd b. Sabit yazardı. Rasûlullah için Osman, Halid b. Said ile Eban b. Said de vahiy kâtipliği yaparlardı.
Ebu Bekir’e göre onlar, Medine’de bu kâtipliği yapmışlardır. Yoksa Mekkî sûrelerin nüzulü esnasında Übey b. Ka’b yoktu. O zaman o sûreleri Mekke’de diğer sahabeler yazmışlardı. Allah onlardan razı olsun.
Eban b. Said’in vefatı hususunda ihtilaf edilmiştir. Musa b. Ukbe ile Mus’ab b. Zübeyr, Zübeyr b. Bekkar ve neseb âlimlerinin çoğuna göre o, Ecnadin gününde öldürülmüştür. Yani hicri on ikinci senenin cemaziyelevvel ayında öldürülmüştür.
Diğerleri dediler ki: O, hicri on dördüncü senede Mercü’s-Süfur savaşında öldürülmüştür.
Muhammed b. İshak dedi ki: Eban b. Said ile kardeşi Amr, Yermük savaşında hicretin on beşinci senesi Receb ayının beşinci gününde öldürüldüler. Eban’ın, Hz. Osman’ın zamanına kadar yaşadığı da söylenmiştir. Bu rivayete göre Hz. Osman onu, Zeyd b. Sabit’in rivayetine göre imam mushafını yazmasını emretmişti. Ondan sonra hicri yirmi dokuzuncu senede vefat etmişti. Doğrusunu Allah bilir.
Vahiy katiblerinden biri de Übey b. Ka’b b. Kays b. Übeyd el-Hazreci el-Ensâri Ebu’l-Münzir’dir. Künyesinin Ebu Tufeyl olduğu da söylenir. Kurralarınseyyididir. İkinci Akabe bey’atına, Bedir gazvesine ve müteakip gazvelere katılmıştır. Orta boylu, nahif vücudlu, ak başlı, sakalı ağarmış bir zat idi. Saçında ve sakalında görünen ak telleri boyamaz veya koparıp atmazdı.
Enes dedi ki: Ensar’dan Kur’ânı toplayanlar dört kişidirler: Übey b. Ka’b, Muaz b. Cebel, Zeyd b. Sabit ve Ebu Yezid.
Buharî ve Müslim’in sahihlerinde Enes’ten rivayet olunduğuna göre Rasûlullah (s.a.s.), Übey›ye şöyle demiştir:
- Allah, bana, sana Kur’ân okumamı emretti.
- Ya Rasûlallah, Allah benim adımı mı sana söyledi?
- Evet
Bunun üzerine Übey›yin gözleri yaşardı.
Yani Rasûlullah, ona tebliğ edip işittirmek için Kur’ân okumakla emr olunmuştu. Yoksa Öğretmek için okumakla emrolunmuş değildi. Zaten ilim ehlinden hiç kimse, bu hadisi yukarıdaki şekilde anlamış değildir. Burada aksine kail olunmasın diye dikkatleri çekmek istedik. Zaten başka bir yerde de Ubey’ye Kur’ân okunmasının sebebini anlatmıştık. Adamın biri “el-Munfekkin” sûresini Ubey’ye şöyle okumuştu:
“Kitab ehlinden ve putperestlerden olan inkârcılar, kendilerine apaçık bir belge, içinde kesin ve en doğru hükümlerin bulunduğu, arınmış sahifeleri okuyan, Allah katından bir peygamber gelene kadar dinlerinden vazgeçecek değillerdi.” (el-Munfekkin, 1-3.)
Übey b. Ka’b, adamın birinin bu sûreyi kendi okuyuşunun hilafina okuyuşunu duyunca reddetmişti. Meseleyi Rasûlullah’a arzetmiş, Rasûlullah da ona:
- Oku bakalım ey Übey, demiş. Übey okumuş ve Rasûlullah:
- Bu sûre işte böyle nazil oldu, demişti. Sonra diğer adama:
- Sen de oku bakalım, demiş, adam okuyunca Rasûlullah:
- İşte bu sûre böyle nazil oldu, demişti.
Übey diyor ki: İşte o sırada cahiliye döneminde dahi duymadığım bir şüpheyi duymaya başladım. Kuşkuya kapıldım ama Rasûlullah göğsüme vurdu. Ben de tere boğuldum. Korkudan sanki Allah›a bakıyor ve onun huzurunda idim. Bundan sonra Rasûlullah (s.a.s.) kalbimdeki şüpheyi gidermek, kalbime sebat vermek ve bu Kur’ân’ın hak ve doğru olduğunu beyan etmek için kendisi okudu. Doğrusu bu Kur’ân, kullara rahmet ve lütuf olsun diye birçok kıraat üzerine nazil olmuştur.”
İbn Ebi Hayseme dedi ki: Übey b. Ka’b, Rasûlullah’ın yanında vahyi ilk yazan kişidir.
Onun ne zaman vefat ettiği hususunda farklı rivayetler varid olmuştur. Kimine göre hicri on dokuzuncu senede, kimine göre yirminci senede, kimine göre yirmi üçüncü senede, kimine göre Hz. Osman›ın öldürülüşünden önceki cuma gününde vefat etmiştir. Doğrusunu Allah bilir.

 

logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslatdergisi@gmail.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul