21 Ocak 2022 - Cuma

Şu anda buradasınız: / ABDESTİN BAŞLANGIÇTA FARZ OLMASI VAHYİ GAYRİ METLUV İLEDİR
ABDESTİN BAŞLANGIÇTA FARZ OLMASI VAHYİ GAYRİ METLUV İLEDİR

ABDESTİN BAŞLANGIÇTA FARZ OLMASI VAHYİ GAYRİ METLUV İLEDİR Seyfulislam ÇAPANOĞLU

Vahyi İslam âlimleri iki başlık altında incelemişlerdir. Birincisi vahyi metluvdur. Yani Kur’an’dır. Bu vahy ile ibadet edilir ve namazlarda okunur. İkincisi ise vahyi gayri metluvdur. Bu da Rasullah (s.a.s.)’ın hareketlerini yönlendiren vahy çeşididir. Allah (c.c.) bazı farzları kitabında zikretmeden Rasulullah (s.a.s.) yapmasını emretmiştir. Bunun en açık örneğini Mekke de vahyin gelişinden hemen sonra abdest ve namazın farz kılınmasında görmekteyiz. Bu konuda İmam İbni Kesir (rh.a) “el-Bidaye ve’n-Nihaye” adlı eserinde şöyle ifade etmektedir:

İbn İshak dedi ki: Hatice, Allah’a ve Rasûlüne iman edip Allah katından getirilen hükümleri tasdik edenlerin ilki oldu.

Cebrail -namaz kendisine farz kılındığı zaman- Rasulullah’a geldi. Vadinin bir kenarına topuğuyla vurduğunda Zemzem suyundan bir pınar fışkırdı. Cebrail ve Rasulullah, birlikte o su ile abdest aldılar. Sonra ikişer rekât ve dörder secde ile namaz kıldılar. Rasulullah daha sonra gözü aydınlanmış, gönlü sükûn bulmuş ve Allah katından kendisine, hoşuna gidecek şeyler gelmiş olarak eve döndü. Hatice›nin elinden tutup o pınarın yanına getirdi. O da Cebrail gibi abdest alıp iki rekât ve dört secde ile namaz kıldı. Sonra Rasulullah ile Hatice, gizlice namaz kıldılar. Cebrail’in kıldırmış olduğu bu namaz, Ka’be yanında Hz. Peygamber’e kıldırmış olduğu iki namazdan ayrı bir namazdır. Orada Cebrail, başı ve sonu dahil olmak üzere beş vakit namazın vakitlerini Rasulullah’a açıklamıştı. Bu da, isra gecesinde namazın farz kılınmasından sonra olmuş bir olaydır. Bunun tafsilatı inşaallah ileride gelecektir. Güvencimiz ve dayanağımız Allah’tır.1

 Bu hadis siyer kitapların da maktu olarak rivayet edilmiştir. Cumhur nezdinde zayıf bir hadistir. Lakin bunu destekleyecek başka hadisler mevcuttur. Onlardan biri şu hadistir:

“ Zeyd b. Haris, Nebi (s.a.s.)’den:

“Cibril (a.s.) kendisine vahy edilen şeylerden ona ilk getirdiği şey ona abdesti ve namazı öğretmekti. Abdesti bitirdiğinde sudan bir avuç aldı ve fercine serpti.”2

“…Ona (Cibril) (a.s.) ilk getirdiği vahy edilenler arasında: Abdest nasıl alınacağını, namaz nasıl kılınacağının gösterilmesi ve İslam’ın ona öğretilmesiydi.”3

 Şu şekilde:

“Şüphesiz Cibril’in Nebi (s.a.s.) vahiyden indirdiği ilk şey ona abdesti öğretmekti. Nebi (s.a.s.) abdestini bitirdiğinde eline su alır onu fercine serperdi.”4

 Bu Hadise muhaddislerin farklı hüküm vermeleri İbn Lehia (rh.a)’den kaynaklanmaktadır. Ömrünün sonuna doğru karıştırmış ve kitapları yanmıştır. Yalnız kitapları yanmadan ve ihtilat (karıştırma) baş gösterdikten sonra kendisinden rivayeti kesenlerin naklettikleri ondan sahih bir şekilde bize ulaşmıştır. İmam Evzai, İmam Sufyan es-Sevri ve Amr b. Haris onun ihtilatından yani hadisleri karıştırmasından önce ondan hadis nakletmişlerdir. Bundan dolayı onun rivayetlerini sahih kabul edenler olduğu gibi zayıf kabul edenlerde vardır.

 Zeyd b. Haris (r.a.) oğlu Usame (r.a.) de buna yakın bir hadisi nakletmektedir. Şöyle ki:

“…Usame b. Zeyd Nebi (s.a.s)’den:

Cibril (a.s.) Nebi (s.a.s.) indiğinde ona abdesti öğretti. Abdestini bitirdiğinde de sudan bir avuç aldı ve fercinin çevresine serpiştirdi.

Dedi ki:

Nebi (s.a.s.) abdestinden sonra (su) serpiştirirdi.”5

Bu hadiste de Rişdin bin Sad (rh.a) üzerindeki farklı içtihatlardan dolayı hadisin hükmü değişmektedir. Bazı muhaddisler onu sika (güvenilir) görürken. Bazıları da zayıf saymışlardır. Dolayısıyla bu hadisten bazılarına göre hüküm çıkarmak mümkünken bazıları onun şahid veya mutaabatlarını ararlar. Her iki hadisinde zayıf olduğunu düşünsek bile hadisler birbirini manaca desteklediklerinden “hasen ligayrihi” olarak ifade edilir. Yalnız şu bir gerçek ki müslümanlar teyemmüm ayeti Hicretin 6. senesinde inip içerisinde abdestinde zikredilmesi anına kadar 19 sene Rasulullah (s.a.s.) gelen vahyi gayri metluv ile sabit olan bir farziyetle namazlarını kılmak için abdest almışlardır. Bu konuya tekrar değineceğiz. Ondan önce Rasulullah (s.a.s.) Mekke hayatın da abdest ile ilgili başka hadislerini de zikredelim:

“… İbni Abbas’ın bildirdiğine göre Kureyş’ten bir grup Hicr’de toplandılar ve Lat, Uzza, Menat, Naile ve İsaf adına şöyle sözleştiler:

“Muhammed’i gördüğümüz zaman hepimiz bir kişiymişiz gibi üstüne saldıracağız ve öldürmeden onu bırakmayacağız.” Kızı Fatıma ağlayarak geldi ve Rasulullah (s.a.s.)’ın yanına girip:

— Kavminden şu grup toplandı ve seni öldürmek için sözleştiler. Seni gördüklerinde kalkıp öldürecekler. Aralarında her biri senin kanında nasibi olduğunu söylüyor. dedi.

Rasulullah (s.a.s.):

“Ey kızım! Abdest almam için su getir” buyurdu. Abdest aldıktan sonra Mescid’e (Kabe’ye) girdi. Onlar Rasulullah (s.a.s)’ı gördüklerinde:

— İşte bu o, işte bu o. dediler ve gözlerini aşağı indirip çenelerini göğüslerine dayadılar. Kimse başını kaldırıp Rasulullah (s.a.s)’a saldıramadı. Hz. Peygamber (s.a.s.) karşılarına gelip başları üstünde durdu ve yerden bir avuç toprak alarak:

“İşte bu yüzler” deyip toprağı üzerlerine saçtı . Saçtığı toprak kime değdiyse o kişi Bedir savaşında öldürüldü.”6

Konu ile ilgili diğer bir hadiste şöyledir:

“…Haris bin Haris’den dedi ki:

“Babama dedim ki bu cemaat (=toplulukta) nedir? dedi ki: Onlar kavimlerinden olan bir gencin üzerinde toplanmışlardır. (Haris) (r.a.) dedi ki:

— Biz de oraya geldiğimiz de Rasulullah (s.a.s.) insanları Allah Azze ve Celleyi Tevhid (=birlemeye) ve imana çağırıyor. Onlar onu reddedip, ona eziyet ediyorlardı. Ta gün ortasına kadar (bu durum) devam etti ve (bundan sonraki zamanda) insanlar dağıldılar. Boynu açık, elinde bir kadeh ve mendil taşıyan bir kadın geldi. O (s.a.s.) onun (kadının) getirdiklerini aldı. Su içti, abdest aldı. Sonra başını kaldırıp dedi ki:

“Ey kızım! Üzerindeki örtüyle, boynunu ört ve babana karşı (yapılan şeylerden dolayı da) korkma.”

Biz dedik ki: Bu kimdir? dediler ki:

— Bu onun kızı Zeynep’tir.”7

 Bu iki hadisin durumu oldukça iyidir. Hadislerden anlaşıldığı üzere Rasulullah (s.a.s.) Mekke döneminde abdest böylece almıştır. Hatta şunu da diyebiliriz ki Rasulullah (s.a.s.) mest giyip mestlerinin üzerine mesh etmiştir. Bu konuda ki delilimiz de şu hadistir:

“… Hemmam İbnu’l-Haris şöyle demiştir:

Ben, Cerir İbni Abdillah’ı gördüm ki, o hacetini giderditen sonra abdest aldı ve mestlerinin üzerine mesh etti. Sonra kalkıp namaz kıldı. Kendisine (niçin mestler üzerine mesh ettin diye) soruldu?

O:

— Ben Peygamber’in böyle yaptığını gördüm.” dedi. Ravi İbrahim en-Nehai der ki: Bu hadis (Abdullah İbn Mes’ud’un arkadaşlarının) pek hoşlarına giderdi. Çünkü Cerir, en son müslüman olanlardan biridir.”8

 

İmam Müslim (rh.a) rivayetinde ise son bölüm şöyledir:

“Ameş dedi ki:

İbrahim dedi ki:

“ Bu hadis onların hoşuna gidiyordu. Çünkü Cerir’in İslam’a girmesi Maide süresinin nüzulünden sonra idi.”9

 Bu hadiste Rasulullah (s.a.s.) ashabının Maide süresi indikten sonra ayaklardaki mestlere mesh konusunda bir tereddud yaşadıklarını göstermektedir. Gerçi bu tereddud fazla sürmedi Maide süresinin inişinden sonrada Rasulullah (s.a.s)’ın mestlerine mesh ettiği açıklığa kavuştu. Meselemiz bundan ziyade kesin olanın ifadesidir. O da Maide süresinin 6. ayeti inmeden önce de Rasulullah (s.a.s.) abdestinde ayaklarına giymiş olduğu mestlerine mesh ediyordu.

Yani abdesttin nasıl alınacağı meselesini Cibril (a.s.) Rasulullah (s.a.s.) öğretmiş, o da bunu müslümanlara göstermiştir. Daha önce de belirttiğimiz üzere Rasulullah (s.a.s.) ağzından sadır olan sözlerle müslümanlar Maide süresi 6. ayetin indiği 19 senelik sûre zarfında abdestin farz olduğunu onun söylediği sözden başkası dışında bilemediler; ayrıca Kur’an’da da aramadılar. Yani eğer Kur’an’da varsa bunu yaparız yoksa senin sözlerin hüküm belirtmez demediler. Zaten bu sözleri müslüman olanlar söylemezdi. Bu sözler ya müşriklerin ve ya Rasulullah (s.a.s.) inanıyor görünen münafıkların sözleri olurdu.

Abdest amelinin içindeki farzların Maide süresi 6. ayette zikredilmeden evvel Rasulullah (s.a.s.) vayh edilen ikinci vahy çeşidiyle sabit olduğuna yine Maide süresi 6. ayetinin inişine dair yaşanan olaylar ve sahabenin bu ayeti “Teyemmum ayeti” olarak nitelemesi de başka bir delildir. Maide süresi 6. ayetin iniş sebebini anlatan şu hadisi zikredelim.

“…Âişe (r.a.) şöyle demiştir:

Rasulullah’ın seferlerinin birinde onunla beraber yola çıktık. Tâ Beydâ’ya yâhud Zâtu’I-Ceyş’e vardığımızda bir gerdanlığım koptu. Onun aranması için Rasulullah (orada) bekledi, insanlar da onunla beraber beklediler. Hâlbuki bir subaşında değillerdi. İnsanlar Ebu Bekr es-Siddîk’a geldiler ve:

— Sen Âişe’nin yaptığını görüyor musun? Rasulullah’ı da, insanları da bir subaşında değiller ve yanlarında da su yok iken yollarından alıkoydu, dediler. Bunun akabinde Ebu Bekr (yanıma) geldi. Rasulullah da başını dizimin üzerine koymuş hâlde uyumuştu. Ebu Bekr:

— Sen Rasulullah’ı ve insanları yollarından alıkoydun. Onlar bir subaşında değiller ve yanlarında da su yoktur, dedi.

Âişe dedi ki:

— Ebu Bekr beni kötüleyip azarladı, Allah’ın söylemesini istediği şeyleri söyledi, eli ile de boş böğrümü dürtmeğe başladı. Beni kıpırdamaktan, Rasulullah’ın dizimin üzerinde bulunmasından başka hiçbir şey men’ etmiyordu. Sabah olunca Rasulullah (s.a.s.) kalktı, hiç su yoktu. Allah “Teyemmüm Âyeti”ni indirdi. Herkes teyemmüm etti.

Useyd ibn Hudeyr.

— Ey Ebâ Bekr hanedanı, bu sizin ilk bereketiniz değildir, dedi.

Âişe dedi ki:

— (Sonra gideceğimiz sırada) üzerine bindiğim deveyi kaldırdık ve gerdanlığı onun altında bulduk.”10

 Bu teyemmüm ayetinin Nisa süresindeki ayet olmadığının delili de yine Buhari’de yer alan hadisteki ifadedir. Gerekli yeri zikredelim:

“Aişe’den:……………… etrafta su arandı, fakat su bulunamadı Bunun üzerine “Ey iman edenler namaza kalktınız zaman…ayeti indi.”11

 Bu konu ile ilgili olarak İmam Nevevi (rh.a) Sahih-i Müslim şerhinde şunları söylemektedir:

“Hadîs-i Şerîf, abdest ayeti inmezden önce de müslümanlara abdest vâcib olduğuna delildir. Ashab-ı Kiramın susuz kaldıklarından Ebu Bekr (r.a.)’a şikâyetleri ve önün da Aişe (r.a.)’ı muâhaze etmesi bunu gösterir. İbn Abdilber (368-463) “Bütün siyer ulemâsınca malumdur ki Peygamber (s.a.s.) namaz farz kılındıktan sonra abdestsiz namaz kılmamıştır. Bunu kimse inkâr edemez. Meğerki cahil veya inatçı ola!” demiştir. Burada şöyle bir sual hatıra gelebilir. Abdest daha önceden farz kılındığına göre sonradan abdest âyetinin indirilmesinde ne hikmet olabilir?..

Cevap: Bunun hikmeti abdestin farz kılındığı âyetle okunmuş olmaktır. Abdest ayetinin baş tarafı evvelce nazil olup müslümanların onunla amel etmesi sonra geri kalan kısmının nazil olması da muhtemeldir. Bu takdirde âyete teyemmüm ayeti denilmesi küllü zikir cüz’i murad kabilinden mecaz olur. Lâkin hadîsin Amr b. Haris rivayetinde âyetin bütünü zikredilmiştir. Yani abdest ve teyemmümü farz kılan âyet bu kıssada tam olarak indirilmiştir. Şu halde evvelce abdest yalnız sünnetle sabit olmuştu; sonra abdestle teyemmüm beraberce bu ayetle meşru kılınmışlardır. Yalnız Hz. Aişe teyemmümü zikretmiş, abdesti söylememiştir. Çünkü burada maksat teyemmümdür denilir.”12

İmam Nevevi (rh.a) belirttiği üzere abdest ayet inmeden evvelde müslümanların üzerine farzdı. Bu tıpkı Rasulullah (s.a.s.) Mekke’de iken kıble olarak Mescidi Aksa tarafına yönelmesi gibidir… Bu konu ile ilgili olarak Allah (c.c.) şunları beyan etmektedir:

“Biz, senin yüzünü çok defa göğe doğru çevirip- durduğunu görüyoruz. Şimdi elbette seni hoşnud olacağın kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Her nerede bulunursanız, yüzünüzü onun yönüne çevirin… ( Bakara, 2/144)

 Kıble olayında da Müslümanlar Kur’an da herhangi bir hüküm bulmadan önce Rasulullah (s.a.s)’a gelen vahyi gayri metluv ile amel ediyorlardı. Asıl itibariyle Vahyi metluv ile gayri metluv arasında bir fark yoktur. İşte bu gerçeği Allah (c.c.) şöyle beyan etmektedir:

Allah, sana Kitabı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediklerini öğretti. Allah’ın üzerinizdeki fazlı çok büyüktür.13

Allah (c.c.) Rasulunu şöyle tasvir etmektedir:

“O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz.14

Kendi hevasından konuşmayan ve bilmedikleri şeyleri kendisine Allah’ın öğrettiği bir Rasulun söylediklerine harfiyen uyulur. Bu sebepten dolayıdır ki Allah (c.c.) Rasulullah’ın sözlerine uyma noktasında şu hükmü vermiştir:

“Rasul size ne verirse artık onu alın, sizi neden sakındırırsa artık ondan sakının ve Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, cezası (ikâbı) pek şiddetli olandır.15

Kısacası bu meselede de açıkça görüldüğü üzere Rasulullah (s.a.s.) zamanında nasıl Rasulullah (s.a.s.) bir şeyi emrediyor, akabinde müslümanlar ona itaat edip uyuyorsa, bu günde ona inanların tavrı aynıdır. Vahyin iki türünden biriyle bize bildirilen bir farza Müslümanlar anında icabet ederler… Nasıl ki abdest ve kıble konusunda Rasulullah (s.a.s.) zamanında ki müslümanların ittiba ettiği gibi…

Kısaca anlatmaya çalıştığımız bu konuda da görüldüğü üzere Rasulullah (s.a.s)’ın sünneti olmadan yaşanacak bir islami hayat mevcut değildir. Kur’an ve Sunnet bir bütündür. Bu müslümanların yoludur. Allah (c.c.) kitabında:

“Kim kendisine ‘dosdoğru yol’ apaçık belli olduktan sonra, elçiye muhalefet ederse ve mü’minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü şeyde bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir yataktır o!.. 16

Demekte ve cennete girenleri şöyle tasvir etmektedir:

“Öne geçen Muhacirler ve Ensar ile onlara güzellikle uyanlar; Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da O›ndan hoşnut olmuşlardır ve (Allah) onlara, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük ‹kurtuluş ve mutluluk› budur.”17

İbni Kesir Büyük İslam Tarihi (3/38-9) çev: Mehmet Keskin. Çağrı y. & İbni İshak Kitabu’s-Siyer ve’l-Meğazi (sf/194-5) çev: Ali Bakkal İlk Harf y. & İbni İshak Siyer (sf/193) madde: 169 çev: Sezai Özel Akabe y. & İbni Hişam Siret (1/324) çev: Hasan Ege Kahraman y. & İmam Zehebi Tarihu’l-İslam (1/73) Kitabın tahkikçileri hadise Mürsel demişlerdir. Hadisin yalnız Rasulullah (s.a.s.) abdest alma bölümü zikredilmiştir. & İmam Zehebi Tarihu’l-İslam (1/195) çev: Muzaffer Can. Cantaş y. & Beyhaki Delalu’n-Nubuvve (1/480) çev: Hasan yıldız vdğ. Ocak y.

Ahmed b. Hanbel Musned (4/162) Hdsno: 17619 …Elbani dediki: Hasendir. &Ahmed b. Hanbel Musned (29/25) Hdsno: 17480 Şuayb Arnavut hadis için: Hadis zayıftır. İsnadında İbni Lehia vardır. O Sui hıfz’dır. & Musned / Fethu’r-Rabbani Tertibi (2/3556-7)hdsno:308/616 Süleyman Sarı hadis için : “Sahih” demiştir. & Abd b. Humeyd Musned (1/235) Hdsno: 283 = Mustafa b. Adevi hadis için: zayıf demiştir. & Darekutni Sunen(1/84) K. Taharet bab: 40 Hdsno: 384 & Bezzar Musned (4/167) Hdsno: 1332 & Beyhaki Sunenu’l-Kubra (1/272-3) K. Taharet bab: - Hdsno: 778 & Hakim Mustedrek (7/241) Marifetu’s-Sahabe Bab: 1971 Hdsno: 5011 Şu lafızlarla:

İmam Zehebi telhis’de bu hadis hakkında konuşmamıştır. &İbni Ebi Şeybe Musned (2/176) Hdsno: 661 = Kitabın tahkikçileri hadis için: Hasen liğayrihi demişlerdir. & Busuri İthafu’l-Hayra (1/440) Hdsno: 849 İbni Ebi Şeybe’den nakille & Taberani Mucemu’l-Evsat (4/536) Hdsno: 3913

Hasen bir hadistir. & Taberani Mucemu’l-Kebir (5/85) hdsno: 4657 zayıf bir senedle. & İbni Munzir el-Evsat (1/348) K. Taharet Bab: - Hdsno: 152 & İbni Abi Asım el-Ahadu ve’l-Mesani (1/201) Hdsno: 258-9 İki isnad da İbni Lehia vardır. & İbni Mace ( 2/88) K. Taharet bab: 58 Hdsno: 462)

Ahmed b. Hanbel Musned (36/106) hdsno:21771 Şuayb Arnavut hadis için: isnadı Rişdin bin Sad’dan dolayı zayıftır. & Ahmed b. Hanbel Musned ( 16/ 91) Hdsno: 21668= Hamza Ahmed ez-Zeyn hadis için: İsnadı Rişdin’den dolayı hasendir. Geriye kalanlar Sikat imamlardır. & Heysemi Mecmeu’z-Zevaid (1/551) K. Taharet bab : 51 Hdsno: 1245 = Ahmed rivayet etmiştir. Onda Rişdin bin Sad vardır. Heysem bin Harice ve Ahmed b. Hanbel’den bir rivayette onu sika görmüştür. Diğer bir rivayete göre onu (imam Ahmed) zayıf görmüştür. & Heysemi Buğyetu’l-Bahis an Zevaidi Musnedi’l-Haris (1/210) K. Taharet baba: 7 Hdsno: 72 & Busuri İthafu’l-Hayre (1/440) K. Tahret bab: 24 Hdsno: 850 Musnedi Haris’ten nakille. & Darekutni Sunen (1/84) K. Taharet bab: 40 Hdsno: 385)

Heysemi Mevaridu’z-Zaman (2/182) K. Meğazi ve’s-Siyer Bab:- Hdsno: 1691 = İsnadı hasendir. Ocak y. & Heysemi Mevaridu’z-Zaman (2/182) K. Meğazi ve’s-Siyer Bab:- Hdsno: 16910Huseyin Selim Esed hadis için: Hasen demiştir. & İbni Hibban Sahih (14/430) K. Tarih bab: - Hdsno: 6502= Şuayb Arnavut hadis için: Hadis sahihtir. Demiştir. & Ahmed b. Hanbel Musned(5/442) Hdsno:3485 & Said b. Mansur Sunen (2/326-7) K. Cihad bab:- Hdsno: 2913 & Ebu Nuaym İsbahani Delalu’n-Nubuvve /1/192-3) Hdsno: 139 & Beyhaki Delalu’n-Nubuvve (16/240) & Heysemi Mecmeu’z-Zevaid (8/417) K. Alametu’n-Nubuvve bab:7/3 Hdsno: 13872 = Ahmed iki isnadla rivayet etmiştir. İki isnaddan birinin ricali Sahihin ricalidir. & Hakim Mustedrek (1/702) K. Taharet bab:-245 Hdsno: 600 )

Heysemi Mecmeu’z-Zevaid (6/18) K: Meğazi ve’s-Siyer Bab:- Hdsno: 9827 = Taberani rivayet etmiştir Ricali sikattır. & İbni Kani Mucemu’s-Sahabe (1/182) Hdsno: 201 & İbni Asakir Tarihu Medinetu Dimeşk (11/407) & İbni Asakir Tarihu Medinetu Dimeşk (52/306) & İbni Asakir Tarihu Medinetu Dimeşk (57/181) & İbni Ebi Asım el-Ahadu ve’l-Mesani (4/362) Hdsno: 2404 & Ebu Nuaym İsbahani Marifetu’s-Sahabe (4/297) Tercno:2799 Hdsno: 6345 &Ebu Tahir el-Makdisi Saffatu’t-Tasavvuf (sf/27) bab:- Hdsno: 55)

 Buhari (1/480) k. Salat bab: 25 Hdsno: 39 )

Muslim (2/387) K. Taharet bab: 22 Hdsno: 72)

 Buhari (1/427) K. Teyemmum Bab: - Hdsno: 1 & Muslim (2/619-20) K. Hayz bab:28 Hdsno: 108-9 & Ebu Davud (2/10-2) K. Taharet Bab: 121 Hdsno: 317 & Ebu Avane Musned (1/252-3) K.Taharet Bab: 54 hdsno: 870-1 & Ebu Nuaym İsbahani Mustahrec ( 1/ 402-3) K. Taharet Bab:59 Hdsno: 809-10 & Nesai (1/202-3) K.Taharet bab: 194 Hdsno: 311 & Nesai Sunenu’l-Kubra (1/48) K. Taharet bab:- Hdsno: 295 & İbni Mace (2/330-1) K.Taharet bab: 90 Hdsno: 568 & Darimi (2/225 ) K.Taharet bab: 66 Hdsno: 752 & Malik Muvatta (1/68-9) K. Taharet Bab:23 hdsno: 89 & Muhammed b. Hasan eş-Şeybani Muvatta (1/312-5) K. Salat Bab:19 Hdsno: 72 & Ahmed b. Hanbel Musned (42/ 285-6) Hdsno: 25455 & İbni Huzeyme Sahih (1/131-2) K. Vudu Bab: 198 Hdsno: 262 & İbni Hibban Sahih (2/295) K. Taharet bab: - Hdsno: 1297 & İbni Hibban Sahih (2/305) K.Taharet bab:- hdsno: 1314 & İbni Hibban et-Taksim ve’l-Enva (2/126) Hdsno: 1035 & İbn Hibban et-Taksim ve’l-Enva (6/396-7) Hdsno: 5483 & Beyhaki Sunenu’l-Kubra (1/350) K. Taharet bab:- Hdsno: hdsno: 1021 & Beyhaki Marifetu’s-Sunen ve’l-Asar (1/286-7) K. Taharet bab: 48 hdsno:316 & İshak b. Rahuveyh Musned ( 27409) Hdsno: 423 & Musnedi Humeydi (1/243) Hdsno: 165 & Musnedi Şafii (1/191) Hdsno: 85 & Musnedi Sirac (sf/13-4) Hdsno: 1-2-3-4-5 & Mussnedi Abd b. Humeyd (2/372) Hdsno: 1502 & Musnedi Rebii (sf/86) Bab: 25 hdsno: 168 & Abdurrezzak Musannef (1/177) K. Taharet bab: 102 Hdsno: 879-80 & Taberani Mucemu’l-Kebir (23/49) Hdsno: 129 & Beğavi Şerhu’s-Sunne (1/397) K. Taharet bab:- Hdsno: 308 & İbni Muzir el-Evsat ( 2/129) K. Teyemmum Bab:- Hdsno: 501 & Tahavi Şerhu Meani’l-Asar (1/144) K.Taharet bab: 232 hdsno: 644 & Suneni İbn Hazm (1/275) K.Teyemmum Bab: 5 Hdsno: 271 & Taberi Tefsiri (8/405) hdsno: 9641 & İmam Vakidi el-Meğazi (2/71) ilk Harf y. & İmam Vakidi Kitabu’l-Meğazi (2/426) 3.bsk. 1989/1409 Muessetu’l-Alemi lil-Mutabaat Beyrut-Lubnan & İbni Kesir Camiu’l-Mesanid ve’s-Sunen (36/400) Hdsno: 2672)

1Buhari (9/4328-9) K. Tefsir bab:102 Hdsno: 130 & Beyhaki Sunenu’l-Kubra (1/381-2) K. Taharet bab:- Hdsno: 1092 & tefsiri Taberi (7/78) Turki Tahkiki & Taberi Tefsiri (8/405) Hdsno: 9641 Ahmed Muhammed Şakir Tahkiki &Humeydi el-Camiu Beyne Sahihayn (4/17) Hdsno: 3147 nolu hadisin ardına numarasız olarak.)

(Müslim Terceme ve Şerhi (2/627) Ahmed Davudoğlu Sönmez Neşriyat )

Nisa, 4/113

Necm 53/3

Haşr 59/7

Nisa 4/115

Tevbe 9/100

Yazar:
Seyfulislam ÇAPANOĞLU
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul