02 Temmuz 2022 - Cumartesi

Şu anda buradasınız: / PROF. DR. HAMDİ DÖNDÜREN: İSLÂM, İNSAN EMEĞİNE VE ALIN TERİNE ÖZEL ÖNEM VERMİŞTİR!
PROF. DR. HAMDİ DÖNDÜREN:  İSLÂM, İNSAN EMEĞİNE VE ALIN TERİNE ÖZEL ÖNEM VERMİŞTİR!

PROF. DR. HAMDİ DÖNDÜREN: İSLÂM, İNSAN EMEĞİNE VE ALIN TERİNE ÖZEL ÖNEM VERMİŞTİR! İlhami Pınar

İslâm Hukuku, Fıkıh Usûlü konularında nitelikli çalışmalarıyla tanıdığımız Prof. Dr. Hamdi Döndüren hocamızla, İslâm’a göre işçi ve işverenin hak ve görevleri hakkında konuştuk. Hocamız sorduğumuz soruları kaynaklar ışığında cevapladı.  Hamdi Döndüren hoca, “Bir işçinin işe girerken, işverenle bir sözleşme yapması bir takım belirsizlikleri ortadan kaldırabilir” dedi. 

Kur’an ve sünnette işçi ve memurların emeği ile ilgili hükümler var mıdır?

İslâm’da insan emeğine ve alın terine özel önem verilmiştir. Kur’an’da; adaleti, iyiliği, insanlara muhtaç oldukları şeyleri vermeyi emreden,1 emânetlerin ehline verilmesini isteyen,2 ölçü ve tartının tam yapılmasını ve insanların haklarını eksiltmemeyi bildiren âyetler,3 genel anlamda emeğin değerini de kapsar.

Yine Kur’an’da, “insana ancak çalıştığının karşılığının verileceği” bildirilmiş,4 Cenab-ı Hak rızkı vermeyi üstlenmiş,5 ancak insanoğlu helal yoldan kazanmaya da teşvik edilmiştir.6 Diğer yandan Şuayb (a.s)’ın koyunlarını sulamada yardımcı olan Hz. Musa’ya bunun için ücret teklif edilmesi,7 emeğin değerine dikkat çeken âyetlerdendir.

Emekle ilgili bazı hadisler şunlardır: “En hayırlı kazanç, kişinin elinin emeği ve dürüst yapılan (mebrûr) alış-veriştir.” 8 “Bir kimse kendi elinin emeğini yemekten daha hayırlı bir yemek yememiştir. Şüphesiz Allah’ın nebîsi Davud peygamber de zırh yaparak kendi elinin emeğini yiyordu.” 9“Bir işçi çalıştıran kimse, ona vereceği ücreti bildirsin.” 10 “İşçiye ücretini teri kurumadan veriniz.” 11

Bir kudsî hadiste de şöyle buyurulur: “Üç kimse kıyamet gününde beni karşılarında bulacaktır. Benim adımı verip haksızlık eden; hür insanı satıp parasını yiyen; bir kimseyi çalıştırıp da, ona ücretini vermeyen.”12

İslâm’a göre, işçi ve memur maaşlarını belirleme konusunda bir ölçü var mıdır?

İşçi veya memurların aylık olarak belirlenecek ücret veya maaş miktarında; kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kimseler için yapmak zorunda olduğu masraflar ve ailenin içinde yaşadığı sosyal çevre dikkate alınmalıdır. Çünkü İslâm’a göre evli bir erkek; eşinin ve henüz iş ve meslek edinmemiş olan küçük çocuklarının geçim masraflarını karşılamak zorundadır.

Bir İslâm toplumunda emeği ile geçimini sağlayanlar için öngörülen hayat standardı bir hadis-i şerifte şöyle belirlenmiştir:

“Kim bizim bir işimize tayin olunursa, evi yoksa ev edinsin, bekârsa evlensin, hizmetçisi yoksa hizmetçi ve biniti yoksa binit edinsin.Kim bunlardan fazlasını isterse o, ya hilekârdır yahut hırsız.”13

Buna göre, işçi ve memurlar maaşlarından yapacağı tasarruflarla mesken edinebilmeli; bekârsa evlenebilmeli; bakan, vali veya hakim gibi sosyal çevresi hizmetçi istihdamını gerektiren bir meslekte çalışıyorsa hizmetçi edinebilmeli ve gerektiğinde bir araç satın alabilmelidir. Bu hadisi şerh eden Hattâbî, bu hakların elde edilmesi uzunca bir zamana yayılabileceği için, bunlar gerçekleşinceye kadar işçi ve memura kira ve servis aracı desteği sağlamanın işverene ait olduğunu belirtmiştir.

Emevi Halifelerinden Ömer b. Abdülaziz’in geçimini maaşla sağlayanlara söylediği şu sözler yukarıdaki hadisin uygulaması gibidir.“Herkesin barınacağı bir evi, hizmetçisi, düşmana karşı yararlanacağı bir atı ve ev için gerekli eşyası olmalıdır.Bu imkânlara sahip bulunmayan kimse borçlu (gârim) sayılır ve zekât fonundan desteklenir.”14

Hz. Peygamber bir hadisinde işçi-işveren ayırımı yapmaksızın mü’minin dünya ve ahiret mutluluğunu yakından ilgilendiren unsurlara şöyle işaret etmiştir: “Üç şey mü’min için mutluluk kaynağıdır. Geniş bir ev, iyi bir binit ve iyi bir eş.” 15

“İşçiye ücretini teri kurumadan veriniz.” hadisini nasıl anlamalıyız?

İş akdinin geçerli olması için, ücretin belirlenmesi gerekir.Ücret, işçinin emeğinin bedelidir.İş yapılınca ücrete hak kazanılır. Bunun işçiye verilmesi ise anlaşmaya veya örfe göre günlük, haftalık, aylık veya yıllık dönem sonlarında olabilir.

Hadis-i şerif’te şöyle buyurulur:“Kim bir işçiyi çalıştırırsa, ona vereceği ücreti bildirsin.”16 Ücrette, anlaşmazlığa yol açacak ölçüde belirsizlik bulunursa akit fasit olur. Bu durumda, işçi çalışmış bulunursa ecr-i misl (emsâl ücret)e hak kazanır. Hz. Peygamberin iş sözleşmesi sırasında verilecek ücretin belirlenmesini ve işçiye ücretin teri kurumadan önce verilmesini istemesi bu hakkın önemini ortaya koymaktadır. İşveren genel olarak ekonomik bakımdan daha güçlü olduğu, ya da işçiyi her zaman işten çıkarma imkânı bulunduğu için, çeşitli sistemlerde işçiyi korumak amacıyla düzenleyici hükümler getirilmiştir.

Batı toplumlarında işçi hakları ile ilgili tedbir ve düzenlemeler XVIII.yüzyılın itibaren ele alınmaya başlamıştır.İslâm’da ise bu konulardaki düzenleyici hükümlerin VI.yüzyılda getirildiği görülür. Hz. Peygamber’in, “Müslümanların kendi aralarında belirledikleri şartlara uymaları gerekir. Ancak helalı haram, haramı helal kılan şart müstesnadır.”17 ve“İşçiye ücretini teri kurumadan önce veriniz.”18 hadisleri bunlardandır.

İşçinin işverene karşı görevleri nelerdir?

İşveren, işçinin yalnız emeğini kiralamış olur. İşçinin şahsı üzerinde bir tasarruftan söz edilemez. Emeğinden yararlanma ise “iş sözleşmesi, örf ve teamüller” çerçevesinde cereyan eder. İşçi kendi görev alanındaki emirlere uymak zorundadır. Hadiste şöyle buyurulur: “Allah’a isyanda kula itaat yoktur. İtaat ancak ma’rûf (iyi bilinen, örfleşmiş olan) şeylerdedir.” 19 Bir işçinin işe girerken, işverenle bir sözleşme yapması bir takım belirsizlikleri ortadan kaldırabilir.

İşverenin hakları nelerdir?

İslâm temelde prensip olarak rekabete dayalı serbest ekonomi sistemini ve serbest iş rejimini benimsemiş ve bu konuda düzenleyici hükümler getirmiştir. İşçinin sürekli olarak yarınına güvenle bakması, işin süreklilik arz etmesine ve işverenin ayakta durmasına bağlıdır. Bu yüzden İslâm işverene birtakım görevler yüklerken ona bazı haklar da tanımıştır. Bu hakları aşağıdaki maddelerde toplayabiliriz:

a) İşçinin işi iyi ve sağlam yapması gerekir. Hadislerde şöyle buyurulur: “Biriniz bir iş yapınca, onu en sağlam ve en iyi şekilde yapması Allah’ın sevdiği bir davranıştır.” 20 “Allah mesleğinde becerikli olan sanatkârı sever.” 21“İki günü eşit olan aldanmıştır.”22

b) İşçi ve memurun mesai süresinde sürekli çalışması veya işin başında hazır bulunması gerekir. İşçi işe hazır olduğu halde kendisine iş verilmezse ücretinden bir kesinti yapılamaz.

Kur’an’da şöyle buyurulur: “Allah’a itaat ediniz. Peygamber’e ve sizden olan iş sahiplerine de itaat ediniz.” 23“Akitlerinizi tam olarak yerine getiriniz.”24

c) İşçi ve memurun elindeki işverene veya devlete ait mal, eşya ve paralar emanet sayılır.

Hadiste şöyle buyurulur: “Tasarruf yetkisine sahip olup da, emanet edilen şeyleri gönül hoşluğu ile tam olarak, emredildiği yerlere veren güvenilir, Müslüman veznedar, tasadduk edenlerin ecrini alır.” 25

 İş kazalarında ölen kişinin diyet gerekir mi?

İşveren gerekli tedbirleri almaması sonucu meydana gelecek kazalardan sorumlu olur. İşçinin kusuru ile meydana gelecek kazalardan işçi sorumludur. Ancak günümüzde sigorta kapsamına giren iş kazaları için sigorta tarafından ödenecek tazminatları almak da caiz olur. Ölüme sebebiyet vermelerde diyet ölçü alınırsa Hz. Peygamber döneminde bunun miktarı altın bazında bin dinar yani yaklaşık dört kg. altın tutarıdır. Organ sakatlanmaları için de iki organ birden sakatlanmışsa tam diyet, bir organ sakat kalmışsa yarım diyet gibi uygulama örnekleri vardır.

Müslüman bir işçi haram işlerde çalışabilir mi?

Müslüman bir işçinin meşru olan alanlarda çalışması asıldır. Yenilmesi, içilmesi veya kullanılması caiz olmayan ürünlerin üretilmesi, ticaretinin yapılması meşru olmayınca, bu gibi alanlarda çalışmak da kişiyi rahatsız eder. Ayette şöyle buyurulur: “İyilik ve takvâ konularında yardımlaşın, günah ve düşmanlık olan konularda yardımlaşmayın.”26

Hadiste de şöyle buyurulmuştur: “Sizden kim haram veya mekruh işi (münker) görürse, onu eliyle değiştirsin, buna gücü yetmezse diliyle uyarsın, buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin. Fakat bu sonuncusu imanın en zayıf tarafıdır!” 27

Buna göre bir mü’minin çalışmak için meşru alanları tercih etmesi gerekir.

Erkek ve kadınların karışık olduğu iş yerinde çalışılır mı?

Günümüzde çeşitli özel veya kamu sektörü iş alanlarında erkek ve kadın işçi ve memurlara çalışma imkânları vardır. Bu gibi çalışma alanlarında kişinin dini inanç değerlerini koruyarak çalışma hakkı söz konusudur. Giyim, kuşam, iffetini koruma ve ibadetini yapabilme bunlar arasındadır. Kısaca bu imkânların tanındığı işyerlerinde Müslüman erkek ve kadınların çalışmasında bir sakınca bulunmaz.

İslam tebaasında işçi olan birisi iş yapamaz duruma gelince durumu ne olacak?

İşçi veya memurun çalışma döneminde yapacağı tasarruflarla emeklilik dönemi için bazı tedbirler alması mümkündür. Fakat bunu bütün işçi ve memurlardan beklemek uygun olmaz. Bunun için günümüz uygulamasında Sosyal Güvenlik Kurumu gerek çalışma süresince gerekse daha sonrası için gerekli tedbirleri almıştır. Hastalık, sakatlık, emeklilik gibi dönemlerde gerekli harcamalar bu kurum tarafından karşılanmaktadır. Bunu bir çeşit emeğiyle çalışanların kendi arasında bir yardımlaşma kurumu olarak değerlendirmek gerekir. Çünkü işçi veya memurun çalıştığı sürece bu kurum için maaşından gerekli kesintiler yapılmaktadır. Emeklilik sonrası yapılan ödemelerin süreci, kişilerin yaşama süreleri çok farklı olabildiği için fondan uzun süre ödeme yapılanın aldığı fazlalık karşılıklı helalleşme yoluyla meşru sayılır. İşçi veya memur olarak sisteme girenler bunu kabullenmiş sayılır.

Topum halinde yaşamanın böyle bir yardımlaşmayı gerektirdiğini düşünmek gerekir. Mağara hadisi diye bilinen bir hadise göre, eski toplumlardan hayvan sürüleri olan bir işveren, yılsonu işçisinin biriken maaşını almadan gitmesi ve uzunca süre dönmemesi üzerine,onun bu birikimiyle hayvan satın alır ve birkaç yıl içinde çoğalmalarını sağlar. Daha sonra işçisi yeniden iş aramak üzere geldiğinde hayvan sürülerini ona verir. Bu amelinden kazandığı ecir yüzünden de üç kişi mahsur kaldıkları mağaradan kurtulurlar.28

Hocam verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler.

Bende size teşekkür ediyorum.

Prof. Dr. Hamdi Döndüren kimdir?

1943’te Balıkesir’de doğdu. 1955’te İlkokulu, 1958’de hâfızlığı, 1965’te Balıkesir İmam-Hatip Okulunu, 1966’da Balıkesir Muharrem Hasbi Lisesini, 1970’te İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsünü, 1971’de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini tamamladı. Balıkesir’de kısa bir süre serbest avukatlık yaptı. Balıkesir Merkez Vâizliği ve Çanakkale-Bozcaada müftülüğü görevlerinde bulundu. 1975’te Konya Yüksek İslâm Enstitüsü’ne İslâm Hukuku, Fıkıh Usûlü ve Türk Medeni Hukuku öğretim üyesi oldu, 1978’de Bursa Yüksek İslâm Enstitüsü’ne geçti. 1983’te Ankara Ü. İlâhiyat Fak. de doktor, U. Ü. İlâhiyat Fak. de 1983’te Yard. Doçent oldu. 1986’da 6 ay süreyle, Riyad İmam Muhammed Üniversitesi’nde, “Ma’hed Ta’lîmi’l-Luga el-Arabiyye (Arap Dilini Öğretim Enstitüsü)” nin derslerini izledi. İslâm Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesidir. Arapça ve Fransızca bilir. Evli ve dört çocuk babasıdır.

Nahl, 16/ 90.

Nisâ, 4/ 58.

A’râf, 7/ 85.

Necm, 53/39.

Hac, 22/58; Sebe’, 34/39.

Mâide, 5/3-5, 87; A’râf, 7/157.

Kasas, 28/25.

Ahmed İbn Hanbel, Müsned, III, 466, IV, 141.

Buhârî, Büyû’, 15, Enbiyâ, 37.

Nesâî, Eymân, 44.

Zeylaî, Nasbu’r-Râye, IV, 129.

Buhârî, Buyû’, 106, İcâre, 12, 15; İbn Mâce, Rehin, 4; A. İbn Hanbel, II, 292.

Ebû Dâvûd, İmâre, 10; A. İbn Hanbel, IV, 229.

Ebû Ubeyd, Emvâl, s. 556.

A. İbn Hanbel, I, 168.

Nesâî, Eymân,44.

Buhârî, İcâre, 14; Ebû Dâvûd, Akdıyye, 12.

Zeylaî, Nasbü’r-râye, IV, 29.

Buhârî, Âhad, 1; Müslim, İmâre, 39; Ebû Dâvud, Cihâd, 87; Nesâî, Bey’at, 34.

Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, II, 286.

Suyûtî, a.g.e, II, 290.

Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, II, 233.

Nisâ, 4/ 59.

Mâide, 5/ 71.

Buhârî, Zekât, 25.

Mâide, 5/1.

Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 239, Melâhim, 17; Tirmizî, Fiten, 12; Nesâî, İmân, 17.

Buhari, İcâre 12; Kamil Miras, Tecrid-i Sarih, VII, 37-41.

Yazar:
İlhami Pınar
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul