Biz mustazaf muvahhid müminlere yol gösteren rabbimiz daima küfür cephesinin oyunlarını bize deşifre etmiş, adeta bize Bakara Sûresi ve Âl-i İmran Sûresi gibi Kur’an’ın en uzun iki suresinde ehli kitaptan, sapmalarından ve saptırmalarından bahsederek dikkatleri küfür cephesini tanımaya yöneltmiştir. Evet küfür cephesini ve sinsi oyunlarını bilmek korunmak için olmazsa olmaz şartlardandır. Bu makalede küfür cephesinin, tağutların halkı uyutmak için asırlardır kullandığı vazgeçilmez saptırma ve kendilerine kul etme programlarından biri olan hipnotizmadan bahsedeceğim. Çünkü ataları müslüman olan nice nesiller son asırda atalarına düşman olmuş adeta irtidat etmiş bir hale getirildi. Bu yapılan tahribat hipnoz edilmekten başka ne ile açıklanabilir.
Hipnoz ikna etme metotlarından birisi olarak göze çarpmaktadır. Açıkça ifade edilirse, hipnoz firavunun halkını kendisine kul etme metodu olarak kullandığı sihirin günümüze yansıyan versiyonlarından birisidir. Düşünmek gerekir ki firavun öldürdüğü, aç bıraktığı, yok saydığı, köle ettiği halkı nasıl kendisine itaatkâr olarak tutabilmiştir?
Rabbimiz bu durumu şöyle beyan etmiştir;
“Hem hatırlayın ki bir zaman) sizi Firavun ailesinden de kurtardık, (onlar) size azabın en kötüsünü reva görüyor, oğullarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Ve bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.” (Bakara, 49)
Buna rağmen halkı ona asker oluyor emrinde çalışıyordu. Hatta ona yaklaşmak için vesileler arıyorlardı. Çünkü;
“Firavun, halkını saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi.” (Taha, 79)
Firavun içinde bulundukları duruma halkını ikna etmiş, içinde bulundukları durumu kabullenmelerini sağlamıştı. Peki nasıl? En fazla başı sıkıştığında, yaptığı zulümlerin ortaya çıkmasına ramak kaldığı anda tebaasına haklı çıkmak için musa aleyhisselâm karşısına hangi metotla çıkmıştı? Sihir ile. Bu önemsenmesi gereken bir husustur. Kendi tahtını sallayacak olan kişiye karşı ilk başvurduğu metot sihir idi. O halde sihirin onun saltanatının devamı için vazgeçilmez bir unsur olduğunu söyleyebiliriz. Musa aleyhisselâm karşısında haksız oluşunu halkı ve ileri gelenleri toplayıp sihir ile çürütecek, tekrar onları kendisinin rabliğine ikna edecekti fakat işler istediği gibi gitmedi.
Bu noktada şunu hatırlatmak isterim her bir taşı iki buçuk ton olan mısır piramitlerinin inşasında çalışanlar köle değil paralı işçilerdi. Karınlarını doyurmak için çalıştıkları inşaatta binlerce arkadaşını akrabasını kaybetmişlerdi. Buna rağmen halkta en basit bir tepki yoktu. Bütün bunlar korku ile açıklanamaz. Zaten bu durum hakkında rabbimiz şöyle buyuruyor;
“Böylelikle kendi kavmini küçümsedi, onlar da ona boyun eğdiler. Gerçekten onlar, fâsık olan bir kavimdi.” (Zuhruf, 54)
Kısacası firavuni düzenlerin vazgeçilmez boyun eğdirme metodu, sihirdir. Bu metottan da vazgeçmiş değiller. Rabbimiz Allah kitâbında inkâr edenlerin aynı kafa yapısına ve inkâr etme metoduna sahip olduklarını art arda örnekler verdikten sonra şöyle buyurmaktadır;
“Onlar bunu (tarih boyunca) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır; onlar, ‘azgın ve taşkın (tağiy)’ bir kavimdirler.” (Zâriyat, 53)
Birbirlerine vasiyet etmişçesine hareket eden azgınlar güruhu elbette bu kadar mühim olan uyutma, itaat ettirme metodunu atlamış olamazlar. Bu noktada akıllara şöyle bir soru gelebilir,
Peki bugün firavuni düzenlerin sihiri nasıl gerçekleşiyor, cereyan ediyor?
Hipnoz hakkında Türkiye Psikiyatri Derneği şöyle açıklamış;
Hipnoz, bakışla, sözle veya bazı yardımcı nesneler kullanılarak, telkin ile oluşturulan özel bir bilinç hâlidir. Bir başka deyişle bir trans hâlidir. Bu trans sırasında, kişi çevreden gelen tüm (ses, ışık, koku vb.) uyaranlara kendini kapatır veya aldırmazken, hipnoz yapan kişinin telkinlerini artmış bir dikkatle dinler, anlar ve gönüllü katılımla uygular.1
İfade etmek istediğim hususa çok uygun bir ifade; çevreden gelen bütün uyarılara kendisini kapatıp sadece hipnoz yapan kişinin telkinlerine uymak. Hipnoz altında olan kişi kendisine ait değerlerin dâhi değiştirilmesine müsâde eder. Muhammed Abdülazim Zürkani’nin “Kur’an İlimleri” diye Türkçeye çevrilmiş “Menâhilu’l-‘ırfân fî ‘Ulûmi’l-Kur’ân” adlı eserinde hipnoz edilen bir gencin ismini hipnoz sırasında telkinle değiştirdiğini ve yarım saat boyunca asıl isminin o olmadığı hususunda kendisinin ikna edilemediği, hipnozun etkisi altında kaldığı belirtilmektedir..
Böyle bir durum ise zulümlerine rağmen kendilerine itaat edecek topluluklar isteyen tağutların gözünden kaçmış olamaz. Kaçmamıştır da.
Çünkü hayati durumlarda onların egemenliği için çok mühim bir durumdur. Örneğin soykırım/katliam ile imha etme arasındaki fark ikna edilmiş halk kitlesidir. Meşrutiyetini halktan aldıklarını söyleyen günümüz demokrat firavunlar elbette güçlerinin kaynağı olan halkı sahip oldukları ideolojiye ikna edecekler. İşte ümmetin içinde bulunduğu halin sebebi budur.
Bir toplum düşünün kendilerine pak temiz bir nesilden aktarılmış pak temiz bir hayat sunan hayat nizamı ulaştırılmış ancak bu nizamı elleri kirli namusları kirli akılları kirli esfeli safilin seviyesinde olan birilerinin ortaya koyduğu nizamlar ile değiştirmiş olsunlar. Bu ümmetin ciltler dolusu tabakât eserlerine sığmayan alim silsilesi var. Ve her biri hakkında detaylı malumata sahibiz. Takvasıyla, dürüstlüğü ile izzet ve şerefleriyle ün salmış alim silsilesinin Muhammed sallâllâhü aleyhi ve sellem’in elinden alıp günümüze getirdiği muazzam İslam nizamını ataları hırsız ve fahişe olan kendilerinin çoğunun homoseksüel olduğu fikir önderlerinin oluşturduğu hayat nizamları ile değiştirenler elbette hipnoz olmuşlardır. Ehli sünnetin pak ve temiz çehresine yüzünü asıp ting tank gibi kuruluşlara gülümseyenler elbette derin bir sefihlik içindedirler. Nitekim farkına varmasalar da. Farkında olmamak dahi onların Allah’ın pak temiz dininden yüz çevirmeleri sebebi iledir.
“Kim Rahmanın zikrini görmezlikten gelirse, biz bir şeytana onun ‘üzerini kabukla bağlattırırız’; artık bu, onun bir yakın dostudur. Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar.” (Zuhruf, 37)
Bu öyle bir hipnoz olmak ki iş ahirete kadar devam da edebilir. Bakınız bu güruh Allah azze ve celle karşısında dahi ne demekte;
“O gün Allah onların hepsini yeniden diriltecek, onlar da dünyada size yemin ettikleri gibi, O’na yemin edeceklerdir. Kendilerinin bir şey (hakikat) üzerinde olduklarını sanırlar. İyi bilin ki onlar gerçekten yalancıdırlar.” (Mücadele, 18)
İşin vahametinin farkına varmak için bu korkunç manzara yeterlidir. Allah katına varana kadar kendi kendine bir aldatmacanın içinde olmak. Aman Allah’ım ne korkunç bir manzara…
İbn Kayyım bir şiirinde şöyle diyor;
Şeriatın kesin sonuca bağladığı konuları tartışmaya açtın,
Ve şeriatın geniş bıraktığı konuları ise kesilmiş gibi algıladın,
Kalbin yabancı kaldığı için Resulullah’ın sözünün tersini anladın,
Dalaletin davetine itaat ederek doğruluğa isyan ettin,
Gün gelecek Rabbine döndürülecek ve bileceksin, Allah’ın emrini kaybederek nefsini aldattın,
Ve ona ihanet ettin, nasıl sevilecek ve ikram edileceksin.
Buna rağmen kendini arif sandın, hiç şüphe yok ki zannettiğin şey yakinen bir yalandır.
Eğer kulun kendi nefsine nasihati bu ise ondan hidayet bekleyenin hali nicedir,
Bu durumda olanlar için geçmiştekiler şöyle der ve bu konuşanların sözünün en güzelidir,
Eğer bilmiyorsan bu bir musibettir. Eğer biliyorsan bu daha büyük bir musibettir.
Dün firavuların halkını uyutmak için kullandıkları en etkili yöntem olan sihiri bugün insanlar eğlence haline getirmiş, yetenek sergileme programlarında kullanır olmuşlardır. Artık ellerinde ordu bulunan güçlerin sihirin çıtasını nereye yükselttiklerini siz düşünün…
Bugün müzik, film, televizyon reklamları, sokak tabelaları, moda, alış veriş merkezleri, televizyon programları, din işleri ile ilgilendiklerini söyleyen ihanet çeteleri sihirbazlıkta yani hipnoz etmede en çok kullanılan argümanlardandır. Gayri meşru ilişkilerle hamile kalma yaşının ilk okul seviyesine indiği bu dönemde çizgi filmler, oyunlar, diziler ve buralarda kullanılan telkin teknikleri göz ardı edilemez. (örn: 25. Kare tekniği, sublüminal mesajlar)
Algıları yönetilmiş, teklif edilenden başka alternatif düşünemeyecek hale sokulan kitleler ile kodlanmış yapay zekalar arasında fark yoktur. Korkulması gereken şey yapay zekanın insanlığı ele geçirmesi değil bu zihinlerin insanlara hükmediyor olmasıdır. Yanı başında 2 milyon insanın ölümüne gıkını çıkarmayan bir toplum hipnotize edilmeden nasıl ortaya konulur zaten. 50 yıl öncesi binlerce km ötedeki dindaşına saldırı var diye evini barkını terk edip cihad şuuru ile canını ortaya koyan dededen kalan kendilerine sığınan mazlumları hor görmek kaldıysa kim ikna olmadığından bahsedebilir. Allah’ın dinine harp açmış günümüz firavunlarının bayraklarını tişört olarak giyen eli abdestli alnı secdeli nesil sizce aklı başında mıdır ki?
Kendisine kitabın indirildiği ve dahi kendinse kitap açıklansın diye indirilmiş olan resule söz hakkı veremeyen fakat müsteşriklerinin pis kokan ağızlarına kulaklarına dayayan zavallılar ayık mıdır yoksa trans halinde mi?
Celladına âşık olmuşsa bir millet,
İster ezan ister çan dinlet.
İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet,
Müstahaktır ona her türlü zillet.
(Ömer hayam)
En azından tartışmaya açmak (tartışmaya açılan her konu bir zaman inkâr edilebilir hale gelir) suretiyle bu ümmetin taşıyıcı kolonları mesabesinde olan hususları tartışmak ve hatta inkâr etmek için sıraya girmiş bir kitle sizce ayakta ise yaşıyor mudur?
Bidat ehliyle oturmanın bile yasaklandığı bir dine mensup olduklarını söyleyenler bugün video sitelerinde ateist, deist, hadis inkarcıları ve modern mutezile gibilerinin fikirlerini dinlemek ile gün geçirmektedirler. Mikrofonun uzatıldığı sokaklarda yaşayan bu halkın artık konuşmayacağı, hop hemşerim bu konu mahremimizdir diyeceği tek bir husus kalmamıştır maalesef.
Artık sünnet sorgulanabilir, alim sorgulanmalı, kuran sorgulanmazsa taassup olur mantalitesine bürünmüş vaziyettedir. İkna etmek için milyar dolar harcanan halk kitleleri açlıktan nefesleri kokuyor olsa dahi ikna olmak için can atar durumdadır. En büyük katliamlara ikna edilmiş ve büyük iffetsizliklere kılıf takarak en büyük zulüme iman diye sarılmışlardır.
Aile mefhumunun yok edildiği lutiliğin köy sokaklarına indiği dönemde insanlar yollar ve köprülere kafayı takmışsa bu apaçık bir sihirdir, profesyonel bir hipnoz halidir.
Artık bu durum karşısında Musalar çıkmalı, asalar yere atılmalı, bu el oyunları bozulmalıdır. Değilse bu zombilerin bir ısırığına kurban gidip bizde zombileşebiliriz.
Allah’ın selamı Allah’ın hiçbir hükmünü hafife almayan, hakkıyla inkar edip hakkıyla iman etmiş muvahhid müminlerin üzerine olsun.
http://www.psikiyatri.org.tr/halka-yonelik/40/sorular-ve-yanitlarla-hipnoz-hakkinda-bilmek-istediginiz-hersey


