İzmirli İsmail Hakkı 1285/1868 tarihinde İzmir’de dünyaya gelmiş, son dönem Osmanlı aydınları içerisinde velûd isimlerden bir tanesidir. Arapça, Farsça, Fransızca, Latince ve Rumca bilen İzmirli, mekteb ve medrese tahsili alarak, klasik İslâmi ilimlerin yanında Batı felsefesi, sosyoloji ve psikoloji gibi ‘modern’ ilimleri de okumuş ve İstanbul Üniversitesi’nin (Daru’l-Fünun) muhtelif fakültelerinde hemen hemen bütün ilimleri okutmuştur. Esas itibariyle bir mütekellim/kelamcı olan İzmirli, bu sahada Yeni İlm-i Kelam isimli eseriyle önemli ve etkili bir teşebbüste bulunmuştur. İrili ufaklı yetmişin üzerinde eser telif etmiş olan İzmirli, ilmi geçen bir hayatın nihayetinde 31 Ocak 1946 tarihinde vefat etmiştir. Vefatı münasebetiyle dönemin aydınları tarafından muhtelif mecmualarda İzmirli’ye mersiye niteliğinde bazı yazılar/şiirler kaleme alınmıştır. Onlardan bir tanesi, Nurettin Artam’ın şu dörtlüğüdür;
Hakkî’yı Hakka eyledik îsâl
O’na hasret çekerdi İbn-i Kemâl
Yürüdü Hakka Hakkî İzmirlî
Çekeriz bizde şimdi İsmi Celâl
Meşrutiyet dönemlerinde yetişen İzmirli’yi Osmanlı’nın son dönemindeki diğer aydınlardan ayıran başlıca özelliği, Cumhuriyet Dönemini de müşahede etmesidir. Bu sebeple ortaya koyduğu çalışmalar her iki dönemin müspet-menfî etkilerini yansıtmaktadır.
İzmirli’nin eser verdiği geniş ilim skalasına bakıldığı zaman, “ilm-i kelam, İslâm felsefesi, ulûmu’l-Kur’an, ilm-i hilaf, ilm-i hadis, usûl-i fıkh, mezhepler tarihi, tarih, tarih felsefesi, siyer vb.” alanları görmek mümkündür. Bunlar içerisinde üzerinde titizlikle, uzun yıllar çalıştığı alan ilm-i kelâmdır. Bilindiği üzere o, dönemin ortak beyanı olan ilm-i kelâmın artık kelâm tarihçiliği mesabesine intikal ettiğini; fennî, içtimâî ve felsefî meseleleri takip ve cevap vazifesini îfâdan uzaklaştığını ve kelam ilminin tekrar “Yeni İlm-i Kelam” çatısı altında eksiklerini giderecek bir şekilde inşa edilmesi gerektiğini savunanlar (Seyyid Ahmed Han 1817/1898, Şiblî Nu’mânî 1857/1905, Abdüllatif Harputî 1842/1914, Filibeli Ahmet Hilmi 1865/1914 ve bir çok aydın..) arasında önde gelen isimlerden birisidir.
Yeni İlm-i Kelam ismi ile kaleme aldığı muhalled eseri, bu noktada İzmirli’nin tezlerini ihtiva eden ve bu alanın takipçilerine numûne-i imtisâl teşkil edecek bir eser olmuştur. İzmirli’nin İslâm felsefesi/hikemiyatı, filozofları ve tarihi ile Batı felsefesi ve felsefî doktrinleri hakkında yazdığı eserler “Yeni İlm-i Kelam” anlayışının bir neticesidir.
2018 yılının sonlarında Melikşah Sezen’in editörlüğünde, Çizgi Kitabevi tarafından “İzmirli İsmail Hakkı Külliyatı Projesi” başlatıldı. İzmirli’nin eserleri içerisinde daha önce hiç neşri yapılmamış veya neşredildiği halde unutulmuş eserleri öne alınarak, tenkitli neşirleriyle bir “İzmirli Kitaplığı” oluşturuluyor.
İzmirli’nin son eseri olan ancak vefatı sonrasında basılan İslâm Mütefekkirleri ile Garp Mütefekkirleri Arasında Mukayese isimli eseri geçtiğimiz sene Melikşah Sezen’in notları ve değerlendirme yazısı ile bu projenin ilk ürünü olarak kisve-i tab’a büründü. Bu eser ilk olarak 1952 yılında Süleyman Hayri Bolay’ın notlarıyla Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları tarafından neşredilmişti. Bolay’ın hazırladığı baskıyla, proje dahilinde Çizgi Kitabevi’nden çıkan baskıyı karşılaştırdığımızda çok farklılıklar görüyoruz. Sezen’in de belirttiği gibi; “Bolay’ın eser üzerindeki çalışması, eserin ilim âleminden uzak kalmaması için takdire şayan olsa da teknik hataları bertaraf edecek bir çapta olmamıştır.” Aynı zamanda filozofların terceme-i hallerine dair dipnot düşmüş olsa da birçoğu kâsır/nâkıs kalmıştır. Sezen, kitabın içerik kısmında muhteva yönünden herhangi bir tasarrufta bulunmamış ve eseri, İzmirli’nin kaleme aldığı şekle sâdık kalarak hazırlamıştır: dil açısından herhangi bir sadeleştirme yapmamıştır. Bunun haricinde kitabın giriş kısmında esere ne gibi katkılar sağladığını belirtmiş ve “İzmirli İsmail Hakkı Efendi’nin Terceme-i Hâli ve Mukayese Üzerine” başlığı altında esere dair kısa ve önemli bir değerlendirme yazısı kaleme almıştır.
Eser, isminden de anlaşılacağı üzere Doğu ile Batı arasında ilmî bir karşılaştırma ve halef-selef tespiti sunan muhtasar bir çalışmadır. Yüz kadar Batılı mütefekkir ile yine bir o kadar Müslüman âlim ve pek çok felsefî ekol hakkında bilgi veren eser, bu âlimlerin kimliğine ve felsefî ekollerin mahiyetine dair açıklayıcı hususlara girmiyor. İşte bu noktada Sezen’in notları hemen hiçbirini atlamadan tümü için okuyucuyu doyuracak nitelikte iş görüyor. Yine kendi notlarına dair kitabın sonunda bibliyografya çalışması ve kitabın bütününe dair bir indeks çalışması yapması kitabı daha kolay bir şekilde okunur hâle getiriyor.
Eserde dikkat çeken önemli bir husus ise bir bölümün tekâmül (évolutionnisme) nazariyesine tahsis edilmiş olmasıdır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi bu eser, “Yeni İlm-i Kelam” savunucusu olarak bilinen İzmirli’nin “Usûlü’d-Dîn” adına durduğu yer ve bütüncül bir yaklaşım adına gösterdiği gayreti yansıtması açısından gayet mühimdir.
Geçtiğimiz aylarda projenin ikinci ürünü olarak İzmirli’nin, Tarih-i Kur’ân’ı neşredilmiştir. Yine Melikşah Sezen tarafından hazırlanan çalışma, Cumhuriyet döneminin ilk Kur’ân tarihi çalışmasını yeniden ilim ehlinin istifadesine sunması açısından önemlidir. Sezen, tıpkı Mukayese’de olduğu gibi metni notlandırarak, (metnin orijinal yapısına dokunmaksızın) eserin girişine İzmirli’nin Tarih-i Kur’ân’ı hakkında yazılanlara yönelik etraflıca bir değerlendirme yazısı kaleme almıştır. Bu bölüm ciddi bir emek mahsulüdür. Çünkü İzmirli’nin doğru anlaşılmasına katkı sağlamak için Sezen’in yaptığı izahlar, eserin özgün metninden daha hacimli bir hale gelmiştir. Kur’an tarihine dair birtakım tartışmaların sürdüğü bir dönemde hacmi küçük fakat faydası büyük olan bu mütevazi çalışmanın da meseleye kıymetli bir katkı sunacağı aşikardır.
Söz konusu iki eserin ardından projeye ocak ayı içerisinde iki eser daha kazandırılmıştır. İzmirli’nin ilk defa neşredilen Tarihin Lüzûmu isimli risalesi Harun Çetin’nin titiz çalışması ile farklı iki yazma nüshadan (biri müellif hattı) yayına hazırlanmıştır. Bu eser, İzmirli’nin Cumhuriyet öncesi yazdığı fakat ne o dönemde ne de Cumhuriyet döneminde yayımlanma imkanı bul-a-mayan, yazma halinde kalmış bir risalesidir. Bu eser isminden de anlaşılacağı üzere Tarih ilminin gerekliliğini ve İslam Tarihinin önemini, Müslümanların Tarih ilmine hizmetlerini ve Müslüman tarihçileri konu edinen bir eserdir.
Söz konusu risale, hacmi ne kadar küçük olursa olsun İzmirli’nin diğer eserleri ile mütalaa edildiği vakit İzmirli’nin her alanda kalem oynattığını ve hezârfen bir aydın olduğunu bize göstermiş oluyor. İzmirli bir müellifin bir alanda temâyüz etmesi diğer alanlardan bigâne kalmadığını bizlere göstermiş oluyor. Bu küçük risalenin ilk defa neşri münasebeti ile İzmirli’nin tarihçiliğinin konuşulmasına da vesile olacağını dünüşüyorum.
Ocak ayında neşredilen bir diğer eser ise Mülehhas İlm-i Tevhid isimli kitabıdır. Aslı Osmanlı Türkçesiyle yazılan bu eser ilk olarak 1920 yılında Kanaat Matbaası tarafından basılmıştır. Hamza Burak Çiçek tarafından hazırlanan bu eser ilk defa günümüz Türkçesi ile proje dahilinde neşredilmiştir.
İzmirli’nin kitaplarına aksettirmiş olduğu sistematik üslubu okuyucunun malumâtlar arasında kaybolmasını engellemektedir. İzmirli bu üslubunu bu eserde de çok iyi bir şekilde kullanmıştır. Dokuzuncu sınıf talebeleri için hazırlamış olduğu bu kitapta kelam ilminin ana konularıyla birlikte tarihçesine de bir nebze yer vermiştir. Literatürde alışılagelmiş olanın dışında tasavvufun ve onun ehlinin kelam/akaid sahasına olan etkilerinden ve yanlış anlaşılan bazı mevzularından da bahsetmesi bu esere ayrı bir önem kazanmıştır.
İzmirli’nin daha önce hiç neşredilmemiş (yazma halinde kalan) eserleri okuyucu ile tenkitli neşir formunda buluşturulacaktır. Ayrıca Sezen’in editörlüğünde yürüyecek projeye pek çok farklı ismin katkı sağlayacağı ve nihayetinde İzmirli’nin bilhassa yazma hâlindeki eserlerinin tümünün gün yüzüne çıkarılacağı son derece sevindiricidir.
İzmirli’nin daha önce yayınlanmamış kelâmî ve felsefî eserlerini öne alarak devam edecek olan külliyat projesinin, Osmanlı’nın son dönem diğer önemli âlimleri/münevverleri ve eserleri için de örnek ve önayak olmasını ümit ediyoruz. Bu proje için Melikşah Sezen’e, Ömer Arlı Bey yönetiminde ki Çizgi Kitabevi’ne ve projeye katkı verecek diğer isimlere şimdiden teşekkür ediyoruz.
İzmirli İsmail Hakkı’nın hayatı, fikirleri ve eserlerine dair bakınız:
“İzmirli İsmail Hakkı, Vefatının 50. Yıl Anısına” İzmir İlahiyat Fakültesi ile Türkiye Diyanet Vakfı tarafından ortaklaşa tertip edilen 24-25 Kasım 1995 tarihli sempozyum bildirileri.
İbrahim Alaüddin Gövsa, Türk Meşhurları Ansiklopedisi: “İzmirli İsmail Hakkı” mad, Yedigün Neşriyat.
Sabri Hizmetli, İsmail Hakkı İzmirli, Kültür Bakanlığı Türk Büyükleri Serisi, 1996. (Ve Hizmetli’nin muhtelif birçok makaleleri.)
Bayram Ali Çetinkaya; İzmirli İsmail Hakkı, Hayatı, Eserleri, Görüşleri, İnsan Yayınları, 2000.
Zekeriya Akman, Daru’l-Hikmeti’l-İslamiye, DİB Yayınları, 2009.


