07 Aralık 2025 - Pazar

Şu anda buradasınız: / / İmam Ahmed B. Hanbel’in İlim Yolculuğu
İMAM AHMED B. HANBEL’İN İLİM YOLCULUĞU

İmam Ahmed B. Hanbel’in İlim Yolculuğu Dr. Halil İbrahim Kutluay

İlim Yolculuğu
Hayat şartlarının gereği olarak maddî, ticarî, iktisadî, siyasî, tıbbî, sportif, diplomatik, turistik ve benzeri amaçlarla yapılan yolculuklar yanında; sadece ulvî ve manevî amaçlarla yapılan yolculuklar da vardır. Cihad yolculuğu, hac ve umre yolculuğu, davet ve irşad yolculuğu, hicret yolculuğu ve ilim yolculuğu gibi…
Yolculuktaki yorgunluk ve sıkıntıların unutulmasını ya da meşakkatlerin tatlı hatıralara dönüşmesini sağlayan, yolculuğa farklı anlam veren şey, yolculuğun amacıdır. Yolculuğun amacı ne kadar değerli ve anlamlı ise yolculuk o kadar değerli ve anlamlıdır.
Bu yolculuklar içerisinde “ilim yolculuğu”nun apayrı bir önemi vardır. İlim yolculuğu, ilim adamının ya da ilim talibinin ilim tahsili uğruna katlandığı verimli, feyizli ve bereketli yolculuktur. İlmî seyahat, ilim adamlarıyla görüşme, ilmî eserlerle tanışma, yeni araştırma ve inceleme yapma, ya da farklı metotlarla ders alma amacıyla ülke içinde veya dışında ilmî arayış çabasıdır.
Daima “Ya Rabbi!.. İlmimi artır”, şeklinde dua eden ve ilme doymayan ilim talibi, hayatının sonuna kadar kendini “talebe” olarak görecek, eline geçirdiği her yeni eser, tanıştığı her ilim adamı onun ilmî zenginliğinin artmasına vesile olacaktır. İlim yolunda her gün yeni bir cahilliğini öğrenecek, daha bir aydınlanacak, ilmî derinlik ve geniş ufuk kazanacaktır.
Tarih boyunca ilim adamları, kitaplar arasındaki bitmez tükenmez zihnî yolculukları yanında; bizzat ülke ülke dolaşarak araştırma ve inceleme ruhu taşıyan, sahalarında ihtisas sahibi olan mümtaz ilim adamlarıyla görüşmüş, tanışmış ve kendilerinden doğrudan bilgi edinme yoluna başvurmuşlardır.
Ülkelerarası ilmî araştırma ve incelemeler, medeniyetin temel dinamiklerindendir. İlim dünyası, ilim adamlarının bu hasbî yolculuklarına çok şey borçludur. Her ilim dalı, mensuplarının bu yolculuklar esnasında yaşadıkları tatlı hatıraları canlı tutmaya çalışır. Dolayısıyla; her ilim dalında ilmî seyahatler söz konusudur.
Hadis Alimlerinin İlim Yolculuğu
Peygamberimiz (s.a.v)’in mübarek hadis-i şeriflerini öğrenme ve yayma yolunda yapılan ilim yolculukları sahabe-i kiram döneminde başlamıştı. Kendilerini iman, davet ve irşad erbabı olarak görevli kabul eden Sahabe-i Kiram, bir taraftan Allah Rasûlü’nden elde ettikleri manevî prensipleri yaymaya gayret ederken, diğer taraftan bizzat Peygamberimiz (s.a.v)’den duyma fırsatı elde edemedikleri hadis-i şerifleri öğrenmek için ilmî seyahatler yapmışlardır.
Söz konusu Rasûlullah (s.a.v) ve O’nun mübarek sözleri olunca bu uğurda büyük sıkıntılara göğüs gerilmiş, yüzlerce kilometre tutan mesafeler basite alınmış, İslâm toprakları karış karış gezilerek hadis-i şerifler son derece titizlikle tesbit edilip hem yazıya hem hafızalara kaydedilmiştir.
Ticarî, siyasî, iktisadî ve benzeri hiçbir maddî gaye taşımaksızın; sadece değerli sahabî Ebu’d-Derda’dan (ra.) hadis öğrenmek için Medine’den kalkıp Şam’a gelen bir zatın ilim yolculuğu, muteber hadis kitaplarında şöyle nakledilmektedir:
 Kesir b. Kays anlatıyor: Şam Mescidi’nde Ebu’d-Derda (r.a) ile birlikte oturuyordum. Bir adam geldi.
 -Ey Ebud-Derdâ!.. Allah’ın Rasûlü’nden naklettiğini duyduğum bir hadis-i şerif için Medine’den, Rasûlullah’ın şehrinden buraya geldim, dedi. Ebu’d-Derda (r.a):
-Başka bir iş için gelmedin mi? dedi. Adam:
-Hayır, dedi. Ebu’d-Derda (r.a):
-Ticaret için de gelmedin, dedi. Adam:
-Hayır, dedi. Ebu’d-Derda (r.a):

-Bu hadisten başka bir geliş amacın da yok. Öyle mi? dedi. Adam:
-Hayır, dedi. Bunun üzerine Ebu’d-Derda (r.a) şöyle dedi: Ben Rasûlullah’ın şöyle buyurduğunu işittim: “Kim ilim öğrenme arzusuyla bir yola girerse, Allah onu Cennet yoluna eriştirir”.
En çok hadis rivayet eden genç sahabîlerden biri olan Cabir b. Abdillah (r.a) sadece bir hadis-i şerifi öğrenmek için bir aylık mesafeye yolculuk yapmıştı.
Bir hadis-i şerifi uygulamak için, İstanbul’un fethi ile ilgili hadis-i şerifteki müjdeye erişebilmek için yaşlı haliyle İslâm ordusuna katılıp İstanbul önlerine gelen ve şehid olan, ülkemizin iftihar kaynağı, değerli sahabî Ebû Eyyûb el-Ensarî (r.a), yine “sadece bir hadis-i şerif için” Medine’den Mısır’a ilim yolculuğuna çıkmıştı.
Ebû Eyyûb el-Ensarî (r.a), Peygamberimiz (s.a.v)’den bizzat duyduğu “Kim dünyada bir mü’minin kusurunu örterse, Allah da kıyamet günü onun kusurlarını örter”, hadis-i şerifi hakkındaki bilgisini te’kid etmek istiyordu. Bu hadisi rivayet eden diğer sahabî Ukbe b. Amir (r.a) Mısır’da yaşıyordu. Onu görmeli ve bu hadis-i şerif hakkında onunla görüşmeliydi. Ebu Eyyub el-Ensarî, sadece bu amaçla yolculuğa çıktı. Medine’ye 1400 km. mesafede bulunan Mısıra gitti, orada Ukbe b. Amir (r.a) ile görüştü ve Medine’ye döndü.

Zirr b. Hubeyş anlatıyor: Sahabe-i Kiramdan Safvân b. Assâl el-Muradî (r.a)’ye gittim. Bana:
-Buraya gelişinin sebebi nedir? diye sordu. Ben de:
-İlim arzusu, dedim. Safvân şöyle dedi:
-Ben Allah Rasûlü’nün şöyle buyurduğunu işittim: “Kim ilim arzusuyla evinden çıkarsa; onun bu tavrından razı oldukları için melekler ona kanatlarını yayarlar”.
Sahabe döneminden sonra da ilim için yolculuk, hadis alimlerinin vazgeçilmez özelliklerinden biri olmuş, ilimde ilerlemek ve derinleşmek için gurbette ilim tahsili zorunluluk haline gelmişti. O günün ağır şartlarına, yolculukta yaşanan büyük sıkıntılara rağmen muhaddisler ülke ülke şehir şehir ıssız çöller, sarp dağlar aşarak ilim dağarcığını doldurmaya gayret etmişlerdir. Elimizdeki paha biçilmez hadis külliyatı, bunun en sadık şahitleridir.
Tabiûnun büyüklerinden Ebu’l-Aliye şöyle demektedir: “Basra’da iken Allah Rasûlü’nün ashabından rivayet edilen bir hadisi işitir, bununla yetinmez vasıtamıza biner Medine’ye gider, hadisi bizzat onların ağzından dinlerdik.”
Hadis alimlerinin yolculuğu sadece kendileri için değil, aynı zamanda ümmet için bereket, ümmetin Allah’ın rızasını kazanması ve felâketlerden korunması için bir vesile idi. Zira bu ilmi elde edenler, elde ettikleri ilmî birikimi hem yaşayacak, hem de yayacaklardı. Allah dostlarından İbrahim b. Edhem (rh.a) şöyle diyordu: “Hadis alimlerinin yolculuğu sebebiyle Allah, bu ümmetten belâyı kaldırır”.
İlim yolculuğunda elde edilecek bilginin azlığına-çokluğuna bakılmamalıdır. Önemli olan, bu bilginin bizim için yararlı olmasıdır. İmam A’zamın hocalarından İmam Şa’bî (rh.a) şöyle diyordu: “Bir adam, gelecek hayatında kendisi için faydalı olacak “bir kelime” için bile, Şam’dan Yemen’in en ücra köşesine yolculuk yapsa, benim görüşüme göre onun yolculuğu boşa gitmemiş olur”.
İmam Ahmed b. Hanbel’in İlim Yolunda Yaptığı Yolculuklar
İlim erbabı, yolculuk açısından iki ayrı kategoride değerlendirilebilir. Bir kısmı İmam Malik gibi bulunduğu şehri hiç terk etmeyen ama ilimden ve ilim meclislerinden hiç kopmayan alimlerdir. Zira İmam Malik Medine-i Münevvere gibi müstesna bir ilim ve irfan merkezinde dünyaya gelmişti. O tarihte Medine alimleri gerçekten çok çok seviyeli idiler. İmam Malik onları bırakıp bir başka beldeye gidemezdi. İmam Malik, Medine alimlerinin uygulamalarını delil olarak kabul ediyor ve bu tatbikata “Amelü ehli’l-Medine” ismiyle apayrı bir değer veriyordu. Ayrıca hac mevsiminde Medine-i Münevvere dışındaki alimlerin oraya gelmesi sebebiyle İmam Malik’in Medine dışına çıkması gerekmiyordu.
İkinci grup alim ise İmam Ebu Hanife, İmam Şafiî, İmam Ahmed b. Hanbel, İmam Buharî ve İmam Müslim gibi zorluklara ve imkânsızlıklara rağmen ilim yolculuklarına katlanan alimlerdir. Zira hadis alimlerinden olup ilm yolculuğuna çıkmayan alim yok denecek kadar azdır.
Bu alimlerden biri olan İmam Ahmed b. Hanbel (ö.241/855) pek çok zorluk ve sıkıntıya rağmen gerçekleştirdiği ilim yolculuklarında zamanının müstesna alimlerinden ders almış, maddî imkânsızlığı sebebiyle gerçekleştiremediği yolculuklara da hayıflanmıştır.
Ahmed b. Hanbel şöyle diyordu: Abdullah b. Mesud’un talebeleri Kûfe’den Medine’ye gider, meseleyi bizzat Hz. Ömer’den öğrenir ve ondan hadis dinlerlerdi.
Oğlu Abdullah b. Ahmed babasına: İlim talebesi, bir alimle beraber olup sadece ondan hadis yazmakla mı yetinmeli, yoksa farklı ilim beldelerine gidip bizzat oralardaki alimlerden hadis mi dinlemeli? diye sormuş; İmam Ahmed b. Hanbel şu cevabı vermişti: “İlim talebesi gitmeli, Kûfelilerden, Basralılardan, Medinelilerden, Mekkelilerden hadis yazmalı, onlarla oturup kalkmalı ve onlardan hadis dinlemelidir.”
Ahmed b. Muhammed b. Hanbel (rahmetullahi aleyh) daha çok dedesine nisbet edilerek Ahmed b. Hanbel olarak anılmaktadır. Hem anne, hem baba tarafından arap asıllıdır. Babası tarafından Zühlî, annesi tarafından Şeybanî idi. Dedesi (Muhammed b. Hilâl) Basra’dan Horasan’ın Merv şehrine göç etmiş ve Emevî Devletinde Serahs valiliği yapmıştı. Babası (Muhammed b. Hanbel) ise Abbasî Devletinde subay olarak görev yapmıştı.
Ailesi Bağdat’a göç edince; Ahmed 164/780 yılında Bağdat’ta dünyaya geldi. Küçük yaşta babasını kaybetti. Terbiye ve eğitimi ile annesi ilgilendi. Önemli bir ilim merkezi olan Bağdat’ta önce Kuran-ı Kerimi ezberledi ve Arap Dili dersleri aldı. Henüz 15 yaşında iken İmam Ebu Hanife’nin has talebesi, muhaddis ve fakih, kadı İmam Ebû Yusuf’dan fıkıh dersleri aldı. Fıkıh melekesi çok gelişti ama o hocası Ebu Yusuf’tan sonrahadis ilmine yöneldi, hadis ilmine daha çok ilgi duymaya başladı. İmam Ahmed’in bu tercihinde Kitabu’l-Harac ve Kitabül-Âsâr isimli hadis kitaplarının müellifi İmam Ebu Yusuf’un fakîh olmasının yanında muhaddis olmasının da rolü olmalıdır.
Hicrî ikinci ve üçüncü asır, hadis ilimlerinin altın çağı idi. Haremeyn, Bağdat, Şam, Mısır, Yemen ve Horasan o sırada muhaddisler diyarıydı. İslam devletinin başşehri Bağdat alimlerinden ders almak bile ilim talebesi için yeterliydi. Ama Ahmed b. Hanbel için Bağdat, pergelin bir ucu gibiydi. Bağdat’tan yola çıkıyor, farklı beldelerde ve ülkelerde seçkin muhaddislerden ders aldıktan sonra tekrar Bağdat’a dönüyordu.
Ahmed b. Hanbel’in hadis ilminde en yakın arkadaşları yaşta, ilimde ve irfanda akranı olan Ali ibnü’l-Medînî, İshak b. Rahûye ve Yahya b. Maîn gibi muhaddislerdi.
Ahmed b. Hanbel, 180-183/796-799 yıllarında Bağdat’ta değerli muhaddis Hüşeym b. Beşîr el-Vasitî’nin hadis derslerine dört yıl devam etti. Hüşeym; güçlü bir hafızaya sahip, seçkin ve güvenilir hadis alimi idi. Kendisinden İmam Malik, Abdullah b. Mübarek, Süfyan es-Sevrî ve Veki’ b. el-Cerrah da ders almıştı. Ahmed b. Hanbel, Hüşeym b. Beşîr’den çok istifade etti. 183/799 yılında 19 yaşında iken hocası Hüşeym b. Beşîr vefat edince Kûfe’ye gitti.
1.Kûfe Yolculuğu:
Ahmed b. Hanbel, (183/799) yılında Bağdat’a 170 km. mesafede bulunan Kûfe’ye gitti. Kûfe Bağdat’a uzak olmamasına rağmen bu yolculukta çok meşakkat çekti. Kûfe’de kaldığı yer de rahat değildi. Uyurken başının altına yastık yerine kerpiç koyar, öyle uyurdu.
Ahmed b. Hanbel, Kûfe’de imam Şafiî’nin hocası ve İmam Ebu Hanife’nin talebesi olan Veki’ ibnü’l-Cerrah’dan ve Musannef müellifi Ebubekr b. Ebî Şeybe’den; Fadl b. Dükeyn ve Yahya b. Zekeriyya b. Ebî Zâide gibi muhaddislerden ders aldı. Bir yıl yıl sonra da Hicaz’a gitti.
2.Hicaz Yolculukları:
Ahmed b. hanbeli (187-198/802-813) yılları arasında üçü yaya olmak üzere beş defa hac yaptı. 187/802 yılında ilk defa Hac vesilesiyle gittiği Mekke’de bir yıl kaldı. İkinci haccı 191/806 yılındaydı. Mekke’de fıkıh, usul-ü fıkıh ve hadiste hocası İmam Şafiî’den ders aldı. İmam Şafiî ile daha sonra Bağdat’ta görüştü. İmam Şafiî’yi o kadar takdir etti ki, otuz yıl her gece dualarında İmam Şafiî’ye özel yer ayırdı. Hadiste müjdelenen ama isimleri verilmeyen müceddidlerin ilkinin, birinci yüzyılın başında Ömer b. Abdülaziz olduğu, ikinci yüzyılın başında gelen “müceddid”in ise İmam Şafiî olduğu görüşündeydi.
Ahmed b. Hanbel, Mekke’de Sünen müellifi Said b. Mansur el-Mervezî’den ders aldı. Mekke’de hafız, fakîh imam Süfyan b. Uyeyne ile dört hac mevsiminde görüştü. Medine-i Münevvere kadısı İbrahim b. Sa’d’den hadis dersleri aldı.
Ahmed b. Hanbel, Bağdat’ta onbeş yaşında iken İmam Malik vefat etmişti. Bu sebeple Ahmed b. Hanbel: “İmam Malik’den ders alamadım. Ondan mahrum kaldım ama Rabbim bana onun yerine Mekke’de Süfyan b. Uyeyne’nin talebesi olmayı nasib etti,” diyordu.
3.Basra Yolculukları:
Ahmed b. Hanbel, (186-201/801-816) yılları arasında beş defa Basra’ya gitti. Basra’ya her gittiğinde en az altı ay kalıyordu. Basra’da Abdurrahman b. Mehdî, Yezid b. Harun, Yahya b. Said el-Kattan, Said b. Amir el-Basrî, Süleyman b. Harb el-Basrî, Ebu Davud et-Tayalisî, Ebu Âsım en-Nebîl gibi alimlerden hadis dersleri aldı. Ahmed b. Hanbel’e göre; Yahyâ b. Said râvileri çok iyi tanıyan, hadis rivayetinde nâdiren hata yapan, rivayetlerinde titiz ve çok dikkatli bir muhaddis idi.
Ahmed b. Hanbel, yazdığı kitaplarını çoğu zaman sırtında taşıyordu. Bir defasında bir tanıdığı ezberlediği ve yazdığı hadislerin çokluğunu görerek:
-Bir Kûfe’ye, bir Basra’ya gidiyorsun! Ne zamana kadar böyle devam edeceksin? deyince, Ahmed b. Hanbel:
-“Hokka ve kalem ile mezara kadar...” diye cevap vermişti.
4.Şam, Halep ve Cezîre (Cizre)Yolculukları:
Ahmed b. Hanbel farklı muhaddislerden ilk ağızdan ders almak ve üstadlarını bizzat tanımak için farklı tarihlerde Şam, Halep ve Cezîre’ye de gitmiştir. Ancak bu yolculuları için elimizde ayrıntılı bilgi mevcut değildir.
5.Yemen Yolculuğu (198/813)
Ahmed b. Hanbel, 198/813 yılında hac yolunda arkadaşı Yahya b. Maîn’e hac sonrası Yemen’e gidip Abdürrezzak b. Hemmam’dan hadis dersleri alma niyetini açmış, birlikte Yemen’e gitmeye karar vermişlerdi. Mekke’ye vardıklarında ilk tavafta İmam Abdürrezzak ile karşılaşmaları hoş bir tevâfuk oldu.
Arkadaşı Yahya b. Maîn, İmam Ahmed’e artık gitmeye gerek olmadığını, gidişin bir ay dönüşün bir ay süreceğini, yolculuğun masraflı olacağını, üstad Abdürrezzak’la Mekke’de görüşmelerinin yeterli olacağını söylemiş ama İmam Ahmed Yemen’e gitme niyetinden vazgeçmemiş, arkadaşı Yahya b. Maîn’i ikna etmiş, Bağdat’a döndükten sonra birlikte Yemen’e gitmişlerdir.
Ahmed b. Hanbel’in en uzun ve en yorucu yolculuğu, büyük hadis alimi el-Musannef adlı eserin müellifi Abdürrezzâk b. Hemmâm’dan ders almak için 198/813 yılında Bağdat’tan Yemen’e yaptığı yolculuktur. Yeterli parası olmadığı için kervancıların yanında deve bakıcılığı yapmak yapmak zorunda kalmış, meşakkatli bir yolculuk sonunda Yemen’e varabilmişti.
İmam Abdürrezzâk b. Hemmâm; İmam Ebu Hanife, İmam Malik, Süfyan es-Sevrî, Ma’mer b. Râşid ve Abdullah b. Mübarek gibi seçkin üstadların talebesiydi. Kendisinden ders alabilmek için yüzlerce alim yollara düşmüş, hatta muhaddisler arasında “Abdürrezzak’dan ders almak için ona yapılan yolculuk kadar hiç kimseye yolculuk yapılmamıştır”, denilmiştir.
Ahmed b. Hanbel anlatıyor: Yemen’e gittim. San’a şehrine vardım. Abdürrezzak b. Hemmâm’ın köyüne gittim. Tam kapısını çalacaktım ki, evinin karşısındaki bakkal bana:
-Kapıyı çalma, üstad ürker, dedi. Ben de oturdum, bekledim. Akşam yaklaşınca üstad dışarı çıktı. Ben de ona koştum. Elimde onun hadislerinden seçtiğim hadisler vardı. Selam verdim ve ona:
-Bana bu hadisleri rivayet et. Allah sana rahmetiyle muamele etsin, Ben gariban bir adamım, dedim. Bana:
-Sen kimsin? diye sordu. Ben:
-Ahmed b. Hanbel’im dedim. Beni kucakladı. Bana:
-Allah aşkına, Ahmed sen misin? dedi. Sonra hadisleri okumaya başladı.
Ahmed b. Hanbel, hadis tahsili için Yemen’de hocası muhaddis imam Abdürrezzak’ın yanında iki yıl kalacak, sonra da yaya olarak Bağdat’a dönecektir. Bu müddet zarfında Abdürrezzak’tan gerçekten çok istifade edecek, Abdürrezzak’ın telif ettiği, 31 ana başlık altında 21.033 hadis içeren Musannef adlı eserini bizzat müellifinden işitecektir.
Ahmed b. Hanbel, ayrıca Ma’mer b. Raşid’in has talebesi olan ve onun yanında yedi sene kalan hocası Abdürrezzak’ın; Hemmâm b. Münebbih kanalıyla Ebu Hureyre’den merfû olarak rivayet ettiği es-Sahîfetü’s-Sâdıka adı verilen, tamamı sahih olan, çoğu Sahihayn’de yeralan 138 hadisten meydana gelen eserini bizzat kendisinden işitecektir.
Günümüze kadar gelen kadîm yazılı hadis mecmularından biri olan bu küçük ama çok değerli eseri ilk ağızdan, bizzat hocası Abdürrezzak’dan dinleyen Ahmed b. Hanbel, eserin tamamını Müsned’ine alacaktır.
6.Gidemediği ve hayıflandığı yolculuk: Rey Yolculuğu
Kimseden sadaka ve bağış kabul etmeyen, geçimini alın teriyle kazanan İmam Ahmed b. Hanbel, maddî imkânsızlık sebebiyle yolculuk masrafını temin edemediği için bazı ilmî seyahatleri iptal etmek zorunda kalmış, bunun üzüntüsünü de ifade etmişti.
Ahmed b. Hanbel, hadisi alimi Cerir b. Abdülhamid er-Razî’nin ismini duymuş, ondan hadis dersi almak istemiş ama yol parasını temin edemediği için bundan mahrum kalmıştı. Ahmed b. Hanbel: “Sadece 50 dirhemim olsaydı (Bağdat’a 2360, Tahran’a 30 km. mesafede bulunan) Rey şehrine gidecek ve orada Cerir b. Abdülhamid’den hadis dersleri alacaktım,” diyordu.
Ahmed b. Hanbel, hocası imam Şafiî’ye Mısır’a geleceğine dair söz vermiş, ancak İbn Ebî Hatim’e göre; büyük bir ihtimalle elinin darlığı, bu vaadini yerine getirmesine engel olmuştu.
Kimseden kesinlikle sadaka ve bağış kabul etmemesi, sadece elinin emeği ile geçimini temin etmesi sebebiyle yolculuklarında çok sıkıntı çeken ama yine de ilim öğrenme uğruna binlerce km. yolculuk yapmaktan vazgeçmeyen İmam Ahmed b. Hanbel’in ilmî seyahatleri yirmi yıl sürdü. Müsned’indeki hocalarının sayısı 280’dir. İbnü’l-Cevzî Menakıbü’l-İmam Ahmed kitabında hocalarının sayısını 414 olarak vermektedir.
İmam Ahmed b. Hanbel’in rical ve İlel ilimlerinde mütehassıs olması, fetvada titiz bir fakîh olması ve mutedil bir alim olarak tanınması sebebiyle raviler hakkında özellikle kendilerinden rivayette bulunduğu hocaları hakkında verdiği hükümler ve belirttiği dereceler hadis alimleri tarafından çok anlamlı ve önemli görüşler olarak telakki edilmiştir. Yaş ve ilim bakımından akranı olan ve pekçok aynı üstaddan ders gören samimî arkadaşı Yahya b. Maîn ise değerlendirmeleri sert (müteşeddid) bir muhaddis olarak kabul edilmiştir.
Ahmed b. Hanbel, yirmi yıl süren ilmî seyahatlerinden sonra 40 yaşında evlenecek, Salih ve Abdullah isimli çocukları aynı zamanda onun talebeleri olacak, hayatının son 35 yılında tedrisat ve telif ile meşgul olacaktır. Senedleri ve metinleriyle 100.000 hadis bilmeyen fetva veremez, diyen; fetva vermekten çok sakınan, fetvalarının yazılmasına müsaade etmeyen, fıkıh üstadı ve imamı olduğu halde daha çok hadis yönüyle temayüz eden Ahmed b. Hanbel’in 30.000 civarındaki hadisi ihtiva eden Müsned’i gerçekten bir şaheserdir.
Ahmed b. Hanbel, hayatının sonlarında Mutezile’nin görüşünü reddettiği, haklı ve isabetli fetvasından dönmediği için “Mihne” olayında Abbasî halifeleri Me’mun ve Mu’tasım zamanında yıllarca işkenceye tabi tutulacak ama o, hak bildiği dâvâdan vazgeçmeyecektir.
Onun zühd ve takvasını, sabır ve tahammülünü, ilmî ve manevî derecesini başta İmam Şafiî olmak üzere Yezid b. Harun, Veki’ ibnül-Cerrah gibi hocaları takdir dolu ifadelerle zikretmişlerdir. Muhaddisler ve seçkin ilim talebeleri onunla görüşmek, ondan ders alabilmek ve onun talebesi olabilmek için uzun yolculuklara katlanmışlardır. Sadece Ahmed b. Hanbel‘den ders alabilmek için Bakî b. Mahled gibi ilim sevdalıları Endülüs’den yola çıkacak, aylar süren yolculuktan sonra Bağdat’a gelecek ve ondan özel ders almıştır.
Ardında Buharî, Müslim, Tirmizî, Ebu Davud es-Sicistanî, Ebu Zür’a ed-Dimaşkî, Ebubekir el-Mervezî, Bakî b. Mahled gibi değerli talebeler; Müsned, Kitabü’z-Zühd, Kitabü’s-Sünne, Kitabü’l-İlel, Kitabü Fezâili’s-Sahabe gibi kıymetli eserler bırakan İmam Ahmed b. Hanbel, 241/855 yılında 75 yaşında vefat etti. Cenazesine çok büyük bir cemaat katıldı. Cenazesine katılan cemaatin çokluğunu anlatan ve yüzbinlerle ifade edilen rakamlar, gerçekten bu ilim adamına, bu mezheb imamına duyulan sevgi ve takdirin delili olmalıdır. Rabbim rahmetine nail eylesin. Makamı Cennet olsun.
Günümüzde İlim Yolculuğu
Tarihte olduğu gibi günümüzde de ilim yolculuklarına şiddetle ihtiyaç vardır. Özellikle İslâmî ilimlerde derinleşmek isteyenler, kadîm alimlerin çizgisinde yürüyerek zorlukları aşmalı, bu ilimleri ehlinden ve kaynağından tahsil etme fedakârlığını göstermelidirler.
Dün İslâm Âleminin müstesna ilim yuvalarından biri olan Fatih Medreseleri, yeniden eski haşmetiyle ihya edilinceye dek, İslâmî İlimleri tahsil için İslâm Dünyasında ilim yolculuğuna çıkmak zorundayız. Zira “Hikmet mü’minin kaybolmuş malıdır, nerede bulursa almalıdır.”
Temennimiz: bizim ilim yolculuğuna çıkmamız yerine sadece “Dinî İlimler”de değil, bütün ilim dallarında dünyayı hayran bırakacak ilmî üstünlüğe erişip dünyanın akın akın bize koşmasıdır. Bunun gerçekleşmesi için gerekli alt yapı hazırlanmalı, ideolojik saplantılar bırakılmalı; hizmet ve fedakârlık ruhu geliştirilmeli, ciddî, sistemli, mutedil bir ilim ortamı sağlanmalıdır. Daha doğrusu önce kendimize ve manevî değerlerimize güvenebilmeliyiz.
İlahî Rızaya kavuşma arzusu taşıyan, helâl lokma ile beslenen, prensipli ve sistemli çalışan, gönlü hizmet aşkıyla ve kardeşlik sevgisiyle dolu ilim adamının ilim yolculuğu; Allah’ın izniyle feyiz ve bereketle sonuçlanacak, bu verimli ilim yolculuğundan kendisi, ülkesi, İslâm Dünyası ve bütün insanlık yararlanacaktır. İlim Yolcularına selâm olsun.

logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslatdergisi@gmail.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul