02 Temmuz 2022 - Cumartesi

Şu anda buradasınız: / BAHADIR YENİŞEHİRLİOĞLU’NA SORULAR
BAHADIR YENİŞEHİRLİOĞLU’NA  SORULAR

BAHADIR YENİŞEHİRLİOĞLU’NA SORULAR İlhami Pınar

1-Son yıllarda cinsel kimliğin özgürce yaşanabilmesi adı altında sapıkça ilişkilerin yaygın bir propaganda yapıldığını gözlemliyoruz bu konuda ne söylemek istersiniz?
CEVAP: Son yıllarda çocuklarda ve ergenlerde cinsel kimlik gelişimini ve bozukluklarını anlamaya yönelik toplumda bir ilgi artışı olduğu bir gerçek tabi ki. Buna paralel olarak bilim dünyasında da cinsel kimlik bozukluğu ile ilgili çalışmalarda bir artış olduğu görülmektedir. Çocuklarda karşı cinsiyet davranışı gösterme oranları, kız çocuklarda erkek çocuklara göre daha yüksek bulunmaktadır. Öte yandan kliniğe başvuru oranları erkek çocuklarda daha yüksek olduğunu gözlemliyoruz. Bunun sebebi de sapkın ilişkilerin giderek normalmiş gibi toplum katmanlarına sokuşturulması ile alakalı. Normal olmayan lakin normalmiş gibi bir algıyı pompalayan gayretler doğal olarak bunların sonucu ortaya çıkan bozuklukları da mercek altına alarak çalışmalar yapıyor. Giderek propaganda daha da artırılıyor ki çözüm önerileri ve engelleme çabaları bu oranda artıyor. Bu çalışmalar aslında propagandanın ne denli güçlü sürdüğünün açık delili.
 2-Cinsel sapıklık bir hastalık mıdır? Cinsel yönelim midir, yani birey bu özelliğini doğuştan getirmiştir bu yüzden onun bu yönlenimine karışmak bir insan hakları ihlali midir?
CEVAP: İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 19. Maddesi, herkesin kendini özgürce ifade etme hakkını koruma altına alır. Bunu kendi tercihlerini meşrulaştırmak için kullananlar bu maddenin aynı zamanda dini inançları gereği başını örten bir insanı nedense yıllarca görmezden geldiler. Bunu bir kalkan olarak karşımıza çıkaranlara karşı şunu açıkça söylemek mecburiyetimiz vardır. Nesli korumak ta fıtraten sahip olduğumuz bir haktır ve bunun önündeki bozucu her türlü faaliyetle mücadele etmek sorumluluğumuz vardır. Hem kişinin hem de devletin varoluş görevidir . Çocuklarımız bizim geleceğimizdir.
Yapılan bilimsel ve genetik çalışmalar da ‘özgürce’ arzularını yaşayan bu insanların, aslında vücutlarını da yavaş yavaş bu bağımlılığa sürükleyebildikleri iddiasını güçlendirmektedir. Yani aslında bu kısır bir döngü olarak sürekli birbirini tetiklemekte ama mutluluk vermemektedir. Eşcinsellerin yüksek oranda progesteron hormonu salgıladıklarını klinik çalışmalardan biliyoruz. Bu dürtünün alanını genişletmek ve özgürleşmek için verdiği çaba aslında bir anlamda bu hormonun daimi aktif tutulmasını körüklemekte ve çözüme ulaşmada bir anlamda engel oluşturmaktadır. Diğer yandan, hepsi için olmasa da bazı insanların genetiklerinde de eşcinsel yatkınlık olabileceği son yapılan araştırmalarla da tartışılır hale geldiğini görüyoruz. Erkek veya bayanlarda bulunan X kromozomu üzerinde yapılan genetik çalışmalar, eşcinsellerin DNA’sında bir miktar genetik farklılığın bulunabileceği savını güçlendirmekte ve gelecekte ‘eşcinselliğe yatkınlığı’ sağlayan bir DNA bölgesi bulma olasılığını artırdığını iddia ediyorlar. Eşcinsellerin hepsinde olmasa da içlerinde bir kesiminin fıtratlarında böyle bir bozukluk olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir. Allah tarafından bazı eşcinsellerin fıtratlarına ömür boyu zaptetmeleri gereken bir imtihan olarak konulduğunu görmemiz gerektiği kanaatindeyim.
Dışlamadan anlamaya çalışarak iyiliği emrederiz, kötülükten çevremizi beri tutmaya çalışırız, iyilik yollarını zorlaştırmamalı aksine kolaylaştırmalıyız.
Herkes kim olduğuyla ve kimi nasıl sevdiğiyle gurur duyabilmelidir. Hepimiz kendimizi özgürce ifade etme hakkına sahibiz. Lakin pek çok uzman ‘tabiat eşcinsel olmayı onaylamaz’ diyerek bir veri ortaya koyuyor ve bunu örnekleriyle ispatlıyor. Küçük yaşlarda, psikoseksüel gelişim dönemlerinde, ondan daha öncesi, biraz önce değindiğim gibi eğer öyle doğmuşsa genetik özellik, ergenlik yaşındaki eşcinsel deneyimler bunların akılda takılıp kalması bu kırılmaya güçlendirmektedir. Bu bağlamda çocuklara ve gençlere tuzak kuran küresel aktörlerin gayretleri, aldatmacaları, alkol ya da uyuşturucunun etkisinde, iradesinin zayıfladığı anlarında yaşanan olaylar, gibi pek çok faktör cinsel sapmalara zemin hazırlamaktadır. Lakin bu tabiata uygun değildir. Normal olarak kabul edilemez.
Kurgulanan eşcinsel dünyada insan aslında en büyük ihaneti kendisine yapmaktadır. Giderek derin bir yalnızlığa düşmekte ve bunu özgürlük olarak algılamaktadır. Eşcinselliğin hastalık olup olmadığı yönünde farklı algılarda mevcut. Amerika Psikiyatri Birliği, eşcinselliği hastalık olarak kabul etmiyor diyenler olduğu gibi. Amerika Psikiyatri Birliği psikiyatrik tanımlama olarak tanımlamanın adını değiştirerek sadece ve cinsel kimlik bozukluğu olarak tanımladı diyenlerde var. Buradan yola çıkarsak demek ki hastalık olarak kabul ediyor. Genlerdeki bozukluk nedeniyle kişilerde eşcinsel yönelimler olabiliyor. Çünkü hormonlar genlerdeki kodlara göre üretiliyor. Demek ki bir hastalık bu. Erkeklerde testosteron kadınlarda östrojen hormonu vardır. Genetik bozuklukta bu hormonların salınımında bir sorun varsa bu düzeltilebilir ve kişi cinsel kimlik olması gereken yere yerleşir. Uzmanlar ‘Eğer çocuk ergenlikten önce kendi cinsi değil de karşı cins gibi davranışlar sergiliyorsa kesinlikle hormonal inceleme yapılmalı. Hormonları yaş grubunun normal seviyesinde mi değil mi buna bakılmalı. Anormal bir durum varsa önlem alıp gerekli tedavi uygulanmalı. Diye uyarıyorlar.
Yine uzmanlarca tanımlandığı üzere cinsel kimlikte hormonal olmayıp psikiyatrik sebeplerin de belirleyici olduğu söyleniyor. Mesela kişinin erkek modeli olmadığı, anne de sevgi veren olduğu için cinsel kimlik anneyle özdeşleşiyor ve kendi cinsine yönelim olabiliyor.
Uzmanlar aileleri bilinçlendirmek için aslında pek çok çaba ortaya koyup uyarılarda bulunuyorlar. Biliyoruz ki Sırf eğlence, neşe olsun diye erkek çocuklarına karşı cins giysileri giydirilip, makyaj yapılmamalı. Çocuklar popolarından ya da cinsel uzuvlarından sevilmemeli. Uzmanlar bunun asla bir sevgi gösteri alanı olarak kabul edilemeyeceğini uyarıyorlar.
Ergen olanların hayatına elbette müdahale edemeyiz lakin kamusal alanda rahatsız edici genel ahlak ve adaba aykırı davranışlarda bulunmamaları önemli. Ben erkek erkeğe öpüşen bir çifti gördüğümde hele yanımda torunum varsa ve bunu anlayacak yaşta değilse bu durumu nasıl açıklayacağım? Bu çok önemli. Beni esas ilgilendiren konu reşit olmadan önceki yaş gurubundaki evlatlarımızın kötü propaganda sebebiyle maruz kalacakları erozyon. Tabi bu konuda ailelerin bilinçlendirilmesi çalışmaları..
3- Yerli dizilerde son yıllarda cinsi sapkınlık normalleştiriliyor. Sinema sektörünün içinde olan biri olarak ne söylemek istersiniz?
CEVAP: Eşcinsellik hiç olmadığı kadar ‘cinsel tercih’ etiketi ile Batı’da kendini kabul ettirdi ve normal karşılanıyor. Yapılan itirazlarda medyada kendilerine alan bulamıyorlar nedense. Yeni hedef ise Türkiye olmak üzere tüm İslam coğrafyası. Küresel güçler pek çok şeyi kontrol ettikleri gibi medyayı da tekellerinde bulunduruyorlar. Eşcinsellik televizyon, dergi, gazete ve internet gibi kitle iletişim araçları kullanılarak özelliklere gençlere aşılanmaya çalışıyor.
Türkiye’de de geniş bir izleyici kitlesine sahip olan batı kaynaklı dizi ve filmlerde eşcinsellik bilerek ve kasıtlı olarak özendiriliyor. Yabancı dizi furyası ile ‘eşcinsel sapkınlığı’ normalleştirme çabalarından cesaret alan Türk dizi yapımcıları da ‘eşcinsel karakterleri’ ön plana çıkarmaya dünden razı gibiler. Önceki yıllarda halkın tepkisinden çekinen yapımcılar, dünyada uzun zamandır pompalanan propagandalar sayesinde normal kabul edilen eşcinsel karakterleri dizilerin olmazsa olmazları haline getirdi. Bilerek ve planlı olarak bu karakterler genelde ‘komik’, ‘sempatik’, veya ‘mağdur’ olarak seyirciye sunuluyor ve seyircinin bu karakterlerle duygudaşlık kurması sağlanıyor. Böyle bir karakteri olumlayan bir ebeveynin evladındaki yansıması doğal olarak itiraz görmeyecek ve evladının cinsel tercihi olarak algılanacaktır. Unutmayalım görsel sanatlar nükleer bombalardan çok daha etkilidir ve küresel sömürü düzeni bunu çok öncelerden fark edip hayata geçirmiş durumda.
4- Sektörünüzdeki ileri gelenlerin cinsi sapıklığa onaylayıcı bakmalarının ardındaki nedenleri hakkında ne söylemek istersiniz?
CEVAP: Küresel güçler hedef kitlelerindeki ülkeleri ve toplumları değiştirip dönüştürmek için var güçleriyle çalışırlar. Öncelikli amaçları bir kölelik düzeni oluşturmaktır. Bunu fiziki olarak zincirlerle gerçekleştirmiyorlar artık bunu çok önceleri bıraktılar gözle görülmeyen prangalarla insanları kendilerine bağımlı hale getirip sömürüyorlar ve amaçlarının önünde engel olarak neyi görüyorlarsa yok edip kimliksizleştiriyorlar. Biliyorlar ki aile yapısını bozmak ve nesilleri zihnen iğdiş etmek kendi amaçları için zaruridir. Bu topluluklar ürememeli, kısırlaşmalı ve sadece denileni yapmalıdır. Böylece hedeflerine ulaşacaklarını umuyorlar.
Emellerini de özgürlük, barış, insan hakları gibi evrensel kavramlarla maskeleyip çirkin suratlarını gizleyebiliyorlar. Mazlumların, Müslümanların, özgürlüğünden, yaşam hakkından, insani haklarından söz ettiğinizde ise sizi İslamcı ve gerici olarak yaftalayıp ötekileştirmeye gayret ediyorlar. Tek korktukları ve engel gördükleri ise İslam’dır. Sektördekilerden önce her akşam genç, yaşlı milyonlarca vatandaşın televizyon ekranlarında oynayan dizilerde alenen teşhir edilen bu sapkınlığa karşı RTÜK’ün ne zaman harekete geçeceği merak ediyorum aslında. Kamuoyu televizyon yayınlarında içki, sigara ve cinsellik içeren sahnelere izin vermeyen RTÜK’ün bu sinsi planı görmezden gelmesi trajik değil mi?
5- Son zamanlarda (sizin de oynadığınız) tarihi filmlerin dışında Müslümanın bugünkü gündelik hayatını meselelerini ele alan filmler neden yapılmaz. Nedeni sizce nedir?
CEVAP: Bu sorunuza ‘Allahtan şeytanın bacağını kırdık. Gerisi gelecektir diye umuyorum.’ Demekle yetinmek istiyorum. Az söyleyeyim çok anlaşılsın babından.
6- Netflix dizilerin dünyada yayılması ve finarsörünün Yahudi olması komplo teorilerin ürememiz normal mi? (Dünya nüfusunun düşürülmesi. Vs.)
CEVAP: Ben son derece normal buluyorum. Yahudi asıllı Amerikalı finans spekülatörü George Soros’un insanlığın nüfusunu azaltmaya yönelik karanlık planları son derece açık. Bu gayretini destekleyecek ne varsa kullanmaktan çekinmiyor. Pek çok ülkede tehlikeli bulunması ve istenmeyen adam ilan edilmesi bile bunun delili. Daha pek çok konu sebebiyle tabi ki. Soros, vakıfları kanalıyla Türkiye’de de 2006 yılı itibarıyla son 5 yılda 8 milyon ABD doları harcadıklarını açıkladı. Bunun büyük bir bölümünün medya sektörüne ve belli kimliklere aktarıldığını biliyoruz. Kendi ırkının üstün ve yaratılmış bütün ırkların kendi ırkının hizmetkârı olduğuna inanan bir alt bilinç kendi ırkının dışında kim varsa daha doğrusu insan neslinin devamı için büyük tehlike haline gelen bilinçli pompalanan eşcinsel yapılanmayı küresel karanlık odalarda boşuna fonlamıyor.
7- Subliminal sözlükte «Psik, bilinçaltı, bilinçdışı, bilinçaltı ile algılanan” anlamına gelmektedir? Subliminalden ne kadar yararlanılıyor sizce?
CEVAP: Subliminal mesaj için kişinin farkında olmadığı halde bilinçaltına gönderilen gizli mesajlardır diyebiliriz.
Subliminal mesajlar, doğrudan insan kararlarını ve insanın düşünce yapısını etkilediği düşünüldüğü için, özellikle “Görsel” ve “İşitsel” bir altyapıyla hazırlanıyor. Bu çalışmalarda propaganda ve pazarlama alanında sıklıkla kullanılıyor. Böylelikle kapitalist sisteme ve küresel ölçekli bozucu ve aşındırıcı propagandalara sinsice hizmet ediyor tabi ki.
Bireye ihtiyaç dışı olsa bile istediği bir eşyayı satın aldırtacak, insan yapısını ve doğasını normal seyrinden saptıracak yönelimlere kaydıracak güçtedir. Bunun için hedef kitleyi çekim alanlarına çekmek mecburiyetindedirler. Bunu da başarıyla gerçekleştirmektedirler. Bu çoğu zaman son derece masum bir görüntü ile sunulmakta, sevimli ve cazip kılınmaktadır. Aynen avını yakalayacak bir et obur bitkinin cazip bir renge kendini dönüştürmesi gibi. Bu cazibeye kapılan böcek kapana kısılır ve artık kurtuluşu yoktur. Malumunuz İnsanlar belli semboller ve şekilleri anlamlandırarak birbiri ile iletişim kurmaktadır. Konuştuğumuz dilde ve kullandığımız alfabede bile bu durum vardır. Ancak tam olarak anlamlandıramadığımız semboller ise genellikle bize endişe verir, en azından birçok insana. Reklam filmlerinde yoğun olarak kullanılan teknikler insanların, o ürüne karşı bir cazibe duymasını sağlar. Bazıları bunu gizli süblüminal mesajlarla sağlar bazıları da çok basit renk ve şekil oyunları ile.
Bu sebeple önlem mahiyetinde TBMM’de 2011 yılında kabul edilen 6112 sayılı Radyo ve televizyonları kuruluş ve yayın hizmetleri hakkında Kanun’un 9.maddesinin 2. Fıkrası gereği ticari iletişimlerde bilinçaltı tekniklerinin kullanımı yasaklanmıştır.
Fakat ne acıdır ki, kanunen yasak da olsa bu büyük pazarda subliminal yolu seçen yerli ve yabancı şirketler oldukça fazladır ve hayatımıza müdahale etmektedir.
8- Avrupa uyum yasaları gereği TBMM’de çıkartılan yasalarla cinsi sapıklığın korunduğu söylemekte, siz bu hususa ne dersiniz?
CEVAP: Kur’an’da Peygamber kıssaları var. Bunların birçoğunda, yaygınlık kazanmış bir sapkınlığa karşı ilahi uyarıları taşıyan görev söz konusudur. Peygamberler, kimi zaman tek başına, kimi zaman küçük inananlar topluluğu ile yaygın bir sapkınlığa mani olmak, insanoğlunu yeniden fıtrat iklimine taşımak için çaba sarf ederler. Var olan yaygın sapkınlığı kutsamazlar... Aksine, kendilerini korumaya çalışırlar. İnsanları kurtarmaya çalışırlar.
Hiçbir zaman yanlışa boyun eğme yoktur.
Toplumların değişim ve dönüşümü bazen evrensel doğruların bile hatalı olduğu algısını yaygın kabul haline getirebilir. Doğruluk suç olarak telakki edilebilir. Bunun örneklerini görüyoruz ilahi kitaplarda. Bu durum öyle bir hal alır ki Nuh peygamberde örneğini gördüğümüz gibi kendi ailesini bile bu sapkınlıktan kurtaramaz. Lut peygamberde de bunu görüyoruz. Kölelik hâkim sistem haline gelebilir ve bu normal kabul edilir.
Peygamberler salgın sapkınlığa karşı direnirken büyük bedel öderler. Bu bize aslında örnek teşkil etmek içindir. Bizim buradan çıkaracağımız çok dersler var. Çocuklarını milli ve manevi değerlerine bağlı birey olarak yetiştirmek isteyen duyarlı vatandaşlar «Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ’ne Duyarlı Okul Projesi “kapsamında öğrencilere «eğitim» olarak sunulan içinde eşcinselliğe hizmet edecek projelerden rahatsızdır mesela. Öyle olmadığı iddia edilse bile verilerle ortaya konuluyor ki çocuklara eşcinsellik propagandasının yapıldığını gözler önüne seriyor. Bu direkt olarak söylenmiyor elbet lakin bunun alt yapısı hazırlanıyor. Bıyık takmış kız çocuğu, bebek emziren erkek çocuğu asla duygudaşlık yapmak amaçlı masumane bir durum değildir. Bu projenin Avrupa Birliği normları çerçevesinde geliştirildiğinin altını çizmek isterim. Hollanda’da eşcinsellik oranı %70 ler seviyesindedir. ‘cinsiyet eşitliği’ adı altında eşcinsellik tohumları ekildiğini görmezden gelemeyiz.
 İnsan psikolojisi fıtraten, erkeğin erkek, kadının ise kadın olarak yaşantı sağladığı takdirde ruhsal sağlığını koruyacağını bize ispatlamıştır. Erkek davranışı sergileyen kadın ya da kadın davranışı sergileyen erkeklerin psikolojik açıdan problemler yaşadıklarını görmezden gelemeyiz.
9- Çocuklara yönelik çizgi filmlere cinsel öğelerin yüklenmesi, ürün yerleştirme yöntemiyle cinsel sapıklığın yayılması amaçlanmakta ne dersiniz?
CEVAP: Bu husus son derece önemli. Çocuklarımızın büyük bir tehlike altında bulunduklarını söylemem gerekiyor. Ergenlik döneminde anlatılacak konuların küçük yaştaki çocukların izlediği çizgi filmde yer alması ve çocukların hazır olmadığı, anlam vermediği cinsellik konusunda merak uyandırır ve çeşitli problemlere yol açabilir. Çocuklar merak uyduran anlam veremedikleri bu konuları anladıkları kadarıyla kendi aralarında oyunlar oynayarak anlamaya çalışır. Arkadaşını öpmeye çalışma, eteğini indirme, hadi bebek yapalım” gibi cinsel içerikli oyunlar oynayarak cinsellik konusuyla erken tanışırlar. Bu da birçok sorunu beraberinde getirecektir.
Devletin mutlaka bu konuyu dikkatle takip etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle çizgi filmler konusunda çizgi filmler yayınlandıktan sonra ceza vermek yerine yayınlanmadan önce çizgi filmin içeriği çocuk psikolojisi uzmanları tarafından kontrol edilmedir. İş işten geçtikten sonra alacağınız önlemlerin hiçbir faydası olmayacaktır. Bu konuda hukuki düzenlemelerin ve ciddi yaptırımların hayata geçirilmesi son derece ehemmiyetlidir. Amaç hiçbir çocuğun olumsuz çizgi film içeriğinden etkilenmesidir.
RTUK ve diğer yetkililer çocuklara hitap eden TV programları ve çizgi filmlerin Türkiye’de kanallarda yayınlanmadan önce denetlenmesi için bir uzman kurul oluşturulmalı ve her çizgi filmin her bölümü çocuk psikolojisi uzmanları tarafından kontrol edilmeli ve onaylanmalıdır. “Çocuk psikolojisini olumsuz etkileyecek bir unsur yoktur” şeklinde bir onay yazısı olmadan çizgi filmlerin yayınlanmasına izin verilmemelidir.
Yayımlarda eğer şiddet, cinsellik ve çocukların psikolojisini olumsuz etkileyecek unsurlar varsa yayınlanmasına engel olunmalıdır. Yıllar önce çok uzun zaman çocuklarımıza Tele Tabileri izlettirdiğimizi unutmayalım. Burada konu edemeyeceğimiz çok radikal görüntülerin varlığı hepimizce aşikârdır. İsteyenler internetten bu konuda araştırma yapabilirler.
10- Çocukları televizyon yayınlarının zararlı etkilerinden korumak için ebeveynlere, eğitimcilere, medya kuruluşlarına ve devlete düşen görevler olmalı
CEVAP: Önemli olan zehri panzehre dönüştürmekte. Esas mesele şu, aileler seçici olmalılar. Seçici olmanın yanında bence biraz da televizyon izledikleri kadar evlerinde Kur’an da dinlenilmesi lazım. Kuranı hayatımızın dışına çıkardık. Ailece Kuran okuyan aile sayısı giderek azalmaktadır. Bu bir panzehirdir. Varlığımızı korumak için hayati önemi vardır. Aile içi sohbet ve bilgi alışverişi ancak böyle sağlanır. Çocuğu televizyonun önüne oturtup gelişigüzel bir çizgi filmi açarak kendine zaman kazandığını zanneden anneler büyük bir gaflet içindedirler. Çocuklar çizgi film izleyeceğine onlarla ilgilenmek daha önemli. Mesela en tehlikeli olan çocukların giysilerinin üzerindeki resimlerdir. Örümcek adamlar, Süpermenler, kuru kafalar gibi. Üzerinde marihuana resminin olduğu t-shirt ile camiye gelen gençler var. Ne giydiklerinin farkında değiller. Anneler bunu yıkayıp ütülerken evladının ne giydiğinden bi haber. Yemek masasında baba oğlunun üzerinde ne olduğunu bile görmüyor. Ciddi bir savruluş var.
Bismillah ile başlamayı unuttuk kovulmuş şeytanı unuttuk. Onunla nasıl baş edeceğimizi unuttuk. Şeytanı elinde mızrağı gözlerinden ateş çıkaran dikenli kuyruğu ile görmüyoruz elbet zira evimizi bir çizgi film kahramanı olarak giriyor ve cirit atıyor. Bu kadar bilinçsiz ve cahillik kabul edilebilir bir durum değil.
Kimse bu bombardımanın farkında değil. Çizgi filmlere cinsel içerikli objeler gizlenerek çocuğun bilinçaltı cinselliğe yönlendirilmeye çalışılıyor. Cinselliğe uyarılan çocuğa bu tip şeyler normal gelmeye başlıyor. Dünyada birçok ülkenin yasaklar getirildi unutmayalım.
Ebeveynler çocuğunun masumca çizgi film izlediğini zannediyor ancak çizgi filmlerdeki cinsel içerikli mesajlarla çocuklarının zehirlendiğini fark edemiyor. Çocukta cinselliğe eğilim artıyor. Ondan sonra küçük seksi olmaya çalışan kadınlar, zıvanadan çıkmış erkek çocukları ile garip bir popülasyonla yaşamaya mahkûm ediliyoruz. Çocuklar çocuk masumiyetini yitirdiler. Aileler bunu görmüyor mu? Bu kadar mı cahil ve kör olduk. Kalbimiz, beynimiz bu kadar mı dumura uğradı?
11- Bir çizgi filmde ya da reklamda subliminal mesajın varlığını tespit etmek için özel analiz cihazları ya da laboratuar çalışmaları gerekir mi? Anne baba bunları nasıl fark edecek?
CEVAP: Aileler dikkatli olmalı. Bilinçaltı mesajların birçok medya aracıyla yayıldığına vurgu yapmalı aileler. Çocukları ile bunu konuşmalı ve araştırmalılar. Beraber araştırmalılar. Uzun süre televizyon ve internet karşısında vakit geçiren çocuklar daha ciddi tehlike altında. Günde 4-5 saatten fazla televizyon karşısında kalan çocuklar var. Aileler bu konuda bilinçli olmak zorunda. Okumalı ve araştırmalılar. Çocukları ile birebir daha çok vakit geçirmeliler. Çocukların elektronik ortamlardan koruması için ailelerin çocuklarıyla nitelikli zaman geçirmelerinin çok önemli. Uzmanlar 0-15 yaş arası çocukların odalarında kendilerine ait bilgisayar ve televizyonlarının olmamasını öneriyor. Televizyon ve internet ortak alanda kullanılmalı. Çocuk bu aletlerle baş başa bırakılmamalı. Böylelikle kontrol mekanizması daha kolay olacaktır. Çocuklarla arkadaş olmalı ve beraberce paylaşacağımız alanlar oluşturmalıyız.
Unutmayalım araştırmalar, çizgi filmlerde saldırganlık, şiddet ve cinsellik öğelerinin masumlaştırılarak çocuklara servis edildiğini ortaya koydu. 1937-2006 yılları arasında çekilen 47 Disney filmini inceleyen psikolog
sosyolog ve antropologlardan oluşan araştırma grubu, birçoğunda çocukların cinsel istismara karşı kendilerini korumada yanlış mesaj içeren sahneler yer aldığını ve çizgi filmlerdeki pek çok sahnede çocuk karakterlerin, isteklerinin dışında yetişkin karakterlerle fiziksel temas halinde resmedildiği sonucuna vardı.
Son dönemlerde çizgi filmlerde garip, insan figürüne benzemeyen canlıların arttığını vurgulayan uzmanlar, bu karakterlerin, çocukların kafasını karıştırdığını ve gerçek dünyayla olan uyumunu olumsuz etkilediğini belirtiyor. Son dönemlerde yaşanan intihar vakıalarını unutmayalım lütfen. Ailelere baktığımızda sıkıntılar görüyoruz. Ailenin bilinç seviyesi çok önemli. Bu konuda aile bakanlığına ve belediyelere ve STK lara çok vazife düşüyor.
12- Bir başka handikap da çizgi film kahramanlarıyla ilgili yan ürünlerin satışlarının da çizgi film endüstrinin en önemli gelir kaynaklarından olmasıdır. Bu alanda neler yapılmalı?
CEVAP: Zararlı olduğuna karar verdiğimiz ve uzmanlarca onaylanmış ürünlerin satışına yasak getirilebilir. Daha önemlisi bu ürünlere olan rağbeti azaltmak. Kendi karakterlerimizi oluşturmalı ve piyasaya sürmeliyiz. Bu konuda müthiş bir açlık var bunu doldurabiliriz. İş adamlarımıza bu konuda iş düşüyor. Yatırım yapmalılar. Müteahhitlik yapmaktan vazgeçseler çok iyi olacak. Sanata acilen yatırım yapmamız gerekiyor. Evet geç kaldık lakin zararın neresinden dönerseniz kardır.
13- İsveç giyim firması H&M Türkiyedeki mağazalarında LGBTİ+ (lezbiyen,gay,biseksüel, transseksüel, intersex ürünleri) 24-30 Hazirandaki onur haftasında satışa sundu. Toplum nazarında meşru gösterme çabası hakında nedersiniz?
CEVAP: Siz söylüyorsunuz zaten. Bu mağaza “küresel” bir mağaza.

Yazar:
İlhami Pınar
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul