02 Temmuz 2022 - Cumartesi

Şu anda buradasınız: / ALLAH SEVGİSİNİ ANLATAN KAVRAMLAR
ALLAH SEVGİSİNİ ANLATAN KAVRAMLAR

ALLAH SEVGİSİNİ ANLATAN KAVRAMLAR HÜSEYİN KERİM ECE

ALLAH SEVGİSİNİ ANLATAN KAVRAMLAR
-Kur’an’da sevgiyi, dolaysıyla Allah sevgisini ifade eden kelimeler
Kur’an’da genel olarak sevgiyi anlatan dört önemli kavram var. Bunlar: Muhabbet, vüdd veya meveddeh, veli ve Allah’ın vechini istemedir.
Bu yazıda Allah’a karşı sevgimizi bu kelimelerle nasıl ifade edebiliriz, nasıl ortaya koyabiliriz, onun üzerinde durmak istiyoruz.
1-Muhabbet/muhabbetullah
‘Hubb’ kökünden gelen bu kelime genellikle ‘buğz’un zıddıdır. (İbni Manzur, Lisanü’l-Arab, 4/6) ‘Meveddeh ve vûdd’ gibi ‘sevgi’ anlamında kullanılmaktadır.
Muhabbet, seveni kendinden geçirecek ölçüde ileri seviyede sevgidir. Kişinin iyi ve güzel bildiği şeye karşı olan meylidir.
Muhabbet insanlar arasında, Allah’a karşı, dinî emir ve yasakların yerine getirilmesinde önemli. Bundan dolayı Kur’an’da üzerinde duruluyor.
Sevgi (muhabbet) olmazsa ilgi, sorumluluk, saygı, fedakârlık, iyilik, ihsan etme, merhamet, yardım, affetme, diğergâmlık, itibar, değer verme olmaz.
Kur’an’da 81 âyette ‘hubb/sevgi’ ve bu kökten türeyen kelimeler yer almaktadır. Mü’minler için Allah’ın, Elçisinin ve O’nun yolunda yoğun çalışmak, kişinin sevip değer verdiği şeylerden daha sevimli olmalı. (bkz: Tevbe 9/24)
Aynı kökten gelen ‘habîb’ sevilen kişi, dost, sevgili, meyledilen kimse; ‘ahbab’ ise bunun çoğulu olup sevilen insanlar, dostlar demektir.
Aynı kökten gelen ‘habbe’ tohum, tane demektir. Kur’an’da beş yerde geçmektedir.
Muhabbet’in ‘habbe-tohum’ ile aynı kökten gelmesi onun da tohum gibi üretilebilir, çoğaltılabilir, ürüne dönüştürülebilir olduğuna işaret olabilir. Tohumlara, sonuçlarına sınır konulamaycağı gibi, sevgiye de sınır çizilemez.
Hele bu muhabbet âlemlerin Rabbine karşı ise bunun hiç sınırı yoktur.
Mü’min kullarının Allah sevgisine “muhabbetullah” denir.
2-Vüdd veya meveddeh
Bunlar ve bu kökten türeyen kelimeler Kur’an’da 29 yerde geçmektedir.
“Vüdd veya meveddeh”; çok sevmek, karşılıklı sevmek demektir. Yani hem sevmek, hem de sevilmektir. Bunun anlamı şudur: Siz birinin sizi sevmesini istiyorsanız, önce siz sevmelisiniz.
Nitekim Kur’an eşler arasındaki sevgiyi bu kelime ile anlatıyor. (Rûm 30/21) Hz. Muhammed yaptığı görev karşılığı akrabalıktan doğan sevgiden (meveddet’ten) başka bir ücret beklemedi. (Şûrâ 42/23)
Allah (cc) müslümanlara Allah düşmanlarına karşı meveddet duymalarını haram kıldı. (Mümtahıne 60/1) Zaten Allah’a ve âhiret gününe iman edenler Allah’a ve Peygamberine düşman olanlara sevgi (meveddeh) göstermezler. (Mücâdile 58/22)
Allah’ın güzel isimlerinden biri de el-Vedûd’tur. O (cc) sevginin asıl kaynağıdır. O hem sevendir, hem de ziyadesiyle sevilendir. Ya da kendisine yönelene, tevbe edene muhabbet edendir.
el-Vedûd ismi şunu vurgular: Allah kullarını çok sever; öyleyse kulların görevi de Rablerini çok sevmektir. Kur’an’da iki âyette geçmektedir.
 “Günahlarınız için Rabbinizden bağışlanma dileyin; sonra O’na tevbe edin. Şüphesiz benim Rabbim çok merhametli ve Vedûd’tur.” (Hûd 11/90)
 “Ve mutlak bağış sahibi, hep seven ve sınırsızca sevilmeye layık olan O’dur.” (Burûc 85/14)
Allah (cc) muhabbetini fiilleriyle ifade etmekle yetinmemiş, onu kendisine bir sıfat ve devam eden bir özellik olarak benimsemiştir. Onun sevgisi azalmaz, tükenmez, devamlıdır.
3-Veli/Vâli/Mevlâ
Bu kökü ve türevleri Kur’an’da 235 yerde geçiyor. Veli, bir şeyin yakınında bulunma, arada bir şey bulunmadan bitişiklik, yaklaşma ve yanyana olma anlamındaki kökten türemiştir.
Veli (çoğulu; evliyâ)’; seven, dost, yardımcı, işini yüklenen, en yakın sorumlu, sırdaş, candan sevip destek olan, komşu ve yakın olan demektir. ‘Veli’ kelimesinde doğrudan sevgi manası olmasa bile, sevgi; veli/dost olmanın gereği sayılır. Birine yardım etmek veya onun işini üzerine almak sevgi ile yakından ilgilidir.
Mü’min için ‘veliyyullah/Allah’ın velisi’ denir. Burada veli mef’ul (tümleç) ölçüsünde olup ‘Allah’ın kendisine veli ve mevlâ olduğu kişi’ demektir.
Aynı kökten ‘el-Vâli’ Allah’ın güzel isimlerinden biridir. Bütün varlıkların işinin üzerinde hükmü olan ve onları çekip çeviren anlamına gelir. Allah (st), hem bütün hükümranlığı (hükmetmeyi) elinde bulundurur, hem de kullarını sever, onlara yakındır, onlara yardım eder ve ihtiyaçlarını giderir. (Ra’d 13/11)
‘Veli-velâ’ kökünden gelen bir diğer kelime de ‘mevlâ’dır. Kur’an’da 12 âyette Allah’ın bir sıfatı olarak geçiyor. Bu da veli gibi, dost, efendi, sahip, Rabb, yardımcı, iyilik yapan demektir. Kur’an’da bir kaç yerde Allah (cc) dışındaki dost ve yardımcı sayılan varlıklar için, ama daha çok
 Allah (cc) hakkında kullanılır.
Bir kaç âyette mü’minlere; “Sizin Allah’tan başka mevlânız yoktur” deniliyor. (Ni’me’l mevlâ ve ni’me’n nasír.) (Hacc 22/78. Enfâl 8/39-40. Tahrîm 66/2. Âli İmran 3/149-150. Tevbe 9/51)
Mevlâ’ kendisinden yardım umulandır. Nitekim mü’minler dualarında,
 “….Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim Mevlâ’mızsın (mevlânâ). Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et” derler. (Bakara 2/286) Allah (cc), insanlar için gerçek mevlâ’dır, dost, sahip ya da koruyucudur. (Yûnus 10/30. En’am 6/62 . Muhammed 47/11. Tevbe 9/54)
Mevlâ, kalıbı açısından hem fail hem mef’uldür (hem özne hem de tümleçtir). Buna göre demek ki tıpkı el-Vedûd’ta olduğu gibi Allah Mevlâ olarak hem sevendir hem de sevilendir. Buradan hareketle O’na iman eden kulların O’nu sevmeleri gerekir. Zira mevlâ olan sevilir.
el-Veli pek çok âyette Allah’ı nitelemek ve O’nun güzel isimlerinden bir olarak geçiyor. Kur’an Allah’ın veli oluşunu bazen bu isimle, bazen de ‘Mevlâ’ kelimesi ile ifade ediyor. Bunu bazen peygamberlerin, bazen de mü’minlerin diliyle haber veriyor. (bkz: Şûrâ 42/8-9, 28, 31. A’raf/155. En’am 6/14. Tevbe 9/116. Bakara 2/107. Ankebût 29/22. Secde 32/4. Nisâ 4/45 v.d.)
Allah’ın ‘Veli’ ismi O’nun yarattıklarına karşı olan sevgisini, kulları tarafından da sevilmeye layık olduğunu anlatır. Çünkü veli olmak, eli altındakine ilgi, merhamet, iyilik etmeyi, yardım etmeyi, görüp-gözetmeyi, ihtiyacını gidermeyi, her açıdan sahip olmayı gerektirir. Bütün bunların da sevgisiz olmayacağı açıktır.
“Haberiniz olsun; Allah’ın velileri (evliyâu’llah), onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olacak değillerdir. Onlar iman edenler ve (Allah’tan) korkup-sakınanlardır. Müjde dünya hayatında ve âhirette onlarındır. Allah’ın sözleri için değişiklik yoktur. İşte büyük kurtuluş/mutluluk budur.” (Yûnus 10/62-64)
Kur’an’a göre Allah’ın dostları (evliyâullah) özel bir sınıf, ruhbanlar değil, iman edip takva üzere hareket edenlerdi.
Veli kelimesindeki sevgi anlamını hatırlayalım. el-Veli olan Allah kullarını sevdiği gibi, O’nun sevdiği, “dostum, bana yakın kullarım” dediği mü’minlerin de Allah’ı çok çok sevmeleri gerekir. Veli olmanın tabiatında bu vardır.
4-Allah’ın vechini (rızasını) istemek
Bir çok âyette mü’min kulların yaptıkları sâlih amellerle Allah’ın vechini, yani rızasını sevgisi istedikleri anlatılıyor. Müslüman kulları bu anlamda harekete geçiren, amel işlemeye sevkenden ana saik onların Allah’a karşı duydukları sevgidir. (Bkz: İnsan 76/8-9. En’am 6/52. Leyl 92/20. Bakara 2/272. Ra’d 13/22)
-Allah sevgisi (muhabbetullah) etrafında
Muhabbetullah; nefsin, zât ve sıfatlarıyla mükemmel olan Allah’a meyletmesidir. İnsan ruhunu yücelişi en Yüce Yaratıcı ile sevgi münasebeti kurmak yoluyla gerçekleşir.
Sevginin meydana gelmesinde ön şart, sevilen varlığın tanınmasıdır. Allah’ın künhünü (nitelik ve niceliğini) akıl ile idrak mümkün değil ise de zâtının kendini vasıflandırdığı kadarıyla da olsa O’nu tanımak mümkündür. Buna ma’rifetullah denir. Bu ma’rifetullah da O’na inanmayı ve sevmeyi gerektirir.
1-Allah (cc) sevilmeye layıktır
Kendini ve Rabb’ını bilen, varlığının devam ve kemâlinin kendinden değil, Allah’tan olduğunu bilir. İnsanı yoktan var eden, yaşatan ve olgunluğa ulaşma sebeplerini yaratan, bu sebepleri kullanmaya hidâyet eden Allah’tır. Allah’ın bu ve benzeri nimetleri çoktur. (Nahl 16/18) Kişinin kendisine iyilik edeni sevmesi vefa borcudur.
Mü’min Allah’ı sadece iyiliklerinden dolayı değil, güzelliğinden ve kemâlinden dolayı da sever. Allah zât ve sıfatları itibariyle güzeldir. Sevilmeyi hak eder.
2-Hiç kimsenin sevgisi Allah sevgisinden daha ileri olmamalı:
Başkaları başka şeyleri çok severler, hatta Allah’tan daha çok severler. Ama müslümanların Allah muhabbeti her şeyin ötesindedir. (Bakara 2/165) Hatta baba, oğul, kardeş, eş, akraba, mal ve mesken söz konusu olsa bile. (Tevbe 9/24)
3-Allah’ı sevmek samimiyettir.
Şehâdet hem bir sözleşmedir hem bir iddiadır. Ya da söz vermedir. Kişi bununla Rabbini tanıyacağına, O’ndan gelenleri kabul edeceğine dair bir anlaşma imzalar. İşte Allah sevgisi şehâdetle verilen sözdeki samimiyettir.
4-Allah’ı sevmek imandır ve O´na teslim olmaktır.
O’nu sevmenin ilk alâmeti O’na inanmak ve kayıtsız şartsız emirlerine itaat etmektir. İman anlamak, idrak etmek, tanımak ve teslim olmaktır. Bu teslimiyet de teslim olunana sevgiyi doğurur. Allah’ı sevdiğini iddia eden, iman etmelidir, yani teslim olmalıdır. İsyan ile sevgi bir arada bulunamaz.
Allah’a karşı duyulabilecek sevgiyi de zaten sahih iman geliştirir ve büyütür. En büyük aşıkların en güçlü imanlılar arasından çıktğına şaşmamalı.
5-Allah’ı seven O’ndan korkar
Allah’ı O’na yaraşır gibi sevenler, neyi sevdiklerinin farkındadırlar. Hangi makamın karşısında durduklarını bilirler.
Allah’ı hakkıyla sevdiğini iddia edenler, sürekli ‘beynel-havfi ve’r-rec’a/korku ile ümit arasındadırlar. Hem korkarlar, hem de ümitlerini yitirmezler. Allah sevgisine layık olamamaktan, bu sevgiyi yıpratmaktan çekinirler.
Allah’tan tazimle korkma Kur’an’da ‘haşyet’ terimiyle anlatılıyor. (Fâtır 35/28) Haşyet, marifetle (tanıma-idrak) ile birlikte ortaya çıkan bir korku türüdür.
Peygamberimiz (sav) de şöyle buyurdu:
“Ben Allah hakkında sizden daha fazla bilgiye sahibim ve benim haşyetim-korkum sizden fazladır.” (Buharí, Edeb/72. Müslim, Fedâil/127, 128 no: 2356)
6-Allah’ı sevmek Peygamber’e uymayı gerektirir
Allahı seven mü’minler hz. Muhammed’i örnek alırlar, ona tabi olurlar, ona itaat ederler ve onu da severler. “De ki: Eğer siz Allah ‘ı seviyorsanız hemen bana uyun ki Allah da sizleri sevsin... “ (Âli İmran 3/31)
7-Seven “yârdan gelen başüstüne” der
O diyorsa doğrudur’ diyebilmek. ‘O’ndan geliyorsa hoş sefa geldi’ diyebilmek. ‘Kahrın da hoş lütfun da hoş’ demek, muhabbetullahın yürekteki tezahürüdür.
Gerçekten sevenler, sevgiliden gelene itiraz etmezler. Onun kendisi hakkında yanlış bir şey düşüneceğine ihtimal vermezler. Ondan gelene itiraz etmenin sevgiye yakışmayacağını bilirler. Kur’an bunu Allah’ın kendilerinden razı olduğu, onların da Allah’tan razı oldukları... şeklinde açıklıyor. (bkz: Beyyine 98/8. Mücâdile 58/22. Mâide 5/119)
8-Sevgi itibar ve değer vermeyi gerektirir
Bunun için ma’rifet gerekir. Ma’rifet sahipleri âlemlerin Rabbini hakkıyla takdir ettikleri için O’nu hakkıyla severler, O’na itibar ederler, O’na ait olana gereğince değer verirler. Büyük bir âlimi talebesi de bilir, komşusu da bilir. Ama talebesinin tanımasıyla, komşusunun tanıması veya takdir etmesi bir değildir.
9-Allah sevgisinin eseri davranışlarda görülür
Gerçek mü’minler Allah adını duydukları zaman kalpleri ürperir, tevekkül ederler, âyetleri okuyunca imanları artar. Allah’ın emirlerine uymakta bilinçli ve duyarlıdırlar. (Enfal 8/2-4. Bir benzeri: Mâide 5/83-84
10-Şâhit olan sevmeye başlar
Varlık, insanın sahip olması için değil şâhit olmak için yaratılmıştır. Aynel-yakîn şâhit olan sevmeye başlar. Şehîd, gerçekten sevdiği için canını verir.
Kurban kesmek sevginin isbatıdır, tıpkı İbrahim (as) gibi. İnfak etmek de sevginin göstergesidir. (Âli İmran 3/92)
11-Bir bedende iki yürek olmaz
Yürek beytullah ise, o yaratana, onu sevginin mekanı yapana, sevmeyi öğretene, yani sahibine aittir. (Ahzab 33/4)
Üç şey Allah’a mahsustur. İnsan bazı şeyleri sevebilir. Bazı şeylerden korkabilir. Birilerinden, bir yerlerden bir şey umabilir. Ama insan mutlak sevgi, korku ve ümit duygularını yalnızca Allah’a karşı besler.
12-Seven sevdiğine itaat eder
Allah’ın sevdiğini iddia eden O’na itaat eder, hakkıyla ibadet eder. Peygamber’i sevdiğini iddia eden onun yolunu izler. Kur’an’ı sevdiğini iddia eden onu hayatına uygular.
13-Yanlış/yamuk sevgiler insana hata yaptırır
Hata yapanlar yanlış şeyleri sevenler, ya da yamuk sevenlerdir. Ama Hakkı sevenler, bu sevgiyi eksen alırlar, Ona layık olanı sever, o sevgiyi yitirmemeye çalışırlar. Kişi neyi aşırı seviyorsa, onun emrine girer, adeta kul-köle olur. Sevgi hürmeti (saygıyı ve haddini bilmeyi) doğurur, tutku ise köleliğe götürür.
14-Allah sevgisi her sevgi için ölçüdür
Neyi ne kadar sevmemiz gerektiğini Allah sevgisi belirler. Diğer sevgiler Allah sevgisine nisbetle değer kazanır. Anne-baba, çocuk sevgisi gibi. Allaha ve ahiret gününe iman eden bir kimse, akrabaları da olsa Allah’a ve Elçisibe düşman olanları sevemez. (bkz: Mücadile 58/22. Tevbe, 9/24
 Ebu Ümâme (ra), Hz. Peygamber (s.a.s)’in şöyle dediğini rivayet ediyor: “Kim Allah için sever, Allah için buğzeder, Allah için verir, Allah için vermezse imanını kemâle erdirmiştir”. (Ebu Dâvud, Sünnet/16 no: 4681. Bir benzeri: Buhârî, İman/9, 14, İkrâh/1. Müslim, İman/67 no: 43. Tirmizî, İman/10 no: 2626. Nesâî, İman/3. İbnu Mâce, Fiten/23 no: 4033)
15-Allah’ı sevmek O’nun sevdiği şeylerle ahlâklanmaktır.
el-Esmâul-Hüsnâ’nın müslümanın hayatında eyleme dönüşmesi, onun güzel ahlâk sahibi olmasıdır. Zira Esmâu’l-Hüsnâ güzelliğin ve güzel ahlâkın kaynağıdır.
Kul, sevgisiyle Allah’a itaat eder, farz ibâdetlerin dışında nafile ibâdetlerle de Allah’a manevî yakınlık kazanmaya çalışır. Nihayet ilâhî lütuf ile Allah’ın sevgisine layık olur. (bkz: Buhârî, Rikak/38 no: 3254)
Bu da bir anlamda Allah’ın Vedûd isminin tecellisidir.
16-Allah’ı sevmenin ve Allah tarafından sevilmenin özelliği
O’na karşı kânit (saygılı ve boynu bükük), mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve izzetli olmak, Allah yolunda cihad etmektir (çok çalışmaktır), yaramaz kınayıcılardan korkmamaktır. “... (işte) bu, Allah’ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah, geniş ihsan sahibidir, her şeyi çok iyi bilendir.” (Mâide 5/54)

Yazar:
HÜSEYİN KERİM ECE
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul