22 Mayıs 2022 - Pazar

Şu anda buradasınız: / ANADOLU’DA SAHÂBE İZLERİ
ANADOLU’DA SAHÂBE İZLERİ

ANADOLU’DA SAHÂBE İZLERİ Muhammed Emin Yıldırım

Efendimiz (s.a.s.) Hicretin 5. yılı, Hendek Gazvesi sırasında, hendekler kazılırken, önlerine çıkan koca bir taş parçasını kırarken, yakın bir zamanda Kisra’nın, Kayser’in ve Yemen’in İslâm ile tanışacağının müjdesini vermişti. Aynı yıl, o gün için çok önemli bir nokta olan ve Bizans’ın dinî, siyasî ve ekonomik merkezi olan Kostantiniye’nin fethedileceğinin müjdesini de verdi. Buyurdu ki: “Ümmetimden Kayser’in şehrinde savaşacak ilk ordu bağışlanacaktır.”1  Başka bir beyânında ise şöyle buyurdu: “Kostantiniyye bir gün mutlaak fethedilecektir. Orayı fetheden kumandan ne iyi bir kumandandır! Onun ordusu dane güzel bir ordudur!” 2
Bu müjdeyi duyan sahâbe artık durur mu? Hedeflerini belirleyen Efendimiz (s.a.s.)’in hiçbir sesini ve sedasını sessizliği mahkûm etmedikleri gibi bu büyük ve zorlu hedefi de duymazlıktan gelmediler, gelemediler. Efendimiz (s.a.s.)’in vefâtının üzerinden on yıl geçmeden İslâm orduları el-Cezire’ye yani Anadolu’ya gelip dayandılar. Efendimiz (s.a.s.)’in vefâtının üzerinden on yedi yıl geçmeden Kıbrıs’ı fethettiler. Yirmi yıl geçmeden Sasanî devletini tarihe gömdüler. Mısır, Yemen, İfrikiyye yani Libya, Tunus ve Fas’a ulaştılar. Tüm bu seferlerin ortak bir arzusu vardı, o da Kostantiniyye’ye İslâm’ın dirilten mesajlarını ulaştırmaktı. Ancak bu sefer, ilk olarak hicrî 48’de olacaktı. Efendimiz (s.a.s.)’in vefâtının üzerinden otuz yedi sene geçmişken, Muaviyeb. Ebî Süfyan döneminde, Fedâle b. Ubeyd el-Ensârî kumandasında öncü birlik sayılacak bir orduyu kara yolu ile Şam’dan İstanbul üzerine gönderildi.
Bu ordu kayda değer bir engelle karşılaşmadan Anadolu’yu baştanbaşa geçerek, Eskişehir, Afyon, Bilecik, Kocaeli’den İstanbul’a, Kadıköy’e ulaştı. İslâm ordusunun Kadıköy’e ulaştığı günler kıştı, soğuktu ve epey kar vardı, bu Sahâbe’nin pek alışık olmadığı bir iklimdi. Bundan dolayı kışın geçmesini beklediler ve neredeyse 5-6 ay Kadıköy’de ikâmet ettiler. Bir müddet sonra Süfyan b. Avf el-Eslemî kumandasında ikinci bir ordu gönderildi ve iki ordu İstanbul önlerinde birleşti. O gün için yaklaşık 1700 parça gemiden oluşan İslâm donanması da Ege üzerinden ve Çanakkale boğazından geçerek Marmara denizine girdi. Baharla birlikte İstanbul karadan ve denizden kuşatıldı.Taraflar arasında zaman zaman kara ve deniz savaşları oldu. Ancak muhkem surlara sahip olan şehri fethetmek mümkün olmadı. Kuşatma uzayıp tekrar kış mevsimine girilince, sıcak iklimin insanları olan İslâm askerleri buranın soğuğuna tahammül edemedi. Zaten ilk defa bu savaşta kullanıldığı söylenen ve denizin üzerinde yanıp sönmeyen Grek ateşi yüzünden donanmada büyük zarar görmüştü. Bundan dolayı kuşatma kaldırıldı. Savaşın detayları bir yana, kaynaklardaki bilgilere göre bu seferde ordu içerisinde 63 civarında Sahâbî vardı. Bu 63 Sahâbî’den birisi, fethin manevi fatihi sayılan Ebû Eyyûb el-Ensârî’ydi. Biri, şu an İstanbul Ayvansaray’da medfûn Ebû Şeybe el-Hudrî idi. Bu Sahâbîlerden ikisi, Abdullah b. Zübeyr ve Abdullah b. Ömer idi. Bazı tarihi kaynaklara göre bir diğeri Hz. Hüseyin idi.3 
İstanbul kuşatmasına katılan 63 Sahâbî’nin ne kadarının bu seferler sırasında şehit olduğu konusunda net bir şey söyleyemiyoruz. Ama Anadolu insanı onların adları yaşasın diye bazı yerlere makâmlar yaptırmışlardır. Elbette bazı yerlerde de onlara ait kabirler vardır. Bunların bir listesini sizlerle paylaşıyoruz. 
İstanbul: Ebû Eyyûb el-Ensârî ve Ebû Şeybe el-Hudrî
Her ne kadar İstanbul’un muhtelif yerlerinde Sahâbe’ye nispet edilen 27 kabirden söz edilse de, bunlardan sadece iki tanesi kaynaklarımız tarafından doğrulanmaktadır. 
Adıyaman: Safvân b. Muattal 
Hz. Safvân (r.a.)’ın Adıyaman’ın Samsat ilçesinde olduğu kesindir. 
Kıbrıs: Ümmü Haram (Ğümeysa bint Milhan) 
Kıbrıs seferleri sırasında şehit olmuş ve Larnaka’ya defnedilmiştir. 
Çorum: Amr b. Ma’dikerib başta olmak üzere üç sahâbînin makâmı vardır. 
Diyarbakır: Başta Halid b. Velid’in oğlu Süleyman b.Halid olmak üzere birçok sahâbi kabri ve makâmı vardır. 
Gaziantep: Kaynaklarımızda Cerir b. Abdullah’ın Karkamış’ta vefât ettiği belirtilmesi rağmen, kabrinin yeri belli değildir. 
Mersin: Miktâd b. Amr’a nispet edilen bir makâm vardır. 
Mardin: Nusaybin’de Selmân-ı Fârisî’ye nispet edilen bir makâm vardır.
Siirt: Pervari’de Abdurrahman b. Avf’a nispet edilen bir makâm vardır. 
Şanlıurfa: Adiy b. Amire b. Ferve ve Ziyâd b. Hanzala et-Temimî’nin Urfa’da vefât ettikleri söylenir, ancak kabirlerinin yeri belli değildir.  
Batman: Hasankeyf’te Abdullah b. Cafer’e nispet edilen bir makâm vardır.
Bartın: Ebü’d-Derdâ’ya nispet edilen bir makâm vardır. 
Kilis: Şürahbil b. Hasene’ye nispet edilen bir makâm vardır. 
Buhârî, Cihâd, 93.
Ahmed b. Hanbel, el- Müsned, IV, 335.
İbn Kesîr, el-Bidâye, c.11, s. 476; İbn Asâkîr, Tarihu Dımaşk, XIV, 111.

 

Yazar:
Muhammed Emin Yıldırım
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul