21 Ocak 2022 - Cuma

Şu anda buradasınız: / TİCARET VE EMANET!
TİCARET VE EMANET!

TİCARET VE EMANET! Mehmet YILDIRTAN

Ticaretle alakalı bir tefekkür mesaisine girildiğinde, akla gelecekler belki alış veriş, üretim-tüketim, mikro ekonomi vs gibi kavramlardır. Fakat bizim gerek gündelik hayat içerisinde karşılaştığımız gerekse küresel olarak neoliberal bir tehdit altında olan ticari eylemlerin ahlaki boyutunu konuşmamız, islami açıdan herhalde çok daha pratik ve faydalı olacaktır. Malumdur ki ticaret, sözlük tanımı gereği gelir elde etmek için yapılan alım satım işlemlerine verilen isimdir. Bu kelime belli bir hususi ekonomik etkinliğe işaret ediyor olsa da, yapacağımız ahlaki çıkarımları her türlü iş veya iktisadi eylem için de genelleştirebiliriz. Ticarette ahlaklı olmak, özellikle “güvenilir, emin” olmakla alakalı pek çok tavsiye, bir müslüman için malumun ilamı mesabesinde bir nasihat etkisi oluşturabilir. Günümüzde sırf nasihat etmiş olmak için yapılan pek çok hatırlatma, malesef duvara çarparak kırılıp dağılan bir klişe olma tehlikesi taşıyor. Bu yüzden “emanet” mükellefiyetinin çok daha derin, daha “imani” bir izdüşümüne ve arka planına temas etmek, konunun çarpıcı boyutunu ortaya koymada yardımcı olacaktır. Nübüvvet Sünneti: Emanet Peygamberlerin müşterek olarak sahip oldukları ve kelam ilminin de yetkinlikle tesbit ettiği vasıflardan biri de “emanet”tir. Diğerleri, sıdk(doğruluk), tebliğ, fetanet (zeka) ve ismet yani günahsızlıktır. Daha genel bir tasnif yaparsak, insanların Allahu Teala’ya karşı bir hüccetleri olmaması için, peygamberler muhakkak iki özelliğe sahip olmuşlardır. Bunlardan birincisi emin olmaları, ikincisi ise mucize göstermeleridir. Mucize, onları diğer insanlardan ayıran, Allah tarafından yardıma, teveccühe ve göreve mazhar olduklarının bir göstergesidir. Güvenilir oluşları da bu görevi insanlara iletirken kendilerine yapılacak hiç bir ithamın inandırıcı olmamasını sağlamıştır. Dolayısıyla iman etmeme konusunda insanların Allah’a karşı bir bahaneleri kalmamıştır. Peygamberin “emanet” sahibi oluşu, ona “iman” etmenin de en önemli vesilelerinden biri olmuştur. Dikkat edilirse, “iman” ve “emanet” kelimeleri aynı kökten türemişlerdir ve aralarındaki bu lugavi akrabalık ile bahsettiğimiz akidevi bağlantı, derin ve hikmetli bir muvafakat arzetmektedir. Rasulullah (s.a.v)’ın “Emin” Oluşunun Dinamikleri Allah Rasulu (s.a.v)’min “emanet” vasfı, içinde doğup büyüdüğü toplumda onun en bilinen ve hatta kendisine “el-emin” yani “en güvenilir” sıfatının nisbet edilmesine vesile olan vasfıdır. Risalet görevi verilene kadar kendisine gösterilmiş olan sevgi, saygı, teveccüh hep bu özelliğinin insanlarda oluşturduğu güven ile alakalıdır. İnsanların başka insanlara güvenmeleri çok rastgele olay veya olgulardan kaynaklanabilir. Bu yüzden Rasulullah(s.a.v) min “emanet” vasfının sosyolojik isbatına biraz değinmek gerekir. Belli siyasi hedefleri olan birisi, sistematik bir manipülasyon ve propagandayla toplumun önemli bir kesiminde kendisine sanal bir güven ortamı oluşturabilir. Başka biri de pek çok kahin veya dini liderin yaptığı gibi bazı kurgusal olaylarla, mistik ve gizemli bir imajı toplum içerisinde yayarak aşırı güvenilir bir insan profili çizilebilir. Şüphesiz ki bunlar ve bunlara benzeyen maniplatif durumlar, aslında son derece tekinsiz, fıtratın hakikatte tatmin olmayacağı ve aradığı “emaneti” bulamayacağı yanılsamalardır. Fakat Allah Rasulu (s.a.v), Kuran’da ‘da defaatle belirtildiği gibi Kur’an mucizesini göstermeden ve risaleti tebliğ etmeden önce “el-emin” sıfatını alırken hiç bir hedef ve strateji gözetmemiştir. Sadece toplum içerisinde maişetini kazanmaya çalışan ve bunu yaparken de bütün insanların hayranlığını celbedecek en üst düzey ahlaki hasletleri ortaya koyan bir insan olarak yaşamıştır. Bunun getirisidir ki hiç kimse onun güvenilirliğinden şüphe etmemiş, fıtrat onun “emanetinden” “emin” olmuştur. Bu güven hiç bir maniplatif propaganda, reklam, dedikodu vs ile değil, Allahu Teala’nın inayeti neticesinde bizatihi Rasulullah’ın inci gibi parlayan karakteri ve daha risalet gelmemesine rağmen evrensel örneklik teşkil edecek davranışları neticesinde oluşmuştur. İşte risaletin isbatına dair bu en önemli ahlaki hasletin, toplum tarafından en çok gözlemlendiği yerlerden belki de en önemlisi onun ticari hayatıydı. Çünkü ticaret hem insanların en çok zaaf gösterebileceği bir faaliyet türüdür hem de çok fazla sosyal ilişkinin, etkileşimin gerçekleştiği dolayısıyla berbarinde iyi tanınmayı getiren iktisadi ve kamusal bir alandır. Mekkeliler de ticari işlerde ona çok güvenirler ve parmakla gösterirlerdi. Bu güvenin oluşturduğu saygınlığı da pek çok olay ve mecrada müşahade etmek mümkündü. Örneğin Kabe bir sebepten ötürü yıkılıp, yeniden inşa edilirken, Hacerû’l Esved’in yerine konulması işi kabileler arasında ciddi bir tartışma konusu olmuştu. Hatta kabilelerin savaşmakla alakalı karşılıklı tehditler savurduklarına dair rivayetler vardır. Daha sonra Mekkeliler Daru’n Nedve’de yapılan istişare neticesinde, safa tarafından Kabe’ye ilk giren kişinin hakem olmasına karar vermişler, Rasulullah(s.a.v)’ın girdiğini gördüklerinde “O elemindir, sözüne güvenilir” deyip, onun hakem olmasından memnuniyet duymuşlardır. Yine Mekke’de ahlakı ve iffeti ile “tahire” lakabıyla anılan Hz. Hatice (r.anha) annemiz de, onun kızkardeşi de ticari işlerinde Rasulullah (s.a.v) ile beraber çalışmışlardı. Hem ortaklık öncesinde hem de ortaklığı sırasında ahlakına ve hayasına hayran kalan annemiz onunla en çok da bu sebeple evlenmek istediğini izhar etmişti. Rasulullah’ın “Emaneti” İşte izini risaletin isbatına, dolayısıyla “iman”ın temellerine kadar sürebildiğimiz ticaret ve emanet mevzusu, Allah Rasulu (s.a.v)’ın mukaddes bir emanetidir. Kendileri bir hadisinde şöyle buyuruyor: “Doğru, dürüst ve güvenilir tüccar, nebîler, sıddıklar ve şehitlerle beraberdir.”(Tirmizi, Buyu, 4; İbn Mace, Ticârât, 1) Arapça orjinalinde “saduk” ve “emin” kelimeleri geçen bu hadis de, ticarette emin olmak ile nubuvvet arasında var olan bu derin ve hikmetli bağın sünnetteki referanslarından birini teşkil etmektedir. Allah Rasulu(s.a.v) bu konudaki mümin tavrını çok keskin bir biçimde ifade etmiştir. Başka bir hadisinde yağmurda ıslanan buğdayları müşteriler görmesin diye alta koyan bir kişiyi sert bir şekilde uyarmış, “Aldatan benden değildir”(Muslim, İman, 164; İbn Mace, Ticârât, 36) diyerek “emin” olmanın ne kadar hayati öneme sahip bir haslet olduğunu veciz ve çarpıcı bir biçimde bizlere öğretmiştir. Parantez içinde belirttiğimiz hadis kitaplarındaki bab başlıkları, muhaddislerimizin konuya yaklaşımlarında da “İman” ve “Ticârât” arasındaki “emanet” bağının ne kadar önemli bir yer teşkil ettiğini bize göstermektedir. Ahlaki Temsil Mesuliyeti İçinde yaşadığımız dönem, ilkeleri ve kurallarıyla müslümanı sıkıştıran bir sistemin cari olduğu bir fitne dönemi. Çağdaş ekonomi, insanı “homo economicus” yani “sadece kendi çıkarını düşünen ve ona göre hareket eden birey” olarak gören bir paradigmanın hakimiyetinde. Hatta bu hakim paradigma sadece ihtiyaçlarını gideren değil, pek çok farklı arzu ve fantazi tüketimine yönelen, satın aldığı ürünler üzerinden statü devşirdiğini zanneden, bu şekilde de egosunu şişirme peşinde koşan insanların oluşturduğu bir “gösteri” ve “tüketim” toplumu tasavvuruna evrildi. Dolayısıyla bu ideolojiyi pratiğe döken bankalar, faiz, özendirilen aşırı tüketim ve kredilerle “mal emniyet”inin tehlikeye düşmesi, insanları iktisadi faaliyetlerinde ahlaktan daha çok kendi akıbetlerini, kendi menfaatlerini düşünmelerine sebep oluyor. Mal her zaman ve her mekanda, tarihin her döneminde büyük bir imtihan sebebiydi insan için. Fakat zikrettiğimiz çağdaş araçlar, insanların bu konudaki kaygılarını, hırslarını çok daha fazla tahrik edecek bir vasat oluşturdu maalesef. Bu helal/haram gözetmeye izin vermeyen ğayri ahlaki sistem aynı zamanda kıyametin yaklaştığı bir ahir zaman özelliğidir ki Allah Rasulu (s.a.v) bunu şöyle haber veriyor: ”İnsanlara öyle bir zaman gelir ki, kişi malı helalden mi, haramdan mı aldığına aldırmaz.”(Buhari, Buyu, 7) İşte böyle bir vasatın eşiğinden aşmamız için, ticari eylemlerde bulunan müslümanın Rasulullah (s.a.v)’in “emanet”ine sahip cıkması ve ne kadar kritik bir temsil etme mesuliyetine sahip olduğunu bahsedilen bilgi ve çıkarımlar üzerinden ciddiyetle anlaması lazım. Hasıl-ı Kelam Rabbimiz buyuruyor ki : “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helak etmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.”(Nisa, 29). Allahu Teala’nın bu uyarısına rağmen, içinde yaşadığımız toplumda islami hassasiyet taşıyanların, taşıdığı düşünülenlerin, kendilerinde bir şekilde islami semboller taşıyanların ahlaksızlığından muzdaribiz. Bu kimselerin ağızlarında en vurucu küreselci neoliberalizm karşıtı sloganlar olsa da, aslında bunlar tam olarak sistemin arzuladığı kitle türlerinden birine dönüşmüş durumdalar. Aynı zamanda bu kitlelerden sadır olan ikiyüzlü sahtekarlıklar, İslam’a saldırmak için hazırda bekleyen ve onlar kadar ahlaksız olanların ekmeğine yağ sürerken, cahil insanların da bu kötü temsiliyet yüzünden maniplatif bir din ve İslamiyet algısı oluşturmalarına sebep oluyor. Ticaret bir takas işlemi malum, bir ürün veya hizmet karşılığında belli bir kazanç elde ediliyor. Fakat müslümanlar, hem kendi aralarında sağlıklı bir kardeşliğin tesisi, hem de başkalarına karşı İslam ahlakının güzel temsili için, ticari eylemlerinin özünde karşılıklı “emaneti” takas etmeleri gerekir. Salt bir ihtiyacını karşılamak için değil, hayatının bir ibadet olduğu bilinciyle “emaneti” yerine getirmek için çalışmalıdır. Müslüman toplumun en önemli özelliği, müslüman kardeşlerin birbirlerinden “emin” olmalarıdır. Dolayısıyla vahşi kapitalizmin kardeşliği öldürücü rekabet duygusunun en çok sirayet edebileceği iktisadi faaliyetlerine bu perspektiften bakmamız gerekir. Hem bireysel, hem de toplumsal olarak “emniyette” olmak için, nübüvvete hakkıyla “iman” için, biribirinden kardeşçe “emin” olmak için, Rasulullah (s.a.v)’ın bu “emanetine” sahip çıkmamız elzemdir.

Yazar:
Mehmet YILDIRTAN
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul