21 Ocak 2022 - Cuma

Şu anda buradasınız: / GÜZEL SÖZ SADAKADIR
GÜZEL SÖZ SADAKADIR

GÜZEL SÖZ SADAKADIR Esan GÜL

Aile aynı duaya amin diyen kişilerden oluşan bir yapıdır. Duanın her kelimesi aile üyelerinin kalbinden ve dilinden neşet eder… Kelime kelime huzur inşa edilir bu evde… Ne yapmacık ilişkiler vardır ne de iletişimsizlik…
Cennete girer gibi girersiniz bu mekana… Selam eve girildiği zaman söylenen ilk sözdür… Huzurun ve güvenliğin bir işareti olarak kabul edilir mekanda… Ben esenlik yurduna huzur ve güven içerisinde giriyorum, benim elimden ve dilimden size zarar gelmez mesajını içerir bu söz… Her birimiz birbirimizi anlıyoruz, kendimizi rahat ve güzel bir şekilde ifade ediyoruz, olumlu ve olumsuz tüm duygularımızı paylaşabiliyoruz ve yaşanabilecek tartışmaları birbirimizle hemhal olarak (empati kurarak) çözebiliriz anlamına da gelir aynı zamanda bu söz…
Ailedeki güvenin temeli anne-babanın birbirine karşı iletişimi, sabrı ve sadakatıyla atılır. Onların sevgi ve anlayışla sürdürdükleri karı-koca ilişkileri evin genel havasını da belirler. Uyumlu ve sıcak ilişkeler anne ve babadan çocuklara yayılır. Korku ve kaygının hakim olduğu ilişkiler aynı şekilde ailenin diğer üyelerine de yansır ve evin atmosferini etkiler.
Peygamberimizin evinin atmosferini yansıtan bir rivayette Hz. Aişe (r.anha); “Resûlallah (s.a.v.) hanımlarıyla baş başa kalınca insanların en yumuşağı (elyen), gülme ve tebessümde en ileri olanı idi” (Ali el-Müttakî, VII, 222) der. Yine Hz. Aişe; “Hz. Peygamber (ziyaretleri sırasında) oruçlu bile olsa zevcelerini öptüğünü” (Buharî, Savm 23; Müslim, Siyam 65) bildirir. Eve girişte içeridekilere mutlaka selam veren Resûlallah (s.a.v.), geceleyin geldiği takdirde uyuyanı uyandırmayarak, fakat uyanık olanın da duyacağı bir tarzda selam vererek eve girdiği rivayet edilir.
Yine karı-koca arasındaki iletişime teşvik babında Hz. Peygamber (s.a.v.); “Kişi eşinin yüzüne baktığı vakit, eşi de onun yüzüne bakarsa Allah her ikisine de rahmet nazarıyla bakar. Keza erkek hanımının ellerini avucuna alınca o da eşinin ellerini tutarsa parmaklarının arasından günahları dökülür...” buyurmaktadır. (Müsned-i Zeyd)
Bu cümleden olarak aile içinde eşlerin birbirlerine karşı lütufkâr ve hayırhah olmaları tavsiye edilmiş ve; “En hayırlınız ehline karşı en çok hayırlı olanınızdır, ehline en çok hayırlı olan benim” (İbn-i Mace, 1977) diyerek aile içi ilişkilerin temelinin güzel söz, tutum ve davranışlar olduğu örnekliğiyle gösterilmiştir.
Bu örneklik bizlerin aile hayatı kurarken ve aile içi iletişimimizde nelere dikkat etmemiz gerektiğini de ortaya koymaktadır.
Öncelikli olarak her ailenin bir iletişim dili vardır. Bu iletişim dilini keşfetmek, birbirimizi anlamak ve tanımak için bunu sevgi diliyle ifade etmek ve aile içindeki sevgi dilimizi aile üyelerinden hiçbirinde ayırım gözetmeden bütün aileye yansıtmak, aile içi iletişimimizi daha sağlıklı hale getirecektir. Kendimizden farklı bir eşimizin ve çocuklarımızın olduğunu bilmemiz, onların kişilik ve karekterlerine saygı duymamız, kendimize ve ailemize olan güvenimizi sağlamamız, onların üstün ve yetenekli yönlerinin farkında olmamız ilk elden yapmamız gerekenlerdendir.
Aile üyelerinin birbirlerini dinlemeleri, güven ilişkisinin oluşması için duygu ve düşüncelerini paylaşacak bir aile atmosferinin oluşması açısından da önemlidir. Bu durum ailenin güven ikliminde birbiriyle iletişim kurmalarına ve iç dünyalarıyla ilgili kendilerini ifade etmelerine olanak sağlayacaktır.
“Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır, yumuşak davranandır.” (Bakara; 263)
“Görmedin mi ki, Allah nasıl bir örnek vermiştir: Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü sabit, dalı ise göktedir.” (İbrahim; 24)
“İkiniz Firavun’a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor. Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar.” (Taha; 43-44)
Bu ve buna benzer daha birçok ayet insanlarla iletişim kurarken nasıl bir üslup benimsememiz gerektiğini ortaya koymaktadır. Seyyid Kutub’un Fizilal’il Kur’an isimli tefsirinde güzel söz ve güzel ağaç arasındaki metafor tefsir edilirken bunların salt birer örnek olmadığını, sırf iyileri desteklemek ve onları yüreklendirmek amacına matuf olarak söylenmiş sözler olduğunu ifade eder. Devamla der ki: “İyilik kalıcıdır, kötülük onu sıkıştırsa da, yoluna engel olsa da ölmez, solmaz. Kötülük ise uzun süre yaşayamaz. İçine karışmış kimi iyilik kalıntıları yok olana kadar yaşayabilir. Zaten saf kötülük çok az bulunabilir. İçindeki kimi iyilik kalıntıları yok olunca, kötülük de yok olup gider. Geride bir şey kalmaz. Bu durumda görkemli ve üstün gibi görünse de içten içe yok olur ve dağılıp gider. Unutulmamalıdır ki, iyiliğin karşılığı iyilik, kötülüğün karşılığı da kötülüktür. İnsanlar öğüt alsınlar diye Allah onlara çeşitli örnekler verir.”
Bu örneklerin hepsi insanların birbirlerini anlamaları, hayatlarında olumlu ve güzel iletişim kurabilmeleri ve kendilerini rahat bir şekilde ifade edebilmeleri içindir. Aslında bir yönüyle aynı dili konuşanların değil de aynı duyguları paylaşanların daha iyi anlaşıldığına şahitlik etsek de diğer yönüyle de güzel sözün insanları olumsuz ve kötü tepkilerden koruduğuna da şahitlik ederiz. Nasıl ki iman ve salih amel insanları cehennem ateşinden koruyorsa, güzel söz ve davranışlar da insanları başkalarından gelebilecek zararlı şeylere karşı korur ve bir nevi kalkan görevi görür…
Aile içerisinde de insanların birbirlerine güzel söz söylemeleri, bilgi, düşünce ve duygu paylaşımında bulunmaları, Kur’an ve sünnetin gölgesinde anlamları ortak hale getirmeleri, birbirleriyle olumlu ve güzel köprüler kurmaları ve bir bütün olarak aile üyelerinin kendilerini rahat ve huzurlu bir ortamda hissetmeleri iletişimde güzel sözün önemini ortaya koymaktadır. Bu iletişim tarzı aile içerisinde çıkabilecek sorunları çözmede ve dışarıdan aileyi tehdit eden her türlü zararlı şeylere karşı aileyi korumada bir kalkan görevi görecektir.
Aile içi iletişimin bilgi, düşünce ve duygu alışverişini sağlayan bir etkileşim süreci olduğunu bilmemiz gerekir. Aile üyelerinin her söz ve davranışı birbiri ile etkileşim halinde aileyi bir bütün olarak etkiler. Sözler, davranışlar, jestler, mimikler ve yüz ifadeleri, kısacası mesajın her şekli bu etkileşimde önemlidir. Bu etkileşimin bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde gerçekleşebildiği, sözcük ve beden diliyle gerçekleştiği gibi sözel olmayan duyu organlarıyla da algılanabildiği ve aile ortamından olumlu veya olumsuz olarak etkilenebildiği gözden kaçırılmamalıdır.
Aile içi iletişimde uygun ortam oluştuğu zaman aile üyelerinin kendini ifade etmeleri kolaylaşmış, karşısındakini daha kolay bir şekilde anlamış, konuşmaya bir bütünlük katılmış, kendisini ve ailenin diğer üyelerinin iç dünyalarını anlamada önemli ip uçları elde edilmiş olur. Ailede uygun ortam oluşmadığı zaman da aile üyelerinin birbirleriyle çatıştığına, sürekli kavga ve tartışmaların yaşandığına, herkesin kendi iç dünyasına ve odasına çekildiğine, kimseyle konuşmak ve dertlerini paylaşmak istemediklerine şahitlik ederiz.
Yapılan araştırmalarda da aile için iletişimde kullanılan sözcük ve yöntemlerin ne kadar etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Denver Üniversitesi’nden Dr. Howard Markman 10 yıllık çalışmalarından ve 150 çifti inceledikten sonra şöyle bir sonuca ulaşmıştır: “Çiftleri birlikte tutan şey, birbirlerini ne kadar çok sevdikleri veya ne kadar iyi cinsel hayatlarının olduğu değil, problemleri nasıl ele alıp, çözüme nasıl ulaştırdıklarıdır. Mutlu çiftler duygusal sürtüşmeyi iletişim yolu olarak kullanırlar. Tıpkı takım ruhuna sahip başarılı bir ekip gibi çalışırlar. Bu benim yolum veya bu anlaşmazlığı çözmenin hiçbir yolu yok gibi saplantılara kapılmazlar. “Bu bizim hayatımız” kavramına çok rahat adapte olup eninde sonunda bir anlaşma yolu bulurlar.”
Evliliğin ilk günlerinden itibaren aile hayatımızı güzel söz ve davranışlarla şekillendirmemiz, her söz ve davranışın hayatımıza rahmet ve bereket olarak yansıyabildiği gibi, zulüm ve problem olarak da yansıyacağını aklımızdan çıkarmamamız gerekir. Yaşanan her problem ve çatışma aile üyeleri için konuşmanın ve paylaşmanın kapılarını açmalı, birbirimizi dinleyerek ve sıkıntılarımızı paylaşarak bu sorunların üstesinden gelebileceğimizi unutmamalıyız. Kitaba ve hikmete tabi olanlar; “Sözü dinleyip de onun en güzeline uyarlar” (Zümer, 18) ve aile üyeleriyle iyi geçinirler. (Nisa, 19) “Onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söylerler.” (Nisa, 5, 9) “Güzel sözler ancak ona yükselir. Salih ameli de güzel sözler yükseltir.” (Fatır, 10) Çünkü “Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma ile gelen bir sadakadan daha hayırlıdır.” (Bakara, 263) Hiç şüphe yok ki “Allah’ın sözü en yücedir.” (Tevbe, 40)
* Buhari, Edeb 34, Cihad 128, Müslim, Zekat 56

Yazar:
Esan GÜL
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul