Rahman ve Rahîm Olan Allah’ın Adıyla Bizi yaratan, kâinatı eşsiz nimetlerle donatan, yarattıklarının içinde aklıyla insana ayrı bir konum veren Rabbimiz insan hayatına üç önemli evre sunmuştur: Çocukluk, gençlik, yaşlılık… İyi bir eğitimle geçen bir çocukluk, güzel bir gençliğe işarettir. Gençlik, insan hayatının en dinamik ve en sorumluluk alabileceği çağıdır. İnsanın çevresine, ailesine, dünyasına ve ahiretine çalışıp çaba harcamasının en mümkün olduğu çağdır. Bunun için Allah Rasulü (s.a.s.): “İhtiyarlık üzerinize gelmeden, gençliğin kıymetini bilin.”1 buyurarak gençliğin önemine dikkat çekmiştir. Bu sebeple gençliğin kıymeti ne kadar iyi bilinirse; İlâhî emre, vahye, Kitab’a, yaratılış amacına uygun yaşanır. Gençlik, Allah Azze ve Celle’nin kullarına verdiği bir imtihan safhasıdır. İnsan gençliğinde tohum olarak ne ekerse, meyvesi yaptığı bütün amellere sirâyet eder. Oturmasına, kalkmasına, konuşmasına, insanlarla ilişkilerine, ahlâkına, hatta evlenmesine bile… Güzel ve imanlı bir gençlik, hayırlı bir dünya ve ahiret hayatı demektir. Mü’minler’in Emîri Hz. Ali (r.a.) bu konuya dikkat çekmek için: “Şu iki şey elden gitmeden, değerini anlamak zordur. Biri sağlık, diğeri de gençliktir.”2 buyurmuştur. Peki Müslüman genç nasıl olmalıdır? İman ve Salih Amel Sahibi Olmalıdır: İman, Müslümanın en önemli varlığıdır. İnsan, Allah nazarında imanıyla değer kazanır. Çünkü insan asıl mutluluğa imanla kavuşabilir. Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Kerîm iman edip salih amel işleyenleri şöyle müjdeliyor: “İman edip salih amel işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.”3 Müslüman gençler de buna gayret gösterip Rabbleri’nin rızasını kazanmalıdırlar Deneme İbadetlerine Düşkün Olmalıdır: İbadet, kul ile Allah Teâlâ arasındaki en kutsal bağdır. İmandan sonraki en önemli husus ibadetlerdir. Yaptığı her ibadeti yalnızca Rabbi’ne has kılan Müslüman genç bunun saadetini yaşar. Bu mânevî huzurun ancak ibadet nimetiyle olduğunu bilir. Namaz kılarken yaşadığı o mânevî tadın lezzetini alır. Dünyadan uzaklaşarak ruhen huzur bulur. Güzel Ahlâklı Olmalıdır: Ahlâk insanı insan yapan en büyük vasıftır. Ahlâkı itibarıyla insan büyük bir kişilik kazanır. Eğer bir insanda ahlâkî değerler yoksa, bu o kişi için büyük bir yıkımdır. Rasulullah (s.a.s.) bu konuda “Din güzel ahlâktır.”4 buyurmuş ve güzel ahlâkın, dinin tamamını kaplayacak bir değerde olduğunu vurgulamıştır. Eğer bir insanın huyu, ahlâkı güzelse “iyi ahlâklı”, “iyi huylu” diye vasıflandırılır. Bu kulu Allah seveceği gibi, diğer kullarına da sevdirir. Rabbimiz bize öğüt olarak en güzel ahlâka çağırıyor, bunun zıddı olan kötü huylardan sakınmamızı emrediyor. Anne-Babasına Saygılı ve İtaatkâr Olmalıdır: “Allah’ın rızası, anne babanın rızasındadır. Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.”5 Müslüman genç anne babasına son derece saygılı olmalı, onların rızasını kazanmaya çalışmalıdır. Zira Allah Teâlâ’dan sonra üzerimizde en çok anne ve babamızın hakkı bulunmaktadır. Rabbimiz hayat Kitabımızda şöyle buyurur: “Onlara merhamet ve tevazu kanadını indir ve de ki: Rabbim, küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi sen de onlara öyle rahmet et.”6 Zühd Sahibi Olmalı, Dünyevîleşmemelidir: Dünya hayatı bir imtihan yurdu olduğundan insanlara süslü gösterilmiştir. Oysa ebedî bir hayat olan ahiret yurdu için bir geçittir dünya. Rabbinin rızası için çalışan Müslüman genç dünyevileşmemeli; geçici olanı, ebedî ve kalıcı olana tercih etmemelidir. Bu dünyadan sadece geçtiğini, varılacak son ve ebedî durağın ahiret yurdu olduğunu bilir. Şeytan her an nefsine uyması için onunla uğraşır ama o bilir ki, bu şeytanın oyunlarından biridir. Maalesef günümüz gençleri nefsânî arzularını bastırmak için bütün menfî yollara başvurmaktadırlar. Sigara, uyuşturucu, içki, kumar, zina, hile, düzenbazlık tüm bu yollar insanı şeytanın sürüklediği bir bataklıktır. Müslüman gencin mümkün olduğunca nefsini durdurması ve şeytanın aldatmacalarına gelmemesi gerekir. Dünyevîleşme, insanın kendini dünyaya kaptırması, onun çekiciliğine aldanmasıdır. Bunun tezahürü olarak da şunlar sıralanabilir: İnanç eksikliği ve amelsiz iman. Maalesef günümüzde tesettür de, modanın ve dünyevîleşmenin kurbanı olmuştur. Tesettür, gözü haramdan korumaktır. Bu konuda Batı’nın veya herhangi birinin değil, Rabbimiz’in emrettiği şekilde örtünmek gerekir. Kadın, Allah Teâlâ katında örtüsüyle değerlidir. Ama sadece başı kapatıp diğer noktalara (parfüm, makyaj gibi…) dikkat etmiyorsa yapıyorsa tesettürlü sayılamaz. Örtü tarz değil, moda değil Allah Teâlâ’nın üzerimize farz kıldığı bir emridir. Tesettür, vücut hatlarının belli olmaması ve çekiciliği gidermek içindir. Bu amaçla giyilmeyen tesettürün kişiye bir faydası yoktur. Müslüman gençlerin özellikle bu konuya dikkat etmesi gerekir. İnsanları Allah Azze ve Celle’nin Dinine Davet Etmelidir: “Allah Teâlâ’nın, senin sebebinle bir tek kişiye hidâyet etmesi, senin için dünyadan ve dünyanın içindeki her şeyden daha hayırlıdır.”7 Müslümanın tek hayat gâyesi budur. Yalnızca inandığı dava uğruna yaşar ve bu dava için ölür. Allah Azze ve Celle, peygamberleri bizim için bir örnek göstermiş, genç yaştaki peygamberlerin İslâm’ı hayatlarına nasıl tahakküm ettiklerini bize bildirmiştir. Tek gâyemizin ve yaratılış amacımızın kulluk olduğunu, bunun için insanları bocaladıkları çukurdan kurtarmamızı bize emretmektedir. Allah Azze ve Celle’nin emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından sakınmak her mü’minin görevidir. Bunu kendine sorumluluk bilen Müslüman genç; ailesine, yakınlarına ve çevresine İslâm’ı anlatmalı, insanlara dinleri konusunda yardımcı olmalıdır. Onları hakka, hidâyete, doğruya çağırmalı; yanlıştan, bâtıldan, şirkten, küfürden, tuğyandan sakındırmalıdır. Tek mutluluğun ve kurtuluşun hidâyet yolu olduğunu bildirmeli, bunun için gereken çabayı göstermelidir. Müslüman genç her yerde ve her safhada kendini belli etmelidir. Şahsiyeti ve ahlâkıyla herkese örnek olmalıdır. Doğru, dürüst, sevecen olup insanlara kendini sevdirmelidir. Vefâ ve sadâkat timsâli olup, kibir ve insanları aşağılamak gibi çirkin davranışlardan uzak durabilmelidir. “Kişi arkadaşının dini üzeredir. Öyleyse her biriniz kiminle arkadaşlık kuracağına dikkat etsin.”8 hadisini kendisine düstûr edinip, “Acaba ben kiminle arkadaşlık kurarsam, imanî ve ahlâkî yönden bende gelişmeler olur.” diye düşünmelidir. Kendine iyi arkadaşlıklar edinmeli, başarılı ve iyi kişileri model almalıdır. Şatafattan, lüksten kaçınmalı, tevazu sahibi olmalıdır. Amellerin boşa gitmesine sebep olan her türlü davranıştan, özellikle riyâ ve gösterişten kaçınmalıdırlar. Riyâ ve gösteriş için yapılan ibadetlerin kişiye fayda vermediğini unutmamalıdırlar. Kıskançlık, kin, hased gibi kötü davranışlar, insanların en zaafı olduğu konulardır. Akıllı Müslüman genç, ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi, kötü huyların da iyi amelleri yok edeceğini unutmamalıdır. Müslüman gencin korku ve ümit arasında bir çizgide olması gerekir. Kur’ân-ı Kerîm’de: “Onlar korkarak ve ümit ederek Rabblerine duâ ederler”9 buyrulmuştur. “Benim çok günahım var.” deyip günaha devam etmesi yanlış olduğu gibi, tamamen ümitsiz olması da yanlıştır. Her türü günahı işleyip “Ben de cennete giderim.” demek ahmâklıktır. Müslümanın bu ikisi arasında bir yol tutması gerekir. Tüm Rasullerin ortak daveti uğrunda mücadeleci olmalı, bu uğurda gerekirse ailesi, çoluk çocuğuyla elinden geleni ardına koymamalıdır. Rahman olan Allah’a her hâlinden dolayı şükredip, verdiği nimetlerden dolayı O’na hep acizliğini göstermelidir. Sıkıntılı durumlar başına geldiğinde sabretmeli, olaylara bardağın olumlu tarafından da bakabilmelidir. “Temizlik imandandır.” hadisini bir an aklından çıkarmayıp temiz ve tertipli olmalıdır. İnsanlar kendisine baktığında Allah’ı hatırlamalı, etrafına huzur vermelidir. Giyim kuşamıyla rol model olmalıdır. Her devrin ve zamanın imtihanı farklıdır. Çağımızın en büyük imtihanı teknoloji… Yerli ve zamanında dozunu aşmadan kullanılmasında bir sıkıntı yoktur. Ama maalesef günümüzde telefonlar, tabletler, bilgisayarlar insanları öyle bir etkisi altına almış ki neredeyse esiri olmuşuz. Halbuki telefonlara ayırdığımız vakti, toplum olarak Kur’ân’a, Kitab’a, tefsir ve hadis okumaya ayırsaydık şu anki konumumuz çok daha farklı olurdu. Hâlbuki her konuda olduğu gibi bu konuda da Asr-ı Saadet’i model almalıyız. Asr-ı Saadet’in güzîde insanlarının Kur’ân’la ilgisi, bizim günümüzde telefonlarımızla olan ilişkimiz gibidir. Onlar gibi olmak isteyip de, olmak için de hiçbir çaba sarfetmemek ne büyük bir tezattır. O güzîde insanlarla aynı cennete talibiz ama hayatlarımız ne kadar farklı… İşte Müslüman genç, Rabbine, dinine götüren yolları araştırırken teknolojinin sadece bir araç olduğunu bilmelidir. Yani onun için, teknoloji amaç değil; iyiliğe, güzelliğe, doğruluğa götüren ve belirli zamanlarda kullanılan bir araçtır sadece… Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Kerîm, genç yaştaki peygamberlerin ve örnek şahsiyetlerin insanlara ve toplulara nasıl örnek olduklarını bize öğretir: • Hz. İbrahim (a.s.)’ın daha genç yaşta kavmine karşı mücadeleye giriştiğinden ve Rabbinin davasını kalkındırmak için daimî bir uğraş verdiğinden övgüyle bahseder. • Hz. Yusuf (a.s.)’ın tüm olumsuzluklara rağmen nefsine dur dediğini, şeytanın hilesinden nasıl kurtulduğunu bildirir. • Hz. Musa (a.s.)’ın daha peygamberlik öncesinde bile Allah’a ne kadar tevekkül eden bir genç olduğunu, nefsinin isteklerine uymadığını anlatır. • Hz. Yahya (a.s.)’ın çok hikmet sahibi olduğundan, aile büyüklerine itaatte kusur etmediğinden bahseder. Deneme Hz. Meryem (r.anha)’nın hiçbir beşerî ilişkisi olmadan nasıl anne olduğunu ve suçlanmaya karşı kendini nasıl savunduğunu açıklar. • Ashab-ı Kehf olarak bilinen gençlerin, inançlarını yaşama uğruna yurtlarını terkedip bir mağaraya sığındıklarından ve orada uzun süre kaldıklarından söz eder. Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Kerîm, Hz. Lokman (a.s.)’ın genç oğluna yaptığı tavsiyelerden de söz eder: “Ey oğul! Allah’a şirk koşma. Çünkü şirk büyük bir zulümdür. Allah her yaptığını ortaya çıkarır. Namazını dosdoğru kıl! Kasılarak yürüme! Bağırarak konuşma! Takvayı esas al! Tövbeyi geciktirme! İyiliği emret! Kötülükten sakın! Tembel olma! Acele etme! Başa gelene sabret!”10 Aslında bu tavsiyeler evrenseldir, Hz. Lokman’ın oğlunun şahsında tüm gençliğe yapılmıştır. Tabi ki Kur’ân-ı Kerîm gönüller sultanı Hz. Muhammed’in ahlâkından da bahseder. Kutlu Nebî’nin etrafında şan ve şeref sahibi Allah’ın, aziz davası için mücadele edip emek veren, gecesini gündüzüne katıp hakikati görmelerini sağlayan nice genç sahabîler vardı. Bu genç sahâbîler, Efendimiz’in etrafında pervane olmuşlar, bu çağrıya kulak vermişlerdi. İslam düşmanları O’nun çağrısına şiddetle karşı çıkarlerken, O güzîde ashab, O’na kucak açıp İslam dinine destek vermişlerdi. Allah Azze ve Celle de onların bu yardımlarından ve ihlâslarından dolayı, hayatları boyunca onlara yardım etmiş, şeref ve izzet vermiştir. Daha bu dünyadayken bir kısmı cennetle müjdelenmiştir. Bedir ve Uhud gibi cihad meydanlarına koşanlar yine genç sahâbîlerdendi. “Evim evindir.” diyerek Rasulullah’a evinin kapısını açan Erkam bin Ebî Erkam daha 18’indeydi. Hz. Ali, Cafer-i Tayyar, Zübeyr bin Avvam, Talha bin Ubeydullah, Musab bin Umeyr, Abdullah bin Mesud ve diğer birçok sahâbe İslam ile şereflendiklerinde yaşları çok gençti. Ya Rabbi! Bu genç sahâbîler daima Senin ve Rasulünün yolundaydılar. Sen bizlere de bunu nasib eyle! Seni ve Rasulünü hayatımızın merkezine almayı bize nasib et! Kolaylaştır ya Rabbi kolaylaştır! Nefsimize uymamayı, Senin yolunda olmayı bize kolaylaştır! Önce Senin seveceğin, sonra da diğer insanlara sevdirdiğin kullarından eyle. Zamanımız zor, imtihanlarımız zor. Bu kadar zorluğun içinde Seni ve Rasulünü unutmamayı bize nasib et! Bize ve genç nesle ahlâk güzelliği ver! Hayatımızın en verimli ve en dinamik dönemlerini güzel bir âkıbet için mücadele ederek geçiren gençler eyle! Aziz İslam dini için, nasıl mücadele edilmesi gerekiyorsa, nelerden ferâgat edilmesi gerekiyorsa ve ne zaman fedakarlık yapılması gerekiyorsa “BEN DE VARIM!” şuuruyla gerekeni yapmayı bize nasib eyle! Dünyaya sadece yemek, içmek, nefsânî arzularının peşinden gitmek için gelenlerden değil, senin davan uğrunda, Tevhid bayrağını dalgalandırmak için mücadele verenlerden eyle! Senin affedeceğin çok kulun var ama bizim el açıp affedilmeyi dileyecek Senden başka kimsemiz yok. Dualarımızı kabul eyle YA RABB! “Her kim Allah’a ve O’nun Rasulüne itaat ederse, Allah onu altından ırmaklar akan cennetlere koyar. İşte en büyük kurtuluş budur!”11 BÜYÜK KURTULUŞA ERİŞMEK DUASIYLA… 1. Buhârî, Rikak, 3; Tirmizî, Zühd, 25; Beyhâkî, İman, 9575. 2. Hz. Ali’den öğütler, tavsiyeler. 3. Bakara, 2/82. 4. İmam Gazzâlî, İhyâu Ulûmi’d-Din, 3/50. 5. Tirmizî, Birr, c.3, sh.25. 6. İsrâ, 17/23-24. 7. Buhârî, Fedâilu’l-Ashab, 9. Müslim, Fedâilu’s-Sahâbe, 34. 8. Ebu Davud, Edeb, 19. 9. Secde, 32/16. 10. Lokman, 31/12-19. 11. Nisa, 4/13.


