İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak için karşılıklı yaptıkları bilgi alışverişine iletişim denir. İletişimde önemli olan bilgi alışverişinin karşılıklı olmasıdır. Etkili iletişim kişilerin birbirlerine önem vermesi, saygı duyması; kişilerin birbirini dinlemesi ve anlamaya çalışması ile olur. Engelli kişilerle iletişim kurmak sandığınız kadar zor değildir. Sadece engelli insanların engelli olduğunu ve engeli dışında sizden farklı bir birey olmadığını düşünürseniz otomatik olarak onlarla iletişim kurmak çok kolay olacaktır. Tabii engelli kişilerle toplum tarafından iletişim kurulması konusunda ailelerin de büyük rol oynadığını söylemek gerekir.
Ailelerin, engelli çocukların toplumla rahat iletişim kurabilmesi için yapması gerekenler şunlardır:
1- Aile, çocuğunun engelli bir insan olduğunu kabul etmelidir. Çocuğun engel durumuna göre hareket etmelidir. Eğer doktorlar tarafından kesin olarak çocuğunuzun hayatı boyunca iyileşemeyeceği bildirilmişse çocuğunuzu ve kendinizi iyileşecekmiş gibi avutmayın. Bu sizin ve çocuğunuzun, durumu kabul etmenizi zorlaştırır.
2- Engelli bireylerin engeli dışında her şeyi yapabileceklerini, toplumda bir birey olduklarını çevresine de anlatmak gerekir.
3- Çocuğunuzla bir yere gittiğinizde ve çocuğunuz hakkında bir soru sorulduğunda, sorulan sorunun kendisine sorulabileceğini karşınızdaki kişiye bildirmenizi tavsiye ederim. Böylece çocuğunuzla toplum arasındaki iletişimin sağlanması için temel atmış olursunuz.
4. Çocuğunuza bir birey gibi davranın ve sorumluluk verin. Örneğin ev işi öğretin, yemek yapması için yüreklendirin. Çocuğunuz hata yapar diye korkmayın. Siz nasıl ilk defa yemek yaparken ya da herhangi tecrübeli olmadığınız bir konu üzerinde çalışırken, hata yapa yapa öğreniyorsanız, çocuğunuz da aynı şekilde öğrenecektir. Böylece ileride hayata atılacağı zaman zorlanmaz.
5. Çocuğunuza gerçek fikirlerinizi ve eleştirilerinizi söyleyin; incinir, üzülür diye düşünmeyin. Çocuklarınız toplum tarafından iyi ya da kötü eleştirilecektir. Müdürü, öğretmenleri, arkadaşları…
Genel İletişim Kuralları
1. Engelli bir birey gördüğünüzde heyecanlanıp telaşlanmayın. Onlarla sakin ve rahat iletişim kurmanızı tavsiye ederim.
2. Engellilere acıyarak ve üzgün yüzle bakmayın. Herkesin hayatı zorsa onlarınki de zordur. Ayrıca mutlu ve her olaya pozitif bakan engelli bireyler de vardır. Siz her duyguyu yaşayabiliyorsanız, engelli kişiler de her tür duyguyu yaşayabilirler. Engelli bir kişi ağladığında, lütfen engelinden dolayı ağladığını, alındığını düşünmeyin. Bazı kişiler nasıl hassas olabiliyorlarsa, engelli bireyler de başka nedenden üzülmüş olabilirler. Sizler arasında kişilik yapısı ve karakter farkı varsa, engellilerinki de farklıdır.
3. Engellileri gereğinden fazla yüceltip, aşırı derecede övmeyin. Engelliler arasında da rekabet vardır. Sizler arasında nasıl zekâ farkı varsa engelliler arasında da zekâ farkları vardır. Sizler nasıl yeteneklerinize göre ve ilgi alanlarınıza göre bilgiye ve başarıya ulaşabiliyorsanız, onlar da aynı şekilde bilgiye ve başarıya ulaşabiliyorlar.
4. Engelli bireylerle sadece engellilik hakkında konuşmayın. Başka konularda da konuşabilirsiniz.
5. Engelli hakkında herhangi bir karar verileceği zaman, engellinin kendisine danışmanız daha doğru bir yaklaşım olur. Tabii vereceği kararın ne gibi sonuçlar doğuracağını kendisine bildirerek danışmanız gerekir.
6. Bazı kurumlar, engellilerin kırılacağını düşünerek yanlış davranışlarda bulunabiliyor. Örneğin; bazı öğretmenler, engelli öğrencilere başarısız olduğu halde fazladan not veriyorlar. Bu da engelli öğrencilerin çalışmamalarına, kendilerini kandırmalarına ve kendilerini geliştirmemelerine neden olabilir. Başka bir örnekle açıklayacak olursak bazı engelliler, müdürleri onlara tolerans gösterdiği için işe geç gidebiliyor. Maalesef müdürleri de müdahale edip uyarıda bulunmuyorlar. Herkes nasıl işine vaktinde gidiyorsa, engelliler de vaktinde gitmeliler. Engellilerle etkileşim her zaman öncelikli olarak sağduyu ve hassasiyet gerektirir.
1. Görme Engelli Kişilerle İletişim
• Görme engelli bir kişiyle karşılaştığınızda (ihtiyaç olduğunu düşündüğünüz durumlarda) öncelikle yardım isteyip istemediğini sorun. Görme engelli bir kişiyi karşılarken her zaman kendinizi tanıtın ve orada bulunan diğer kişileri de takdim edin.
• Görme engelli bir kişiyi yabancı olduğu bir alanda yalnız bırakmayın. Konuşma esnasında, kişiye ismi ile hitap edin.
• Kişiyle doğrudan doğruya konuşun.
• Görme engelliler ile yüksek sesle konuşmanın tekrar edilen bir hata olduğu gözlemlenmiştir. Görme engelliler ile konuşurken normal bir ses tonu kullanın.
• Görme engelli kişiler hâkim oldukları alanlarda bağımsızca dolaşıp gezebilirler.
• Görme engelli bir kişi ile birlikte yürürken onun, sizin kolunuzu ya da dirseğinizi tutmasına izin verin.
• Görme engelli bir kişinin oturmasına yardımcı olurken oturacağı yerin arkasını eliyle tutmasını sağlayın.
• Görme engelli bir kişiyle yürürken önüne çıkan engeller hakkında ona bilgi verin.
• Yön bilgisi verirken açık ve net olun (sağ ve sol kelimelerini kullanabilirsiniz ama “orada”, “ileride” gibi ifadeler kullanmayın). Görme engelli bir kişinin eline verdiğiniz objeyi tarif edin. Bulunduğunuz ortamdan ayrılırken görme engelli kişiye bilgi verin.
• Görme engelli kişilerin tamamı Braille alfabesini okuyamayabilir. Günlük konuşmanın bir parçası olan ‘Bak!’, ‘Gördün mü?’ ‘Görüşürüz.’ gibi ifadelerin kullanılması gayet normaldir.
2. İşitme Engelli Kişilerle İletişim
• İşitme engelli bir kişinin dikkatini çekmek için kibarca omuzuna dokunabilir ya da elinizle işaret edebilirsiniz.
• Konuşurken yüz yüze bakıp normal bir ses tonu ile konuşun.
• Birçok işitme engelli dudak okuduğundan, konuşurken elinizle ağzınızı kapatmak ya da sakız çiğnemek gibi konuşmanızın anlaşılmasını engelleyecek hareketler yapmayın.
• Tahmin etmeye çalışmak yerine, en iyi iletişim kurabileceği yöntemi kendisine sorun. Kullanabileceğiniz yöntemler:
3. Fiziksel Engelli Kişilerle İletişim
Çalışma yerlerinde dikkat edilmesi gerekenler: Çalışma mekânlarına yakın park yeri olmasını sağlayın. Çalışma mekânlarına yakın tuvalet olmasını sağlayın. Alternatif ulaşım yolları ile ilgili bilgi verin. İşle ilgili bir organizasyon ya da iş gezisi düzenlerken dikkat edilmesi gerekenler:
• Ulaşılabilir girişler.
• Çalışan asansörler.
• Ulaşılabilir tuvaletler.
• Yiyecek ve içeceklerin ulaşılabilir düzeyde sunulması ya da servise yardım eden kişilerin bulunması.
• Tekerlekli sandalyelere yaslanmayın, dokunmayın ya da dinlenmek için oturmayın.
• Tekerlekli sandalyede oturan kişilere yaslanmayın.
• Tekerlekli sandalyede oturan kişiye sormadan sandalyesini hareket ettirmeyin veya itmeyin.
• Tekerlekli sandalyede oturan bir kişiden ceketinizi ya da içeceğinizi tutmasını istemeniz uygun bir davranış değildir.
• Tekerlekli sandalyede oturan bir kişiyle sohbet ederken göz seviyesine gelmeye dikkat edin.
• Tekerlekli sandalye kullanıcısıyla konuşurken, yanındaki refakatçisi ile değil, doğrudan kendisiyle konuşunuz.
• Yardım etmeden önce mutlaka sorun.
• Farklı özelliklere sahip tekerlekli sandalye çeşitleri vardır. Tekerlekli sandalyenin özelliklerini bilmiyorsanız kullanıcısına sorun ve söylediklerini uygulayın.
• Tekerlekli sandalyeli kişiyi bir basamaktan ya da rampadan indirmeniz gerekiyorsa sandalyeyi geri geri indirin.
• Bazı tekerlekli sandalye kullanıcıları tekerlekli sandalye dışında oturmayı tercih edebilirler. Eğer böyle bir talepleri olursa kibarca yardım teklif edin ve tekerlekli sandalyelerinin ulaşabilecekleri mesafede durmasına özen gösterin.
• Koltuk değneği ya da baston kullanan kişiler oturduğunda veya bir yere yaslandığında, bu cihazlara kolay ulaşabilecekleri mesafede olmalarını sağlayın.
• Koltuk değneği ya da baston kullanan ve yavaş yürüyen kişilerle yürürken, onların temposuna göre yürüyün.
4. Konuşma Engelli Kişilerle İletişim
• Ağır işitme kaybı, kekemelik, afazi (psikiyatrik, nörolojik ya da otolarengolojik nedenlere bağlı olarak meydana gelen konuşma bozuklukları) ya da felce bağlı konuşma engelleri meydana gelebilir.
• Sabır ve yoğun dikkat, konuşma engeli olan bir kişiyle iletişim kurarken en önemli yaklaşımlardır.
• Kişi konuşurken tüm dikkatinizi verin ve kendisini ifade etmesi için teşvik edin.
• Sizden istenmedikçe yardımcı olmayın ve cümleleri onun yerine siz bitirmeyin.
• Konuşma engeli olan kişiyi dinlerken onu anladığınızı belirtmek için gülümseyin ya da başınızı sallayın; ona da kısa cevaplar verilebilecek türde sorular sorun. Konuşurken lafını kesmeyin ve acele ettirmeyin.
• Konuşma engeli olan kişinin onayı olmaksızın grup içinde konuşma yapmasını kesinlikle istemeyin.
• Birebir iletişim kurun.
• Anlıyormuş gibi yapmayın; dedikleriyle ilgili varsayımlar yapmak işinizi daha zorlaştırır.
• Anlamadığınızda tekrar etmesini ya da yazmasını isteyebilirsiniz.
• Konuşurken sessiz ortamları tercih edin.
5. Davranış Bozukluğu Olan Kişiler
Eleştiri, tartışma gibi şiddete yol açabilecek herhangi bir durumdan uzak durun. Durumlarını anlamaya çalışın.
6. Zekâ Geriliği Olan Kişiler
Zekâ geriliği (mental retardasyon), gelişim sürecinde ortaya çıkan, uyumsal davranışlardaki yetersizlik ve genel zekâ fonksiyonlarında önemli derecede ortalamanın altında olma halidir. Zekâ geriliği olan bireyler yavaş öğrenirler. Öğrendiklerini uygulamakta ve öğrendiklerini farklı durumlarda kullanmakta, soyut düşünme ve problem çözmede güçlük çekerler. Zekâ geriliği olan kişiler, gündelik hayatlarını devam ettirmek için alışkanlıklarına güvenirler. Çevrelerinde ve alışageldikleri yaşam tarzında bir değişiklik olduğunda adapte olmak için zamana ihtiyaç duyarlar.
• Zekâ geriliği olan bireye açık, basit ve somut ifadeler kullanın. Bir konuda bilgi verecekseniz birkaç defa ve çeşitli örneklerle açıklama yapın.
• Karşınızdakinin bir yetişkin olduğunun ve sizden aksini istemedikçe kendi kararlarını verebileceğinin bilincinde olun.
• Zekâ geriliği olan bireyler karşılarındakileri memnun etmek için uğraşırlar. Konuşma sırasında sizin duymak istediğiniz şeyleri söyleyebilirler. Hukukî ya da tıbbî konular konuşulurken iletişim tekniğinizin etkili olmaması ağır sonuçlar doğurabilir. Tam bilgi alabilmek için sorular dikkatli bir şekilde ortaya konmalıdır. Her soruyu farklı şekillerde tekrarlayarak cevapları doğrulayın.
• Zekâ geriliği olan bireylerin çabuk karar vermesi zordur. Sabırlı olun ve karar vermesini bekleyin.
7. Down Sendromu
Down sendromunun sebebi, kişinin genetik farklılığıdır. Normalde anne ve babadan gelen iki adet kromozoma ait bilgiler hücrede üçüncü kez yer alır. Bu nedenle kişinin vücudundaki hücrelerde 46 yerine 47 kromozom bulunur. Bu durum 21. kromozomda ortaya çıktığında buna down sendromu adı verilmektedir. Bu durum beden ve zihin gelişiminde bazı bozukluklara yol açar.
• Down sendromlu bireylerde zekâ geriliği de görülür. Ancak zekâ geriliği hafif dereceden ağır dereceye kadar değişir. Bu nedenle zekâ geriliği olan bireyler için yapılan uyarılar, çoğu zaman down sendromlular için de geçerlidir.
• Down sendromlu bireyler sempatiktirler ve sosyal yönleri gelişmiştir. Uzun süreli ilişkiler kurabilirler. Aileleri ve arkadaşları ile vakit geçirmek, sosyal faaliyetlerde yer almak, herkesi olduğu gibi onları da mutlu eder ve özgüvenlerini arttırır.
• Down sendromlular zaman zaman fazlasıyla inatçı olabilirler. Bu anlarda onlara karşı sabırlı olmak gerekir.
• Down sendromlu çocukların gelişmesi ve potansiyellerini ortaya çıkarmaları için çevrenin desteğine ihtiyaçları vardır. Diğer çocuklardan daha geç öğrenirler ancak iyi bir eğitim aldıklarında hayatlarını devam ettirmek için gereken her şeyi öğrenebilirler. İlk ve ortaokulu bitirebilir, bir işte çalışabilirler.
8. Otizm
• Otizm, genellikle doğumdan sonraki ilk üç yılda başlayan ve yaşam boyu süren bir özürlülük durumudur. Otizmi olan bireyler sosyal ilişkilerde ve iletişimde yetersizlikler, etkileşime girmekte ve etkileşimi sürdürmekte zorlanma, değişime direnç ve tekrarlayıcı davranışlar ile karakterize edilirler. Duyuları aşırı gelişmiş olan bu kişiler, başkalarını rahatsız etmeyen ses, ışık, doku ya da çevresel değişikliklerden fazlasıyla rahatsız olup, yadırganabilecek davranışlar gösterebilirler.
• Kendi etrafında dönme, el çırpma gibi tekrarlayıcı davranışlar gösterebilir, dönen cisim ve eşyaları (çamaşır makinası gibi) uzun süre izleyebilirler. Genellikle, otizmi olan birinde bu davranışların hepsi görülmez.
• Otizmi olan bireylerin zekâ seviyeleri de farklılık gösterir. Ciddi öğrenme güçlüğü olanların yanında, öğrenme güçlüğü çekmeyen, hatta üstün zekâya sahip olanlar vardır. Bu kişilerin çoğuna yaşam boyu destek gerekir. Özel eğitimle var olan kapasiteleri açığa çıkartılarak bağımsız yaşam becerisi kazanmaları sağlanır.
• Otizmi olan bireyler genelde içe dönük, iletişim becerileri eksik bireylerdir. Bu özelliklerini değiştirmek için zorlamaya gitmeden, uygun bir iletişim metoduyla kendilerine yaklaşılmalıdır.
• Otizmi olan bazı bireylerin konuşulanları anlama becerisi az gelişmiştir. Bunun için bir şey anlatırken parçalara bölerek anlatmak gerekir. Bir şey söylenildiğinde işitmiyormuş gibi davrandıklarında da, kızmak yerine söylenenler sakin bir şekilde tekrar ifade edilmelidir.
• Otizmi olan kişiler, iletişimde genellikle jestleri kullanırlar. Bunun için onlarla iletişim kurarken jestlere ağırlık verilmelidir.
9. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
• Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu; ana hatlarıyla aşırı hareketlilik, dikkat dağınıklığı, konsantrasyon güçlüğü ve isteklerini erteleyememe şeklinde kendini gösterir. Aşırı yaramazlık, aşırı ve yerli yersiz konuşma, gürültücülük ve öfke nöbetleri gibi belirtilerle çocukluk döneminde teşhis edilir. Hiperaktif çocukların bu özellikleri okul çağında daha da ön plana çıkar. DEHB gösteren çocukların % 70-80’i gençlik döneminde bu belirtileri göstermeye devam eder. Genetik ve biyolojik temelli olan bu bozukluk bir kusur değil, üzerinde çaba harcanması gereken bir durumdur. Çocukluktan itibaren psikolojik desteğe, uzmanlarca gerek görüldüğünde özel eğitime ve ilaç tedavisine başvurulmalıdır.
• Düzeni bozma, ani hareketler yapma, dikkat dağıtma, güç kullanma gibi özellikleri nedeniyle arkadaşlarına zarar verdikleri düşüncesiyle hiperaktif çocukları sosyal ortamlardan uzak tutmak meseleyi çözmez. Daha küçük gruplarda, bir yetişkinin denetimindeki düzenli aktivitelerde yer almaları sosyal öğrenme için uygun olur. Hiperaktif bozukluğu olan çocuklar genellikle okul sıralarında teşhis edilirler. Sonuç olarak, sağlıklı iletişimin olmazsa olmaz şartlarından biri de empatidir. Yani kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak konuşmasıdır. “Acaba ben bu durumda olsaydım ne yapardım?” düşüncesi kendimizi engelli birey gibi hissetmemizi sağlayacak ve yargılama, öğüt verme, eleştirme, aşağılama yerine; onun his dünyasına mâna vermeye ve onu anlamaya çalışmamızı netice verecektir. Çatışma yerine, işbirliği ve iletişim kurabilmek çok önemlidir.


