02 Temmuz 2022 - Cumartesi

Şu anda buradasınız: / RASÛLULLAH (s.a.s.)’in DİLİNDEN MUVAHHİD MÜ’MİNİN FERDÎ AHLÂKI
RASÛLULLAH (s.a.s.)’in DİLİNDEN  MUVAHHİD MÜ’MİNİN FERDÎ AHLÂKI

RASÛLULLAH (s.a.s.)’in DİLİNDEN MUVAHHİD MÜ’MİNİN FERDÎ AHLÂKI ABDULLAH DÂİ

Soyut olsun, somut olsun bütün varlığı yaratan ve onlar için kanunlar koyup emreden âlemlerin Rabbi Allah’ın seçip beğendiği1, katındaki razı olduğu hak din2, insan fıtratına uygun İslâm dini3, her yönüyle, her hükmüyle baştanbaşa edeb ve güzel ahlâktır...
Bu en güzel edeb ve en güzel ahlâk, yegâne önderimiz ve hayat örneğimiz, Allah’ın kulu ve Rasûlü, âlemlere rahmet olarak gönderilen en son Nebî ve en son Rasûl, Rasûlullah Muhammed (s.a.s.)’in şahsında kemâle ulaşmış olup kıyamete kadar muvahhid mü’minlere örnek kılınmıştır!..
Rabbimiz Allah Teâlâ şöyle buyurdu:
“Şüphesiz sen, pek büyük bir ahlâk üzerindesin.” 4
Âlemlere rahmet olarak gönderdiği Rasûlü’nü böyle öven Rabbimiz Allah, kendisine katıksız iman eden muvahhid mü’min kullarına hitap ederek, Rasûlü Muhammed (s.a.s.)’i kendilerine hayat örneği kıldığını beyân buyurur:
“Andolsun, sizin için, Allah’ı ve âhiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için Allah’ın Rasûlü’nde güzel bir örnek vardır.” 5
Ebû Hüreyre (r.a.)’ın rivayetiyle şöyle buyurur Rasûlullah (s.a.s.):
“Ben, güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.”6
Allah Teâlâ’nın razı olduğu üzere güzel ahlâkı tamamlayan ve güzel ahlâkın O’nun şahsında kemâle erdiği yegâne önderimiz Rasûlullah Muhammed (s.a.s.), merhamet olunmuş, hayırlı ve vasat ümmetine güzel ahlâk dersi vermiş, nasihatta bulunmuş ve her sahada olduğu gibi, hayatın bu sahasında da en güzel örnek olmuştur...
Önderimiz Rasûlullah (s.a.s.)’in bu konudaki buyruklarından bir bölümünü birbirimize hatırlatmak niyet ve gayesiyle kaydediyoruz...
“Sen, öğüt verip hatırlat. Çünkü gerçekten öğütle hatırlatma, mü’minlere yarar sağlar.” 7 diye buyurur yegâne Rabbimiz, ilâhımız, Melikimiz ve âlemlerin Rabbi Allah azze ve celle!..
1-Dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar katıksız iman edip Allah’ı birleyen, Allah’a ve Rasûlü (s.a.s.)’e itaat eden muvahhid mü’min Müslümanlar emrolundukları gibi dosdoğru olup, muttakîler olarak sâdıklarla beraber olmalıdırlar... Doğru ve dürüst olmak, muvahhid mü’minlerin olmazsa olmaz vasfıdır...
Rabbimiz Allah’ın buyruğu:
“Seninle birlikte tevbe edenlerle beraber emrolunduğun gibi dosdoğru davran.” 8
“Ey iman edenler, Allah’tan sakının ve sâdıklarla birlikte olun.” 9
Ve önderimiz Rasûlullah (s.a.s.) buyrukları...
Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’ın rivayeti.
Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Doğruluk, insanı hâlis iyiliğe götürür, hâlis iyilik de cennete kılavuzluk eder. İnsan doğruluk ede ede nihayet bu seciyyesiyle sıddîk olur.
Yalancılık da insanı fücura, şerre götürür. Şerr de cehenneme götürür. İnsan yalancılık ede ede nihayet Allah katında bir kezzâb (yani çok yalancı bir kimse sıfatıyla) yazılır.” 10
Ebû Hüreyre (r.a.)’dan.
Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“İman ile küfür, kişinin kalbinde bir arada olamazlar. Doğruluk ile yalan da kişide bir arada bulunmazlar. Aynı şekilde emanet ile hıyanet de kişide bir arada bulunmazlar.” 11
Abdullah b. Amr (r.a.) anlatıyor:
Adamın biri, Rasûlullah (s.a.s.)’e geldi ve:
-Ya Rasûlallah, cennete götürecek amel nedir? diye sordu.
Rasûlullah (s.a.s.):
“Doğruluktur! Zira kul, doğruyu söylediği zaman iyi olur. İyi olduğu zaman iman etmiş olur. İman ettiği zaman da cennete girer.” buyurdu.
Adam:
-Cehenneme götürecek amel nedir? diye sordu.
Rasûlullah (s.a.s.):
“Yalandır! Zira kul, yalan söylediği zaman kötü olur. Kötü olduğu zaman küfre bulaşır. Küfre bulaştığı zaman da cehenneme girer.” buyurdu.12
Süfyân b. Abdillah es-Sekafî (r.a.) anlatır:
Dedim ki:
-Ya Rasûlallah, İslâm hakkında bana öyle bir söz söyle ki, senden sonra hiçbir kimseye sormayayım!
Rasûlullah (s.a.s.):
“Allah’a iman ettim de sonra dosdoğru ol!” buyurdu.13
2-Muvahhid mü’minler, hayat nizâmı İslâm’ın izzetinden asla taviz vermeden mütevazı ve vakarlı olmalıdır... Kibrin ve gururun tozu kendisine dokunmayan bir örnek şahsiyet olmalıdır... Âlemlerin Rabbi Allah’ın sevdiği kul, böyle olandır...
Rabbimiz Allah’ın buyruğu:
“O Rahmân (olan Allah)’ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman: ‘Selam’ derler.” 14
“(Lokman, oğluna dedi ki:) ‘İnsanlara yanağını çevirip (büyüklenme) ve böbürlenmiş olarak yeryüzünde yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez.” 15
Ve muvahhid mü’minlerin yegâne önderi Rasûlullah (s.a.s.)’in buyrukları...
Ebû Saîd (r.a.) rivayet eder.
Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Kim, Allah Subhânehu’nün (rızası) için bir derece tevazu (alçak gönüllülük) ederse, Allah, o kimseyi buna karşılık olarak bir derece yükseltir.
Kim de Allah (rızası) hilâfına bir derece kibirlenirse, Allah, bu kimseyi kibirlenmesine karşılık olarak bir derece alçaltır ki, nihayet onu aşağıların en aşağısında kılsın.” 16
Iyâz b. Hımar (r.a.)’dan.
Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Şüphesiz ki Allah bana, sizin tevazu göstermenizi vahyetti. Ta ki, kimse kimseye karşı böbürlenmesin, kimse kimseye tecavüzde bulunmasın!” 17
Emiru’l-Mü’minîn İmam Ömer İbnu’l-Hattâb (r.a.)’dan.
Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Allah buyurdu ki:
-Bana şu şekilde tevazu gösteren kişiyi, şu şekilde yükseltirim!”
Yezîd, bunu rivayet ederken, birincisinde avuç içini yere doğru çevirip aşağıya doğru indirdi. İkincisinde ise, avuç içini semaya doğru çevirip yukarıya kaldırdı.18
Ebû Hüreyre (r.a.)’dan.
Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur:
“Kim övünüp büyüklenirse, Allah onu alçaltır. Kim de Allah korkusundan dolayı mütevazı olursa, Allah onu yüceltir!” 19
3-Güzel ahlâk sahibi olan muvahhid mü’minler, her hâllerinde, her sözlerinde ve her işlerinde, İslâm şahsiyetine uygun, Kur’ân ve Sünnet ölçüsünde çok dikkatli ve ölçülü davranırlar... İfrat ve tefritten uzak, “Vasat Ümmet”in vasat bir ferdi olarak hareket eder ve bu hâliyle diğer insanlara örnek olurlar... Sevgide, nefrette, dostlukta ve düşmanlıkta, her ne durumda olurlarsa olsunlar mutlaka güzel ahlâkın güzelliklerini göz önüne sermeli, âdil davranmalı ve âdil şahid olmalıdırlar... “Kitab ve Sünnet” ölçüsünü her zamanda ve her mekânda olması gerektiği gibi korumak, her muvahhid mü’min ve vakarlı şahsiyetin vazifesidir...
Abdullah b. Abbas (r.anhuma) rivayet eder.
Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Olumlu tutum ve davranış ile ölçülü olmak, nübüvvetin yirmi beşte biridir.” 20
Ebû Hüreyre (r.a.)’dan.
Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Sevdiğini ölçülü sev, belki günün birinde sevmediğin kişi olur. Sevmediğine de ölçülü buğzet, belki günün birinde sevdiğin kişi olur!” 21
Sehl b. Sa’d es-Saîdî (r.a.) rivayet eder.
Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Teennî (düşünerek/ölçülü hareket etmek) Allah’tan; acelecilikse şeytandandır.” 22
4-Yaşadığı toplumda ve ortamda en güzel ahlâkıyla örnek bir şahsiyet olan muvahhid mü’minler, asla dünyevîleşmemeli ve kanaatkâr olmalıdırlar... Böyle olmak, onların kulluk vazifesidir... Dünyevîleşmek, insanın hem dünyasını, hem de âhiretini perişan eder... Dünyada huzur bulmaz, âhirete herhangi bir hazırlığı olmaz ve eli boş gider... Hâlbuki muvahhid mü’min, ebedî olanı, fânî olana tercih edip ona göre çalışan akıllı şahsiyettir... Gönlü zengin, dünyalıktan yana gözü ve gönlü tok kişidir muvahhid mü’min!..
Yegâne kanun koyucumuz Allah’ın buyruğu:
“Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın.” 23
“(Onlar,) yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler.” 24
Rasûlullah (s.a.s.)’in buyruğu...
Ebû Hüreyre (r.a.)’ın rivayetiyle Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Zenginlik, mal çokluğuyla meydana gelir değildir. Lakin asıl zenginlik, insanın gönül zenginliğidir.” 25
Abdullah b. Amr b. Âs (r.a.)’tan.
Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Müslüman olup da kendisine ancak yetecek kadar rızk verilen ve Allah’ın kendisine verdiği ile kanaat getirdiği kimse, muhakkak kurtuluşa ermiştir.” 26
Fedâle b. Ubeyd (r.a.)’dan.
Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Ne mutlu İslâm’a hidayet edilip de geçimi yetecek kadar olan ve kanaat eden kimseye!” 27
Ebû Hüreyre (r.a.)’ın rivayetiyle Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur:
“(Mal-mülk konusunda) sizden daha aşağı olanlara bakın! Sizden üstün olanlara bakmayın! Bu, Allah’ın nimetini küçümsememenize daha lâyıktır.” 28
5-Muvahhid mü’min şahsiyet, her hâliyle edeb ve hayâ sahibidir... Hayâ, yani utanma duygusu... Katıksız iman etmiş bir şahsiyet, önce ve en çok kendisini yaratan ve her ânında kendisini görüp gözeten, onunla beraber olan yegâne Rabbi Allah’tan hayâ edecektir... Allah’ın huzurunda, muvahhid mü’min şahsiyetine uygun bir şekilde hayâ edecektir... Muhsin bir kişi olarak davranacak, o, Allah’ı görmüyorsa da Allah, her ân onu görmektedir... Sonra Allah’ın kullarından hayâ edecek ve onların yanında muvahhid mü’min bir kişiden beklenen olgunlukla hareket edip örnek olacaktır!..
Yegâne İlâhımız âlemlerin Rabbi Allah’ın buyruğu:

“Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş’a istivâ eden O’dur. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni ve ona çıkanı bilir. Her nerede iseniz, O, sizinle beraberdir. Allah, yaptıklarınızı görendir.” 29
“Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona, şah damarından daha yakınız.” 30
Yegâne önderimiz ve hayat örneğimiz Rasûlullah (s.a.s.)’in buyruğu...
Zeyd b. Talha b. Rekâne (r.a.) rivayet eder.
Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Her dinin bir ahlâkı vardır. İslâm’ın ahlâkı da hayâdır.” 31
Abdullah b. Ömer (r.anhuma) anlatıyor:
Rasûlullah (s.a.s.), bir adama uğradı. O adam, o sırada (kardeşini) hayâsından dolayı kınayıp azarlamakta ve:
-Sen, muhakkak utanıp sıkılıyorsun! diyor ve sanki ona: Bu utanma, sana zarar vermiştir, diye söyleniyordu.
Rasûlullah (s.a.s.), ona:
“Şu hayâlı kardeşini bırak! Çünkü hayâ imandandır.” buyurdu.32
Ebû Hüreyre (r.a.)’dan.
Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“İman, yetmiş küsur yahut altmış küsur şu’bedir. Bunların efdali, Lâ ilâhe illallah demektir. En aşağısı ise, yoldan eziyet verecek şeyleri gidermektir. Hayâ da imanın bir şu’besidir.” 33
Ebû Hüreyre (r.a.)’ın rivayetiyle Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Hayâ, imandandır ve iman kişiyi cennete götürür. Edebsizlik ise zulümdür ve zulmün kişiyi götüreceği yer cehennemdir.” 34
Ebû Mes’ûd el-Bedrî (r.a.)’dan.
Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Geçmiş peygamberlerin sözünden (hiç noksansız) insanların eriştiği haberlerden birisi de: Utanmazsan dilediğini yap! sözüdür.” 35
Behz b. Hakîm’in dedesi (Muaviye b. Hayde, r.a.) anlatıyor:
(Muaviye b. Hayde) dedi ki, (Rasûlullah’a):
-Ya Rasûlallah, avret yerlerimizin neresini örtüp neresini (açık) bırakacağız? diye sordum.
Rasûlullah (s.a.s.):
“Hanımından ve sahip olduğun cariyenden başkasından avretini koru!” buyurdu.
-Ya Rasûlallah, bir topluluk birbirinden (oluşan yakın akrabadan) ise (yine) de (hüküm böyle midir?) diye sordum.
Rasûlullah (s.a.s.):
“Avretini hiçbir kimsenin görmemesine gücün yetiyorsa (gücünü kullan da) onu kimse görmesin!” buyurdu.
Ben:
-Ya Rasûlallah, birimiz yalnız başına olunca da (yine hüküm böyle midir)? diye sordum.
Rasûlullah (s.a.s.):
“Allah, kendisinden utanılmaya insanlardan daha müstahaktır.” buyurdu.36
6-Muvahhid mü’minler, iyi insanlar olduğu gibi, iyilikten, hayırdan ve güzellikten yanadırlar... İyilik üzere olmaya devam ederken, insanlık âleminin iyiliğini ister ve her insanın böyle bir hâlde bulunmasını arzu ederler... Her insana iyilik dilerler... Muvahhid mü’min kardeşlerine salih amellerinin çoğaltılmasını, kâfirlere ve müşriklere iman ve hidayet, zalimlere adâlet, münafıklara ihlâs, fâsık ve facirlere nâsûh tevbesi, güçsüzlere Allah yolunda kullanmak şartıyla güç, Allah yolunda olanlara sabır ve muhtaçlara hayırdan imkân dilerler.
Mülk elinde olan Allah Teâlâ’nın buyruğu:
“Şüphesiz Allah, korkup sakınanlarla ve iyilik edenlerle beraberdir.” 37
“Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Amma iyilik, Allah’a, âhiret gününe, meleklere, Kitab’a ve peygamberlere iman eden, mala olan sevgisine rağmen onu, yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefâ gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve muttakî olanlar da bunlardır.” 38
Yegâne hayat önderimiz ve örneğimiz Rasûlullah (s.a.s.)’in buyruğu...
Nevvâs b. Sem’ân el-Ensârî (r.a.) anlatır:
Rasûlullah (s.a.s.)’e, iyilik ve günahı sordum. Şöyle buyurdular:
“İyilik, ahlâkın güzelliğidir. Günah ise, kalbinde gıcık yapan ve başkalarının muttali olmasından hoşlanmadığın şeydir.” 39
Ebû Zerr (r.a.)’ın rivayetiyle şöyle buyurur Rasûlullah (s.a.s.):
“Her nerede olursan ol, Allah’a karşı takvalı ol! Bir kötülük işledikten sonra, hemen bir iyilik yap ki, onu silsin. İnsanlara güzel ahlâkla muamele et!” 40
Enes b. Mâlik (r.a.)’dan.
Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Şüphesiz ki Allah, hiçbir mü’mine işlediği hayrı/iyiliği mükâfatsız bırakmaz. O hayır/iyilik sebebiyle hem dünyada dilediğini verir, hem de âhirette mükâfatlandırır.
Kâfire gelince, dünyada Allah için yaptığı hayırlar/iyilikler karşılığında ona rızık verilir. Âhirete vardığında ise, onun kendisiyle mükâfatlandırılacağı bir hayrı/iyiliği yoktur.” 41
Abdullah b. Ömer (r.anhuma) rivayet eder.
Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur:
“Allah için size sığınan kimseye yardım edin. Allah için isteyen kimseye verin. Sizi davet edenin davetine icâbet edin. Size iyilik yapanı mükâfatlandırın. Eğer onu mükâfatlandıracak bir şey bulamazsan –karşılıkta bulunduğunuzu kanaat getirecek kadar- ona duâ edin!” 42
Katâde (rh.a.), Enes (r.a.)’a:
-Rasûlullah (s.a.s.), ekseriyetle hangi duâyı okurdu? diye sordu.
Enes:
-Ekseriyetle yaptığı duâ:
“Allah’ım, bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver. Ve bizi, cehennem azabından koru!” diyordu.43
7-Muvahhid mü’min Müslüman kardeşlerine karşı çok merhametli ve çok yumuşak huylu olan muvahhid mü’min şahsiyetler, kendilerini ilgilendirmeyen konularla (mâlâyânîyle) iligilenmez, üzerine vazife olmayan işlere karışmaz ve kulluk görevlerinin gereğini yerine getirmeye bütün imkânlarıyla gayret ederler...
Yegâne Rabbimiz Allah azze ve celle’nin buyruğu:
“Onlar (mü’minler), tümüyle boş şeylerden yüz çevirenlerdir.” 44
Yegâne önderimiz Rasûlullah (s.a.s.)’in buyruğu...
Ebû Hüreyre (r.a.) rivayet etti.
Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Bir insanın Müslümanlığının iyiliklerinden biri, onun mâlâyâniyi terk etmesidir.” 45
Ukbe b. Âmir (r.a.) anlatıyor:
Rasûlullah (s.a.s.)’e şöyle sordum:
-Ya Rasûlallah, kurtuluş nedir?
Rasûlullah:
“Diline hâkim ol, evin sana dar gelmesin ve günahların için ağla!” diye cevaplandırdı.46
Mü’minlerin annesi Âişe (r.anha)’dan.
Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Şüphesiz ki, yumuşak davranmak bir şeyde bulunursa, onu süsler. Bir şeyden de alınırsa, onu lekeler.” 47
Cerîr (r.a.)’dan.
Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur:
“Bir kimse yumuşak davranmaktan mahrum ise, hayırdan mahrum olur.” 48
Katıksız iman sahibi muvahhid mü’minler, bulundukları işgal altındaki İslâm topraklarında, her engele ve her zorluğa karşı mutlaka her hâlinde, her tavrında ve her işinde, İslâm’ın güzel ahlâkını, yüce şahsiyetini korumalı, diğer insanlara örnek olmalıdırlar... “Yeniden İslâm’a” mukaddes hareketini canlı tutmalı, kendi çaplarınca ve imkânları dâhilinde insanlarla güzel ahlâkları ile muamelede bulunup tebliğ, davet ve irşâd görevlerine süreklilik kazandırıp sabırla devam etmelidirler... Muvahhid mü’minler arası vahdeti sağlayıp İslâm kardeşliğini pekiştirmeli, baş başa, baş da İslâm’a kopmaz bir şekilde bağlanmalıdır...
“İşte kurtuluşa ve mutluluğa erenler bunlardır.”49
Rabbimiz Allah şöyle buyurur:
“Bugün size dininizi kemâle erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslâm’ı seçip beğendim.” (Mâide, 5/3)
Yegâne İlâhımız Allah Teâlâ şöyle buyurdu:
“Hiç şüphesiz din, Allah katında İslâm’dır.” (Âl-i İmrân, 3/19).
Kendisinden başka kanun koyucu hak ilâh olmayan Allah azze ve celle şöyle buyurur:
“Öyleyse sen yüzünü, Allah’ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah’ın o fıtratına çevir ki, insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah’ın yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler.” (Rûm, 30/30).
Kalem, 68/4.
Ahzâb, 33/21.
İmam Buhârî, el-Edebü’l-Müfred, B. 135, Hds. 273.
İmam Mâlik, Muvatta, Kitabu Hüsnü’l-Hulk, Hds. 8.
İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, çev. Hüseyin Yıldız, vdğ. İst. 2014, c. 15, sh. 562, Hds. 22557.
Hâkim en-Nîsâbûrî, el-Müstedrek Ale’s-Sahîhayn, çev. M. Beşir Eryarsoy, İst. 2013, c. 6, sh. 271, Hds. 4278.
Ebû Bekr Muhammed b. Ca’fer Sehl el-Hâraitî, Mekârimu’l-Ahlâk-Ahlâk Hadisleri, çev. Kasım Yürekli, İst. 2012, sh. 21, Hds. 1.
Kuzâî, Şihâbü’l-Ahbâr Tercümesi, çev. Prof. Dr. Ali Yardım, İst. 1999, sh. 215, Hds. 730.
Beyhakî, Şu‘abu’l-Îmân, çev. Hüseyin Yıldız, vdğ. İst. 2015, c. 7, sh. 516-517, Hds. 7609-7611.
Zâriyât, 51/55.
Hûd, 11/112.
Tevbe, 9/119.
Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’l-Edeb, B. 69, Hds. 119.
Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Birri ve’s-Sılâ, B. 29, Hds. 103-105.
Sünen-i Ebû Dâvûd, Kitâbu’l-Edeb, B. 80, Hds. 4989.
Sünen-i Tirmizî, Kitâbu’l-Birri ve’s-Sılâ, B. 46 Hds. 2038.
Sünen-i İbn Mâce, Mukaddime, B. 7, Hds. 46.
İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 15, sh. 620-623, Hds. 22701-22708.
İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 15, sh. 623, Hds. 22709.
İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 15, sh. 624, Hds. 22710.
Nûreddin el-Heysemî, Sahîh-i İbn Hibbân Zevâidi, çev. Hanefi Akın, İst. 2012, c. 1, sh. 108, Hds. 106.
Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Îmân, B. 13, Hds. 62.
Sünen-i İbn Mâce, Kitâbu’l-Fiten, B. 12, Hds. 3972.
Sünen-i Tirmizî, Kitâbü’z-Zühd, B. 47, Hds. 2522.
Sünen-i Dârimî, Kitâbu’r-Rikâk, B. 4, Hds. 2713-2714.
Nûreddin el-Heysemî, Sahîh-i İbn Hibbân Zevâidi, c. 2, sh. 653, Hds. 2543.
İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 16, sh. 448-450, Hds. 23859-23863.
İmam Nesâî, es-Sünenü’l-Kübrâ, çev. Zekeriya Yıldız, İst. 2011, c. 10, sh. 444, Hds. 11425.
Furkân, 25/63.
Lokmân, 31/18.
Sünen-i İbn Mâce, Kitâbü’z-Zühd, B. 16, Hds. 4176.
İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 15, sh. 635, Hds. 22738.
Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Cenne, B. 16, Hds. 64.
Sünen-i Ebû Dâvûd, Kitâbu’l-Edeb, B. 40, Hds. 4895.
Sünen-i İbn Mâce, Kitâbü’z-Zühd, B. 16, Hds. 4179.
Beyhakî, Şu‘abu’l-Îmân, c. 8, sh. 50, Hds. 7781.
İmam Buhârî, el-Edebû’l-Müfred, B. 200, Hds. 426.
İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 15, sh. 635, Hds. 22739.
İmam Taberânî, el-Mu’cemu’s-Sağîr, çev. İshak Doğan, Konya, 2019, sh. 293, Hds. 645.
Beyhakî, Şu‘abu’l-Îmân, c. 8, sh. 52-53, Hds. 7786-7787.
Nûreddin el-Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, çev. Hüseyin Kaya, İst. 2015, c. 13, sh. 342, Hds. 13067. Bezzâr ve el-Mu’cemu’l-Evsat’ta Taberânî rivayet etmiştir.
Beyhakî, Şu‘abu’l-Îmân, c. 8, sh. 56, Hds. 7794.
Nûreddin el-Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, c. 13, sh. 344, Hds. 13071. Taberânî, el-Mu’cemu’l-Evsat’tan.
Sünen-i Ebû Dâvûd, Kitâbu’l-Edeb, B. 2, Hds. 4776.
Sünen-i Tirmizî, Kitabu’l-Birri ve’s-Sılâ, B. 65, Hds. 2078.
Beyhakî, Şu‘abu’l-Îmân, c. 8, sh. 167, Hds. 8061-8062.
İmam Buhârî, el-Edebü’l-Müfred, B. 341, Hds. 791.
Kudâî, Şihâbü’l-Ahbâr Tercümesi, sh. 82, Hds. 221.
Sünen-i Tirmizî, Kitabu’l-Birri ve’s-Sılâ, B. 59, Hds. 2065.
Kuzâî, Şihâbü’l-Ahbâr Tercümesi, sh. 150, Hds. 487.
Nûreddin el-Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, c. 13, sh. 359, Hds. 13103-13104. Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr ve el-Mu’cemu’l-Evsat’tan.
Not: Emiru’l-mü’minîn İmam Ali (r.a.)’in İbn Kevvâ’ya şöyle dediği işitilmiştir:
-Öncekilerin ne dediğini biliyor musun?
Arkadaşını orta yollu sev (aşırı sevme) ki, bir gün düşmanın olabilir. Düşmanına da orta yollu bir düşmanlık yap ki, bir gün dostun olabilir!
İmam Buharî, el-Edebü’l-Müfred, B. 643, Hbr. 1321.
İbn Hacer el-Askalânî, el-Metâlibu’l-Âliye, çev. Adem Yerinde, vdğ. İst. 2010, c. 2, sh. 590, Hbr. 2729. Müsedded b. Müserhed, Müsned’den.
Sünen-i Tirmizî, Kitabu’l-Birri ve’s-Sılâ, B. 65, Hds. 2081.
Hûd, 11/6.
Bakara, 2/273.
Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’r-Rikâk, B. 15, Hds. 33.
Sahîh-i Müslim, Kitâbu’z-Zekât, B. 40, Hds. 120.
Sünen-i Tirmizî, Kitâbü’z-Zühd, B. 27. Hds. 2479.
Sünen-i İbn Mâce, Kitâbü’z-Zühd, B. 9, Hds. 4137.
İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 15, sh. 727-728, Hds. 22912-22919.
Sahîh-i Müslim, Kitâbu’z-Zekât, B. 43, hds. 125.
Sünen-i İbn Mâce, Kitâbü’z-Zühd, B. 9, Hds. 4138.
Sünen-i Tirmizî, Kitâbü’z-Zühd, B. 23, Hds. 2452.
Sünen-i Tirmizî, Kitâbü’z-Zühd, B. 23, Hds. 2453.
İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 15, sh. 651, Hds. 22766.
Hâkim en-Nîsâbûrî, el-Müstedrek, c. 1, sh. 277, Hds. 105.
Abdullah b. Mübarek, Kitâbu’z-Zühd ve’r-Rekâik, çev. Abdullah Samed Afaracı, İst. 2015, sh. 174, Hds. 553.
Sahîh-i Müslim, Kitâbü’z-Zühd, Hds. 9.
Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’r-Rikâk, B. 30, Hds. 77.
Sünen-i İbn Mâce, Kitâbü’z-Zühd, B. 9, Hds. 4142.
Sünen-i Tirmizî, Kitâbu Sıfatu’l-Kıyâme, B. 21, Hds. 2632.
İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 15, sh. 649-650, Hds. 22763-22765.
İmam Taberânî, el-Mu’cemu’s-Sağîr, sh. 513, Hds. 1107.
Hadîd, 57/4.
Kâf, 50/16.
İmam Mâlik, Muvatta’, Kitâbu Hüsnü’l-Hulk, Hds. 9.
el-Hâraitî, Mekârimu’l-Ahlâk-Ahlâk Hadisleri, sh. 70. Hds. 123.
Sünen-i İbn Mâce, Kitâbü’z-Zühd, B. 17, Hds. 4181-4182.
Beyhakî, Şu‘abu’l-Îmân, c. 7, sh. 336-357, Hds. 7314-7318.
Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’l-Edeb, B. 77, Hds. 143.
Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Îmân, B. 12, Hds. 59.
Sünen-i Tirmizî, Kitâbu’l-Îmân, B. 7, Hds. 2748.
Sünen-i Ebû Dâvûd, Kitâbu’l-Edeb, B. 6, Hds. 4795.
Sünen-i Nesâî, Kitâbu’l-Îmân, B. 27, Hds. 5000.
İmam Mâlik, Muvatta’, Kitâbu Hüsnü’l-Hulk, Hds. 10.
el-Hâraitî, Mekârimu’l-Ahlâk-Ahlâk Hadisleri, sh. 70. Hds. 122.
Beyhakî, Şu‘abu’l-Îmân, B. 7, sh. 349-350, Hds. 7302-7303.
İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 15, sh. 618, Hds. 22695-22697.
Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Îmân, B. 12, Hds. 58.
Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’l-Îmân, B. 2, Hds. 2.
Sünen-i İbn Mâce, Mukaddime, B. 9, Hds. 57.
Sünen-i Nesâî, Kitâbu’l-Îmân, B. 16, Hds. 4971-4973.
Sünen-i Ebû Dâvûd, Kitâbu’s-Sünnet, B. 14, Hds. 4676.
Sünen-i Tirmizî, Kitâbu’l-Îmân, B. 6, Hds. 2746.
İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 15, sh. 617, Hds. 22694.
Sünen-i Tirmizî, Kitâbu’l-Birri ve’s-Sılâ, B. 64, Hds. 2077.
Nûreddin el-Heysemî, Sahîh-i İbn Hibbân Zevâidi, c. 2, sh. 320, Hds. 1929.
Hâkim en-Nîsâbûrî, el-Müstedrek, c. 1, sh. 340, Hds. 176-177.
Sünen-i İbn Mâce, Kitâbü’z-Zühd, B. 17, Hds. 4184.
İmam Buhârî, el-Edebü’l-Müfred, B. 638, Hds. 1314.
el-Hâraitî, Mekârimu’l-Ahlâk-Ahlâk Hadisleri, sh. 72 Hds. 128.
Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’l-Edeb, B. 78, Hds. 145.
Sünen-i Ebû Dâvûd, Kitâbu’l-Edeb, B. 6, Hds. 4797.
Sünen-i İbn Mâce, Kitâbü’z-Zühd, B. 17, Hds. 4183.
İmam Buhârî, el-Edebü’l-Müfred, B. 639, Hds. 1316.
Ebû Nu‘aym el-Isbehânî, Hilyetu’l-Evliyâ, Hüseyin Yıldız, vdğ. İst. 2015, c. 11, sh. 136, Hds. 2800.
Sünen-i Ebû Dâvûd, Kitâbu’l-Hammam, B. 2, Hds. 4017.
Sünen-i Tirmizî, Kitâbu’l-Edeb, B. 56, Hds. 2918.
Sünen-i İbn Mâce, Kitâbu’n-Nikâh, B. 28, Hds. 1920.
İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 3, sh. 454-455, Hds. 3882-3885.
Abdurrezzak es-San’ânî, Musannef, çev. Hüseyin Yıldız, İst. 2012, c. 1, sh. 402, Hds. 1106.
Hâkim en-Nîsâbûrî, el-Müstedrek, c. 9, sh. 636, Hds. 7437.
Ebû Nu‘aym el-Isbehânî, Hilyetu’l-Evliyâ, c. 11, sh. 162, Hds. 2863.
el-Hâraitî, Mekârimu’l-Ahlâk-Ahlâk Hadisleri, sh. 73, Hds. 133.
Nahl, 16/128.
Bakara, 2/177.
Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Birri ve’s-Sılâ, B. 5, Hds. 14-15.
Sünen-i Tirmizî, Kitâbu’z-Zühd, B. 40, Hds. 2497.
Sünen-i Dârîmî, Kitâbu’r-Rikâk, B. 6, Hds. 2792.
İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 15, sh. 426, Hds. 22235-22237.
İmam Buhârî, el-Edebû’l-Müfred, B. 138, Hds. 295.
Hâkim en-Nîsâbûrî, el-Müstedrek, c. 3, sh. 620, Hds. 2218.
Kuzâî, Şihâbü’l-Ahbâr Tercümesi, sh. 41, Hds. 36.
el-Hâraitî, Mekârimu’l-Ahlâk-Ahlâk Hadisleri, sh. 26-27, Hds. 19.
Sünen-i Tirmizî, Kitâbu’l-Birri ve’s-Sılâ, B. 54, Hds. 2053.
Sünen-i Dârimî, Kitâbu’r-Rikâk, B. 74, Hds. 2794.
İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 15, sh. 406-407, Hds. 22196-22198.
Hâkim en-Nîsâbûrî, el-Müstedrek, c. 1, sh. 344, Hds. 183.
Kuzâî, Şihâbu’l-Ahbâr Tercümesi, sh. 134, Hds. 420.
Sahîh-i Müslim, Kitâbu Sıfati’l-Münâfikîn, B. 13, Hds. 56.
Sünen-i Ebû Dâvûd, Kitâbu’z-Zekât, B. 38, Hds. 1672.
Sünen-i Nesâî, Kitâbu’z-Zekât, B. 72, Hds. 2557.
İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 7, sh. 194-195, Hds. 9525-9528.
Hâkim en-Nîsâbûrî, el-Müstedrek, c. 3, sh. 75, Hds. 2416.
Sahîh-i Müslim, Kitâbu’z-Zikr, B. 9, Hds. 26-27.
Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’d-De‘avât, B. 55, Hds. 82.
Sünen-i Ebû Dâvûd, Kitâbu’l-Vitr, B. 26, Hds. 1519.
İmam Nesâî, es-Sünenü’l-Kübrâ, çev. Hüseyin Yıldız, İst. 2011, c. 9, sh. 569, Hds. 10826.
İmam Buhârî, el-Edebü’l-Müfred, B. 288, Hds. 677.
İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 10, sh. 502, Hds. 14848.
Mü’minûn, 23/3.
Sünen-i Tirmizî, Kitâbü’z-Zühd, B. 9, Hds. 2419-2420.
Sünen-i İbn Mâce, Kitâbu’l-Fiten, B. 12, Hds. 3976.
İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 16, sh. 447-448, Hds. 23857-23858. c. 1, sh. 242-243, Hds. 271-272.
Kuzâî, Şihâbu’l-Ahbâr Tercümesi, sh. 62, Hds. 130.
Sünen-i Tirmizî, Kitâbü’z-Zühd, B. 47, Hds. 2517.
İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 13, sh. 498, Hds. 19607. c. 15, sh. 330, Hds. 22038.
Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Birri ve’s-Sılâ, B. 23, Hds. 78.
Sünen-i Ebû Dâvûd, Kitâbu’l-Edeb, B. 10, Hds. 4808.
İmam Buhârî, el-Edebü’l-Müfred, B. 217, Hds. 469.
İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 15, sh. 593-595, Hds. 22628-22633.
Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Birri ve’s-Sılâ, B. 23, Hds. 75-76.
Sünen-i Ebû Dâvûd, Kitâbu’l-Edeb, B. 10, Hds. 4809.
Sünen-i İbn Mâce, Kitâbu’l-Edeb, B. 9, Hds. 3687.
İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 15, sh. 597, Hds. 22639-22640.
İmam Buhârî, el-Edebü’l-Müfred, B. 217, Hds. 463.
Nûr, 24/52.

Yazar:
ABDULLAH DÂİ
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul