21 Ocak 2022 - Cuma

Şu anda buradasınız: / KUR’ÂN’I VE İSLÂMI ANLAMAK...
KUR’ÂN’I VE İSLÂMI ANLAMAK...

KUR’ÂN’I VE İSLÂMI ANLAMAK... Zübeyde Nalban

“Gerek Yahudiler gerekse Hıristiyanlar kutsal kitaplarını muhafaza edememişlerdir. Onlardan alim ve din adamları kitaplarını öğrenme yerine sadece belli bir zümrenin tekeline keyfine ve tasarrufuna sunmuşlardır. Kendi milletlerine anlatmak şöyle dursun, kendi halkları da bundan tamamen habersiz ve uzak kaldı. Kitaplarının tahrifi ve dinlerine olan ilgisizlikleri sebebiyle, bidat, cehalet, delalet, baş göstermiştir;  bunu düzeltecekleri yerde yaygınlaşmış bulunan yanlış inanç ve sapık görüşlere kitaptan dayatmalar bulma yoluna gitmişler, kitapta bulamadıklarını da kendi taraflarından ilaveler yapmışlar. 
_Allah (c.c).” Hakkı batıl ile karıştırmayın, bilerek hakkı gizlemeyin (Bakara 42)
Ayette buyrulduğu gibi hakkı ve batılı birbirinden ayırt edemez hale geldiklerinden dolayı yeryüzünde 
Allah’ ın emrini yüklenme ve Allah’ ın nizamını hakim kılma şerefinden mahrum olmalarının sebebi : Rabbinin öğretilerine sırt çevirmeleri ve onları hafife yeltenmelerindendir. 
Dinin saf ve temiz tevhidi yapısında bulunmayan esaslar dindenmiş gibi insanlara sunulmaya başlanmış, ve hıristiyanlık kısa bir süre sonra batıl bir dinin hüviyetine bürünmüş, sadece bu alışkanlıklarından yetinemeyip kendilerini uyarmak için Allah tarafından seçilen peygamberlerini bile öldürüp nefislerine yenildiler. Yine buda yetmez gibi Allah’a çocuk isnat ettiler.
_”Allah çocuk edindi dediler, Haşa ! “O bundan münezzehtir. Çünkü o bundan müstağnidir. (çocuğa) ihtiyacı yoktur.”(yunus.68)
Hz peygamber (s.a.s) onların inanç ve anlayışlarını kökünden söküp atacak esaslarla insanlığa gönderilince bunu hazmedemediler, ve her fırsatta kinlerini kustular, ve bunu çağlar boyu devam ettirip iftiralar ve hakaretler ettiler. 
_”İnsanların iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetlisini Yahudiler ile şirk koşanlar olarak bulacaksınız.(maide 82)
“Allah’ın nuruyla bakan her Müslüman dünyanın muhtelif yerlerinde cereyan eden savaşların hep dini kökenli ve Müslümanları yok etmeye yönelik olduğunu hemen anlar. Bu akide savaşında ben “Müslümanlardanım diyenlerin konumlarını belirlemeli  bu iman ve küfür savaşında  hangi safta yer alacaksa bir an önce alması gerektiğini bilmelidir. Aksi taktirde kurunun yanında yaşta yanacaktır.
Allah (c.c): “Muhakkak ki zikri (Kur’an’ı) biz indirdik, onu koruyacak olanda biziz.”(Hicir 9)
Buyurarak son kitap olan kur’an’ı kerimi koruma görevini üzerine almıştır. Fakat bugünkü yaşantımız hidayet üzere değil de delalet üzereyse  ve haliyle Allah’n gazabına muhatap olduğumuzdandır; yaşadığımız bu coğrafyada son yüzyılın en zavallı ve zelil durumuna düşürüldüysek bunun gerçek sebebi Kur’an’a karşı yaptığımız mana tahribatıdır. İnsanlık izzet ve şerefi  Kur’an’dan değil de başka yerlerde aramasındandır. 
“Tağutu sistemlerin esareti altında, İslam ın temel esasları unutturulmuş, hak ve batıl birbirine karışmış, Allah’ın emri ve peygamberin kavliyle kız isterken, sazlı ve danslı eğlenceler, tertip edilip, Allah  (c.c) hoşnut olmayacağı bir şekilde yaşama alışkanlıklarımız olmuştur. Kur’an musapları duvarlarda asılı kalıp içindeki emir ve yasaklar unutturulmuştur. Öyle bir hale gelindi ki bırakın Kur’an okumayı, anlamayı, çalışmayı, yaşamayı, yaklaşmayı dahi yasaklayan anlayış sanırım halimizi izah etmeye yetecektir.
_Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifa ve inananlar için yol gösterici rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi. (Yunus,57)
Kur’an belli zamanlara has bir merasim kitabı değildir. Ömrün her anını saniye-saniye düzenleyen bir hayat tarzıdır. Kur’an’ı kerimi, ne yazık ki, bugünün insanları kolay can versinler diye ölecek olan kişilerin başlarında okumaktadırlar. Ayrıca, ölen kişinin yedisinde, kırkında, elli ikisinde, ve seneyi devrinde, ramazanlarda, mezarlıkta, mevlitlerde, okunup  rafa kaldırılıp tozlanmaya yüz tutan  bir kitap değildir. Hiç kimse bilerek mutlak zararlı ve çirkin olduğunu, bile-bile  ve hiç bir faydası olmayan ibadeti yapmaz . Fakat iyi niyetle de kötü amel işlenmez, çünkü cehennemin duvarları iyi niyet taşlarıyla örülüdür. İyi bilinmelidir ki ahiret hayatını kazanmaya vesile olmayan dünya hayatı, bir oyun, eğlence, ve bir süstür.   
“Hal böyle olunca da Allah’ın vahiy ve hidayetinden uzak durarak kendimizi ve ehlimizi yakıtı taş ve insan olan cehennem ateşinden uzak tutamayız. Bedenimizin ve ruhumuzun maddi ve manevi hastalıklardan korunması için şüphesiz ahlakımızın kuvvetlenmesine vesiledir Kur’an, yine her şeyden evvel nefsimizi kötü şeylerden sakınmak ve dolayısıyla yüksek ahlakı duygularımızı geliştirmek Kur’an la mümkündür. Çünkü bir insanın zatı kıymeti Kur’an  ahlakıyla ölçülür. Kişi okuduğu kitap ile amel ettiği taktirde ruhunu, bedenini, dünya ve ahiretini, hatta gurur, kibir, riya, vesvese, gaflet, israf, tecessüs, yalancılık, yalan yere şahitlik etmek, yalan yere yemin etmek, bunlardan ve başka şeylerden uzak tutar. İnsanlık maddi ve manevi isteklerini, Kur’an’dan değil de başka yerlerden aradığı müddetçe hep ziyan içinde olmuştur ve olacaktır. Allah ve Rasulü neyi emretmişse onu almak, neyi yasaklamışsa ondan uzak durmak bizim şiarımız  olmalıdır.
Gök yüzündeki yıldızlar gibi olan sahabeler  ki, öyle bir nesil kıyamete kadar gelmeyecektir.  Ki onlara Kur’an’dan önce iman anlatılmıştı. Günümüzde ise tevhidi anlatırsak insanlar kaçar edasıyla imandan önce Kur’an öğretiliyor “O Kur’an’ ki göklerde ve yerde bütün güzel şeyleri bilen –Allah-ın indirdiği ilahi bir kitaptır. 
“Bu konuda Rahman, rahim olan, Allah (c.c) şöyle buyuruyor. Öyle ise onlar, kendilerini aç iken doyuran, korkudan emin kılan şu beytin Rabbine ibadet etsinler.” (Kureyş 2.3.). Ayeti kerimesinde biz inananlara hatırlattığı bir nimettir. İnsanlık için bundan daha büyük bir nimet ve mevkii düşünülebilir mi.?
“Allah’ın mülkünde yaşayan, onun nimetlerinden yararlanan insanlara, oku emrine rağmen, okumayan, ve amel etmeyen, ahirette Allah’ın azabından kurtulamaz, Ahirette bitkin bir halde ve perişan bir vaziyette kendilerini kabir çukurlarına attıktan sonrada olsa bu hakkı ödemeye mecbur kalırlar. 
Şeyh tantavi diyorki.”Yetmiş yıldır kitap okudum, ibnü-l-cevzr’ nin şu sözünden daha hikmetli bir söz daha duymadım. “İbadetlerin meşakkati gider, sevabı kalır.” Günahların lezzeti gider, azabı kalır”             
“Müslüman olarak yaşayıp mümin olarak can vermek isteyen her fert şu suali kendi vicdanına sormak sonundadır.
-İslam bana ne kazandırdı.?
-“Müslüman olmasaydım kayıbım ne olurdu.?
-İslam ın hayatımdaki rolü nedir.? 
Evet… Her, “Müslüman bu suali kendine sormalı.
“Allah-(c.c) ın göndermiş olduğu hayat rehberimiz olan kitabımızla amel edilmediğinden dolayı inançta ki zafiyetimiz, ahlaki çöküntümüz, ilmi bilgisizliğimiz, ve aile içindeki gerginliğimiz bizi kendimize bu sualleri sormaya zorluyor. Çünkü biz nefsimize göre Müslüman olmuşuz da, İslam a göre Müslüman olmamışız.
_“Gerçek müminler o kimselerdir ki onlar Allah’a ve “O’ nun peygamberine inanırlar, inandıkları şeriat nizamının yüceliği ve yaşanmasının gerekliliği hususunda şüphe ve tereddüde düşmezler. Hayatlarını yalnız inandıkları hak düzene göre tanzim etmek için canlarıyla, mallarıyla, siyasi, ilmi, iktisadi, ve filli her nevi cihadı yaparlar. İşte yaşayışlarıyla imanlarını doğrulayan gerçek mümin onlardır. (Hucurat 15)  Ayeti kerimede belirtildiği gibi “İnsanların en hayırlısı, insanlara en çok faydalı olandır.” Ölçüsünü koyarak 
_Hayat kitabımız olan Kur’an ve sünnet kaynaklarını ne kadar tanımaya çalışıyoruz.?
 _Allah’a ve ahiret gününe olan imanımızla hayata Kur’an’daki olgun bir mümin mantığı ile bakabiliyor muyuz.?
_Yer yüzünün halifesi olan bizler iyiliği emredip kötülükten sakındırabiliyor muyuz.?
_İslam a bağlılığımız Kur’an  ve sünnetle şekillendiği için fazilet ve iffet kokan yasalarını sonuna kadar kabul ediyor muyuz.?
“O halde her fert camide, vakıfta, evde, medreselerde, okulda, mektepte, işte, hastanede, cezaevinde, nerede olursa olsun, her nereye giderse gitsin kulluk vazifesini yapmada tam bir aşkla, tam bir şevkle ve sabırla teslimiyetini ikrar etmelidir. Kafalarda ve gönüllerde iman inkılabı gerçekleşmedikçe hak ve sadet çığırı açılmasına imkan bulunmamaktadır. 
İçince yaşadığımız bu coğrafyada inananlar olarak gayet rahat bir hayat sürüyoruz. Halbuki üzerinde yaşadığımız şu ülke küfür yangınları ile cayır-cayır yanmakta, milyonlarca gençlerimiz bu yangının alevleri içinde imanlarını, yani ebedi hayatlarını kaybediyor. Yeryüzünün halifeleri olduğumuzu söylediğimiz biz, siz, her fert ve inananlara düşen vazife yanmakta olan bu küfür yangınını söndürmek hizmetine koşmaktır. 
“Ey bu devrin müminleri !. Hocaları, imanını kaybetmiş olarak ölen yakınlarımız, nesillerimiz mahşer gününde sizden, bizden, inandım diyen herkesten hesap sormasından korkmuyor musunuz? . Bizi Kur’an ve sünnete davet etmediler, biz küfür yangınında delalet bataklığında ebediyen çile çekerken, onlar kendi  hevaları  peşinde koştular. Kendileri ibadetlerini yaparken, beraber yaşadığımız halde bizi kurtarmaya koşmadılar, Bize can simidi atmadılar. Davacıyız…..derlerse ne olur halimiz….
Ne yazık ki Yahudi Kur’an’da tarif edilen Yahudi, ama Müslüman Kur’an’daki Müslüman değil. Peki ne zaman tam manada Müslüman olunacaktır..?
 Dini kulaktan değil, Kur’an’ve sünnetten  öğrenip amel edildiği taktirde tam manada Müslüman olunabilir. Çünkü bu yalan dünya ama öyle, ama böyle geçecek, fakat ahiret öyle böyle geçmeyecek, o yüzden heva ve hevese göre değil, adet ve töreye göre değil, kitaba göre yaşamak gerekmektedir. 
_Allah azze ve celle ayetinde şöyle buyurmaktadır. Kim Rahmanın uyarı dolu mesajına kusurlu bir gözle bakarsa, ona bir tür şeytanı musallat ederiz de, kendisi onun uydusu haline gelir.; ancak o onları doğru yoldan çıkarır; berikilerde zanneder ki, kendileri doğru yoldadırlar. (zuhruf 36 .37)
Ayette anlaşıldığı gibi Kur’an’ı  kerimle amel etmeyen azgın gönüller, o kadar güzellikte olan cennetleri. Mükafatları,  kaybederek, peygamber (s.a.s) ın şefaatinden de mahrum kalırlar.
 Allah (c.c) in su gibi berrak olarak indirdiği Kur’an’ı  kerimin ilk emri oku  emrini ne kedar yerine getirdik.   
Ebu Umame el-Bahili (r.a) ’
Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurur:
“Kur’an ‘ı okuyun! Çünkü Kur’an, onu okuyanlara kıyamet günü şefaatçi olarak gelecektir. Zehraveyn’i  ( yani ) Bakara ve Al-i İmran surelerini okuyun! Çünkü onlar kıyamet gününde iki bulut yahut iki gölge veya saf olmuş iki gurup kuş gibi gelecek, okuyucularını müdafaa edeceklerdir. Bakara suresi ni okuyun ! Çünkü onu okumak, berekettir, terk etmek ise, pişmanlıktır.  (Sahihi Müslüm kitabu salati l-müsafirin.B, 40,Hds,252) 
 Allah (c.c) ve peygamber (s.a.s) ın öğretilerine kulak vererek, sıratı müstakime doğru yol alarak, Allah’ın kitabına sıkı sıkıya sarıldığımız taktirde, işte o zaman güzel ahlaka, İslami huzur ve mutluluğa ulaşmak mümkün olacaktır. Allah (c.c) ve peygamberin, güzel gördüklerini biz inananlar güzel görerek, Kötü gördüklerini kötü görerek, yabancı adetleri ret ederek, çıktıkları yere gömerek, Allah’ın rızasını razı edecek ameller yapıldığı taktirde kul için dünyada hoştur, hayatta hoştur, ahirette hoştur.
Kur’an’a teslim olan Müslüman Allah’tan başkasına hürriyetini vermeyen, onun emirlerine itaat eden, iyiliği seven, isyandan nefret eden, hayra koşan, tebliğ  yapan, Allah’ın emirlerine ölürüm de itaatsizlik etmem, çünkü ben yoktum, o beni var etti, ve beni terbiye edip bana hürriyet verdi, bu can, bu vicdan ve  hürriyet bende o’nun emanetidir. Onun yolunda her şeyimi feda ederim, dilediği zaman canımı feda eder, nice elemlere katlanır,  katlanamazsam da ölürüm, haktan gelir hakka giderim, işte ben böyle bir hakkın kuluyum diyebilen kul Allaha teslim olan bir kuldur. 
“O halde ey Müslüman! Ne için Allah (c.c) ın kitabını okuman gerekiyor. Çünkü senin Allah tan başka rabbin yok, hem ona ihtiyacın pek çok, sen bu dünyada ebedi kalacağını mı? Sanıyorsun . “O’ nun senden gayrı kulu çok, sana ihtiyacı ise hiç yok. Hal böyle iken yüce rabbin sana senden başka kulu yokmuş gibi kıymet veriyor. Amma… Buna mukabil sen o yüce rahman, rahim olan rabbine karşı ibadet ve kulluk vazifeni ifadede kusur ediyorsun.   Adeta ondan başka ilahların varmış da onlara itaat ediyor gibi bir vaziyet alıyorsun. Oysa Rabbinin kitabını okuyup amel etmenden dolayı, Allah’ın biz inananlara neler bahşettiğinin farkına varsak, ne kazandığımızı bilsek başımızı secdeden kaldıramayız.
_Ebu Musa el-Eşari (r.a)’ dan
Rasullulah (s.a.s) şöyle buyurur.
“Kuran okuyan müminin misali, kokusu güzel, tadı güzel portakalın misali gibidir. Kur’an okumayan müminin misali de, tadı tatlı, fakat kokusu olmayan hurma misali gibidir. Kur an okuyan münafığın misali de kokusu güzel, tadı acı olan reyhana otunun misali gibidir. Kur’an okumayan münafığın misali de, kokusu olmayan ve tadı acı olan Hanzalanın (Ebu cehil karpuzunun) misali gibidir. Sahih-i  Buhari, kitabu’ l-Et’ ime, B 30,Hds,53  
_ Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ın dır. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. (Bakara 107) … 

 

Yazar:
Zübeyde Nalban
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul