22 Mayıs 2022 - Pazar

Şu anda buradasınız: / İSLÂM’DA PARA VE KRİPTO PARA İLİŞKİSİ
İSLÂM’DA PARA VE KRİPTO PARA İLİŞKİSİ

İSLÂM’DA PARA VE KRİPTO PARA İLİŞKİSİ Prof. Dr. Hamdi DÖNDÜREN

Tarihte Paranın Ortaya Çıkışı:
Para sözcüğü Farsça olup, pare, parça anlamına gelir. Ekonomideki tanımı şöyle yapılmıştır: Devlet tarafından tedavüle çıkarılmış, üzerinde sayı değeri yazılı, maden veya kâğıttan yapılmış ödeme aracına “para” denir. İbn Haldun’un ve Âhî Evran’ın de belirttiği gibi, insanlar toplu yaşayış amaçlı yaratılmıştır. Bu da, onların birbirine ihtiyaç duymasını gerektirir. Bu ihtiyaçlar önceleri malı malla takas ederek karşılanmışsa da, bunun yetersiz olduğu görülmüş, her malı satın almada kullanılabilecek ortak bir değerin gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu durum, altın ve gümüşün para olarak kullanımına yol açmıştır. Tarih boyunca bu iki değerli madenin öne çıkması, “eşya için değer ölçüsü olması, oksitlenmeyle eksilmemesi, değişim ve tasarruf aracı olması” gibi nitelikleri yüzündendir.
Kur’ân-ı Kerîm’de daha önceki milletlerin parayı mübadele aracı olarak kullandıklarına dair çeşitli âyetler vardır. Hz. Süleyman’ın göz kamaştıran serveti, Kârûn’un, bir topluluğun anahtarlarını bile taşıyamadıkları hazineleri, Hz. Yûsuf’un Mısır ülkesinin hazinelerini yönetmesi ve Ashâb-ı Kehf denilen gençlerin para ile alışveriş yapması bunlar arasında sayılabilir.1
Hz. Peygamber ve ilk dört halife dönemlerinde Hicaz bölgesinde altın ve gümüş para kullanılmıştır. Hz. Ömer kendi döneminde tanesi 2,8 gramolan 10 dirhem gümüş parayla, 7 dinar altın lirayı ağırlık olarak toplam 28 gramda eşitlemiştir. Altın ve gümüş para, kendi öz maden kuru ile işlem görüyor, bir fark meydana gelirse adı faiz oluyordu. Suriye ve Irak taraflarının fethedilmesiyle altın ve gümüş para dışında bakır, nikel vb. alaşımdan basılan ve fels denen ufaklık paraların kendi öz maden kurları dışında, değer kazandıkları veya kaybettikleri görülünce, Hanefî müctehidi İmam Ebû Yûsuf borç ödemelerinde, bunların darphanede basılırken endekslendikleri altın veya gümüşe göre enflasyon farkının faiz kapsamı dışında tutulması gerektiği ictihadında bulundu. Sonraki Abbasî ve Osmanlı Devleti’nde, Ebû Yûsuf’un bu ictihadı uygulamada esas alınmıştır.2
Diğer yandan insanlık âlemi eski çağlardan beri altın, gümüş veya madeni paralar olmadan da ekonomik hayatın yürüyebileceğini anlamıştır. Nitekim, bazı iktisat tarihçileri, arkasında standart değerler bulunan ilk kağıt para (temsili para) uygulamasını Mısır yöresindeki bazı tecrübelere dayandırırlar. Bu ise Yûsuf Peygamber’in dönemine rastlar. Nitekim iktisat tarihçisi J. Dobretsberger,3 Mısır’da M.Ö. 1600 yıllarında banknot tedavül ettiğini söyler.4 Aynı yıllarda yaşayan Yûsuf Peygamber’in 14 yılı kapsayan dünyanın en büyük ekonomik krizinin yaşandığı dönemi, halkın tasarruflarını emanete alarak atlatması, emanet sahiplerine verilen hamiline yazılı onaylı belgelerin piyasada para yerine kullanılması dikkat çekicidir. Yûsuf sûresinde anlatılan bu uygulama üzerinde düşünülmesi gerekir.5
1840’lı yıllardan itibaren Osmanlı İmparator-luğu’nda da 7,2 gram olan Reşat altını yüz kuruş itibar edilerek kâğıt para basılmıştır. Ancak altına göre değer kaybetmesi üzerine Osmanlı Hükümeti’nin 1879 tarihinde çıkardığı bir kararnameye göre, borçların kâğıt lira (kâime) ile ödenmesi halinde altın kurunun esas alınması gerektiği emrolunmuştur.6
20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kâğıt paraların altınla bağı koparılıp, merkez bankalarında tonlarca altının bloke edilmesine gerek olmadığı, çünkü kâğıt paranın değerini devletin ekonomik gücünden aldığı esası kabul edilince, kâğıt para için belirsizlik dönemi başladı. Ancak paranın, toplumun yeme, içme, giyim, barınma, eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçları dikkate alınarak, “tüketici eşya fiyatları ortalaması” na endekslemek ilkesi dönemi başladı.
Kripto Para ve İslâmî Açıdan Değerlendirilmesi:
Yukarıda paranın nitelikleri için “değer ölçüsü, değişim ve tasarruf aracı” özellikleri yanında, devlet güvencesinin veya arkasında bu parayı temsil eden maddî bir karşılık ve güvencesinin bulunması gerektiğini belirtmiştik. Sanal veya kripto parayı bu açıdan değerlendirmemiz gerekir.
İlk kripto para, 2009 yılında takma adlı bir yazılımcı olan Satoshi Nakamoto tarafından bulunan Bitcoin‘dir. Bitcoin’in ardından Nisan 2011’de, merkezsiz bir DNS aracılığıyla internet sansürünü zorlaştırmak amacıyla, ilk altcoin olan Namecoin kuruldu. Ekim 2011’de ise şifreleme metodu olarak ilk kez başarılı olan kripto para Litecoin kullanıma sunuldu. Bu özellik sayesinde insanlar Bitcoin madenciliği için kullanılan ASIC makineleri gibi özel donanımlar olmadan Litecoin kazabilir hale geldi.
2013 sonlarında Litecoin, medya tarafından tanınmaya başladı ve 1 milyar $ piyasa değerine ulaştı. 2011’de kurulan Ripple da Bitcoin ile aynı protokoller üzerine kurulmuştur.
Kripto para, özellikle merkezî bir otorite ile yönetilmez. Bu paranın karşı karşıya olduğu en büyük risk ise fiziksel bilgisayarlarda yer alan madenlerin yani kripto paraların, eğer sanal bir cüzdana aktarılmamışsa, bu bilgisayarların çökmesi sonucu kaybolabilmesidir. Bir başka tehdit ise, hacklenme. Milyar dolarları aşan işlem hacmi dolayısıyla kripto paralar her zaman bu saldırıya açıktır. Bundan her an yatırımcının da zarara uğraması mümkündür.

Kripto paraların güvenliğinin temeli, “blockchain” denilen bir teknoloji olup, “blok zinciri” adını alır. Bu teknoloji, “şifrelenmiş işlem takibi sağlayan bir dağıtım veri tabanı” dır. En çok bitcoin ile adı duyulan blockchain, aslında “veri” olan her yerde kullanılabilecek bir teknolojidir. Bitcoin’de bloklar kripto para alışverişine dair bilgileri barındırırken, bir başka kullanım alanı olarak sağlık sektöründe hastaların en küçük tıbbî bilgilerini taşıyor olabilir. Bu sistem bloklar halinde ve dağıtık olarak kullanıldığı için takibi mümkün olmayacak bir hale gelir. Sizden çıkan bilgi, karşı tarafa ulaşana ve kodlar eşleşip bu bilgi açığa çıkana kadar kimse tarafından erişilemez, yönetilemez veya yönlendirilemez.
Bitcoin’de kullanılan blockchain teknolojisini ele alacak olursak, eğer bloklar üzerinde para alışverişi bilgileri taşınıyor ve her bir işlemin doğruluğu, “bitcoin” kazanmak için problem çözen madenci adı verilen kişiler tarafından sağlanıyorsa, yapılan işlemin doğruluğu kesinleşmiş olur. Ancak yatırımcı için, bunu izleyip, her işlemin yerli yerinde yapıldığını, kayda geçtiğini doğrulama imkânı yoktur.
Kripto Paranın Gerçek Para Sayılmamasının Gerekçeleri:
Kripto paranın, para özelliklerini taşımadığının gerekçelerini şöylece sıralayabiliriz:
a) Devlet güvencesinin bulunmaması. Kripto para ihraç edilip piyasa sürülünce, değer kazanması sonunda, balon meydana gelebilmekte, bunu ihraç eden madencinin itfa yoluyla karşılaması mümkün olmamaktadır. Zaten kripto para alana, madenci ihraççı böyle bir güvence vermemektedir.
b) Sistem üzerinde kripto parası olanın elinde, bunu belgeleyen senet, çek, tahvil, kağıt para gibi bir belge bulunmamaktadır. Müdayene âyetinde, “Ey iman edenler! Siz karşılıklı olarak belli bir süreye kadar borçlandığımız zaman bunu yazınız.”7 buyrulur. Bu âyette borçlanmanın bir belgeye bağlanması istenir. Günümüz kâğıt para da bir borçlanma belgesi olduğu gibi, çek, senet, tapu, trafik tescili, noter senedi gibi belgeler ileriye yönelik borçlanma belgeleridir. Âyetin devamında önemli olan borçlanmalarda kefil ve rehin (ipotek) istenmesi, gerektiğinde bunun iki şahitle güçlendirilmesi istenir. Kripto paralarda böyle bir yazılı belge olmadığı gibi, herhangi bir risk halinde, ihraççı madenci böyle bir güvence vermemekte, çoğu zaman sorumlu kendini gizlemeyi tercih etmektedir. Bilgisayar ortamında yazı ve şifreleme, kişinin elinin altındaki yazılı belge niteliğinde değildir.
c) Kriptonun, günümüz banka kartlarıyla e-ticarete benzetilmesi isabetli değildir.Bankamatik, kredi kartı ve benzerleri ile e-ticaret yapılması, şifre bile istenmeden barkot okutma yoluyla para transferleri yapılabilmesi, arka planda kâğıt para sistemini kullanmaktan ibarettir. Çünkü bankamatikle, kendi banka hesabımızda fiilen var olan paramız üzerinde tasarrufta bulunduğumuz gibi, kredi kartı kullanımında borç, hesabımıza yazılmakta ve onu kâğıt para ile ödeme yükümlülüğümüz bulunmaktadır.
d) Sanal para yatırımı bir çeşit kumar benzeri beklentiye dönüşmektedir. Günümüzde, çeşitli Coinmarketlerin verilerine göre; Bitcoin, Ethereum, XRP, Bitcoin Cash başta olmak üzere 5.500’ün üzerinde kripto para bulunmaktadır. Sosyal medyada sık rastlanan, “Günde en az 3.480 Tl. kazan! İlk yatırımını gerçekleştir, kısa sürede paranı ikiye katla!” gibi ilanların yapılması, bu konudaki belirsizlikleri giderek artırmaktadır.
Sonuç:
Kripto paranın ihracı, piyasası ve kullanımı konusunda önemli bilinmezlik ve belirsizlikler devam etmektedir. Şifrelemenin, sistemi belirli hale getirdiği söylenemez. Hz. Peygamber içinde aldanma bulunabilen gararlı muameleleri yasaklamıştır.8 Zimmetinde kripto para olan kimsenin bu konuda bir problemle karşılaşınca, başvurabileceği bir sorumlu kişi veya makamın bulunmaması en büyük risk ve bilinmezliktir.
Nitekim Diyanet Yüksek Din İşleri Kurulu’nun 2017 yılı 111013 nolu aşağıdaki mütalaası da bunu desteklemektedir.
“Kullanıcılar arasında değişim ya da kıymet ölçüsü olarak genel kabul gören, kaynağı itibariyle kullanıcılara güven veren her türlü paranın kullanımı caizdir.
Bu noktada önemli olan husus, para olarak bilinen değişim aracının kendi özünde yani üretim şeklinde, sürüm aşamalarında ve muhataplık niteliğinde büyük belirsizlik (garar) içerip içermemesi, bir aldatma (tağrir) aracı olarak kullanılıp kullanılmaması ve belli bir kesimin haksız ve sebepsiz zenginleşmesine vesile olup-olmamasıdır.
Son yıllarda ortaya çıkan ve birçok çeşidi bulunan, dijital-kripto paralardan her birini kullanmanın hükmünü yukarıdaki genel ilkeler doğrultusunda değerlendirmek gerekir.
Buna göre kendi özünde ciddi belirsizlikler taşıyan, aldanma ve aldatma riski ileri düzeyde olan, dolayısıyla herhangi bir güvencesi bulunmayan ve kamuoyunda saadet zinciri olarak bilinen uygulamalar gibi belirli kesimlerin haksız ve sebepsiz zenginleşmesine yol açan dijital kripto paraların kullanımı caiz değildir.”
Arkasında kamu gücü ve kontrolü gerçekleşinceye ve spekülatif kullanımlardan korununcaya kadar dijital kripto para kullanımından uzak durmak uygun olur.
Bk. H. Döndüren, Ahkâmü’l-Kur’ân Tefsiri, Erkam Yayınları, 2021, Sebe’, 34/12; Sâd, 38/36; Kasas, 28/76, Ankebût, 29/39; Kehf, 16/9-22; Yûsuf, 12/54-56.
İbn Âbidîn, Resâil, II, 63, 64; Reddü’l-Muhtâr, IV, 533, 534. Bk. T.D. İslâm Ansiklopedisi, “Fels” mad.; Hamdi Döndüren, Delilleriyle Ticaret Rehberi, Erkam Yayınları, s. 117 vd.; Delilleriyle Ticaret ve İktisat İlmihali, Erkam Yayınları, s. 355, 376 vd.
Avusturyalı bir ekonomi profesörü olup, bir ara İ.Ü. İktisat Fak. de hocalık yapmıştır.
Ergin, İktisat, İstanbul 1964, s.569; Döndüren, Ticaret Rehberi, Erkam Yayınları, İstanbul 2004, s. 25, 26.
Bk. H. Döndüren,ag. Tefsir, Yûsuf Suresi, 12/54 vd.
Abdülaziz Bayındır, “Paranın Değer Kaybetmesiyle Ortaya Çıkan Problemler ve İslâm Hukukuna Göre Çözüm Yolları”, İslâm Açısından Enflasyon ve Çözüm Yolları, İstanbul 1983.
Bakara, 2/282.
Bk. Müslim, Büyû’, 4; Ebû Dâvûd, Büyû’, 24, 25; Tirmizî, Büyû’, 17; Nesâî, Büyû’, 27; İbn Mâce, Ticârât, 23.

Yazar:
Prof. Dr. Hamdi DÖNDÜREN
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul