16 Mayıs 2021 - Pazar

Şu anda buradasınız: / Müslüman Gencin Şahsiyeti
Müslüman Gencin Şahsiyeti

Müslüman Gencin Şahsiyeti Abdulaziz KIRANŞAL

Sorunumuz Şahsiyet Sorunudur:

    Bugün sorunumuz, namazsızlık, sakalsızlık, başörtüsüzlük değil, namazlı, sakallı, başörtülü Müslümanlarda örnek şahsiyet olabilme sorunudur.  Bugün sorunumuz, Müslüman kıtlığı sorunu değil, sıkışınca yalan söyleyebilen, kafası bozulunca küfür edebilen, dara düşünce faiz yiyebilen, ilk fırsatta kul hakkına girebilen, iftira atabilen, yeri gelince harama bakabilen, emînliğini kaybeden Müslüman bolluğu sorunudur.

    Bugün sorunumuz, makamlarımızın, mallarımızın, gücümüzün olmaması sorunu değil, mal ve makam uğrunda tüm değerlerinden vazgeçebilen, güce göre eğilip bükülebilen, hakkı sadece garibana karşı haykırabilen, adaleti sadece güçsüze uygulayabilen, dün söylediğini bugün inkâr edebilen, şahsiyetini kaybetmiş Müslüman sorunudur.

    Bugün sorunumuz, ilimsizlik, âlimsizlik, bilgisizlik değil, ilminin vakarını koruyamayan, haksızlıklar karşısında âlimliğin hakkını veremeyen, bilmesine rağmen susmayı tercih edebilen Müslüman sorunudur. İşte bu nedenle Müslüman gençlerin en önemli vazifelerinden birisi de şahsiyetlerini, izzetlerini ve vakarlarını koruma vazifesidir.

    Müslüman gencin şahsiyetini koruması; onun dininin emridir. Çünkü İslâm, dalkavukluğu, yağcılığı, yalakalığı, korkaklığı, tembelliği ve gafleti reddeden bir dinindir.  Pısırık, mıymıntı, sürekli sızlanan, mazeret üreten, beceriksiz, inisiyatif alamayan, menfaatçi, silik bir Müslüman; kesinlikle İslâm’ın inşa etmek istediği şahsiyet değildir.

    Müslüman genç,  taklitçi değil, hakiki/orijinal bir Müslüman şahsiyet olmaya gayret eder. İnsanların nazarında popüler olmayı değil, Allah’ın nazarında iyi bir kul olmayı hedefler.  Kendi değerleri dururken başkalarının değerlerine hayran olmayan, İslâm’ın övmediğini övmeyen, Allah’ın râzı olmadığından râzı olmayan bir karakter üzere yaşamaya gayret eder. 

 

Müslüman Gencin Şahsiyetinin Kaynağı, İmanıdır:

    Müslüman genç, zorda kalınca kendisine dua edilen, sünnet düğünlerinde ve mevlitlerde ismi anılan, sadece cenaze namazlarında hatırlanan ve kimsenin özel hayatına karışmayan bir ilâha değil, düğününden izlediği tv kanılana, çocuğunu nasıl yetiştireceğinden akraba ve komşularıyla ilişkilerine, girdiği internet sitesinden yediği lokmalara kadar hayatın her alanını denetleyen, gözeten ve müdâhale eden bir Allah’a iman eder…

    Müslüman genç, gökleri yöneten, bulutları sevk eden, yağmuru yağdıran ama yeryüzünün siyâsetini, bürokrasisini ve yönetimini kullara bırakmış bir ilâha değil, siyasette, bürokraside ve yönetimde de kendi kanunlarının uygulanmasını emreden bir Allah’a iman eder…

    Müslüman genç, namazı nasıl kılacağını, orucu nasıl tutacağını, zekâtı nasıl vereceğini belirlediği gibi devleti nasıl yöneteceğini, ekonomiyi nasıl düzenleyeceğini, ailesini nasıl kuracağını, çocuklarını nasıl yetiştireceğini de belirleyen bir Allah’a iman eder…

    Müslüman genç, güneşi doğdurmasına, yağmuru yağdırmasına, gece ve gündüzü tanzim etmesine rağmen insanların hayatlarına zerrece karışamayan bir ilâha değil, tam aksine doğa kanunlarını koyduğu gibi insanların fert, aile, toplum ve düzen bazında da tüm ilkelerini, yasalarını ve kanunlarını koyan bir Allah’a iman eder…

    Müslüman genç, gökten rızık indiren ama indirdiği o rızkın yerde nasıl taksim edileceğiyle ilgilenmeyen, ekonomiye, paraya, ticarete, bankaya, borsaya, krediye karışmayan bir ilâha değil, tam aksine mülkün kendisine ait olduğu, parayı nasıl kazandığından nasıl harcayacağına kadar karar veren, faizden, haksız kazançtan ve kul hakkından uzak durmayı emreden ve cebindeki her kuruşa kadar ekonomiye müdâhale eden, rızkın da, ekonominin de paranın da ticaretin de Rabbi olan bir Allah’a iman eder…

 

Müslüman Genç Şahsiyetin İlk Hedefi; Kulluktur

    Müslüman gencin ilk ve en büyük görevi ise kulluktur. Çünkü kulluk âlemlerin Rabbi olan Allah’ın insana yüklediği en büyük sorumluluktur. Bu görev ifa edilmeden diğer tüm görevler anlamsız kalacaktır. Kulluk bilincinin şuuruna erişildiği zaman dünyanın tüm câzibeleri basitleşir, tüm yorgunluklar huzura dönüşür. Eğer sonunda kulluğun tek gayesi olan Allah’ın rızası varsa, tüm çileler zevkle göğüslenir. Hayatı değerli kılan, kulluk bilincidir. Varlık gayesini gerçekleştirebilmek; hayatı, boş ve anlamsız bir döngü olmaktan çıkarabilmek; hep bu yüksek şuur seviyesiyle ilgilidir.

 

    Kulluğu sadece birtakım ibadetlerle sınırlamak, yapılacak en büyük hata olur. Çünkü kulluk, hayatın sadece bazı evrelerinde yapılan birtakım ibadetlerde değil; bütün bir hayatı kuşatan etkisiyle kendisini göstermelidir. Kulluk, vicdandaki her harekette, organların her işleyişinde, her davranışta Allah’a yönelmektir. Bu yöneliş esnasında, çabanın sonucundan ziyade çabanın kimin için sarf edildiği önemlidir.

 

    Eğer yapılan iş Allah için ise sonucu ne olursa olsun önemli değildir. Çünkü asıl başarı ve zafer yaptığını Allah için yapabilmektir. İşin sonu ise Allah’a aittir. Bu bakımdan Müslüman genç, bütün bir hayatı Allah için yaşar. Allah için olmayan her şey amelleri zâyî etmek ve ömrü boş işlerle tüketmekten öteye geçemez. Onun tek bir çabası vardır; o da âlemlerin Rabbi olan Allah’ın rızasını kazanmak ve ona hakkıyla kulluk edebilmektir.

 

Müslüman Genç Şahsiyetlere Tavsiyeler:

Önce Niyetlerinizi Düzeltin!

    Eğer bir şeyleri düzeltmek istiyorsanız önce niyetlerinizi düzeltin! Göreceksiniz ki her şey kendiliğinden düzelecek. Çünkü Allah, niyetlerini düzeltenlerin işlerini de düzeltir. Niyetlerinizi düzeltin! Çünkü Efendimiz (s.a.s) buyuruyor ki: “Dikkat edin vücutta bir et parçası vardır. Eğer o et parçası iyi olursa bütün beden iyi olur. Eğer o et parçası bozuk olursa bütün beden bozuk olur. İyi bilin ki bu et parçası kalptir.” (Buhârî)

Namazınıza Özen Gösterin!

Eğer dilinizi gıybetten, kalbinizi hasetten, gözünüzü haramdan, midenizi kul hakkından, cebinizi faizden koruyup bütün hayatınıza bir çekidüzen vermek istiyorsanız, önce namazınıza özen gösterin. Çünkü insanı tüm bunlardan ancak özenle kılınmış bir namaz uzak tutabilir. Çünkü namaz; insanı kötülüklerden alıkoyar…

Sakın Unutmayın!

İyi kılınmış bir namaz, haramlara ve günahlara karşı en güçlü kalkanımızdır. İyi kılınmış bir namaz, İslâmî vazifelerimizi yaparken en büyük yardımcımızdır. İyi kılınmış bir namaz, zulme başkaldırırken ve mazluma omuz verirken en sağlam direniş cephemizdir…

Üç Şeyi İhmal Etmeyin!

    Hedeflerinize yürürken hiç aklınızdan çıkarmayın! Ne yaparsanız yapın; sonunda Allah ne derse o olur! Öyleyse Allah’ı râzı etmeyi ve tevekkülü ihmal etmeyin! Allah’ın rızası da ana-babanın rızasındadır. Öyleyse ana-babanızı râzı etmeyi de ihmal etmeyin! Bilin ki, peşinden koştuğunuz her hayrın anahtarı duadır. Öyleyse dua etmeyi de sakın ihmal etmeyin!

Boş İşleri Terk Edin!

    Kısır tartışmaları, boş konuşmaları, sosyal medya tartışmalarını ve dedikoduları terk edin! Çünkü hayat, konuşanların, edebiyat parçalayanların, yorum yapanların değil, ancak inananların, mücadele edenlerin, ter dökenlerin, dertlenenlerin, gözyaşı akıtanların, üretenlerin, uykusuz kalanların, bedel ödeyenlerin, sabredenlerin, vazgeçmeyenlerin, boyun eğmeyenlerin kazanabileceği bir yarıştır…

    Siz, büyük kavgaların ve mücadelelerin adamı olmaya bakın! Dâvetinizi yaymaya, istiğfarınızı çoğaltmaya, ahlâkınızı güzelleştirmeye, hal ile örnek olmaya,  iş yapmaya ve iş üretmeye bakın! Sürekli âhirete ve ölüme hazırlanın! Çünkü hayat ölüme hazırlıktan ibarettir…

Nefsinizi Terbiye Etmeye Gayret Edin!

    Çünkü nefis terbiyeniz yoksa; dava adamı olunca kardeşinize haset edip onunla çekişirsiniz. Mücahit olunca ganimet peşine düşersiniz. İlim adamı olunca dünyaya meyledersiniz. Bir makama gelince zulmedersiniz. Evlenince eşinize sabredemezsiniz. Yalnız kalınca da günaha düşersiniz. Eğer nefse kölelikten kurtulamazsanız nereye kaçarsanız kaçın ancak yanınızda götürdüğünüz zincirlerinize ve prangalarınıza hamallık yaparsanız…

Unutmayın!

    İslâm'ı yaşamayanlar yaşanmasına da vesile olamazlar. Nefsine direnemeyenler emperyalizme de direnemezler. Gözüne, diline ve midesine söz geçiremeyenler topluma da söz geçiremezler. Ezanı duyunca mescide koşamayanlar, çağrıyı duyunca cihâda da koşamazlar…

Her Daim Ahlâkınızı Koruyun!

    Eğer ahlâk yoksa tebliğ ve dâvet bir işe yaramaz. Çünkü ahlâk, dâvetin vitrinidir. Ahlâk yoksa dava içi kardeşlik de yoktur. Çünkü ahlâk, dava içi kardeşliğin temelidir. Ahlâk yoksa ailede huzur da yoktur. Çünkü ahlâk; evde huzurun kaynağıdır.

    İddia değil ikna adamı olun! İyi tartışabilirsiniz ve hatta muhatabınızı da yenebilirsiniz ama Allah, kalpleri kazanıp kazanamadığımıza bakacak. Süslü kelimeler bulup güzel cümleler de kurabilirsiniz; ama Allah söylediklerimizi yaşayıp yaşamadığımıza bakacak!…

İslâm’dan Bahsetmeyi Değil, Onu Yaşamayı Tercih Edin!

    Çünkü bu din, helâlden bahsedip haram yiyen, haktan bahsedip haksızlık yapan, kul hakkından bahsedip iftira eden, doğruluktan bahsedip yalan söyleyen, adaletten bahsedip adaletsizlik yapan, kanaatten bahsedip israf içinde yaşayan, ahlâksız Müslümanlardan çektiğini kimseden çekmedi…

 

Müslüman Genç Şahsiyetin Günlük Programı:

    Müslüman genç, güne sabah namazı ile başlar. Namazdan sonra bir müddet Allah’ı zikreder. Tevbe, istiğfar ve muhâsebe yapar. Dua için özel bir vakit ayırır. Duasında özellikle, Kur’ân’da peygamberler tarafından yapılmış örnek dualara ve Efendimizin (s.a.s) tavsiye ettiği muhafaza ve sığınma dualarına özel bir yer verir. Namazdan sonra muhakkak bir miktar Kur’ân okur. Kur’ân’ı tefekkür ederek okumaya gayret eder.

    Müslüman genç, sabahın ilk vakitlerinde o gün neler yapması gerektiğine dair muhakkak bir plan ve program çıkarır. Çünkü plan aynı zamanda aktif bir duadır. Yani plan yapmak demek, “Ya Rabbi, ben bugün şunları yapmak istiyorum ve bunun içinde ilk adım olan planımı yaptım. Bana bu planı hayata geçirebilecek iradeyi ve fırsatı nasip eyle!” diye fiilî bir dua yapmak demektir. Plansız bir gün, şeytanın tuzakları için ona gerekli zamanı ve fırsatı vermek demektir. Plansız bir gün heba edilmiş bir gün demektir. Plansız bir gün gafletle geçirilmiş bir gün demektir.

    Müslüman genç, bu planlamasını yaparken öncelikler sıralamasına dikkat eder. Yani önceliği neyse zihnin en dingin olduğu, vaktinin en geniş ve rahat olduğu zamanı ona ayırır. Şahsî ders, iş ve görevlerin dışında her gün bu plan içinde muhakkak şunlar bulunur:

Bir: Kur’ân Çalışması:

    Müslüman genç her gün muhakkak Kur’ân’ı anlama ve araştırma çalışmaları yapar. Bu çalışma notlamaya, tefsirlere müracaat etmeye, anlamaya ve araştırmaya dayalı bir çalışmadır.

İki: Hadis ve Sünnet Çalışması:

    Sünnet, Müslüman gencin hayat programıdır. Bu çalışma Allah’ın gönderdiği kitâbın, Peygamber (s.a.s) tarafından nasıl anlaşılıp uygulandığına dair araştırma, inceleme ve hayata uygulama çalışmasıdır.

Üç: Sahâbe Hayatı Çalışması:

    Bu çalışma da “Allah’ın gönderdiği Peygamberi, sahâbe efendilerimiz nasıl anladılar ve nasıl örnek aldılar?” çalışmasıdır. Sahâbe efendilerimizin hayatı, bizim için sorunlarımızın çözümü adına aradığımız cevapları bulabileceğimiz ve İslâm anlayışımızı tazeleyebileceğimiz bir kütüphane ortamı gibidir.

Dört: Günlük Rutin Okuma Programı:

    Bu çalışma, uzmanlaşmak istediğimiz alanla ilgili yapacağımız okumalardan oluşur. Müslüman genç, günde en az yüz sayfa okumaya gayret eder. Günlük yüz sayfalık faydalı bir okuma demek, birkaç yıl içerisinde iyi bir İslâm dâvetçisi olmak için atılmış önemli bir adım demektir.

Beş: Notlama Çalışması:

    Müslüman genç, mümkünse tüm okumalarını notlayarak yapmaya gayret eder. Çünkü notlamak demek, yazı, makale ve kitap çalışmaları için altyapının büyük bir kısmını oluşturmak demektir. Müslüman genç, evde kaldığı zamanları yazma yeteneğini geliştirmek için bir fırsata çevirir. Yazabilmek ve konuşabilmek demek, Müslüman gence İslâm’a hizmet için her zaman ve şartta kullanabileceği büyük bir imkân demektir.

Altı: Namaz ve Aile Programı:

     Müslüman genç namazlarını camiide cemaatle kılmaya gayret eder. Mescide gidemediği günlerde mümkünse ev halkıyla cemaat yaparak, sünnetlerini, tesbîhâtını ve duasını ihmal etmeden kılmaya çalışır. Ev halkıyla münasebetlerde örnek bir ahlâkla davranır. Her gün anne-babasının duasını almak için özel bir çaba gösterir. Çünkü ana-babanın duası alınmadan bu çalışmalar hiçbir işe yaramaz.

Yedi: İslâmî Görev ve Sorumluluk Programı:

    Müslüman genç evdeyken de her türlü teknolojik imkân kullanılarak İslâmî vazifeleri yerine getirir. Tebliğ, dâvet, emr-i bi’l ma’rûf ve neyh-i ani’il münker gibi vazifeler, günaha düşmemek şartıyla internet ve sosyal medyayı mükemmel bir şekilde kullanarak yapar. Dijital ortamlardaki ders ve sohbetleri kaçırmaz. Sosyal medya paylaşımlarını tebliğ, dâvet ve sâlih amel bilinciyle yapar, faydalı tavsiyelerde bulunur. Dizi, film ve bilgisayar oyunlarıyla vaktini hebâ etmez.

Sekiz: İnfâk Programı:

    Müslüman genç, âdetâ tek başına bir yardım kuruluşu gibi hareket eder. Önce kendi akraba ve yakınlarından başlayarak, mahallesinde ve çevresindeki ihtiyaç sahiplerini tespit eder. Onların dertleriyle dertlenir ve ihtiyaçlarının giderilmesi için köprü olmaya gayret eder. İhtiyaç sahipleriyle infâk etmek isteyenleri buluşturur. Maddî imkâna sahip tanıdıklarını arayarak tespit ettiği ihtiyaç sahiplerine veya güvendiği yardım kuruluşlarına yönlendirir.

Dokuz: Temizlik ve spor programı:

    Müslüman genç, temizliğine ve sağlığına da mümkün olduğu kadar dikkat eder. Mümkünse günlük yapılabilecek bir spor çeşidiyle hantallığın ve tembelliğin önüne geçer.

On: Muhasebe Programı:

    Müslüman genç, her akşam bir nefis muhasebesi yaparak gününü gözden geçirir. Planlarının ne kadarını hayata geçirebildiğini kontrol eder. Günahları varsa tevbe eder. Kul hakkına girmişse helâlleşir. Eksikleri varsa yarınki planları arasına kaydeder.

 

 

Yazar:
Abdulaziz KIRANŞAL
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul