19 Nisan 2021 - Pazartesi

Şu anda buradasınız: / Eş-Şehid'in Yolunda Şehid Olabilmek
Eş-Şehid'in Yolunda Şehid Olabilmek

Eş-Şehid'in Yolunda Şehid Olabilmek Vuslat

Alemlerin Rabbına hamd, onun Resulüne, ehline, ashabına ve onların izinden giden muvahhid müminlere salat ve salam olsun.

Eş-Şehid: Her şeyi gören, bilen, şahit olan…

“O gün Allah onların hepsini diriltecek ve yaptıklarını kendilerine haber verecektir… Allah onları bir bir saymıştır. Onlar ise unutmuşlardır. Allah her şeye Şahittir.” (Mücadele 6)

Şehid; Şanı yüce Allah’ın kendi yolunda ölen yahut öldürülenlere vadettiği nimetlerin hepsinin hak olduğuna ayne’l- yakîn olarak şahitlik eden mes’ud kişi …

Resulullah (sallallahu aleyhi vessellem) şöyle buyurdu: “….. Allah yolunda şehid olan kişinin kanının ilk damlasıyla günahları bağışlanır ve cennetteki makamını görür” (Tirmizi,Fezailü’l Cihad)

“(Allah yolunda öldürülenler) Allah’ın lütfundan ihsan ettiği nimetlere kavuşmaktan dolayı sevinç içindedirler. Arkalarından henüz kendilerine kavuşamayanlara ‘kendilerine hiçbir korku olmayacağına ve üzüntü hissetmeyeceklerine’ dair de müjde vermek isterler.” (Al-i İmran 170)

Onlar ‘Rıza-yı Bâri’ İçin Kendilerini Feda Edenlerdir

“İnsanlardan öylesi de vardır ki Allah’ın rızasını ulaşmak için kendini feda eder.” (Bakara 207)

Onlar, Ölümsüzlük Vadedilen Kullardır!

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Rableri katında rızıklara mazhar olmaktadırlar.” (Al-i İmran 169)

(Mallarınız ve canlarınızla Allah yolunda cihad ederseniz) Allah sizin günahlarınızı bağışlar, sizi altından ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki güzel köşklere koyar. İşte en büyük kurtuluş budur” (Saff 12)

Eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, şunu bilin ki, Allah'ın mağfireti ve rahmeti onların topladıkları bütün şeylerden daha hayırlıdır.” (Al-i İmran 157)

Onlar, Allah Yolunda Cihad Edenlerdir!

Onlar, (Allah’ın izniyle) Şirkin karanlığından tevhidin aydınlığına, kullara kulluktan ortağı olmayan tek ilaha itaate, sapkın ideolojilerin zulmünden İslam’ın adaletine, dünyanın darlığından ahiretin genişliğine, cehennemin azabından cennetin nimetlerine kavuşmak ve kavuşturmak için Allah yolunda cihad edenlerdir.

Cihad; kulun Allah’a itaat yolunda kendisini cehenneme sürükleyecek nefsinin arzu ve istekleriyle yaptığı mücadeledir

Resulullah (sallallahu aleyhi vessellem) şöyle buyurdu: “Mücahid; nefsine karşı cihad açan kimsedir." (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned / Tirmizî, Cihad)

Allah kullarına, kendisinden gerektiği gibi sakınmalarını nasıl emretmişse, (Al’i imran 102) aynı şekilde gerektiği gibi kendi yolunda cihad etmelerini de öylece emretmiştir. (Hac 78) Nasıl ki, O'ndan gerektiği gibi sakınmak O'na itaat edilip isyan edilmemesi, adının anılıp unutulmaması, kendisine şükredilip nankörlükte bulunulmaması ise gerektiği gibi cihad etmek de kulun kalbini, dilini ve uzuvlarını Allah'a teslim etmek için nefsiyle cihad etmesidir. Kişi ilk olarak, emrolunduğunu yapması ve yasaklandığını bırakması için nefsiyle cihad etmez, Allah yolunda ona karşı savaşmazsa dış âlemdeki düşmanıyla cihad etmesi mümkün olmaz. İçindeki düşmanı onu otoritesi altına almış, ona baskın gelmiş ve kendisi de o düşmana karşı cihad etmemiş, Allah yolunda onunla nefsiyle savaşmamış iken düşmanıyla cihad etme ve ondan intikam alma imkânını nasıl elde edebilir? (İbn Kayyim el-Cevziyye, Za’du’l-Mead, Nuh Yayınları)

Müslüman, Allah’ın saltanatını gasp eden tağutların sahte saltanatlarını yıkmak ve Allah’ın nizamının hakimiyetini sağlamak için savaş meydanlarına atıyla cihada çıkmadan evvel kendi nefsi istekleri, şehevi duyguları, süfli arzuları, beşerî istekleri ile cihada çıkar. (Seyyid Kutup, Yoldaki İşaretler)

Cihad; Kulun kafirlere, Zalimlere, Bid’atçi ve Cahillere Karşı Diliyle Yaptığı Mücadeledir

“(Ey Resulüm) O halde sen kafirlere itaat etme, Kur’an ile onlara karşı büyük bir cihad ile cihad et” (Furkan 52)

Resulullah (sallallahu aleyhi vessellem) şöyle buyurdu: “Cihadın en faziletlisi zalim sultanın yanında hakkı söylemektir” (Ebu Davut)

“Müşriklere karşı mallarınızla, canlarınızla ve dillerinizle cihad edin.” (Ebu Davud, Cihad/ Nesâi, Cihad)

“  …  (onlara karşı) eliyle cihad eden mümindir. Diliyle cihad eden mümindir. Kalbiyle cihad eden de mümindir. Bu kadarcığıda bulunmayanda hardal tanesi ağırlığında bile iman yoktur.” (Müslim, İman)  

Cihad; Allahu Teâla'nın ihsan etmiş olduğu mal ve serveti yine Allah yolunda harcamaktır

İslâm'ın yücelmesi, hakkın kaim ve zaferin daim olması için her türlü mal ve serveti bu yolda fedâ etmektir cihad. Müminler sahip olduğu imkanları Allah yolunda harcar, Allah yolunda çalışanlara ve Allah yolunda çarpışanlara destek olurlar. Böylece o büyük müjdeye nail olurlar.

“Mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından başa kakmayan, fakirlerin gönlünü kırmayan kimseler var ya, onların Allah katında has mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceklerdir.” (Bakara 262)

“Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır.” (Nisâ 95)

Resulullah (sallallahu aleyhi vessellem) şöyle buyurdu: “Her kim Allah yolunda savaşacak bir gaziyi donatır, cihad için gerekli olan ihtiyaçlarını karşılarsa bizzat savaşmış gibi sevap kazanır. Kimde Allah yolunda savaşa çıkan gazinin arkada kalan ailesine güzelce bakıp ihtiyaçlarını karşılarsa bizzat savaşmış gibi sevap kazanır.” (Müslim)

Allah Yolunda Cihad; düşman kılıçlarının yeri göğü inlettiği savaş meydanlarında zafere yahut şahadete kadar kafirlerle göğüs göğüse çarpışmak ve tatlı canını cennet karşılığında Allah’a satmaktır. 

İmandan sonra Allah yolunda savaşmaya denk bir amel yoktur. Savaş meydanlarında kafirlerle kora kor cihad etmek cihadın en zirvesidir. Şanı yüce Allah kendi yolunda savaşarak cihad eden Mücahitlere hem bu dünyada hem de ahirette çok özel mükafatlar vereceğini vâdetmiştir. Allah yolunda savaşarak cihad etmek; İslam sancağını dalgalandıran, kafirleri boyun büktüren, onların zulmünü engelleyen, İslam yurdunu koruyan, canları, malları, namusları, nesilleri muhafaza eden ve dinin yeryüzünde ayakta kalmasını sağlayan cihaddır.

“O halde, dünya hayatını ahiret karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.” (Nisa 74)

Kendilerine Kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.” (Tevbe 29)

“İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise tâğut (bâtıl davalar ve şeytan) yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın; şüphe yok ki şeytanın kurduğu düzen zayıftır.” (Nisa 76)

“Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi? Allah'a ve Resûlüne inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. İşte bu takdirde O, sizin günahlarınızı bağışlar, sizi zemininden ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koyar. İşte en büyük kurtuluş budur.” (Saf 10-13)

Resulullah (sallallahu aleyhi vessellem) şöyle buyurdu: “Cennet kapıları kılıçların gölgesi altındadır” (Müslim, İmare)

Şehadete Giden Yol

Şehadete giden yolun ilk ve tek şartı; Allah yolunda olmaktır. Allah yolunda olmayanlar ölümsüzlük şerbetini tadamaz ve şehadete de ulaşamazlar.

ALLAH YOLUNDA OLMANIN ALÂMETLERİ

Şeksiz Şüphesiz Bir şekilde İman etmek

Hiç kuşkusuz Allah yolunda olmanın ilk alameti şanı yüce Allah’a ve onun Resulüne şeksiz şüphesiz iman etmektir.

“Gerçek müminler ancak Allah'a ve Resulüne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlardır. İşte doğrular ancak onlardır.” (Hucurat 15)

İmanına Şirk Bulaştırmamak

Sadece şanı yüce Allah’a ibadet etmek, kula kulluğu reddetmek, ona hiçbir şeyi ortak koşmamak Allah yolunda olmanın en büyük alametlerindendir.

“De ki; ben yalnızca Allah’a ibadet etmek ve o’na ortak/Şirk koşmamakla emrolundum. Ona davet ediyorum ve dönüşümde Onadır.” (Rad 36)

İlim Yolundan Ayrılmamak

Allah yolunda olmanın bir alameti de ilim yolundan ayrılmayıp ilmin rehberliğinde hareket etmektir.

İlim pek mühimdir. Çünkü; İman ve küfür, tevhit ve şirk, hak ve batıl, zalim ve mazlum, dost ve düşman, helal ve haram, güzel ve çirkin ancak doğru ilimle anlaşılır. Davet ve tebliğ ancak onunla yapılır. İnsanların aklına ve kalbine ancak ilimle ulaşılır.

“Allah içinizden iman eden ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Mücadele 11)     “De ki; Ey Rabbim! ilimi artır” (Taha 114)

Resulullah (sallallahu aleyhi vessellem) şöyle buyurdu: “Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır” (Buhari, İlim)

“İlim tahsil etmek için yolculuğa çıkan kimse, evine dönünceye kadar Allah yolundadır” (Tirmizi, İlim)

Dini ilimler öyle mühimdir ki şanı yüce Allah bir topluluğun topluca savaşa çıkmasını doğru bulmamış ve içlerinden bir kısmının geride kalıp ilimle meşgul olup derinleşmelerini emretmiştir.

“Müminlerin hepsinin toptan savaşa çıkmaları doğru değildir. Onların her kesiminde bir gurup dini iyi öğrenmeleri ve kavimleri (savaştan) döndüklerinde onları ikaz etmek için geride kalmalıdır. Umulur ki sakınırlar.” (Tevbe 122)

Nasıl ki Allah yolunda olmanın en büyük alameti faydalı ilim öğrenmekse Allah’ın rahmetinden uzaklaşıp şeytanın yoluna girmenin en büyük alameti de ilmi; şan, şöhret ve dünya malı edinmek için öğrenmektir.

Resulullah (sallallahu aleyhi vessellem) şöyle buyurdu: “Kim kendisinde Allah’ın rızası aranan bir ilmi, sadece dünyalığa sahip olmak için öğrenirse, o kimse kıyamet günü cennetin kokusunu dahi duyamaz” (Ebu Davut, İlim)

 

Salih Amellere Sarılmak

Allah yolunda olmanın en büyük alametlerinden biride hiç şüphesiz salih amellere sımsıkı yapışmaktır. Meyvesiz ağaç makbul olmadığı gibi amelsiz ilimde Allah katında makbul değildir. İlim, salih amele dönüştüğünde o zaman meyve veren ağaç gibi olur. Hem sahibi hem de diğer insanlar ondan istifade ederler.

“İman edip salih amellerde bulunanlar, biz onları altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Bu, Allah'ın gerçek olan va'didir. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?” (Nisa 122)

Ayrıca Müminlerin arzu edip bekledikleri zaferler ancak salih amellerle gelir. Salih amelleri ihmal eden bir topluluk her türlü nimetten mahrum kalır.

“Allah, sizlerden iman edip salih amellerde bulunanlara, kendilerinden öncekileri sahip ve hâkim kıldığı gibi, kendilerini de yeryüzüne sahip ve hâkim kılacağını, onlar için beğenip seçtiği dini (İslâm'ı) onların iyiliğine yerleştirip koruyacağını ve geçirdikleri korku döneminden sonra, bunun yerine onlara güven sağlayacağını vâdetti. Çünkü onlar bana kulluk ederler. Hiçbir şeyi bana eş tutmazlar. Artık bundan sonra kim inkâr ederse, işte bunlar asıl büyük günahkarlardır.” (Nur 55)

Resulullah (sallallahu aleyhi vessellem) şöyle buyurdu: “Allah bir kulun hayrını dilediği vakit onu ölümünden önce salih amel işlemekte muvaffak kılar.” (Tirmizi)

İ’lâ-yi Kelimetullah Davası İçin Yaşamak 

Allah’ın sözünün en yüce olması için dünya üzerindeki tüm tağutların, müstekbirlerin, zalimlerin saltanatlarını başlarına yıkmak, ilahi nizamı yeryüzüne hâkim kılmak ve bu kutsal gaye uğrunda yaşamak Allah yolunda olmanın alametlerindendir. 

“Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın! (İnkâra) son verirlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını çok iyi görür.” (Enfal 39)

Resulullah (sallallahu aleyhi vessellem) şöyle buyurdu: “Kim, Allah'ın kelimesi yücelsin diye savaşırsa O Allah yolundadır" (Buharî / Müslim)

 

 

Hak Üzerinde Sabır ve Sebat Etmek

İslam’ı yaşama, yaşatma ve hâkim kılma yolunda başa gelen sıkıntılara, işkencelere, fitnelere, türlü türlü hile ve iftiralara sabrederek hak yol üzerinde sebat etmek Allah yolunda olmanın alametlerindendir. Muhakkak ki Allah yolunda sebat ederek sabredenler kurtuluşa ulaşacaktır.

“Ey iman edenler! Sabredin, düşmanlarınıza karşı sebat gösterin, nöbet bekleşin, Allah’tan gereğince korkun ki, kurtuluşa eresiniz” (Al’i İmran 200)

İyiliği Yaymak Kötülüğe Engel Olmak 

Allah yolunda olmanın bir alameti de şanı yüce Allah’ın sevdiği yahut emrettiği tüm işlerin toplum içinde yaygınlaşıp uygulanması için çalışmaktır. Aynı şekilde şanı yüce Allah’ın razı olmayıp yasakladığı tüm işlerin toplum içinde yayılıp hayat bulmasına engel olmak için mücadele etmek de yine Allah yolunda olmanın alametlerindendir.

Toplumda iyilikler yaygınlaşıp hâkim olunca Allah ile olan bağ kuvvetlenir. Allah ile olan bağ kuvvetlenince kalp, iyilikleri ve itaati sever haramlara karşı buğz eder. Kötülüklere engel olmak ise, dinin, ırzın, canın, neslin ve malın korunmasının en önemli şarttır.

“Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeğe çalışır ve Allah'a inanırsınız.” (Al’i imran 110)

Resulullah (sallallahu aleyhi vessellem) şöyle buyurdu: “Allah’a yemin ederim ki; ya iyiliği emreder kötülüğe engel olursunuz ya da Allah yakın bir zamanda katından üzerinize bir azap gönderir. Sonra Allah’a yalvarıp dua edersiniz ama dualarınız kabul edilmez” (Tirmizi, Fiten)

Allah’ı, Resulünü ve Allah Yolunda Cihad Etmeyi Her Şeyden Daha Çok Sevmek

Allah’ı ve onun hükümlerini, Resulünü ve onun sünnetini, Allah’ın nizamının yeryüzüne hâkim olması uğruna mücadele edip savaşmayı dünya ve içindeki her şeyden daha fazla sevmek Allah yolunda olmanın en büyük alametlerindendir.

“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, bozulmasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Resûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” (Tevbe 24)

 

Allah Yolunda Şehid Olmayı Arzulamak

İslam’ın sancağının her daim dalgalanması, dinimizin, neslimizin, ırzımızın korunması için Allah yolunda şehit olmayı arzulamak Allah yolunda olmanın en büyük alametlerindendir. Bunun aksi ise nifak alametlerindendir.

Resulullah (sallallahu aleyhi vessellem) şöyle buyurdu: “Kim canı gönülden şehit olmayı Allah’tan dilerse, Allah o kimseyi velev ki yatağında ölse bile şehitlerin makamına ulaştırır.” (Müslim)

“Kim Allah yolunda gaza etmez ve gaza etmeyi gönlünden geçirmeden ölecek olursa münafıklığın bir şubesi üzerine ölür” (Müslim)

Görünen ve görünmeyen tüm alemlerin sahibi Allah’tır. Bu bedenin sahibi Allah’tır. Hesap gününün sahibi Allah’tır. Dönüş onadır. O halde madem bu canın sahibi Allah’tır, madem dönüş onadır, madem yaptığımız ve yapmadığımız tüm işlerimizden dolayı hesaba çekileceğiz o halde Allah’ın verdiği canı yine Allah yolunda harcamaktan daha karlı bir iş var mıdır?

Allahu Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır……..  İşte bu, (gerçekten) büyük kazançtır.” (Tevbe 111)

Zafer Yolunda Sefer Hazırlığı Yapmak

Dava ne kadar büyükse uğruna yapılacak hazırlık ve ödenecek bedellerde o kadar büyük olur. Eğer bizler yeryüzünde insanlığı ifsat ederek zulmeden beşerî sistemlerin saltanatlarına son vermekten ve ilahi adaleti tesis etmekten bahsediyorsak o vakit böyle ciddi bir iddianın aynı zamanda ciddi bir ön hazırlığı da olması gerekir. 

Düşmanı yenmek için -maddi manevi- hiçbir ciddi hazırlık yapmadan sadece savaş naraları atmakla savaşlar kazanılmıyor. Meydanlarda kazanılan savaş sonrasında sadece hamasi sözler ve duygularla bir devlet ayakta kalmıyor. Adalet sadece adalet demekle sağlanmıyor.

Savaş meydanlarında düşmanın her türlü hile ve gücüne karşı mücadele edecek imkânlarımızın olması gerektiği gibi zaferden sonra devleti yönetecek ve ayakta tutacak bilge insanlarımızın, mahkemelerde görev alacak yetkin alimlerimizin, demiri işleyecek maharetli insanlarımızın, her kapıyı çalacak davetçilerimizin, gece vakti namazları, seher vakti dualarıyla Allah’tan yardım dileyen ve Allah için ölümü yaşamak kadar sevecek bir neslimizin olması gerekir.

İ’lâ-yi kelimetullah hedefi olan Müslümanların bu yolda yapmış oldukları hazırlıkların boyutu aslında iddia sahibi olan bizlerin ne denli samimi olup olmadığını da ortaya koyacaktır.

İşte Allah yolunda olmanın alametlerinden biride düşmana galip gelmek ve bunu devam ettirebilmek için maddi manevi her türlü hazırlıkları Allah için yapmaktır.

“Eğer (onlar) savaşa çıkmak isteselerdi bir hazırlık yaparlardı.” (Tevbe 46)

“Siz de gücünüzün yettiği kadar onlara karşı her çeşitten kuvvet biriktirin ve cihad için atlar hazırlayın ki, onlarla hem Allah'ın düşmanlarını hem de kendi düşmanlarınızı, ayrıca Allah'ın bilip de sizin bilmediğiniz daha başkalarını korkutasınız.” (Enfâl 60)

Hayatı Allah İçin Yaşamak

Otururken Allah için oturanlar, yatarken Allah için yatanlar, kalkarken Allah için kalkanlar, adım atarken Allah için adım atanlar, yerken Allah için yiyenler, seyahat ederken Allah için seyahat edenler, sustuğunda  Allah için susanlar, konuştuğunda Allah için konuşanlar, ticaret yaparken Allah için yapanlar, nasihat ederken Allah için nasihat edenler, severken Allah için sevenler, buğz ederken Allah için buğz edenler, nefes alırken Allah için nefes alanlar, nefes verirken Allah için nefes verenler… Kısaca alemlerin Rabbi için yaşayıp  alemlerin Rabbi için ölmeyi arzulayanlar…. İşte onlar Allah yolundadır ve onlar hak yolunun hakiki yolcularıdır.  

“De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (Enam 162)

Ya Rabbi! Senin Yolunda Olup Senin Yolunda Ölenlerden Kıl Bizi!

Ey Rabbimiz! Açıktan verdiğimiz öğütler hürmetine gizlide sakladığımız günahlarımızı bize bağışla. İşlediğimiz kusur ve günahlardan dolayı vermiş olduğun hidayet nurunu kalplerimizden söküp atma. Kalplerimizi taşlaştırma. Bizi bize bırakma. Bizi sensiz bırakma. Bize acı. Bize merhamet et. Günahlarımızı ört. Bize kahrınla değil lütfunla muamele et. Cihadı dilimizden kalbimize indir. Cihadı Kalplerimize sevdir. Kalbimize sevdirdiğinle amel etmeyi nasip et. Senin yolunda yaşayan, senin yolunda ölen yahut öldürülen, vâdettiğin tüm nimetlere eksizsiz olarak şahit olan şehitlerden eyle bizleri. Âmin. Velhamdulillahi Rabbil Alemin.

 

Spot için

1-  Allah’ın sözünün en yüce olması için dünya üzerindeki tüm tağutların, müstekbirlerin, zalimlerin saltanatlarını başlarına yıkmak, ilahi nizamı yeryüzüne hâkim kılmak ve bu kutsal gaye uğrunda yaşamak Allah yolunda olmanın alametlerindendir.

2-   Görünen ve görünmeyen tüm alemlerin sahibi Allah’tır. Bu bedenin sahibi Allah’tır. Hesap gününün sahibi Allah’tır. Dönüş onadır. O halde madem bu canın sahibi Allah’tır, madem dönüş onadır, madem yaptığımız ve yapmadığımız tüm işlerimizden dolayı hesaba çekileceğiz o halde Allah’ın verdiği canı yine Allah yolunda harcamaktan daha karlı bir iş var mıdır?

3-  Dava ne kadar büyükse uğruna yapılacak hazırlık ve ödenecek bedellerde o kadar büyük olur. Eğer bizler yeryüzünde insanlığı ifsat ederek zulmeden beşerî sistemlerin saltanatlarına son vermekten ve ilahi adaleti tesis etmekten bahsediyorsak o vakit böyle ciddi bir iddianın aynı zamanda ciddi bir ön hazırlığı da olması gerekir. 

 

 

 

Yazar:
Vuslat
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul