24 Ekim 2021 - Pazar

Son Sayı Başlıkları
Şu anda buradasınız: / Yeni Dünya Düzenine Dair!
Yeni Dünya Düzenine Dair!

Yeni Dünya Düzenine Dair! Prof. Prof. Dr. Ergün YILDIRIM

YENİ DÜNYA DÜZENİNE DAİR!

 

PROF. DR. ERGÜN YILDIRIM

 

Yeni Dünya Düzeni Ne Vadediyor?

Yeni dünya düzeni nedir? Önce bunu açıklamamız gerekir. Kast ettiğimiz soğuk savaş sonrası kurulan küresel düzen mi, yoksa epidemik toplumun ortaya çıkmasıyla beraber yeni bir küresel düzeni mi kast ediyoruz? Dünya düzeni, dünya çapında varlığını ortaya koyan bir sistemin adı. İki yüzyıldır Batı dünya düzeni var. Soğuk savaş döneminde Rusya ve Batı ikiliğine dayalı bir şekle büründü. Komünizm ve kapitalizm paylaşımına dayalı bir dünyaydı bu. Berlin Duvarı bunu simgeliyordu. Sadece Berlin ikiye bölünmemişti; bütün dünya kapitalizm ve komünizm diye iki ayrışmıştı. İki ideolojinin, iki ekonomik üretim tarzının hakimiyetine dayalı bir dünya düzeni vardı. Bu dünya düzeni de  küreselleşmenin ortaya çıkmasıyla beraber sona erdi. Bundan dolayı çatışmalar ve yeni siyasetler ortaya çıktı. Fukuyama ‘tarihin sonu’ diyerek kapitalizmin ve neo-liberalizmin zaferini ilan etti. Çok iyimser bir yaklaşım ortaya koydu. Pür liberal bir dünyanın kurulacağını müjdeledi. Huntington da sürece Medeniyetler Çatışması teziyle ad koydu. Sonuçta yeni teknolojiler, yeni çoğul siyasal emperyalizm, yeni üretim biçimi ve yeni çok kültürlülükle beraber yeni dünya düzeni doğdu.

            Şimdi Koronavirüs bu küresel düzen içinde ortaya çıktı. Düzenin vadettiği eşitlik, demokrasi, insan hakları ve daha iyi bir dünya rüyasını ciddi anlamda bozguna uğrattı. En gelişmiş ülkeler, beklenmedik kurumsal çökmelerle karşılaştılar. Dünya düzeninin en önemli aktörlerinden biri olan ABD’de de sağlık sistemi ve kurumları salgın dalgasıyla başa çıkamıyor. Yüz binleri aşan insan ölümleri yaşanıyor ABD’de. Siyasal kutuplaşma ve otoriterleşme yükseliyor. Trump’ın açıklamaları ve tutumları bütün “Amerikan rüyası”nı kabusa çevirecek nitelikler taşıyor. Dünyada artık “Amerikan rüyası” büyük bir anlam kaybına uğradı. Dünya düzeninin öteki partnerleri olan Rusya ve Çin’de de benzer durumlar yaşanıyor. Otoriterlik, demokratik yoksunluk, eşitsizliklerin derinleşmesi ve salgınla beraber yaşanan bunalımlar…

            Sonuçta dünya düzeninin artık fazla bir vaadi yok. Var olanı korumak ve varlığını sürdürmek telaşını yaşıyor. Bunun için de güvenlik ve otoriterleşme öne çıkıyor.

Küreselleşmeye karşı direniş boyutlarını anlatır mısınız?

            Küreselleşmeye  karşı birçok direniş var. Göç, Kovid-19, etnik çatışmalar ve mezhebi isyanlar bunların başında yer alıyor. Yoksul kitleler, savaş ve çatışmalardan bunalan insanlar yığınlar halinde göç ediyorlar. Büyük göçmen yığınları ülkelerden ülkelere akıyor. Ama yoğun bir biçimde refaha ulaşacakları ve özgür olacaklarını düşündükleri Batı ülkelerine doğru meydana geliyor. Elbette Pakistan, Sudan, Ürdün, İran ve Türkiye gibi ülkelere doğru ciddi göçmen akışlarını da görmek gerekiyor. Sonuçta göçmenler, küresel düzenin ürettiği eşitsizliğe ve güvensizliğe karşı bir direnişi ifade ediyorlar. Etnik çatışmalar başka bir direnişin tezahürü. Çünkü ulus devlet içinde yeterince ifade edilmediğini düşünen topluluklar isyan ve teröre yöneliyorlar. İslam dünyasındaki mezhebi isyanlar ve terör olayları da yine küresel düzenin ürettiği aşırı hegemonya ve emperyalizme bir tepki olarak ortaya çıkıyor. Terörle, çatışmayla ve isyanla beraber yürüyen direnişler bunlar. Dünya düzeninin küresel yerel düzenleri olan diktatörler, elitler ve zenginler hapishane, işkence, yoksulluk ve siyasal katılımdan uzaklaştırma gibi olguları üretiyorlar. İnsanları isyana ve illegal tepkilere zorluyorlar. Düzenlerinin devamı için meydan okumaları kriminalize ediyorlar. Ancak toplumlar nezdinde bunlar direniş gruplarına dönüşüyorlar. Cihad ve İsyan kitabımızda da ele aldığımız gibi, küresel düzen İslam toplumlarına aşırı müdahale edince travmatik şartlar ortaya çıkıyor. İktidar ve muhalefet de travmatik hale geliyor.

            Koronavirüs salgını belki de küresel düzene karşı en büyük direniş fenomeni. Çünkü doğayı aşırı talan eden kapitalist düzene karşı meydana geliyor. 1980’li yıllardan itibaren AIDS, SARS, MERS gibi virüsler hayvanlardan/doğadan insanlara geçiyor. Kapitalist üretimin talancılığı ile hayvanların yaşam alanları alt üst oluyor. Yuvalar dağılıyor. Hayvanlardaki mikroplar da insanlara geçiyor. Daha ölümcül hale geliyorlar. SARS virüsünden dolayı 800 insan ölmesine karşın, dünyaya tahminen 140 milyar dolar maliyeti olduğu söyleniyor. Oysa geçen yıl aralık ayında ortaya çıkan Kovid-19 ise (o da bir SARS türü) daha şimdiden 500 bini aşan insanın ölümüyle sonuçlandı. Şirketler kapandı, ekonomiler küçüldü, toplumsal hayat durdu uzun süre, kurumlar çöktü. Bütün bunlar, küreselleşmeye karşı “doğanın direnişi”ni anlatıyor. Çünkü kapitalizm doğayla çatışan bir düzendir. Onu sömüren, ona hakim olma peşinde koşan ve onu sadece paraya dönüşecek bir meta olarak gören bir dünya anlayışıdır. Artık doğa da buna direniyor. Son salgın olan Kovid-19 bunu simgeler.

            Küreselleşmenin getirdiği kapitalist eşitsizlikçi, emperyalist ve sömürge düzenine karşı isyanlar, salgınlar ve çatışmalarla yükselen bir direniş var. Ama henüz alternatif bir dünya düzeni söylemi ve siyaseti  de pek ufukta gözükmüyor.  Yıkım getiren ve çökmeye yol açan direnişlerdir bunlar. Çoğunlukla egemen düzenler iyice çöktükten sonra onların yerine yenileri belirmeye başlar.

            Küreselleşme, bir dünya düzeni olduğu kadar bir tarihsel gerçekliktir aynı zamanda. Uydu teknolojileriyle uyumlu çalışan bir dönemi, toplumlar arasındaki mesafenin kısalması, çoğul kültürel varlığı tanımlama arayışı, bölgesel hegemonyaların ortaya çıkması… Bu açıdan da küreselleşme tarihsel bir gerçekliktir. Hatta ortaçağ ve modern çağ kadar yeni bir çağı ifade ediyor. Bunu görmezlikten gelmek mümkün değil. O nedenle küreselleşmenin objektif yönüyle düzen yönünü ayrı ayrı düşünmek gerekir.

Yazar:
Prof. Prof. Dr. Ergün YILDIRIM
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul