05 Aralık 2021 - Pazar

Şu anda buradasınız: / DÜNYA-ÂHIRET DENGESI NASIL OLMALI?
DÜNYA-ÂHIRET DENGESI NASIL OLMALI?

DÜNYA-ÂHIRET DENGESI NASIL OLMALI? Süleyman GÜLEK

Dünya ve Âhiret Dengesini Kurmak

 

Yüce dinimiz İslâm’ın en temel hedeflerinden birisi, insana hem bu dünya, hem de âhiret saadetini kazandırmaktır. Dünya ve âhiret dengesini kurmak her mü’minin başlıca görevidir. İnsanların çoğu dünya hayatını sever ve âhireti bırakırlar.1Hâlbuki âhiret mutluluğu daha üstün, daha hayırlı, hem de ebedîdir.2

 

“Ey insanlar! Allah'ın vaadi gerçektir, sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (şeytan) da Allah hakkında sizi kandırmasın!”3diyerek mü’minleri uyarırken, Hz. Peygamber (s.a.s.) de “Benden sonra size dünya nimetlerinin ve ziynetlerinin açılmasından ve onlara gönlünüzü kaptırmanızdan korkuyorum”4demek suretiyle bu konudaki endişesini dile getirmiştir.

 

Âyet ve hadislerde, dünya nimetlerinden istifade etmenin değil, âhireti unutarak dünyayı amaç haline getirmenin eleştirildiği görülecektir. İsrafı iktisada, hırsı kanaate, endişeyi tevekküle, bolluğu berekete dönüştürmenin yolu dünya ve ahiret arasında denge kurmaktır. Her iki hayatımıza da hak ettikleri oranda yatırım yapmaktır.

 

O halde, dünya hayatının göz açıp kapayana kadar geçtiğini aklımızdan çıkarmayalım. Sonsuz olan ahiret hayatımız için hazırlık yapalım. Her işimizde ve davranışımızda gösterişten uzak, sade ve mütevazı olalım.

 

Aşırı dünya hırsı, beraberinde haksız kazanç elde etmeyi, zulmü ve azgınlığı, bozgunculuğu ve yanlış işler yapmayı getirecektir. Oysaki Allah, dünya ve âhiret dengesinin nasıl olması gerektiğini şöyle ifade eder: “Allah'ın sana verdiğinden (O'nun yolunda harcayarak) âhiret yurdunu iste; ama dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana ihsan ettiği gibi sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.”5“Bu dünya hayatı, sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat, âhiret yurdundaki hayattır. Keşke bilmiş olsalardı!”6

 

İnsanın bu dünyada yaşadığı hayat, onun kalıcı âhiret yurdundaki durumunu belirlemesi açısından son derece önemlidir. Zira insan, hayır ve şer adına yaptığı her şeyin karşılığını mutlaka görecektir.7İnsanlar bu geçici dünyada sadece ve sadece imtihan için var olduğunu unutmamalıdır. Hem dünya hem de âhirette mutlu olabilmenin en önemli yolu, dünya ve âhiret dengesinin iyi kurulmasına bağlıdır.

 

Dünya-Âhiret Bütünlüğü

 

Hayatı dünya-âhiret bütünlüğü içerisinde ele alan İslâm, hayatın her alanını kuşatarak ona bir anlam katar. Bu manada insan hayatında ‘dinî’ olmayan, yani dinin çizdiği anlam çerçevesinin içine girmeyen hiçbir alan yoktur.Dolayısıyla mü’min kişinin dünya ve âhiret bilinci, tam bir bütünlük arzeder. Bu bilinç ile hareket eden kişi, her ameliyle hem dünyasını inşa etmekte, hem de âhiretine yönelik büyük bir yatırımda bulunmaktadır.

 

Müslüman, hayata tevhid penceresinden bakmak zorundadır. Tevhid, birlemek demek olduğuna göre, dünya ile âhiret arasını ayırmak bu inanca zıt olacaktır. Sadece ölüme kadar olan süre olarak algıladığımız istikbal (gelecek) kavramını, ölümden sonrasını da içine alacak şekilde anlamak ve bu anlayışı gündelik yaşayışa geçirmek kulluk görevimizdir. 

 

Dünya ve âhiretten birisini ihmal etmek insanın mutsuzluk vesilesidir. İslâm dini, dünya ve âhiret hayatını bir bütün olarak değerlendirir. Âhiret hayatını ihmal etmeyi kabûl etmediği gibi, dünya hayatından kopuk ve dünyanın âhiretle ilgili belirleyici niteliğini göz ardı eden bir ruhanîliği de tasvip etmiyor.

 

Dünya ve âhiretin bütünlük içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini Kur’ân-ı Kerim ısrarla belirtiyor. ”Ey Rabbimiz bize hem dünyada hem de âhirette iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru.”8Allah’ın rızâsına uygun geçirilen bir ömrün akıbeti olan âhiret, iyi ve güzel olacaktır.

 

Haddi Aşmanın Zararları

 

Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Dinde aşırılıktan sakınınız. Çünkü sizden öncekiler dinde kendilerini zorlayarak aşırılığa gittikleri için helâk olmuşlardır.”9İslâm, ifrat (haddi aşma) ve tefrit (eksiltme ve kısaltma) yönünden haddi aşmayı yasaklamıştır.

 

Sözlükte ifrat söz ve fiillerde ileri gitmek, haddi aşmak; tefrit de gevşek ve ihmalkâr davranmak, çabuklukta çok geri kalmak, normalden aşağı olmak demektir. Her iki aşırı ucun ortası ise itidâldir. Denge, iki zıt ucun ortasında birleştiği yerdir. 

 

Kur’an ve Sünnette ifrat ve tefrit yasaklanmış, dengeli davranılması istenmiştir. Ayrıca pek çok âyette israf ve cimrilik yasaklanarak harcamalarda dengeli olmak emredilmektedir. İsraf, ifrat hâli; cimrilik ise tefrit hâlidir. Bu ikisinin ortası ise dengeli olmaktır. Denge ise, ifrat ve tefritlerden uzak yaşama demektir.

 

İfrat ve tefrit, aşırılık, makbul olmayan, dinimizin nazarında hoş karşılanmayan davranış biçimleridir. Makul olan itidal üzere orta yollu hareket etmektir. Çünkü Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Allah ve Rasûlü bir işe hüküm verdiği zaman inanmış bir kadın ve erkeğe o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Rasûlüne karşı gelirse apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.”10

 

Abdullah İbn Mes’ud (r.a.)’dan rivayetle, Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Taşkınlar, aşırı gidenler (ince eleyip sık dokuyanlar) helâk oldu.” Bunu Rasûlullah (s.a.s.) üç defa söyledi.11Müslümanlar İslâm’ın koymuş olduğu ölçülere uymalıdır, asla gevşek davranmamalı ve aşırıya gitmemelidir. “Allah sınırı (haddi) aşanları sevmez.”12

 

Enes b. Mâlik (r.a.) anlatıyor: “Üç kişi Rasûlullah (s.a.s.)’in hanımlarının evlerine geldi de Rasûlullah (s.a.s.)’in ibâdetinden soruyorlardı. Bunlara Rasûlullah (s.a.s.)’in ibâdeti haber verilince kendileri bu ibâdeti azımsadılar ve ‘Biz nerede, Rasûlullah (s.a.s.) nerede? Muhakkak ki Allah, Rasûlünün geçmiş olan ve gelecekte işlemesi muhtemel bulunan bütün günahlarını mağfiret etmiştir’ dediler. İçlerinden biri ‘Bana gelince, ben geceleri daima namaz kılacağım’ dedi. Diğeri de ‘Ben, her gün oruç tutacağım ve oruçsuz olmayacağım’ dedi. Üçüncüsü de ‘Ben de kadınlardan ayrı yaşayacağım, hiç evlenmeyeceğim’ dedi. Onlar bu sözleri söylerken Rasûlullah (s.a.s.) onların yanlarına çıkageldi de ‘Sizler şöyle şöyle söyleyen kimselersiniz. Dikkat edin! Allah’a yemin ederim ki, ben sizin Allah’tan en çok korkanınız ve en çok takvâlı olanınız bulunuyorum. Bununla beraber ben, oruç tutarım, oruçsuz da bulunurum. Nâfile namaz kılarım, (gecenin bir kısmında) uyurum. Kadınlarla da evlenirim (işte benim sünnetim, hayat yolum budur). Her kim benim sünnetimden (yaşam biçimimden) yüz çevirirse, o benden değildir” buyurdu.13

 

Hadiste de görüldüğü gibi aşırılık, haddi aşma yasaklanmıştır. Çünkü dünya ve âhiret hayatımıza zararı olmaktadır. İslâm, zorluğu değil kolaylığı getirmiştir. Dolayısıyla, zor olanı değil, doğru olanı yapmak esastır.

 

Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

 

“1. Dünya; yurdu olmayanın yurdudur.

 

2. O, malı olmayanın malıdır.

 

3. Akılsız kişi, sadece dünya için mal biriktirir.

 

4. Anlayıştan yoksun kişi, dünyevî zevk ve düşkünlüklerle vaktini geçirir.

 

5. İlimden yoksun kişiler,  dünya yüzünden birbirlerine düşman olurlar.

 

6. Özden yoksun kişiler, dünyadan dolayı birbirlerini kıskanırlar.

 

7. Sağlam, doğru ve kesin inancı olmayan kimse, yalnızca bu dünya için çalışır.14

 

Dünya-Âhiret Dengesi Nasıl Olmalı?

 

Yüce dinimiz İslâm, hayatımızın tamamını kuşatır. Rabbimizin emir ve yasakları, dünyada sırat-ı müstakime, âhirette ise cennete ulaşmamıza vesiledir. Buna rağmen bazen bizler, dünya meşgalesine dalar, dinimizin hayat veren ilkelerini göz ardı ederiz. Peygamberimizin rehberliğinden ve örnekliğinden uzaklaşır, İslam’ın hayatımıza anlam katan etkisini yavaş yavaş kaybederiz. Geçici olana meyleder, dünya-ahiret dengesini kaybeder, dünyevileşiriz.

 

Dinimiz, dünya işleri ile meşgul olurken âhiret hayatını unutmamayı tavsiye etmekte, ebedî olan âhiret hayatını kazanmanın yollarını göstermekte, dünya ve âhiret dengesini iyi bir şekilde kurmamızı önermektedir. Peygamberimizin şu hadis-i şerifleri, bu konuyu çok güzel açıklamaktadır: "Sizin hayırlınız, ne dünyasını ahireti için ne de ahiretini dünyası için terk edendir. Her ikisi için de çalışandır."15

 

Dünya, bizi âhirete götüren bir yoldur, bir köprüdür. Bu yolda asıl olan, dünyanın zevk-i sefasına aldanmadan helâl dairesi içerisinde iktifa edip haramlara bulaşmadan âhiretimizi kazanmaktır.“İyi bir mü’min hem dünya işlerine hem de âhiret işlerine önem veren kimsedir.”16

 

İnsanın gücü yettiğince çalışarak gerek kendisi gerekse ailesi ve çevresi için daha mutlu ve huzurlu bir ortam kurulmasına katkıda bulunması İslâm’da övgüye değer görülmüştür. Nitekim hangi duanın hayırlı olduğu şeklindeki bir soruya karşı Hz. Peygamber şu öğütte bulunmuştur: “Rabbinden hem dünyada hem de âhirette huzur ve afiyet/mutluluk iste.”17

 

Dinimiz İslâm, faydalı ve iyi olan her konuda çalışmayı, dünya hırsına kapılmadan, aşırıya kaçmadan mâkul ölçüler çerçevesinde dünya nimetlerinden faydalanmayı emretmektedir. Dünyasını mamur eden âhiretini de mamur eder.

 

Müslüman, hem dünya nimetlerinden helâl dairesinde istifade etmeli, olabildiğince dünya imkânlarını elde etmeli, bunun bir kısmıyla ihtiyac-ı zaruresini en güzel bir şekilde karşılamalı, diğer kısmıyla da insanlara faydalı olma çabasında olmalı; hem de Allah’ın emir ve yasaklarına riayet etme konusunda son derece hassas olmalıdır ki, iki dünya saadetini elde edebilsin.

 

Bu nedenle dünya ve âhirette mutlu ve huzurlu olmak istiyorsak İslâm’ın emir ve yasaklarına uymak zorundayız. Ne mutlu inanç, ibadet ve güzel ahlak sahibi olmaya özen gösterenlere!
 

 

Dipnot

 

1. Kıyame, 75/20-21

2. A’lâ, 87/17

3. Fatır, 35/5

4. Buhârî, Zekât 47

5. Kasas, 28/77

6. Ankebût, 29/64

7. Zilzâl, 99/7-8

8. Bakara 2/201

9. Nesâî,  Hacc,  217  (3044)

10. Ahzâb, 33/36

11.Müslim, İlim 7; Ebû Dâvud, Sünnet 6; İbn Mâce, Menâsık 63

12. Mâide, 5/87

13. Buhârî, Nikâh 1; Müslim Nikâh 1; Nesâî, Nikâh. 4

14. İbn Hacer el-Askalani, Erdem Yolcusuna Uyarılar,  s. 78

15. İsmail Mutlu, Cami’üs-Sağir, Terc. c. 2, s. 373, Hds. 2135

16. İbn Mâce, Ticarat 2

17. Tirmizi, Deavat 84

 

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                  

 

 

 

 

 

Yazar:
Süleyman GÜLEK
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul