05 Aralık 2021 - Pazar

Şu anda buradasınız: / Dünya Hayatına Aldanmak
Dünya Hayatına Aldanmak

Dünya Hayatına Aldanmak Süleyman GÜLEK

Rabbimiz Allah, dünya hayatının insanları aldatmaması, şeytanın insanları kandırmaması için bizleri birçok âyette uyarmaktadır: “Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve şeytan, Allah’ın affına güvendirerek sizi kandırmasın.”1 Dünya hayatının câzibeli görülen yaşantısının bizleri aldatmaması; câiz olmayan, helâl olmayan şeylerden sakınmamız, uzak durmamız, tenezzül etmememiz gerektiğini anlamalıyız. ‘Nasıl olsa işlediğimiz günahları Allah affeder’ düşüncesiyle, günah olan, haram olan işlere tevessül etmemeliyiz.

 Yüce Allah bizleri şöyle uyarıyor: “O halde gücünüz yettiği kadar Allah’tan korkun. (emirlerini) dinleyin, itaat edin.” 2 “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve herkes yarına (âhiret için) ne hazırladığına baksın. Allah’tan korkun, çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.”3 Demek ki, nasıl olsa Allah affeder diyerek günah işlemenin, ibadetleri ve  doğru olan işlerin terk edilmesinin yanlış bir düşünce olduğunu bilmeliyiz.

 Tabiî ki, bir mü’min olarak günah olan bir iş yapıldığı zaman yapılacak şey, ondan dolayı hemen tevbe etmektir. “Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar hâriç, zira Ben onları bağışlarım.” 4 “Allah’tan bağışlanma dile. Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.5 Burada anlamamız gereken şey, elimizden geldiği kadar günah olan hususlardan uzak durmalıyız. Buna rağmen günah işlendiğinde hemen tevbe ederek, neye tevbe ettiysek bir daha onu yapmamaya çalışmalıyız. Rabbimiz Allah şöyle buyuruyor: “Hayır, siz çarçabuk geçmekte olan (dünyayı) seviyorsunuz ve âhireti terk edip bırakıyorsunuz. 6

 Dünya hayatı çarçabuk geçiyor; günler, aylar, seneler geçerek insanın dünyada kalma süresi gittikçe azalıyor. Hz. Ali’nin (r.a.) buyurduğu gibi; “Dünya arkasını dönmüş gidiyor, âhiret ise (bize) yönelip gelmektedir.”7 Her an dünyadan ayrılmamız mümkün. Çünkü ölümün ne zaman, nerede geleceğini bilmiyoruz; her an ölüm gelebilir. Öldüğümüzde âhiret hayatı başlamış olacak, âhiret hayatı bize çok uzak değil; aksine çok yakın. Fakat bazı insanlara âhiret hayatı çok uzakmış gibi geliyor.

Âhirete inanmak insana sorumluluk duygusu kazandırır. Sorumluluk duygusu taşıyan bir insan söz ve davranışlarına dikkat eder. Allah’ın emirlerini yerine getirip, yasaklarından sakınma çabasında olur. Âhiret gününe inanmak, insanı bu dünyada karşılaştığı musibet ve belalar karşısında teselli eder ve üzüntüsünü azaltır. Âhirete inanmak insan için umut ve huzur kaynağıdır.

Dünya hayatına bu kadar çok bağlanmanın ve mutlu olunacak tek yer dünyaymış, bize huzur, saâdet, mutluluk verecek başka bir hayat yokmuş gibi bütün düşüncesini ve gayretini dünya zevklerine ayırmanın yanlışlığını Rabbimiz bildirmektedir: “Ama siz şu dünya hayatını tercih ediyorsunuz; oysa âhiret daha iyi ve daha kalıcıdır (devamlıdır)” 8 “Sakın kendilerini denemek için onlardan bir kesimi faydalandırdığımız dünya hayatının süsüne (malına, mülküne, servetine, makam ve mevkiye) gözlerini dikme (imrenme). Rabbinin rızkı hem daha hayırlı, hem de daha süreklidir.”9 “İnkâr edenlerin (refah içerisinde) diyar diyar gezip dolaşması sakın seni aldatmasın. 10

Tabiî ki, bu ve benzeri âyetlerdeki ikazlarla Hz. Peygamber (s.a.s.)’in şahsında bütün mü’minlere seslenilmektedir. Âyetin devamı da şöyledir: “Bu az bir geçimdir. Sonra gidecekleri yer cehennemdir, ne kötü bir yerdir orası! Fakat Rabbine karşı gelmekten sakınanlar için Allah tarafından bir ikram olarak zemininden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır. İyi kişiler için Allah katındaki (nimetler) daha hayırlıdır. 11

Mü’min kişinin zenginlik, fakirlik olayına bakış açısı âyet-i kerimede geçtiği gibi olmalıdır. Zengin, varlıklı insanların refah içinde yaşamalarının mü’min kişileri aldatmaması gerekir. Çünkü dünya yaşamı geçici bir imtihan yerinden ibarettir. Tabiî ki, mü’minler meşrû ve helâl yoldan imkânlarını artırabilirler, zengin olabilirler; fakat gayr-i İslâmî yaşantısı olanlarınki gibi ‘mal, mülk, servet, para gelsin de nereden gelirse gelsin; helâl, haram fark etmez’ diyenler gibi değil. Mü’minlerin ölçüsü İslâm’dır. Bir şey câiz ise yapmalı, değilse terk etmelidir.

“Allah dilediğine rızkı genişletir, yayar ve (dilediğine) daraltır da. Onlar ise dünya hayatı ile sevinip yetindiler, şımardılar. Halbuki dünya hayatı âhiret hayatının yanında basit, geçici bir faydalanmadan başka değildir.”12 “Biliniz ki mallarınız ve çocuklarınız (elinizdeki imkânlar) birer imtihan sebebidir. Büyük mükâfat Allah’ın katındadır.”13 Allah’ın nasip ettiği mallar, imkânlar imtihan gereğidir. Önemli olan bu imtihanı iyi anlamak ve kazanmak için elinden geleni yapmaktır.

Mala, Servete, Zevke, Dünya Câzibesine Aldanmak

Rabbimiz Allah Kur’ân-ı Kerim’de, Musa (a.s.) zamanında yaşamış azgın bir zengin olan Karun’u örnek vermektedir. Sözde Hz. Musa’ya iman etmişti. Fakat hırsı ve kıskançlığı yüzünden münafıklığa yeltendi. Firavun’un görevlisi olarak bulundu, Hz. Musa’ya karşı zâlimlik ve taşkınlık etti. Bir taraftan serveti ile, bir taraftan da ilmiyle övünüyor, şımarıyordu. Ne var ki sonunda ne ilmi ne de serveti ona fayda vermemiş; azgınlığı yüzünden helâk olup gitmiştir.14

Karun’un azgınlık, şımarıklık yaparak dünya yaşamına, zevkine aldanmasının sebebi, Allah’ın varlığını inkâr etmesi değil; kendisini Allah’tan bağımsız ayrı bir güç sanması, kendisinde olan güç ve imkânın, kendisinde olan bir üstünlükten kaynaklandığını, Allah’ın imtihan için verdiği imkânları imtihanın icabı değil, kendi gücünün bir eseri olarak görmesidir. Kasas Suresi’nin 81. ayetinde, “Sonunda Biz onu  (Karun’u) da sarayını da (kendisinin gücünden bildiği bütün her şeyini) yerin dibine geçirdik” buyrulmaktadır. İşte bu Karun olayı, bütün insanlara örnek bir olaydır.

Dünya Sevgisi

Yüce Allah şöyle buyurur: “Hayır, siz acele geçiveren şu dünyayı çok seviyorsunuz da âhireti bırakıyorsunuz! 15 Hayır, siz yaptığınız işlerin karşılıklarının acele, peşin verildiği şu dünyayı çok sevdiğiniz için karşılıkların veresiye olduğu öteki dünyayı bırakıyorsunuz, sevmiyorsunuz. Ama yeryüzünde her an imtihandan geçiyoruz. Hz. Peygamber şöyle buyurur:Dünya sevgisi her çeşit hatalı davranışın başıdır. Bir şeye karşı olan aşırı sevgin, seni kör ve sağır yapar.”16 Her hatânın kaynağı, başı dünya sevgisidir. Dünyayı çok aşırı sevdi mi insan, çok hatâlar yapıyor ve dünya sevgisinin maddî ve  manevî çok zararı oluyor.

Rasûlullah (s.a.s.) dedi ki: “Yakın bir zamanda milletler sizin (mü’minlerin) aleyhinize birleşecekler.” Bir kişi, “Biz o gün sayıca az mıyız?” dedi. Rasûlullah (s.a.s.) buyurdu ki: “Belki siz o gün sayıca çoksunuz. Fakat siz selin üzerinde taşıdığı çerçöp gibi dağınık olacaksınız (gücünüz az olacaktır). Allah düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!” “Zaaf da nedir?” diye sorudu. Rasûlullah (s.a.s.) “Dünya sevgisi ve ölüm korkusu” buyurdu. 17

Dünyanın Çekici Güzelliğine Kapılmamak

Mala, servete, makam ve mevkiye, zevke, dünya câzibesine aldanmayıp Allah’ın emrettiği şeyleri yapanları cennetle mükâfatlandıracağını Rabbimiz beyan ediyor. “İman edip sâlih amel işleyenler (iyi işler yapanlar), Rablerinin izni ile (ağaçları) altından ırmaklar akan cennetlere konulacaktır. Orada ebedî olarak kalacaklardır.”18 “Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunanlar (onların dışındadır); işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şeyle zulme uğratılmayacaklar.”19 “İşte size vadedilen bu cennet ki, o Allah’a yönelen, emirlerine riâyet eden (kimseler) içindir.” 20

Allah’a kulluk yapmayan, O’nun emir ve yasaklarına uymayan ve İslâm’ın hükümlerine karşı çıkanları Rabbimiz şöyle uyarıyor: “İşte bu size va’dedilen cehennemdir. Küfür ve inkârınız sebebiyle, yaptığınız kötülüklere karşılık bugün girin ateşe (cehenneme)”21 denilecektir. “Kıyâmet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz.”22 “Peygamberleri müjdeciler ve uyarıcılar olarak gönderdik ki, peygamberler geldikten sonra, insanların Allah’a karşı herhangi bir bahaneleri olmasın.”23 Bu gerçekleri Rabbimiz bizlere bildirmektedir. Dünyaya dalmamak, dünyaya aldanmamak esastır. Bize düşen bu fâni dünyanın geçici malına, mülküne, zevkine aldanmayıp Allah’a iyi kul olmaya çalışmaktır.

Dünya ve Âhiret Mutluluğu

Mutluluk, insanın içinde huzur ve sevinç duymasıdır. Başka bir ifadeyle, insanın kendini iyi hissetmesidir. Mutluluğu, mal-mülk, makam-mevki ve eğlencelerde arayanlar gerçek mutluluğa kavuşamazlar. Nice para, mevki, şan-şöhret sahiplerinin huzura eremediklerini, mutluluğa kavuşamadıklarını görmekteyiz. Sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise bir ibadetin ve iyi davranışların mükâfatıdır.

Gerçek mutluluk, huzur, iç neşesi ve rahatlık ise, sadece Allah'ın zikriyle, O’nun emir ve yasaklarına uymakla mümkündür. Kalpler ancak Allah’ı zikirle (Kur’an’la, O’nun emir ve yasaklarına uymakla) huzur bulur.” 24 Bu, Allah'ın Kur’an'da bize bildirdiği çok önemli bir sırdır. Dinimiz İslâm, ihlâs, doğruluk, şefkat, merhamet, sabır, şükür, tevbe,  takva, adalet, kanaat ve cömertlik gibi iyi davranışları, güzel ahlâk sahibi olunmasını istiyor; içki, kumar, zina,  eşcinsellik, ahlâksızlık, haksızlık, hırsızlık, kıskançlık, cimrilik, israf, gıybet, dedikodu, iftira ve yalan gibi kötü davranışları da yasaklıyor.

Yüce Allah’ın emir ve yasaklarına uymayanların dünya ve âhirette sıkıntılı, üzüntülü bir hayat yaşayacaklarını Kur’ân-ı Kerim bildirmektedir: “Kim de Benim zikrimden (Kur’an ve hükümlerimden) yüz çevirirse, (İslâm’a aykırı şeyler yaparsa) artık onun için  (dünya ve âhirette) sıkıntılı bir hayat vardır.”25 “Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmaktan ibarettir. (Asıl hayat, dünya hayatı değil) âhiret hayatı; işte asıl hayat odur. Keşke bilselerdi!” 26

Bu gerçeği bilenler; huzuru ve mutluluğu İslâm’a aykırı şeylerde değil İslâmî anlayış ve yaşayışta ararlar, onun gereği ne ise onu yaparlar ve böylece dünya ve âhirette mutlu ve huzurlu olurlar. “Kim Allah'a ve Rasûlüne itaat ederse ve Allah'tan korkup emirlerine uygun yaşarsa ‘kurtuluşa ve mutluluğa’ erenler bunlardır”27 buyruluyor. 

Hasan-ı Basrî  (rh.a) şöyle demiştir:

“Kalblerin bozulması altı şeydendir:

1. Tevbe ederim ümidiyle günah işlemek,

2. İlim tahsil ettiği halde amel etmemek,

3. Amel ettiği halde ihlâstan uzak olmak,

4. Allahu Teâlâ’nın verdiği rızkı yiyip şükretmemek,

5. Allah’ın yarattıkları arasında paylaştırdığı rızka râzı olmamak,

6. Ölüleri defnedip onlardan ibret almamak…”28

Ölüm acı bir gerçektir. Ölümden ibret ve öğüt almak çok önemlidir. Ölümün, nerede, nasıl geleceğini hiç kimse kesin olarak bilemez. Müslüman olarak bize düşen şey, ölüm gerçeğini bilmek ve her an ölüme hazırlıklı olmaya gayret etmektir. Çünkü dünya hayatı imtihan hayatıdır. Dolayısıyla dünyanın âhiretin tarlası olduğunu ve burada ne ekersek âhirette onu biçeceğimizi unutmayalım ve geçici olan dünya hayatına aldanıp  ahiret hayatımızı göz ardı etmeyelim. Rabbimizin Kur’an’da bize öğrettiği gibi duâ edelim: “Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik (huzur ve mutluluk) ver, âhirette de iyilik (mutluluk) ver.  Bizi cehennem azabından koru.”29 Kim Allah’a ve Rasûlüne itaat eder, İslâm’ın prensiplerine uygun yaşarsa, dünya ve âhirette huzur ve mutluğa kavuşur.

Dipnot

1. Lokman, 31/33

2. Teğâbün, 64/16

3. Haşr, 59/18

4. Bakara, 2/160

5. Nisâ, 4/106

6. Kıyâmet, 75/20-21

7. Buhârî, Rikak 4

8. A’lâ, 87/16-17

9. Tâhâ, 20/131

10. Âl-i İmrân, 3/196

11. Âl-i İmrân, 3/197-198

12. Ra’d, 13/26

13. Enfâl, 8/28

14. Kasas, 28/76-84

15. Kıyâme, 75/ 20-21

16. Ebû Dâvud, Edeb 125

17. Ebû Dâvud Melâhim 5

18. İbrahim, 14/23

19. Meryem, 19/60

20. Kaf, 50/32-33

21. Yâsin, 36/63-64

22. A’râf, 7/172

23. Nisâ, 4/165

24. Ra’d, 13/28

25. Taha, 20/124

26. Ankebût, 29/64

27. Nûr, 24/52

28. İbn Hacer, el-Askalânî, Erdem Yolcusuna Uyarılar, çev. Osman Arpaçukuru, s. 72

29. Bakara, 2/201

Yazar:
Süleyman GÜLEK
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul