05 Aralık 2021 - Pazar

Şu anda buradasınız: / RECEB VE ŞABAN AYLARINDAKİ ORUÇLAR NASIL VE KAÇ GÜNDÜR?
RECEB VE ŞABAN AYLARINDAKİ ORUÇLAR NASIL VE KAÇ GÜNDÜR?

RECEB VE ŞABAN AYLARINDAKİ ORUÇLAR NASIL VE KAÇ GÜNDÜR? Seyfulislam ÇAPANOĞLU

 

Bu konuya giriş yapmadan önce Receb ve Şaban ayı ile ilgili zikredilen ve bu aylar geldiğinde dilden dile dolaşan hadis diye aktarılan şu sözü zikredelim:

    قرأتُ عَلَى الأَبَرْقُوهيّ أَخْبَرَكُمْ أَحْمَدُ بْنُ مُطِيعٍ إِجَازَةً وَسَمَاعًا فِي غَالِبِ الظَّنِّ أَنَّهُ قَرَأَ عَلَيَّ الشَّيْخُ عَبْدُ الْقَادِرِ بْنُ أَبِي صَالِحٍ الْجَبَلِيُّ، أَنَا هِبَةُ اللَّهِ السَّقَطِيُّ، أَنَا أَبُو الْفَضْلِ جَعْفَرُ بْنُ يَحْيَى الْمَكِّيُّ، أنا الْحُسَيْنُ بْنُ عَبْدِ الْكَرِيمِ الْجَزَرِيُّ، أنا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَهْضَمٍ الْهَمْدَانِيُّ، أنا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ سَعِيدٍ الْبَصْرِيُّ، أنا أَبِي، أنا خَلَفُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الصَّنْعَانِيُّ، حُمَيْدٌ الطَّوِيلُ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ(ص): " رَجَبٌ شَهْرُ اللَّهِ، وَشَعْبَانُ شَهْرِي، وَرَمَضَانُ شَهْرُ أُمَّتِي

“…Enes’ten, dedi ki: Rasulullah (s.a.s) dedi ki: “Receb Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.” (İmam Zehebi, Tarihu’l-İslam (28/351) Tahkik Dr. Ömer Abdusselam Tedmuri 1. Bsm 1993/1413 Daru Kutubu’l-Arabi & Deylemi, Musnedu’l-Firdevs (2/274-5) Hdsno: 3276 & Acluni, Keşfu’l-Hafa (1/480) Hdsno: 1358 Tahkik: Şeyh Yusuf b. Mahmud el-Hac Ahmed 1. Bsm: 2001/1422) Mektebetu’l-İlmi’l-Hadis Suriye Dimeşk  Şeyh Yusuf Hadis için ‘daif=zayıf’ demiştir. & Acluni Keşfu’l-Hafa (2/444-5) Hdsno: 1358 çev. Mustafa Genç Beka y.  Acluni (rh.a) hadisin ardına şunları söylemiştir: Deylemi ve başkalarının Enes kanalıyla merfu olarak rivayet ettikleri bir hadistir. Ancak İbnu’l-Cevzi bunu “Mevzuat”ında pek çok tarikle zikretmiştir. Hafız İbni Hacer de Tebyunu’l-Aceb fi ma Vereade fi Receb isimli eserinde bu tarikle yer vermektedir. Ebu’ş-Şeyh’in Ebu Hureyre ve Ebu Said el-Hudri radıyallahu anhuma’dan merfu olarak aktardığı ise, “Şüphesiz Ramazan ayı ümmetimin ayıdır…” lafzıyla gelmiştir. Nitekim ileride Şa’ban’a dair rivayette bu hadis geçecektir.& İbni Cevzi Kitabu’l-Mevduat (2/ 436) K. Salat Bab: 51 hdsno: 1008 & İbni Hacer Tebyunu’l-Aceb (40-1) Tahkik: Tarık b Avdullah es-Sedara’mi, Muessesetu Kurtubi & Şevkani el-Fevaid (sf/ 283) Oruç Kitabı Hdsno: 38 “Bu uydurmadır. İsnadında Ebu Bekr İbnu’l-Hasen en-Nakkaş vardır, o suçlanmıştır. El-Kissai ise “meçhul”olan bir kimsedir. es-Suyuti bunu, Ebu Said el-Hudri’den rivayet etmiştir.” çev: Mehmet Emin Akın Medarik y. & İmam Suyuti el-Lealiu’l-Masnua fi’l-Ehadisu’l-Mevdua (2/97)  Ebu Said el-Hudri’den & Derviş el-Hut Esna’l-Metalib (sf/151)Hdsno: 702 Derviş el-Hut bu hadis için “Zayıftır. İbn Receb ve başkalarının da dediği gibi Receb hakkında sahih hadis yoktur”demiştir & Abdulhay b. Muhammed el-Halim el-Leknevi Asaru’l-Merfua fi’l-Ahbari’l-Mevdua (sf/62-3)  Reğaib namazı ile ilgili hadis. Leknevi (rh.a) şunu kaydetmiştir: “Bu hadis mevdudur.” & Sehavi el-Makasıdu’l-Hasene (sf/ 262) Hdsno: 508 &  Aliyu’l-Kari Esraru’l-Merfua (sf/438) 17. Fasıl & İbnu’l Cevzi, Uydurma Hadisleri Tanıma Yolları (sf/ 2454-6) Hdsno: 168 &  Abdulkadir Geylani’nin (rh.a) Kendi İsnadıyla Rivayet Ettiği Hadisler (sf/23) hdsno: 5 Mercan y & Abdulkadir Geylani el-Ğunye (sf/511) Receb Ayının Fazileti Bölümü, Muallim y.& İbn Asakir Mucemu’ş-Şuyuh (1/186) 210. Bab. İbn Asakir (rh.a) hadis için der ki: “İsnadı cidden ğaribdir. İsnadında birden çok meçhul ravi vardır.” 1.bsm. 2000/1421 Daru’l-Beşair)

İmam Zehebi (rh.a) bu hadisi zikrettikten sonra hadis ile ilgili olarak şunları söylemiştir:

“Hadis mevdu (= yani uydurma)dır. İbn Cehdem rivayetinden başka bir rivayetle bilinmiyor. (İmam Zehebi, Tarihu’l-İslam (28/351) Daru Kutubu’l-Arabi)

İmam Zehebi’nin (rh.a) bu hükmüne ulemanın çoğunluğu katılmış ve bu hadisi uydurulmuş olarak kabul etmişlerdir. İbnu’l Cevzi, İbn Hacer vb. gibi. Ama bazıları da zayıf kaydıyla rivayet etmişlerdir. Tercih ulemanın çoğunluğunun tercihi olmalıdır. Çünkü hadiste meçhul raviler bulunmaktadır. Zaten Receb ayına hürmet, ayette ifade edildiği üzere olmalı; çünkü o haram aylardan biridir. Tevbe Sûresi 36. ayette baktığımızda, Allah (c.c) zamanı 12 ay olarak takdir edip yarattığını ve bu ayların dördünü haram ay olarak belirlediğini ifade etmektedir. Sünnet de bu ayların isimlerini bize belirlemiştir.

Bu aya nasıl ki Kur’an’ın ifadesi ile hürmet etmemiz gerekiyorsa; onda yerine getirilmesi gerekli olan ibadetleri de Allah (c.c) ve O’nun Rasulü (s.a.s) belirler ve ümmete uygular. Halkın arasında bu ayın tamamını oruçlu geçirerek Şaban ayının da tamamını oruçlu geçirip Ramazan ayında farz olan orucu yerine getirerek, tam üç ay boyunca oruçlu geçirmek yaygın bir hal almış; hatta bazılarınca bu, takvanın ölçüsü olarak görülmüştür. Peki durum böyle midir? Bu konudaki gelen hadisleri inceleyelim:

...İbn Abbâs (r.a) şöyle demiştir: “Peygamber (s.a.s) Ramazân’dan başka asla bir ayı kamilen oruç tutmadı. (Diğer aylarda) oruç tutardı; bir hâlde ki, onu gören ‘Hayır, vallahi Peygamber (bu ay) iftar etmiyor’ der idi. Yine Peygamber bir ay içinde oruçsuz olurdu ki onu gören ‘Hayır, vallâhî Peygamber (bu ay hiç) oruç tutmuyor’ der idi. (Buhari (4/1837) K. Savm Bab: 52 hdsno: 79)

İmam Buhari (rh.a) bu hadisten önce, Aişe (r.a) annemizden nakledilen Şaban ayındaki oruca dair hadisi verdikten sonra bu hadisi zikretmiştir. Çünkü Aişe (r.a) hadisinde “Şa’ban ayının çoğunda oruç tutardı” ifadesi yer almıştır. O zaman İbn Abbas (r.a) hadisinde delalet ettiği üzere, Ramazan ayının dışında Rasulullah (s.a.s) tam olarak bir ayı oruçlu geçirmemiştir, manası anlaşılır. Buna değineceğiz inşâllah.

Müslim’in (rh.a) Sahihinde İbn Abbas (r.a) şu hadisi zikretmiştir:

    ...Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki:) Bize Abdullah b. Nümeyr rivayet etti. Bize İbni Nümeyr de rivayet etti. (Dedi ki:) Bize babam rivayet etti. (Dedi ki:) Bize Osman b. Hâkim e1-Ensâri rivayet etti. (Dedi ki:) “Saîd b. Cübeyr'e Receb orucunu sordum. Biz o zaman Receb ayında bulunuyorduk. Şu cevâbı verdi :

‘Ben, İbn Abbâs (r.a)'yı şunları söylerken işittim: ‘Rasulullah (s.a.s) (bazen) biz ‘Bu artık orucu bırakmaz’ deyinceye kadar oruç tutar bazen de ‘Bu artık oruç tutmaz’ deyinceye kadar orucu terk ederdi.” (Müslim (6/211) K. Siyam Bab: 34 Hdsno: 179 )

 

Bu hadisin şerhinde İmam Nevevi’nin (rh.a) şu sözlerine kulak verelim:

Nevevî diyor ki: “Hadisin zahirinden anlaşıldığına göre Saîd b. Cübeyr'in bu sözünden muradı, Receb ayında oruç tutmak yasak edilmediği gibi mendub da olmadığına istidlaldir. Ona göre Receb ayı sâir aylar hükmündedir. O ayda oruç tutmak ne yasak edilmiş ne de mendûb kılınmıştır. Yalnız orucun aslı mendûb bir ibâdettir. Ama Ebû Dâvud'un Süneninde, Rasulullah (s.a.s)'in haram aylarda oruç tutmaya teşvik buyurduğu rivayet olunmuştur. Receb de o aylardan biridir.” (Müslim Terceme ve Şerhi (6/212)  Ahmed Davudoğlu, Sönmez Neşriyat)

İmam Nevevi (rh.a) sözlerinden anlaşılan, Receb ayında oruç tutmanın caiz olduğudur; lakin sünnet-i müekked veya sünneti gayri müekked olarak algılanmaz. Yani Receb ayında oruç tutmak isteyen kişi, diğer aylardaki gibi pazartesi ve perşembe günleri veya ayın en parlak günleri olan 13-14-15. günleri veya her aydan 3 gün oruç tutma ile iligili gelen hadislerden hareketle oruç tutabilir. Bu günlerde oruç tutmak  toplamda ayın 14 gününü oruçlu geçirmek demektir. Bu da Rasulullah’ın (s.a.s) övdüğü Davud (a.s) orucuna denk gelmektedir. Eğer ay 29 gün olursa yarısı oruçlu geçirilmiş olunur.

Bir de Receb ayının tamamında oruç tutan kişiler, bu konudaki bazı zayıf hadislere tutunmaktadırlar. Yalnız sahih hadislerin genel manasını destekleyen İbn Abbas’tan (r.a) gelen şu zayıf hadisi nasıl değerlendiriyorlar? Hadis şöyledir:

 

أَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرٍ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ السُّكَّرِيُّ، أَخْبَرَنَا أَبُو إِسْحَاقَ إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ الدَّيْبُلِيُّ بِمَكَّةَ، قَالَ: حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ زَيْدٍ الصَّائِغُ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ عَطَاءٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ عَبْدِ الْحَمِيدِ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، " أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ(ص) نَهَى عَنْ صَوْمِ رَجَبٍ كُلِّهِ ".

 

“…İbn Abbas’ın bildirdiğine göre Rasulullah (s.a.s) Receb ayının tümünü oruçlu geçirmeyi yasaklamıştır.”(Beyhaki Külliyatı, Vakitlerin Fazileti (4/484) hdsno: 15 çev: Hasan Yıldız Ocak y. & Beyhaki, Şuabu’l-İman (5/347-8)  Hdsno: 3533 Tahkik ve tahriç: Dr. Abdulaliy Abdulhamid Hamir, hadis için “İsnadı zayıf” demiştir. & Taberani, Mucemu’l-Kebir (10/ 288) Hdsno:10681 & İbn Hacer el-Askalani, Tebyunu’l-Aceb (sf/68) Muessesetu Kurtuba & İbn Mace (5/8) K. Sıyam Bab: 43 Hdsno: 1743 & et-Tartuşi, Kitabu’l-Havadis vel’-Bida’(sf/140) 4. Bsm. 1427 Suud & el-Cevrakani el-Ebatil ve’l-Menakir ve’s-Sahih ve’l-Meşahir (273)K. Savm Bab: 4 hdsno: 493 “Bu hadis batıldır” demiştir.)

Bu hadisteki zayıflık Davud b. Ata’dan kaynaklanmaktadır. İmam Beyhaki, Nesai, İbn Hacer gibi alimler bunu zayıf görmüşlerdir. Diğer ulema, bu şahıs hakkında ‘munkeru’l hadis’ olduğunu söylemişlerdir. Eğer bu hadis ile amel edilecek olursa Receb ayının tamamını oruçlu geçirmek yasaklanmış bir şeydir. Bu konuda İbn Abbas (r.a)’dan şöyle bir haber nakledilmektedir:

“Ata (b. Ebi Rebah) der ki: ‘İbni Abbas sonunda bayram edinilmesin diye Receb ayının tümünü oruçlu geçirmeyi yasaklardı.’”(Abdurrezzak, Musannef (4/225) K. Sıyam Bab: 50 Hdsno: 7884 İsnadı sahihtir.)

Bu fetva, yukarıdaki hadisle de uyum içerisindedir. İmam Beyhaki, bu rivayeti verdikten sonra şunları kaydetmiştir:

“Eğer rivayet sahih ise bu, tenzihen mekruh olarak görülmüştür.

Buradaki anlam, Şafii’nin el-Kadim’de ‘Kişinin Ramazan ayının tümünü oruçlu geçirmesi gibi diğer aylardan birinin tamamını oruca tahsis etmesini kerih görmekteyim’ dediği gibidir. Şafii bir sonraki hadisi de buna delil göstermiştir:

Müminlerin annesi Hz. Aişe der ki: ‘Hz. Peygamber (s.a.s) bazen peş peşe öyle oruç tutardı ki, artık hiç ara vermeyecek, diye düşünürdük. Bazen de oruca öyle ara verirdi ki, artık hiç tutmayacak, diye düşünürdük. Rasulullah’ın (s.a.s) Ramazan ayı dışında bir ayı tamamıyla oruçlu geçirdiğini görmüş değilim. Ramazan ayı dışında da en fazla Şaban ayında oruç tutardı.’

Şafii der ki: ‘Bu şekilde kişinin bazı günleri oruca tahsis etmesi de mekruhtur. Bunu mekruh olarak görmem, bunu bilmeyen birinin bu günlerde oruç tutmanın vacib olduğunu düşünmesi açısındandır. Ancak kişinin bazı günlerde oruç tutası iyidir.’

Daha sonra Şafii şöyle demiştir: ‘Kişinin bazı günleri oruca tahsis etmesi iyi bir şeydir. Çünkü genel olarak Müslümanlar arasında bilinmektedir ki, Ramazan orucu dışında farz oruç yoktur. Bu şekilde böylesi bir orucun mekruh olması ortadan kalmaktadır. Doğrusunu da Allah bilir.’” (Beyhaki Külliyatı (4/484-5) çev: Hasan Yıldız. Ocak y)

Bu konuda İmam Ebu Bekr Muhammed b. el-Velid et-Tartuşi (rh.a) kitabında şu iki hadise yer vermiştir:

“Ebu Bekir’den: O, ehlinin yanına girdiğinde onlar Receb (ayı için de oruç tutmak) için hazırlanıyorlardı. Bunun üzerine dedi ki: ‘Bu nedir?’ Dediler ki: ‘Receb (ayı)dir. Biz onda oruç tutacağız.’ Akabinde (Ebu Bekir) dedi ki: ‘Siz Receb (ayını) Ramazan (ayı) gibi mi yapacaksınız?’”

el-Fakihi “Kitab-ı Mekke”de Hariş b. el-Hur isnadıyla rivayet ederek dedi ki: “Ömer b. Hattab’ı (r.a) Receb ayında insanların ellerine ve  avuçlarına  vururken gördüm; ta ki onlar ellerini yemeğe uzatıncaya kadar ve akabinde dedi ki: ‘Yiyiniz! Şüphesiz ki Receb (ayına) cahiliyye ehli ta’zim ederdi.’”(et-Tartuşi Kitabu’l-Havadis vel’-Bida’(sf/140) 4. Bsm 1427 Daru İbn Cevzi Suud & Ayrıca Elbani İrvau’l-Ğalil (4/113) Hdsno: 957) Şu şekilde: Ahmed (b. Hanbel) Hiraşe b. el-Hur’den rivayet ederek dedi ki: “Ömer b. Hattab’ın el-Mutereccebeynin (yani Receb ayında oruç tutanların) ta ki ellerini yemeğe uzatıncaya kadar avuçlarına vurduğunu gördüm ve dedi ki: ‘Yiyiniz! Ancak bu aya cahiliyyede ta’zim edilirdi.’” İsnadının sahih olduğunu Elbani söylemiştir. & İbn Hacer el-Askalani, Tebyunu’l-Aceb (sf/70) Muessesetu Kurtuba, Sid b.Mansur’un Suneninden)

İbn Kayyım (rh.a) “Zadu’l-Mead” adlı eserinde bu konu ile ilgili olarak şunları söylemektedir:

Efendimiz (s.a.s) bazılarının yaptığı gibi peş peşe üç aylar orucu tutmamıştır. Tam olarak Receb ayında tutmamıştır. Hatta İbn Mace’nin rivayetine göre üç ayları tutmayı bile yasaklamıştı bile…(İbn Kayyim, Zadu’l-Mead (2/650) çev: Muzaffer Can, Cantaş y)

Bu konuda yukarıda, İmam Beyhaki (rh.a) Vakitlerin Fazileti adlı eserinde İmam Şafii’nin (rh.a) delil getirdiği Aişe (r.a) annemizin hadisini zikredelim:

...Âişe (r.a) şöyle demiştir: “Rasulullah (s.a.s) -bâzı aylarda çok- oruç tutardı. Hattâ biz onu (bu ayda) hiç iftar etmiyor sanırdık. (Bâzı aylarda da o kadar çok) iftar ederdi ki, biz onu hiç nafile oruç tutmuyor sanırdık. Ben Rasulullah'ın Ramazân’dan başka bir ayın orucunu tamamladığını görmedim. Şa'bân ayındaki kadar da kendisinde çok oruçlu olduğu bir ay görmedim.(Buhari (4/1835) K. Savm Bab: 51 Hdsno: 77)

İmam Bedreddin el-Ayni (rh.a) bu hadisin şerhi sadedinde şunları söylemektedir:

“Rasulullah’ın (s.a.s) Ramazan dışında bir ayın orucunu istikmal (tamamını tutuğunu) ettiğini görmedim”  Bu onun (s.a.s) Ramazan haricinde bir ayı tamamen oruçlu geçirmediğine delildir (Bedreddin el-Ayni, Umdedut’l-Kari (11/118) 2. Bsm.2009/1419 Daru Kutubu’l-İlmiyye, Beyrut/Lübnan)

Müslim’in (rh.a) Sahihinde ise şöyle kaydedilmiştir:

“…Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Amru'n-Nâkıd, hep birden İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Ebû Bekir (Dedi ki:) Bize Süfyân b. Uyeyne İbni Ebî Lebîd'den, o da Ebû Seleme'den naklen rivayet etti: Ebû Seleme şöyle demiş: ‘Âişe  (r.a)'ya Resûlullah (s.a.s) 'in orucunu sordum da şunları söyledi:

‘Peygamber (s.a.s) o kadar çok oruç tutardı ki biz, artık hep oruç tutacak, derdik. (Bazen) orucu o kadar bırakırdı ki, artık hiç tutmayacak, derdik. Ben onun hiçbir ayda Şaban ayındakinden daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Şaban ayını bütün tutardı. Onda orucu pek az bırakırdı.’’”(Muslim (6/207) K. Siyam Bab: 34 hdsno: 176)

Bu hadisle ilgili açıklamayı vermeden evvel Ümmü Seleme annemizin şu hadisini verelim:

“…Ummu Seleme (r.a)’dan rivayet edilmiştir. Dedi ki: ‘Rasulullah (s.a.s)’ın peş peşe iki ay oruç tutuğunu görmedim. Ancak Şaban ve Ramazan’ı tutardı.’(Tirmizi, Sunen (2/45) Oruç Babları Bab: 36 Hdsno: 733. Hasendir.)

İmam Tirmizi, bu hadisten sonra Müslim rivayetinin aynısını rivayet etmiş, bu hadiste geçen kelimelerin şerhi sadedinde de şunları kaydetmiştir:

“İbn Mubarek’ten bu hadis hakkında şöyle dediği rivayet edildi: ‘Bu, yani ayın çoğunu oruç tuttuğu vakit bütün ay oruç tuttuğunu  söylemek, Arab lisanında caiz olan bir tabirdir. Nitekim ‘Falan, bütün geceyi ihya etti’ denilir. Belki o, akşam yemeğini yemiş ve şahsına ait bazı işlerle de meşgul olmuştur.’ Anlaşılan  İbnu’l-Mubarek, her iki hadisin müttefik olduğu görüşündedir. Bu hadisten ancak Rasul-i Ekrem’in ayın çoğunu oruç tuttuğu manasının kasdedildiğini söylüyor.”(Sünen-i Tirmizi Tercemesi (2/45) çev: Osman Zeki Mollamehmetoğlu, Yunus Emre y)

Muhammed b. Salih ed-Dimeşki (rh.a), İbn Mubarek’in (rh.a) sözünü verdikten sonra Aişe (r.a) hadisi ile ilgili olarak şunları kaydetmiştir:

“Sonuç olarak şu söylenebilinir: Birinci rivayet, ikincisini açıklamakta ve onun umumunu tahsis etmektedir. Dolayısıyla ‘ayın tamamı’ derken kastedilen ekseriyetidir. Bu, pek az kullanılan bir mecaz türüdür. Ancak Tîbî bu açıklamayı zayıf bularak demiştir ki: ‘Hadis şu manaya yorulmalıdır: Allah Rasulu (s.a.s) bazen Şaban ayının tamamını bazen de büyük kısmını oruçlu geçirirdi ki, Ramazan ayı gibi Şaban ayının da tamamında oruç tutmanın farz olduğu zannedilmesin.’

İbnu’l-Munir ise şöyle der: ‘Burada ya Aişe’nin sözü mübalağaya yorulur ki, bu durumda maksat ‘ayın ekseriyeti’ demektir ya da iki hadisin arası şöyle uzlaştırılır: Aişe’nin ikinci sözü birincisinden sonra söylenmiştir. Buna göre Aişe (r.a), Rasulullah’ın (s.a.s) evvel emirde Şaban’ın çoğunu oruçlu geçirdiği, ikinci hadiste ise onun (s.a.s) son olarak Şaban ayının tamamını oruçlu geçirdiğini bildirmiştir.’

Hafız (İbn Hacer) der ki: ‘Bunun zorlama bir yorum olduğu açıktır. Doğru olanı birinci görüştür.’” (Muhammed b. Salih ed-Dimeşki, Peygamber Kulliyatı (8/445) çev: Adem Yerinde vdğ. Ocak y.)

Hadisten anlaşılan, Rasulullah’ın (s.a.s) Şaban ayının çoğunu oruçlu olarak geçirdiğidir. Ama Şaban ayının hepsini oruçlu geçirdiğine dair yapılan şerhleri imam Ayni ve imam İbn Hacer red etmiştirler. Bir de Şaban ayı ile ilgili hadislerden hareketle iki kerih nokta vardır: Birincisi Rasulullah (s.a.s) Şaban’ın yarısından sonra oruç tutmayı yasaklaması; diğeri, bir iki gün önceden oruç tutarak Ramazan ayının karşılanmasını yasaklamasıdır. Bu konuda şu hadisi zikredelim:

“...Abdulaziz b. Muhammed şöyle demiştir: Abbâd b. Kesîr, Medine'ye gelip Alâ (b. Abdurrahman)'nın meclisine gitti. Alâ'nın elini tutup ayağa kaldırdı ve ‘Şüphesiz şu şahıs, babası vasıtasıyla Ebu Hureyre (r.a.)'den, Rasûlullah (s.a.s)'ın Şaban ayı yarılanınca oruç tutmayınız’ buyurduğunu haber veriyor.’” (Ebu Davud (9/165) K. Siyam Bab:12 hdsno: 2337)

Bu hadisin şerhinde şunlar ifade edilmiştir:

“Şâfiîlerin büyük çoğunluğu, hadisin zahirini ele alarak her zamanki âdetine rastlamıyorsa, Şaban’ın ikinci yarısında oruç tutmanın mekruh olduğuna hükmetmişlerdir. Eğer Şaban’ın ilk yarısında da oruç tutmuşsa yine kerahetten kurtulur. Şafiî âlimlerinden Rûyânî ‘Ramazan’dan bir-iki gün önce oruca başlamaya haram, sadece Şaban’ın ikinci yarısında oruç tutmaya’ ise, mekruh der.

Cumhur-i ulemaya göre ise, âdetine rastlamasa ve Şaban’ın ilk yarısına eklemese bile Şaban’ın ikinci yarısında nafile oruç tutmak mübahtır. Sadece şek gününün orucu mekruhtur.

Bunlar, üzerinde durduğumuz hadisin zayıf olduğunu ve Rasûlullah (s.a.s)'in Şaban’ı Ramazan’a uladığını bildiren hadise ters düştüğünü söylerler. (Ebu Davud Terceme Şerhi (9/166) H. Kayapınar & N. Yeniel, Şamil y.)

    İmam Tahavi (rh.a) “Şerhu Meani’l-Asar” adlı eserinde, Şaban’ın yarısında oruç tutmayı mekruh görenlerin usullerini şöyle açıklamaktadır:

    “Buna göre Rasulullah (s.a.s)’in yaptığını onun için mübah olan bir fiil olarak değerlendirmeli, onun yasakladığını da başkası için yasak olarak değerlendirmelidir. Bu şekilde, bu hususta ondan başkasının hükmü, kendisinin hükmünden farklı olur. Böylelikle, her iki anlamdaki hadisler sahih olur (doğru anlaşılmış olur) ve birbirleriyle çelişmez.” (İmam Tahavi, Şerhu Meani’l-Asar (3/460) çev: M Beşir Eryarsoy, Kitabi y.)

    Yine İmam Tahavi (rh.a) aynı eserde şunları kaydetmektedir:

    “Rasulullah (s.a.s)’in ‘Bunun, sizden birinizin oruç tutmakta olduğu bir güne denk gelmesi hali müstesnadır. O gün oruç tutsun’ sözü, birinci görüş sahiplerinin dediklerinin reddedileceğine ve Şaban ayının yarısından sonra Ramazan ayına kadar olan süreçte oruç tutma hükmünün, senenin diğer zamanlarında orucun mübah olduğu gibi aynı hükümde olduğuna delildir.

    Sözünü ettiğimiz bu hususun sabit olması, Rasulullah (s.a.s)’in bu bölümün baş tarafında zikretmiş olduğumuz Ebu Hureyre (r.a) hadisinde yer alan yasağının, ancak Ramazan ayında oruç tutacak olanlara karşı bir şefkatten ileri geldiğine, bunun dışında bir başka maksadın gözetilmediğine delildir.

    Biz de aynı şekilde Ramazan’ın yaklaştığı günlerde oruç tutan kimseye, eğer Ramazan orucunu tutmasına engel teşkil edecek şekilde zayıflatacaksa, Ramazan orucuna başlayıncaya kadar oruç tutmamasını emrederiz. Çünkü Ramazan orucunu tutmak, tutmakla yükümlü olmadığı bir başka oruç tutmaktan daha önceliklidir.” (İmam Tahavi, Şerhu Meani’l-Asar (3/464) çev: M Beşir Eryarsoy, Kitabi y.)

    İmam Tahavi’nin (rh.a) sözünden anlaşılan mana şudur ki, Şaban ayının yarısından sonra oruç tutmakta da bir kerahiyet yoktur. Doğru olan da budur. Çünkü Rasulullah (s.a.s) Davud (a.s) orucunu övmüştür. Davud (a.s) bir gün oruçlu bir gün oruçsuz olarak hayatını geçirmiştir. Esasen bu hadis, Receb ve Şaban ayında tutulacak oruçlarda çözüm yoludur. Şimdi bu hadisi de zikredelim:

    

...İbn Cureyc şöyle demiştir: Ben Atâ'dan işittim; ona da Mekkeli meşhur şâir Ebu'l-Abbâs es-Sâib haber vermiştir ki, kendisi Abdullah ibn Amr (r.a)'dan işitmiştir. Abdullah şöyle diyordu: “Peygambere (s.a.s) benim arka arkaya oruç tutar ve geceleyin namaz kılar olduğum haberi ulaşmış. Bundan ötürü ya bana haberci yolladı yâhut da ben kendisine kavuşunca bana ‘Senin ara vermeden oruç tutar olduğun ve uyumayarak namaz kılar olduğun bana haber verilmedi mi? Oruç tut, iftar et; namaz kıl ve uyu! Çünkü senin üzerinde iki gözün için bir pay vardır. Ve çünkü senin üzerinde nefsin ve ehlin için de birer pay vardır’ buyurdu.”

Abdullah:

- Ben bu ibâdet için elbette kuvvetliyimdir, dedi.

Rasûlullah:

- Öyleyse sen, Dâvûd aleyhi's-selâm orucu tut, buyurdu.

- Dâvûd Peygamber'in orucu nasıldır? dedi.

Rasûlullah:

- Dâvûd bir gün oruç tutar, bir gün tutmaz idi. Ve o düşmanla karşılaştığı zaman kaçmazdı, buyurdu.

Abdullah:

- Ey Allah'ın Peygamberi! Bu düşmandan kaçmamak hasletini bana kim te'mîn eder? dedi.

(Peygamber “O bir ilâhî ihsandır” buyurdu.) Râvî Atâ ibn Ebî Rebâh şöyle dedi: “Ben bu kıssada ebed orucunu nasıl zikrettiğini bilmiyorum. Ancak ben râvînin şöyle dediğini ezberimde tutuyorum: Peygamber (s.a.s) iki kere ‘Dâima oruç tutan kimse, oruç tutmamıştır’ buyurdu.” (Buhari (4/1843) K. Savm Bab: 56 Hdsno: 85)

Bu hadis, Şaban ayında Davud (a.s) orucunu tutan kişinin sonlarda da oruç tutacağına delildir. Ama böyle bir oruç tutmayanlar için Ramazan ayına 2 gün kala orucun bırakılması gereklidir.

Sonuç olarak Rasulullah (s.a.s) Receb ayının tamamında bir oruç tutmamıştır. Dolayısıyla Receb ve Şaban ayının tamamında bir oruç olmamış ise Rasulullah (s.a.s)’in üç aylar diye bıraktığı bir oruç sünneti yoktur. İmam Nevevi’nin (rh.a) dediği gibi Receb ayında da diğer aylardaki gibi oruçlar tutulabilir. Bu da daha önce de ifade ettiğimiz gibi 14 güne tekabül eden bir sayıdır.

Şaban ayı hakkında iki görüş olduğu, birinci görüşe göre Ramazan’la birleştirildiği ifade edilmiştir. Ama  öncelenmesi gereken görüş, Şaban ayının çoğunda Rasulullah (s.a.s)’in oruç tuttuğudur. Bu, Rasulullah (s.a.s)’in sünnetidir. Birinci görüşü ele alıp onunla amel etmeyi gündeme getirsek bile Rasulullah (s.a.s)’in Şaban ve Ramazan ayını birleştirdiği ortaya çıkar. Bu da Receb ayının tamamında bir orucun olmadığını da ispatlar. Yani üç aylar diye bir orucun sünnette yer almadığını, bu aktarılanlar ışığında söyleyebiliriz.

 

 

 

Yazar:
Seyfulislam ÇAPANOĞLU
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul