05 Aralık 2021 - Pazar

Şu anda buradasınız: / KUR'AN'DA MÜBAREK KAVRAMI
KUR'AN'DA MÜBAREK KAVRAMI

KUR'AN'DA MÜBAREK KAVRAMI Hüseyin Kerim ECE

 

-Mübarek ve türevleri

Kur’an’da değer ifade eden kelimelerden biri de mübarek” kelimesidir. Bazı nesnelerin mübârek kılındığı belirtildiği gibi bazı yerler için de “mübârek” (ilâhî bereket, hayır ve feyze sahip) ve “mukaddes” (mânevî kirlerden arınmış, mübârek) sıfatları kullanılmaktadır. 

Bunun aslı da “be-ra-ke” fiilidir. Berake ve onun masdarı “bürûk” sözlükte; (deve) çökmek, (deve) göğsünü yere koymak, yerleşmek, sabit olmak, devam etmek, sebat etmek gibi anlamlara gelir. 

Buradan hareketle “iyi ve hoş karşılanan bir şeyin süreklilik arzedişine” bereket denilmiştir. 

Söz konusu şey maddî ise mevcudiyetini sürdürmek yani tükenmemek anlamında bolluk, mânevî ise yine aynı anlamda saadet kelimeleriyle ifade edilmiştir.” (Tümer, G. TDV İslâm Ansiklopedisi, 5/489)

“Bârake”; bereket, bolluk için dua etmek, razı olmak, bir işte devam etmek, sebat etmek , bereketli ve mübarek kılmak, bereket vermek demektir. Bunun masdarı “mübarek”, kendisinde ilâhi hayrın bulunduğu şey anlamına gelir. 

Aynı kökten gelen “tebârake”; ulu ve yüce olmak, münezzeh ve aziz olmak demektir ki, Allah hakkında kullanılır. Allah için “Tebârake ve Teâlâ” denir.

Tıpkı şu tesbih ifadelerinde geçtiği gibi:

Sübhâneke’llâhümme ve bi hamdike ve Tebârake’smüke ve teâlâ ceddüke ve lâ ilâhe ğayrüke- Allah'ım! Sen eksik sıfatlardan pak ve uzaksın. Seni daima böyle tenzih eder ve överim. Senin adın mübarektir. Varlığın her şeyden üstündür. Senden başka ilah yoktur.”  

“Teberrük”, hayır ve bereket ummak, 

“Tebrîk” birine bereket ve hayır duasında bulunmak, “bârakallah” demektir.

Bereket; bolluk, fazlalaşma, mutluluk, bir şeyin artıp çoğalması, ilâhi hayrın bir yerde sabit ve devamlı olması demektir. (Cevherî, es-Sihah Tâcu’l-Lüğa, 4/347-348. İbni Manzur, Lisânu’l-Arab, 2./70-72. Isfehânî, R. el-Müfredât; s: 58)

“Berake” fiili ve ondan türeyen kelimeler Kur’an’da 29 âyette yer almaktadır.

Bunlardan “Tebârake” Allah’ın yüceliğini ve bereketin kaynağı oluşunu anlatıyor. ‘Tefâul’ kalıbında “Tebârake” kavram olarak hayır, lütuf ve ihsanı her ölçünün üstünde olan, zatında ve sıfatlarında yüce, fani oluş niteliklerinden münezzeh olan demektir. 

Genellikle Teâla ile birlikte veya tek başına Allah’ı ta’zim ve tesbih amacıyla söylenir. O  öyle bir Allah’tır ki şanı yücedir, çok üstündür, çok ulvidir ve hayırları bahşeden sadece O’dur. Zaten mülk de O’nun elindedir. (Isfehânî, R. el-Müfredât; s: 58)

‘Tebârake’ Kur’an’da dokuz âyette geçiyor. Mesela; “İhtişam sahibi ve Kerim Rabbinin ismi ne yücedir!” (Rahman 55/78. Ayrıca bkz: A’raf 7/54. Mu’minûn 23/14. Furkan 25/1, 10, 62. Mü’min 40/62. Zuhruf 44/85. Mülk 59/1)

Furkan ve Mülk sureleri ‘Tebârake’ ile başlıyor. 

-Bereket

Bereket yedi âyette fiil halinde, “bâraknâ” şeklinde geliyor. Hepsinde de Allah’a nisbet ediliyor. Buna göre bereketin, hayrın kaynağı Allah’tır. O’nun bereket verdiği, mübarek kıldığı şey değerlidir. Saygıyı hak eder. Bu onun hem bereketli, hem de değerli ve yüce oluşunu ifade eder. O’nun bereketli kılmadığı, mübarek yapmadığı şeylere mübarek denilmesi, O’nun mukaddes kılmadığı şeylere insanların kutsal demeleri gibidir.

“Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik.” (A’raf 7/137) 

İsrailoğullarının Firavun’un zulmünden kurtulduktan sonra mirasçı kılındıkları mübarek (bereketli kılınmış) yerin neresi olduğu konusunda farklı görüşler var.

Kimilerine göre doğu tarafı o zamanki Diyar-ı Şam (şimdiki Suriye-Filistin), batı tarafı da Mısır’dır. 

Bazılarına göre de burası bereketli topraklara sahip Diyar-ı Şam beldesidir. İsrailoğullarının mirasçı kılındığı bu yer, Mâide 21’de geçen Hz. Musa zamanında İsrailoğullarının girmekle emrolundakları arz-ı mukaddes olabilir (mi?). Ya da şu âyetlerde geçtiği gibi “mübarek kılınan, bereketle donatılan” belde olabilir (mi?). 

Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz (mübarek kıldığımız) Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (İsrâ 17/1) 

Onu (İbrahim’i) Lût ile beraber kurtarıp, içinde âlemler için bereketler kıldığımız (mübarek yaptığımız) yere ulaştırdık.” (Enbiyâ 21/71)

Burada “bâraknâ-bereketli, kutlu, mübarek kıldık” denilmesi mübarek kelimesinin kutsal anlamına yakın bir manada kullanıldığını gösterir. Kudüs ve çevresinin muhtemel “arz-ı mukaddes” olduğunu hatırlayalım. Şu halde İsrailoğullarının mirasçı kılındığı yer sadece Filistin olmalıdır. (Komisyon, DİB Kur’an Yolu, 2/455)

Allah (cc) rüzgârı Hz. Süleyman’ın hizmetine verdi. Bu güçlü rüzgâr onun emriyle Allah’ın mübarek kıldığı, bereketler verdiği yere doğru eser giderdi. (Enbiyâ 21/81. Sâd 38/36. Sebe’ 34/12)

Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye yeter. O Yüce Yaratıcı’nın bunu niçin böyle yaptığı ya da nasıl yaptığı sorulmaz. Âyetler Hz. Süleyman’a bu mucize verildikten sonra, bu işin Allah tarafından yapıldığını, Allah’ın her şeyi bildiğini vurguluyorlar.

Genel görüşe göre âyette geçen ‘bereketli (mübarek) kılınan yer’ Şam diyarıdır. Ancak âyet ‘bereketli kılınan yer’ diyor ve açık adres vermiyor. (Taberî, İbni Cerir. Tarih, 1/345.  Âlusî, Ruhu’l-Meâni, 17/78 5/510. Kutub, Seyyid. fi-Zılâli’l-Kur’an, 4/2391)

Sebe’ halkına verilen nimetler sayılırken şu ilave yapılıyor: 

Bereketli kıldığımız beldeler ile onlar arasında birbirini gören birçok yerleşim yeri oluşturduk ve bunlar arasında seyahati uygun konaklara ayırmış olduk. ‘Oralarda geceleri, gündüzleri güven içinde seyahat edin’ dedik.” (Sebe’ 34/18) 

“Mübarek, kutlu kıtlığımız” diye de çevirilebilecek bu yer acaba neresi? 

Müfessirlerin çoğu buranın o zamanki Diyar-ı Şam olduğunu söylerler. (İbni Kesir, Muhtasar Tefsir, 3/127. Kurtubî, el-Câmiu li-Ahkâmi’l-Kur’an, 2/2527. İbnu’l-Cevzî, Zâdu’l-Mesîr, s: s: 1147. Zemahşeri, el-Keşşâf, 3/560) 

Bazılarına göre burası Beyt-i Makdis veya Arz-ı Mukaddes’tir. (Taberî, Câmiul-Beyan, 10/366) 

Allah (c.c) İbrahim’e İshak’ı müjdelediğini, kendisine ve İshak’a bereketler verdiğini söylüyor. (Saffat 37/112-113. Hûd 11/71) Bu bereket, her ikisinin dünya durdukça saygı ve övgüyle anılmaları, nesillerinin çoğalarak devam etmesi, İsrailoğullarının bütün peygamberlerinin İshak’ın soyundan gelmesi olarak açıklanmış. (Zemahşerî, el-Keşşâf, 4/57) 

-Mübarek

Kur'ân'da kutsal veya kutsallık anlamına en yakın manada kullanılmış olan diğer bir kelime de "mübarek" kelimesidir. 

Türkçe sözlükte mübarek: Feyiz ve bereket kaynağı olan, verimli, bereketli, hayırlı, uğurlu, kutlu, kutsal. Hürmete layık. Saygı duyulan. (Doğan, Mehmed. Büyük Türkçe Sözlük, s: 1184. TDK Türkçe Sözlük, 2/1050)

Mübarek kelimesi de Kur’an’da 11 âyette geçiyor. Kur’an, nelerin, nerelerin, kimlerin bereketli (mübarek) olduğuna dair bazı örnekler vermektedir. Mesela; 

*Kur’an mübarektir: 

Bu (Kur'an), ümmü'l-kurâ (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz ve kendinden öncekileri doğrulayıcı, mübarek (bereket kaynağı) bir kitaptır. Âhirete inananlar buna da inanırlar ve onlar namazlarını hakkıyla kılmaya devam ederler.” (En’am 6/92. Ayrıca bkz: En’am 6/155. Sad 38/29. Enbiyâ 21/50)

Kur’an’ın “mübarek” diye isimlendirilmesi, ona inanıp gereğince amel edenlerin dünya ve âhiret hayatları için feyz, bereket, mutluluk ve huzur kaynağı (Komisyon, DİB Kur’an Yolu, 2/348), saygıdeğer, muhterem olmasından dolayıdır. 

*Kâbe mübarektir: 

Şüphesiz insanlar için kurulan ilk mabed, Mekke'deki mübarek ve bütün âlemlere hidayet kaynağı olan Beyt (Kâbe)dir. (Âl-i İmran 96) 

Özellikle Kâbe’den bahseden âyette bu kelimenin kullanılmış olması, bu kelimenin –Türkçe anlamıyla diyecek olursak- kutsal olanı veya kutsal mekânı belirtmede kullanılan en önemli kelimelerden biri olduğunu gösterir. 

*İsa (a.s) mübarektir. 

“(Çocuk: İsa) Nerede olursam olayım beni mübarek kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekâtı emretti.” (Meryem 19/31)

*Nûh’un kurtuluş gemisinden inişi mübarektir. 

Yine de ki: “Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere ulaştır. Zira Sen kişiyi (maksadına) ulaştıranların en hayırlısısın.” (Mü’minun 23/29) Yani “beni ilahi hayrın olduğu yere” indir. 

*Allah’tan gelen dirlik selâmı mübarektir. 

“... Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek (bereket) ve hoş bir esenlik dileği olarak, selâm verin. İşte Allah, düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar.” (Nûr 24/61) 

Esasen selâm vermek (ve almak) berekete yol açar. (el-Muvatta, Selâm/2) 

*Kur’an’ın indiği gece mübarektir: 

Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu mübarek bir gecede indirmeye (başladık). Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.” (Duhan 44/3)

Burada mübarek gece belirsizdi. Ama Kadir Sûresinde bu bereketli gecenin ve bu bereketin kaynağı belli: Kadir Gecesi. Kadir gecesi miktar açısından değil, değer açısından bin aydan daha hayırlıdır. O yüzden mübarek, hem de çok mübarek bir gecedir. 

Kur’an’ın indiği gecenin mübarek diye anılması elbette onun misyonu ile ilgilidir. Kur’an her türlü feyiz ve bereketin, hayır ve güzelliklerin, huzur ve kurtuluşun, fert ve toplum hayatını verimli kılmanın kaynağıdır. 

Burada mübarek kelimesi hem Kur’an’ın kendisinin hem de indiği gecenin saygınlığına da vurgu yapmaktadır.

*Kuru toprağa hayat veren yağmur mübarektir: 

Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler), birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir.” (Kaf 50/9-11) 

Gökten inen suyun bereketi aslında şu ayetlerde işaret edilen suyun önemidir. (Zümer 39/21. Mü’minûn 23/18) Zaten yağmur “gökten inen bereket”tir. (Ahmed b. Hanbel, 6/2, 5) 

Canlıların rızkını sağlayan yeryüzü de bereketlendirilmiştir. (A‘râf 7/137. Fussilet 41/10)

*Zeytin ağacı mübarektir: 

Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde... Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız... Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur...” (Nûr 24/25)

Tîn Sûresi 95/1'nci âyette de zeytinden yeminle söz ederek bu ağaca dikkat çekilmiştir, ona “mübarek” denilmiştir. Burada ilk planda kelimenin mübarek (bereketli) anlamı vurgulanıyor. Bu bereketin de Allah tarafından verildiği zımnen söyleniyor.  

*Tuva vadisi mübarektir: 

“Mûsâ, ateşin yanına gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ben, evet, ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım.” (Kasas 28/30) 

Tâhâ 20/12 ve Nâziat 79/16'da, Hz. Mûsa'nın vahye mazhar olduğu vâdiden söz edilirken “mukaddes” kelimesi kullanılmış olduğu halde, burada aynı vâdiden bahsederken “el-Buk'atü'l-Mübarake” tamlaması kullanılmıştır. 

Aynı yeri ifade etmek üzere “mukaddes” ve “mübarek” kelimelerinin kullanılmış olması, bu iki kelimenin anlam bakımından birbirlerine çok yakın olduğunu göstermektedir.

Görüldüğü gibi Allah (c.c) bazı şeyleri mübarek kıldığını, bazı şeylerin mübarek olduğunu söylemesine rağmen hiçbirine kutsal, mukaddes demiyor.

Mübarek kalıbının tümleç ismi (ism-i mef’ul) oluşuna dikkat etmeliyiz. Bu haliyle kelime Kur’an’da bereketin kaynağının Allah olduğunu, bir şeye bereketin O’nun tarafından verildiğini hatırlatır. (İslâmoğlu, M. Hayat Kitabı Kur’an, 1/627) 

Bu demektir ki “mübarek” sıfatı rastgele, hele hele Allah katında durumu bizce bilinmeyen insanlar ve şeyler hakkında kullanılmamalı. İnsanlar cahilce bir kişi veya şey hakkında mübarek deseler de bu Allah katında bir şey ifade etmez. O kişinin veya şeyin –Kur’an’daki anlamıyla- mübarek olduğunu göstermez. 

“Mü’min her türlü hayrın, nimet, bereket ve bolluğun Allah’ın kullarına bir ikramı olduğuna inanır; dua, niyaz ve dileklerinde daima O’na yönelir; her şeyi O’ndan ister; her hayrı O’ndan bekler. Böylece iç dünyasında güven ve huzura kavuşur.” (Tümer, Günay. TDV İslâm Ansiklopedisi, 5/489)

Yazar:
Hüseyin Kerim ECE
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul