05 Aralık 2021 - Pazar

Şu anda buradasınız: / Birgili Mehmed Efendi’ye (Ö. 981/1573) Nisbeti Hatalı Bir Eser: Rüsûmi’l-Mesâhifi’l-Osmaniyye
Birgili Mehmed Efendi’ye (Ö. 981/1573) Nisbeti Hatalı Bir Eser:  Rüsûmi’l-Mesâhifi’l-Osmaniyye

Birgili Mehmed Efendi’ye (Ö. 981/1573) Nisbeti Hatalı Bir Eser: Rüsûmi’l-Mesâhifi’l-Osmaniyye Melikşah SEZEN

Osmanlı’nın en seçkin âlimlerinden Mehmed b. Pîr Ali el-Birgivî (ö. 981/1573), kendisine nispet edilen eserlerden ötürü en muzdarip olan isimlerin -ne yazık ki- başında gelmektedir. Söz konusu nispetlerin tamamı kasıtlı bir şekilde imama nispet edilmiş olmasa da bu nispetler sebebiyle imamın âdeta kimliği başkalaşmış ve ilmî şahsiyeti zaman içerisinde neredeyse tanınmaz hâle gelmiştir. Son zamanlarda İmam Birgivî’nin eserlerine yönelik çalışmaların artışı, imama nispet edilen bir kısım eserlerin aslında ona ait olmadığının ortaya çıkması ve aidiyeti sahih eserlerin Birgivî’yi temsil etmesi açısından son derece faydalı olmuştur ve olmaktadır. Bahsi geçen türden çalışmalara mütevazi bir katkı olması niyetiyle bizde imama nispet edilen Rüsûmi’l-Mesâhifi’l-Osmaniyye veya Risale fî Beyani Rusumi’l-Mesahifi’l-Osmaniyyeti’s-Sitte adlarıyla anılan/tanınan risalenin aidiyetine dair tespitlerimizi paylaşmakta fayda mülahaza ettik.

İmama nispet edilen ilgili eser, Kur’ân ve mushaf tarihine hasredilmiş mütevazı hacme sahip bir çalışmadır. Risalenin -şimdilik- beş yazma nüshası tespit edilebilmiştir. Söz konusu yazma nüshalar dikkate alınarak Habib Salih Emre tarafından bir yüksek lisans tezinde risalenin tahkiki gerçekleştirilmiştir. Habib Salih’in tahkik öncesinde, eseri ve nüshaları tanıttığı ilk bölümde paylaştığı ifadelerden risalenin imama ait olduğuna kanaat getirdiği anlaşılmaktadır.[1] Fakat muhtelif vesilelerle gerçekleştirdiğimiz incelemelerde, bu eserin bazı nüshalarını tetkik ederken eserin imama aidiyeti noktasında aşılması zor, ciddi müşküller bulunduğunu fark etmiştik. Önce eserin nüshalarını, sonra aidiyeti noktasındaki argümanları ve ardından da aidiyete dair itiraz gerekçelerimizi sunmak istiyoruz.

Eserin bilinen beş nüshası şunlardır:

  1. Süleymaniye Ktp., Laleli kl., nr. 250, vr. 1b-15b.
  2. Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi kl., nr. 299, vr. 1b-8a.
  3. Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi kl., nr. 390, vr. 1b-22b.
  4. Saliha Hatun Ktp., nr. 2, vr. 14b-29b.
  5. Berlin Staatsbibliotek Ktp., nr. 4857, vr. 1b-12b.

İncelememiz esnasında bu beş nüshanın sadece ilk üçünü görebilme imkânına kavuştuk; fakat Habib Salih’in diğer iki nüsha hakkında verdiği bilgilerde, bizim aidiyete yönelik tespitlerimizi geçersiz hale getirecek bir yön olmadığı anlaşılmaktadır. Habib Salih, eserin tüm nüshalarında İmam Birgivî’ye nispet edilmesini ve eserlerin mevcut katalog kayıtlarına Birgivî’ye nispetle kaydedilmesini aidiyet açısından kâfi bir delil görerek müspet bir neticeye varmaktadır. Halbuki İmam Birgivî’den ve eserlerinden bahseden erken dönem eserlerin hiçbirinde ona böyle bir eser nispet edilmemektedir. Bu noktada ilk atıf oldukça geç dönemlere sarkmaktadır. Mesela Bursalı Mehmed Tâhir Efendi (ö. 1925), Osmanlı Müellifleri isimli eser-i muhalledinde imama böyle bir eser nispet eden öncü bir isimdir.[2] Ardından Hüseyin Nihal Atsız gelmekte ve hazırladığı bibliyografyada risaleyi imama ait eserler zümresinde takdim etmektedir.[3] Her iki isim de risalelerin girişinde yer alan ve müellifin Birgili Mehmed Efendi olduğunu bildiren kayıtların kurbanı olmuş görünmektedir. Erken dönem eserlerde eser-i mezkûra herhangi bir atfın olmaması, Birgivî’nin yarım kalmış, tamamlanamamış eserlerine bile atıf yapılan bir âlim olduğu dikkat-i nazara alındığında anlamlı hale gelmektedir.

Risalenin bilinen beş yazma nüshasının en erken tarihlisi -Laleli nüshası- 1179/1765 tarihine aittir ki, bu durumda İmam Birgivî’nin vefatıyla (981/1573) en kadim nüsha arasında neredeyse 200 senelik bir zaman zarfı bulunduğu görülmektedir.[4] Bu tarihten daha önceye giden bir nüshanın mevcut olmamasıyla, erken dönem eserlerde imama ait böyle bir risalenin isminin anılmaması arasında bir irtibat olduğu intibaı uyanmaktadır. Ayrıca mevcut nüshaların hiçbirinde müstensih kaydı bulunmadığı gibi yine hiçbir nüshada istinsaha esas alınan aslî nüsha hakkında bilgi veren bir kayıt da mevcut değildir.

Eserin hemen tüm nüshalarında bulunan ve bizim Süleymaniye Kütüphanesi, Hacı Mahmud Efendi bölümü 390 numarada kayıtlı bulunan nüshanın ilk varağından aktaracağımız bir bilgi, bizi eserin Birgivî’ye ait olmayacağı yönünde kanaate sevk eden ve ikna eden en önemli husustur. Risalenin hemen başında yer alan söz konusu bilgiye göre, müellif ilgili eseri kaleme almadan evvel ‘resmî mushaf’ olarak nitelenen/tanınan altı mushafı da görmüş ve incelemiştir.[5] Hatta risalede söz konusu mushaflar arasındaki kelime/yazım farklılıklarına işaret edileceği bildirilmiş ve buna riayet de edilmiştir.

“Resmî mushaf” olarak bilinen/tanınan mushaf-ı şeriflerin sadece iki tanesinin Anadolu’da bulunduğu[6], diğer mushafların ise Taşkent, Mısır, Hindistan, Bağdat gibi muhtelif merkezî şehirlerde muhafaza edildiği ve hatta söz konusu mushafların bir kısmının Birgivî yaşamadan çok evvel muhtelif sebeplerle zâyi olduğu yönündeki iddialar ve yaygın kanaat dikkat-i nazara alındığında[7] ve bu hususlara ilave olarak bir de İmam Birgivî’nin ömr-ü hayatında Anadolu’dan hiç çıkmadığı yönündeki bilgi göz önünde tutulduğunda, üzerine konuştuğumuz Rüsûmi’l-Mesâhifi’l-Osmaniyye isimli risalenin İmam Birgivî’ye ait olması mümkün görünmemekte ve risalenin hatalı bir şekilde imama nispet edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.


[1] Habib Salih Emre, İmam Birgivi’nin Risale fî Beyani Rusumi’l-Mesahifi’l-Osmaniyyeti’s-Sitte Adlı Eserinin Tahkik ve Tahlili, (Yüksek Lisans Tezi, 2019), s. 38 vd.

[2] Mehmed Tahir Bursalı, Osmanlı Müellifleri, (haz. M. Yekta Saraç), I, s. 261-263.

[3] Hüseyin Nihal Atsız, Birgili Mehmed Efendi Bibliyografyası, (İstanbul Kütüphanelerine Göre Üç Bibliyografya içerisinde), s. 103.

[4] Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi bl., nr. 390’da yer alan nüshada ne müstensih kaydı ne de istinsah tarihi bulunmaktadır.

[5] Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi bl., nr. 390, vr. 1b.

[6] Bunlar; [I] Türk-İslâm Eserleri Müzesi’nde yer alan ve Hz. Osman (r.a.)’a nisbet edilen nüsha ile [II] Topkapı Sarayı Müzesi bünyesinde bulunan ve yine Hz. Osman (r.a.)’a nisbet edilen mushaf-ı şeriflerdir. Bu iki mushaf dışında ülkemiz kütüphanelerinde Hz. Ali (r.a.)’a nisbet edilen 3 mushaf bulunmakla birlikte resmî mushafın Hz. Osman (r.a.) mushafı olduğu hususunda bir ihtilaf vâki değildir.

[7] Bz.; Tayyar Altıkulaç, Mesâhif-i Kadime, İrcica, 2017; İzmirli İsmail Hakkı, Tarih-i Kur’ân, (haz. Melikşah Sezen), Çizgi, 2019.

Yazar:
Melikşah SEZEN
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul