05 Aralık 2021 - Pazar

Şu anda buradasınız: / Gözümüzün Nuru Kur'an
Gözümüzün Nuru Kur'an

Gözümüzün Nuru Kur'an Doç.Dr. Mehmet FIRAT

Gözlerde sevincin ve mutluluğun ışıltılarının, asrımızın çürümüş ve köhneleşmiş tarz-ı hayatı ile beraber sönmeye yüz tutması ve ruhsuz, anlamsız ve acımasız gözlerin çoğalıp bütün dünyaya dalgalar halinde yayılması insanlığın büyük bir iflasın eşiğinde olduğunun habercisidir. Peki bu anlamsız ve acımasız tablo kimin eseri, kimler dünyamızı böyle pervasızca uçurumun ağzına itiyor?

Grileşen ve her şeyin anlamını yitirmeye başladığı bu çağda, Müslüman toplumların da aynı tabloya kendilerini uyarlama çabaları bu durumun vehametini daha da artırıyor.

Ahlaksızlığın karakterleştiği ‘Batı medeniyeti’nin ruhsal bunalımı, bugün coğrafyamıza sirayet etmiş bulunmaktadır. Bu durum, kendi sorumluluğunu unutmuş ve umutsuzluğun pençesine düşmüş, boş, üretemeyen ve kendi düşmanına muhtaç olan yığınların oluşumuna sebep teşkil etmiştir. Öyle anlaşılıyor ki, taklitçilik ve benzeme çabaları İslam dünyasını sadece benliğinden, kimliğinden uzaklaştırmakta ve sömürülmesine alt yapı hazırlamaktadır.

Nerede sadece kendi saadetini oluşturmayı değil bütün insanlığın saadeti olmayı gaye haline getiren İslam medeniyeti? “Sevgi tanrısı” safsatası ile bütün bir tarihi kana bulayan/bulamaya devam eden haçlı zihniyeti, adalet ve özgürlük diyen İslam’ın kaderi haline mi geldi? Nerede insanlığa hayat bahşeden, hayata anlam katan ve bu anlam doğrultusunda inşa olmuş dünya? Suç kimin?

Avrupalı bir gazeteci bir taraftan gelişmekte olan Avrupa toplumu ile öte yandan iflasa ve yok olmaya yüz tutmuş Müslüman toplumların hal/vaziyetleri ile alakalı Muhammed Abduh’a “Bizim gelişmemizin ve sizin medeniyetinizin yok olmaya yüz tutmasının temel sebebi nedir?” diye sorar.  Abduh da ona şu manidar cevabı verir: “Siz ‘Kitab’ınızı  terk ettiniz, esaret zincirlerinizi kırarak gelişmeye ve kalkınmaya başladınız. Biz de ‘Kitab’ımızı terk ettik, çağın esiri haline gelerek gerilemeye başladık.” İşte sebep bu! Zira Allah ‘Kitab’ın mahiyetini bu şekilde ifade etmektedir:

“Biz bu Kur’an’ı (ilahi hitabı) sana zorluk çekip mutsuz olasın diye indirmedik” (Tâ-hâ 2)

Dolayısıyla bu Kur’an/Kitap insanlığın mutluluğu için inzal olunmuştur. Çünkü Alemlerin Rabbi Allah insanlığı mutluluğa çıkaracak yolu elbette ondan daha iyi bilir ve onun yegâne kurtuluş reçetesi olarak da bu mesajı indirmiştir. Dünyayı inşa etmesi için ‘insan’ı halife olarak tayin eden Allah, ona yöntemi öğretmesi için çağlar boyunca hep tarifelerle dolu mesajlar göndermiştir. Bu mesajların sonuncusu olarak da Kur’an-ı Azimüşşan’ı ve onun uygulayıcısı olarak da Hz. Muhammed (s.a.v.)’i rehber kılmıştır.

Ancak bu vahyin muhatabı olan bütün insanlık ve varisleri olan İslam ümmeti, zavallılığın pençelerinde kıvranmaktadır ve büyük bir hüsranın eşiğindedir. İşte bu zavallılık ve hüsran vaziyetinin sona erdirilmesi ancak ve ancak gözlere yeniden huzur ve mutluluk parıltılarını yükleyecek ve kalpleri kuşatmış olan çağın hastalıklarına şifa olacak olan Kur’an’a sarılmakla olacaktır.

“Bu öyle bir kitaptır ki, içinde hiçbir şüphe barındırmayan ve sorumluluk sahipleri/muttakiler için bir yol göstericidir.” (Bakara 2)

Genelde insanlık ailesinin, özelde İslam ümmetinin maruz kaldığı zulüm, sömürü ve akıllara zarar mahrumiyetin önüne geçilmesi, hiç şüphesiz Allah’a yönelmekle mümkündür. Allah’a yönelmek de muhakkak ki O’na karşı aşkın bir sorumluluk bilincini kuşanarak zamanlar ve mekanlar üstü yüce mesajını göğüslemekle olur. Çünkü vahyi yâni bu aydınlığın kaynağını göğüslememe ve insanın kendi heva ve hevesinin boyunduruğuna girmesinin doğuracağı sonuçlar, hiç şüphesiz bugün yaşanılan anarşi, kaos, zulüm, isyan, ahlaksızlık ve her türlü bozgunculuğun istimrariyetini sağlayacaktır. Bu anlamda Allah şöyle buyurmaktadır:

“Keyfi kanaatini (hevâ-heves) ilahlaştıran ve Allah’ın kişiyi (kendi tercihine ilişkin) bir bilgiye dayalı olarak saptırdığı, kulaklarını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü ? Artık onu Allah’tan başka kim doğru yola ulaştırabilir? Hâlâ düşünüp ders almayacak mısınız?” (Casiye 23)

Çünkü Kur’an’ın varisleri olan biz Müslümanlar, bu emsalsiz ilkeler bütününü tüm insanlığa bir göz nuru ve mutluluk menbaı olarak sunmak ve taşımak zorundayız.  Efendimiz Hz. Muhammed’in şahsiyetine bürünmeliyiz. Yeniden Alileri, Ebubekirleri, Ömerleri, Ebu Zerleri ve Ammarları yetiştirmek için Kur’an ahlakıyla ahlaklanmalıyız.  Flulaşan dünyanın belirleyici öznesi biz olmalıyız. Adaletin ve özgürlüğün taşıyıcıları olan biz Müslümanlar... Kur’an’la dirilmeliyiz, diriltmeliyiz adalete aç kalmış olan insanlık ailesini... Dinamik güç, muharrik unsur biz olmalıyız, biz! Şeytanın ve kullarının saltanatını darmadağın etmeliyiz.

Dünyamızı karanlığa boğan, düşlerimizi sınırlayan, coğrafyalarımızda kirli ellerini kanlarımıza bulayan, toplumlarımızı hüznün esirleri kılan çağdaş Firavun ve Ebu Cehillerin suratlarına şamarı indirmenin, kıyam etmenin ve silkinmenin yoludur mutlak ubudiyet! Kur’an ise bu mutlak ubudiyetin rehberi...

Alemlerin Rabbi Allah’a kayıtsız şartsız kul olan özgür bir dünyanın tesisi görevi bizim sırtımızdadır. O’na, görevi yerine getirememenin yüz karalığıyla gitmek istemiyor ve o acıklı azabın sıcaklığıyla karşılaşmak ve o tabloya düçar olmak istemiyorsak, nefislerimizi hesaba çekmeli ve hayatımızın planlarını ona göre şekillendirmeliyiz. Çünkü Allah şöyle buyurmaktadır:

“Halbuki onlara ancak, dini yalnız O'na has kılarak ve hanifler olarak Allah'a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emrolunmuştu. İşte bu dosdoğru dindir.” (Beyyine 5)

Rabbimiz, bizi şeytanın vesvese ve desiselerinden kurtar, aklımızı ve fikrimizi Kur’an’la özgürleştir. Kur’an’ı hayatımıza ‘siracen munira’ eyle; onu gözlerimize ışık, ışıksız dünyamıza nur, toplumumuza aydınlık, kibir ve taassuplarımıza şifa kıl!

Âmin!

Yazar:
Doç.Dr. Mehmet FIRAT
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul