24 Ekim 2021 - Pazar

Son Sayı Başlıkları
Şu anda buradasınız: / Haşr Ya Da Hesap Verme Günü
Haşr Ya Da Hesap Verme Günü

Haşr Ya Da Hesap Verme Günü Hüseyin Kerim ECE

Kur’an, dünya hayatının sonu, kıyâmet, âhiret hayatı ve orada olacaklarla ilgili pek çok kavram kullanıyor. Bunlar genelde, dünya hayatının sonunda olacakları, kıyâmeti ve âhiretin durumunu, zorluğunu, dönülmez bir yer olduğunu, pişmanlığı, mutlak gerçek oluşunu, diriliş günü ve bu dünyada yapılanların karşılığı olduğunu anlatıyorlar.

Kur’an, âhiret hayatının yedi aşamada gerçekleşeceğini, bu sürecin sonunda ya sonsuz ödül yurdu cennetin ya da sonsuz ceza yeri cehennemin olduğunu haber veriyor. ‘Haşr’ üçüncü merhaledir.

Kur’an, dünya hayatının sona ermesine es-Saat, ölümden sonra yeniden diriliğe ise kıyâmet diyor. Türkçede kullanıldığı gibi kıyâmet bir yıkımı, sona ermeyi değil; tam tersine bir kıyamı, ayağa kalkmayı, yani yeniden dirilmeyi anlatır. Bunun diğer adı “ba’sü ba’del-mevt/ölümden sonra diliriş”tir.

-Âhiret hayatının birinci aşaması es-Saat’tir

‘Saat’ sözlükte; kısa zaman, an; gece ile gündüzün oluşturduğu yirmi dört zaman diliminden her biri mânalarına gelir.[1] Kur’an’da es-Sâat çoğunlukla, kâinatın son bulacağı zamanı ifade etmekte, bazı âyetlerde de insanların ecellerinin değişmezliği bağlamında geçmektedir. 

‘Saat’ kelimesi Kur’an’da 48 defa geçiyor. Bunlardan 40 tanesi es-Saat olarak (belirlilik takısıyla) geliyor. Bu da kâinat sisteminin yıkılış ve dünya hayatının sona eriş zamanı, dünya hayatının sonu, kıyâmetin yani yeniden diriliş ve mahşer gününün başlangıcı anlamındadır.

“Özellikle Mekkî sûrelerde, insanın dünyadaki her davranışından sorumlu olacağı ve kıyâmet gününe bu kelime ile vurgu yapılıyor. Bunun yanında içinde bulunduğu zamanı aşamayan ve geleceğin hesabını yapamayan inkârcıların ‘Kıyamet ne zaman kopacak?’ şeklindeki sorularına karşılık, bunun Allah’tan başka kimse tarafından bilinemeyeceği belirtilir; ancak kıyâmetin yakın olduğu ve ansızın vuku bulacağı bildirilir.”[2]

Sana Saat’in ne zaman olacağını soruyorlar. De ki: ‘Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır...’” (A’raf 7/187)

“Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Son Saat mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.” (Hicr 15/85. Ayrıca bkz: En’am 6/31. Yûsuf 12/107. Nahl 16/77.  Kehf 18/21. Tâhâ 20/15. Hacc 22/1, 55. v.d.)

Biz bu yazıda ‘haşr veya yevmu’l-haşr’ üzerinde duracağız.

-Haşr ve türevleri

‘Haşr’in kök fiili ‘ha-şe-ra’, toplamak, bir araya getirmek, birini vatanından uzaklaştırmak; Allah için kullanılırsa, haşre sevketmek, bir şeyi bir başka şeye şiddetle sokmak, birini sıkıştırıp zahmet vermek demektir.[3] 

Haşr, sürükleyerek toplama demektir. Ama bütün toplanmalar aynı zamanda haşrdır.[4]

‘Haşr veya el-haşr’da şu anlam ağırlıktadır: Bir topluluğu, bulundukları yerlerinden çıkarıp ve koparır gibi ayırıp savaşa veya başka bir şeye götürmek. Bu kelime hayvanlarla, insanlarla, toplulukla, toplanmakla ilgili  kullanılır.

‘haşerahum’ onları topladı anlamındadır. İnsanların bir beldeye, bir yere, bir askeri alana ve benzeri yerlere götürülmesi bu kelime ile anlatılır.

El-Haşr, aslında vatandan göç etme, toplanma, bir araya gelmedir. Genel seferberlik zamanı toplu çıkış anlamı kastedildiği de söylendi.[5] Burada toplanması istenenlerin kendi arzularının değil, bir gücün zorlaması olduğu görülüyor.

Haşir (haşr) kelimesi kavram olarak, kıyâmet gününde yeniden diriltilecek (ba‘s) bütün varlıkların hesaba çekilmek üzere bir meydana sevkedilip toplanmasını ifade eder. Toplanılacak yere ‘mahşer, mevkıf veya arasât’ denir.[6]

 ‘Yevmu’l-haşr, el-haşru, el-mahşer’ kıyâmet günü insanların toplanması demektir. 

Aynı kökten ‘mahşir (çoğulu: mehâşir)’ haşr olma, toplanma yeridir. 

Bunun özne (fâil) ismi ‘hâşir’ toplayan demektir. Üç âyette çoğul (hâşirîn) olarak geçiyor. Dediler ki: ‘Onu da kardeşini de beklet; şehirlere toplayıcılar (memurlar) yolla. Bütün bilgili sihirbazları sana getirsinler.’” (A’raf 7/111. Ayrıca bkz: Şuarâ 26/36, 53)

‘el-Hâşir’ olarak Peygamberin isimlerindendir. Bütün ümmetler kendi peygamberinin önderliğinde haşredileceği, en önde ümmetiyle birlikte Hz. Muhammed bulunacağı için ona “el-Hâşir” adı da verilmiştir.

Onun şöyle dediği rivâyet edildi: “Benim beş ismim vardır: Ben Muhammedim, Ahmedim. El-Mâhîyim: Allah benimle küfrü mahvetti. el-Hâşir ve el-Âkıbım.”[7]

Bunun tümleç (mef’ul) ismi ‘mahşûra’ bir âyette geçiyor: “Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanmış (mahşura) gelen kuşları Dâvûd’un emrine verdik. Onların her biri Allah’a yönelmişlerdi.” (Sad 38/19)

Kur’an’da ‘haşr’, biri dünyadaki sürgün mânasında olmak üzere iki defa geçiyor. Ama aynı kökten türeyen isim ve fiil şeklindeki türevleri 43 yerde var.  Bunların büyük bir kısmında âhiretteki ‘haşr’in tasviri yapılıyor. Yine Kur’an’ın, ancak Allah’ın huzurunda toplanacaklarından korkanlara fayda vereceği vurgulanıyor. Başta insanlar ve cinler olmak üzere şeytanlar, melekler, hatta tapınılan putlar bile hesaba çekilmek için haşredilecektir.[8]

Bir âyette ‘evvulu’l-haşr/ilk toplanma’ geçiyor. (Haşr 59/2) Bazıları bu âyetin Nâdiroğulları hakkında indiğini söylerler. Onlar anlaşmalarına ihanet ettiler. İslâmî davetin aleyhine çalışmaya başladılar. Üstelik Mekkeli müşriklerle işbirliği yaptılar. Peygambere kastettiler. Bunun üzerine evlerinden koparıldılar; önce Hayber’e, sonra da Şam diyarına sürgün edildiler.[9]

Ezherî’ye göre ise ‘evvelu’l-haşr’ insanların yeniden dirilişten sonra mahşer yerine sürüklenip orada toplanmalarıdır.[10]

“… Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler (yuhşerûn).” (En’am 6/38)  Bazılarına göre buradaki haşr ölüm demektir. 

“Yaban hayatı yaşayan (irili ufaklı) tüm canlılar toplandığı zaman (huşirat)” (Tekvir 81/5) Çoğu müfessir derler ki: “Yani bütün vahşi hayvanlar, sineğe varıncaya kadar kıyâmette kısas için toplanırlar.” Bazılarına göre vahşilerin haşri dünyadaki ölümleridir.

Kıyâmet günü ‘yevmu’l-ba’s/diriliş günü’ ve ‘yevmü’n-neşr/ortaya çıkma günü’ olarak adlandırıldığı gibi ‘yevmül-haşr/toplanma günü’ olarak da adlandırıldı.[11]

-Kur’an’da haşrin anlamları

Kur’an’da haşr ve türevlerinin üç anlamda kullanıldığını söyleyebiliriz.

Birincisi, toplamak. Bu hem dünyaki toplama, toplanmaları hem de âhiretteki hesap için toplanmayı ifade eder.

“Süleyman’ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı (huşira). Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.” (Neml  27/17)

Hemen (adamlarını) topladı (haşera) ve onlara seslendi:” (Nâzi’ât 79/23. Ayrıca bkz: Tâhâ 20/59. Haşr 59/2)

“Kendileri için Allah’tan başka ne bir dost ne de bir şefaatçi bulunmaksızın Rablerinin huzurunda toplanmaktan (haşr olmaktan) korkanları, Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye, onunla (Kur’an ile) uyar.” (En’âm 6/51. Ayrıca bkz: Nisâ 4/172. Yunus 10/45. Hıcr 15/25. Furkan 25/17. v.d.)

İkincisi; diriltmek, kaldırmak.

“Her kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyâmet gününde kör olarak haşrederiz. O da şöyle der: ‘Rabbim! Dünyada gören bir kimse olduğum hâlde, niçin beni kör olarak haşrettin?’” (Tâhâ 20/124-125. Ayrıca bkz: Kehf 18/47. Kâf 50/44)

Üçüncüsü, sürüklemek, (kıyâmette) haşretmek, sevketmek.

         “Allah’ın düşmanlarının, toplanıp yığın yığın cehenneme sevk edilecekleri günü hatırla!” (Fussilet  41/19)

“Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de Allah'ın huzurunda toplanacaksınız (haşrolunacaksınız).” (Âl-i İmrân 3/158. Ayrıca bkz: En‘âm 6/72, 128. Sebe’ 34/40. Ahkāf 46/6)

-Haşr gerçeği

Kur’an, farklı ifadelerle âhiret hayatının bir sahnesi olan “haşr veya mahşer günü” gerçeğine sık sık vurgu yapıyor. Bunu bazen Allah (c.c) kendisine nisbetle, Biz veya Ben diyerek, bazen haşr fiilinin edilgen haliyle, bazen muhataplara hitap ederek, bazen te’kid (vurgu) ifadesiyle, bazen de haşr kelimesiyle, bazen de O (3. şahıs) diyerek anlatıyor. Şu örneklere bakınız:

“Ey iman edenler, Allah’tan hakkıyla korkup-sakının ve O’nun huzurunda haşrolunacağınızı unutmayın” (Bakara 2/203. Mâide 5/96. En’âm 6/72. Mücâdele 58/9. Enfâl 8/24)

“Ey insanlar, eninde sonunda kıyâmet günü O’nun huzurunda toplanacaksınız.” (Mü’minûn 23/79. Mülk 67/24. En’am 6/38)

Allah (c.c) Peygamber’e (s.a.v); “Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları Kur’an ile uyar” buyuruyor. (En’am 6/51)

İnkâr edenlere hitaben, “Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız.” (Âl-i İmrân 3/12. Enfal 16/36) deniliyor.

Burada haşr fiilinin sürüklemek, sevketmek anlamında kullanıldığını görüyoruz.

Rabbimiz diyor ki: O gün günahkârları, (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz.” (Tâhâ 20/102)

Bu dünyada Allah’ın âyetlerini pervasızca yalanlayanlar topluca hesap yerine getirilecekler. (Neml 27/83)

Allah (c.c), şeytanı ve dostlarını beraber haşredeceğini vurgulu bir şekilde, adeta yemin ederek söylüyor. (Meryem  19/68)

Rabbimiz, herkesi mahşer gününde bir araya toplayacağını, haşredeceğini tekrar ediyor, tekrar hatırlatıyor. (Bkz: En’âm 6/22, 111. Yûnus 10/28 İsrâ 17/97. Kehf 18/47)

O (Allah), Rabbe ibadet etmekten kaçınıp büyüklük taslayanları, cinlerden olsun insanlardan olsun Allah’ın kullarını saptıranları, âhireti inkar edenleri, hepsini mahşerde bir araya toplayacak. (Nisâ 4/172. En’âm 6/128. Hicr 15/25. Sebe’  34/40)

Allah (c.c) diriltip haşredeceği bu güne kavuşmayı bir türlü kabul edemeyenler o gün ziyana uğrayacaklar. (Yûnus  10/45)

Allah (c.c) meleklere şöyle emredercek: “Zulmedenleri, eşlerini ve Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın. Onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.” Sâffât 37/22)

İnsanlar kıyâmet günü toplandığında, Allah’tan başka taptıkları kendilerine düşman olacaklar, kendilerine ibadet edilmesini reddedecekler. (Ahkâf 46/6)

O gün yer çatlayacak, insanlar mezarlarından çekirgeler gibi, kendilerini çağırana doğru gidecekler. Bu, (hesap için) bir toplamadır (haşrdır). (Kâf 50/44. Kamer 54/7-8). Üstelik herkesin yanında iki görevli melek olacak. Biri onun ameline şâhitlik edecek, diğeri onu mahşer yerine götürecek. (Kâf 50/21) Şüphesiz bu, Allah için çok kolaydır.

“İlâhî emirlere isyan etmekten sakınan müttakiler, Rahmân’ın huzuruna süvari elçiler ve konuklar gibi yüzleri parlak ve sevinçli durumda haşredilirken; kâfirler, zalimler ve Kur’an’dan yüz çeviren mücrimler, gözleri korkudan göğermiş, zincire vurulup katrandan gömlek giydirilmiş, kederli ve kara yüzlerini ateş bürümüş olarak kör, sağır ve yüzükoyun bir şekilde cehennem yoluna sevkedilecekler, hesap vermeleri için cehennemin etrafında diz çöktürülmüş bir halde bekletilecekler, sonunda da cehenneme atılacaklardır.” (İbrâhîm 14/49-50. İsrâ 17/97-98. Meryem 19/68, 85-86. Tâhâ 20/102. v.d.)[12]

Peygamberimiz, pek çok hadisinde kıyâmetten, haşrin durumundan bahsediyor. Bir kaç örnek:

Kıyâmette insanlar kepeksiz un gibi bembeyaz ve dümdüz bir alanda haşredilecektir. Orada hiç kimsenin belli bir işareti olmayacak.[13]

Haşr esnasında insanlar yalınayak, çıplak ve sünnetsiz olacak. (Tıpkı Enbiyâ 21/40. âyette denildiği gibi.) O günün dehşetinden erkekler ve kadınlar birbirlerine bakamayacaklar.[14]

Sıkıntıdan, izdihamdan ve yaklaştırılan Güneşin hararetinden ötürü dökülen terler ağızlara ve kulaklara kadar yükselecektir.[15]

İnsanlar dünyadaki inançlarına ve amellerine göre haşredilir. Takva sahipleri özel binekler, bazıları üç, dört, beş, on kişilik gruplar halinde develer üzerinde getirilir. İnkârcılar ise yüzükoyun (Bkz: Furkan 25/34), bazıları ise yaya olarak mahşere sevkedilir, getirilir.[16]

-Son söz

Haşr kelimesi sözlük anlamıyle gerek insanların gerekse hayvanların bir araya gelmesini, toplanmalarını anlatsa bile asıl ‘haşr’ insanların yeniden dirilmesinden sonra hesap vermek üzere gerçekleşecek olan haşrdir.

Haşrin “insanları bulundukları yerden çıkarmak” şeklindeki sözlük anlamına tekrar bakalım. Buna göre bazı insanlar inanmasalar da bilmeseler de istemeseler de zamanı gelince ilâhi emirle kabirlerinden çıkarılacaklar ve hesap sorulmak üzere mahşer yerine sevkedilecekler (haşroluncaklar).

Dünya hayatının sonu (es-Saat), kıyâmet (yeniden diriliş), haşrolma ve hesap verme, Cennet ve Cehennem hayatı mutlaka olacaktır. Müslümanların bunda en ufak bir şüphesi yoktur. Kur’an, âhireti ve haşri kesin bir dille haber veriyor. Kur’an’ın üçte biri âhiret hayatından bahseder. Diğer yerlerde ise konu yerine göre âhirete, hesaba, ödüle ve cezaya getirilir.

İnsan için her şey ölümle bitmiyor. Asıl hayat ölümden sonra başlayacak olan hayattır. (Ankebût 29/64) Orada haşrolunma, Allah’ın huzuruna, ilâhi mahkemeye çıkma ve hesap verme var. Sonra herkes için bu dünyada yaptıklarına göre sonsuz bir hayat var.

Kur’an insanları uyarmaya devam ediyor. Ey insanlar unutmayın, bundan gaflet etmeyin, ona göre hazırlığınızı yapın.

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş (hazırlamış) olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Haşr 59/18)

 


[1] İbn Manzur, Lisânu’l-Arab, 7/302

[2] Topaloğlu, B. TDV İslâm Ansiklopedisi, 35/322

[3] Cevherî, Tâcu’l-Lüga; 2/283-284

[4] en-Ne’al. M. Fevzî. Mevsuatu’l-Elfazı’l-Kur’aniyye, ; s: 251

[5] el-Isfehânî, R. el-Müfredât, s: 171

[6] Toprak, S. TDV İslâm Ansiklopedisi, 16/416

[7] Cevherî, Tâcu’l-Lüga; 2/283-284. İbn Manzur, Lisânu’l-Arab, 4/127-128. İbn Fâris, Mekâyisu’l-Lüga, s: 211.

[8] Toprak, S. TDV İslâm Ansiklopedisi, 16/416

[9] Taberî, İbni Cerir. Câmiu’l-Beyân 12/27

[10] İbn Manzur, Lisânu’l-Arab, 4/127-128

[11] el-Isfehânî, R. el-Müfredât, s: 171

 

[12] Toprak, S. TDV İslâm Ansiklopedisi, 16/416

[13] Buhârî, Rikâk/44 no: 6520. Müslim, Münâfikûn/28 no: 2790

[14] Buhârî, Enbiyâ/8, 48 no: 3349 ve 3447, Tefsir/21-1 no: 4740, Rikâk/45 no: 6524-6527. Müslim, Cennet/57 no: 2860. Tirmizî, Kıyâmet/4 no: 3329. Nesâî, Cenâiz/118 no: 2083)

[15] Buhârî, Rikâk/47 no: 6532. Müslim, Cennet/61 no: 2863. Tirmizî, Kıyâmet/2 no: 2421. Nesâî, Cenâiz/118 no: 2086

[16] Buhârî, Rikāk/45, 48. Müslim, Cennet/59 no: 2861. Nesâî, Cenâiz/118 no: 2088. Tirmizî, Tefsir/17 no: 3141. Ahmed b. Hanbel, 5/329

 

Yazar:
Hüseyin Kerim ECE
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul