05 Aralık 2021 - Pazar

Şu anda buradasınız: / Koronavirüs Hastalığının Psikolojik Netîceleri Hakkında
Koronavirüs Hastalığının Psikolojik Netîceleri Hakkında

Koronavirüs Hastalığının Psikolojik Netîceleri Hakkında Dr. Dr. M. Reşad el-MALATİ

İnsanlar bu virüsü adlandırmak husûsunda ikiye ayrıldılar:

1. Koronavirüs deyip başka bir şey demeye lüzûm görmeyenler. 2. Kovid-19 deyip güncellenmiş ve âhiri rakamlı isimleri telâffuz edenler. Her hâlde böyle isimlendirme tercîhi beyhûde değildir. Sanki Covid-19 diyenler daha ilmî bir isim vermiş gibi hissediyor olmalılar.

Fırıncı var, ekmek fabrikatörü var; kapıcı var, apartman görevlisi var; reis-i cumhuru var, başkan var. Bir de benim tanıdığım, bu hastalığı duyunca hâtırlarına "tâûn bahisleri" gelen kardeşlerim var. Onlar imkân bulsalar, bu marazı ism-i hâssı ile değil, tâûn gibi umûmî bir isim ile yâd etmeyi tercîh ederlerdi. Fakat onlara bu makâmda, mescîdlerin kapatılması karârına hadîsler ve bulabildikleri her türlü paçavra argümanla arkadan gerekçe devşirmek düştü. Korona âdâbı ile ayrık saflı namâzı pek beğendiler ve dinâyet reisinin ‘VIP namâzı’ hakkında bir şer'î delîl bulamadılar ise de sürüye ittibâ etmekle iktifâ etdiler.

 

İnsanlar bu virüs sebebiyle iki psikolojik hâlete büründü.

Bir kısmı korktu ve tedbîr aldılar. Bir kısmı ise endîşelendi ve evhâmlarını tahrîk ettiler.

Korkanlar, korkularının mesnedi olduğu hakkında iknâ oldular ve buna göre birtakım tedbîrler aldılar. Bu tedbîrlerin ma'kûl olanlarına uydular. Endîşelenenler ise, maskelere daha doğrusu peçelere, eldivenlere büründüler. Ne etseler tatmîn bulamadılar ve Korona bitti denilse de endîşelenmeye devâm edecekler. Korku, ma'kûl bir mesnedi olduğu zaman aklın îcâbından telakkî olunur. Fakat endîşe, Korona’nın bahânesi olmasa da kendine bir ârıza bulur da var olur. Zelzele, kanser, kalp krizi pek a'lâ endîşeyi tahrîke kâfîdir.

Korona’dan zarar göreceği endîşesi ile, ilmî bir mesnedi olmaksızın, peçe giymeleri merkezî hükûmet tarafından insanlara emrolundu. Allah’ın emri deseniz itaat etmeyecek kalabalıklar bu uyduruk emre öyle itaat gösterdiler ki, ben de hayrette kaldım. Demek ki üç günlük dünyânın sıhhati için peçe takarlar; amma Allah emretse takmazlarmış.

Korona tedbîrleri bahsinde hükûmet eyleyenler, devletin lâik olmasına bakmayarak, dîni devlet işlerine âlet etmeğe karar verdiler ve yatsı ezanlarında bir ritüel uydurdular. Vazîfeli şahıslar, minârelerden dinlerarası diyaloğa muvâfık duâlar ettiler. Dinayet idâresi halkın seviyesini ve kulak âşinâlığını nazara alarak salatu’l-ümmiye bestesini münâsip gördü. Böylece kalabalıklar, dinî bir faaliyet vehmi içinde, akşam vakitleri resmî bir duâ dinler oldu.

Bu duânın en dikkate şâyân taraflarıdan biri, şu tertîp ile Allah’a niyâz edilmesi:

"Allahım bizi, âilemizi, akrabâlarımızı, devleti, bütün Müslümanları ve bütün insânları bu hastalıktan kurtar."

Allah’tan kâfirlerin şifâ bulmasını niyâz etmek, böylece resmî duâ sırasına girdi. Acabâ, Müslüman olmayanların şifâ bulması hakkında, Müslümanların 14 asırlık duâ edebiyatında buna benzeyen tek atıf var mı?

Allah İsrail’i Korona ile helâk eylemeye mi? Esed ve şebekesi Korona’dan şifâ bula mı? PKKlılara Korona maskesi hediye etmek isterler mi? CHPliler Korona sebebiyle helâk olalar mı?

Diyanet reisi, Korona belâsının lutîliğin intişârı, zinânın intişârı gibi esbâb ile alâkadar olmasından bahsetti. Acabâ öyle midir? Lûtîleri tedâvî etsek, zinâyı men' etsek hastalıklardan halâs olur, dünyâda cennet hayâtı yaşamaya başlarız, mı denilmek isteniliyor?

Koronavirüsün sahih kavle göre, zuhûru ya tabiî veyâ yarı-tabiîdir ve sun'î olarak insanları itlâf etmek üzere laboratuarlardan salınmış bir virüs olması hakkındaki şayiânın ilmî bir kıymeti yoktur.[1]

Umûmiyyetle bir virüsün nasıl güçlendirilerek salgınlara sebebiyet verebileceği ve bu hale getirilmiş bir virüsün etrâfa yayılmasının kime ne fayda vereceği bahislerinde ortalığı dolduran kîlukâlin mesnedi psikolojiktir.

Az düşünüp çok hisseden birtakım insanların, tefekkür ve teallüm za'fları sebebiyle, olduğundan daha fazla kıymet atfettikleri birtakım uyduruk îzâhlarla, alem ve içindeki hâdiselerin hakîkati hakkında düşünüyormuş gibi etmelerine, "komplo teorilerine i'tibar etmek" denilir. Bu sûrette mürekkep işler basît, karmaşık işler tek faktörle îzâh edilir şekilde telakkî edilir.

“Koronavirüs vardır, çünkü Bill Gates bundan para kazanacaktır. Kapitalistler zaten böyle bir hastalığın intişârı için fırsat kollamaktadırlar.” Bu minvaldeki çeyrek doğruları bâtıla bulayan zihinlerin sükûnet bulması mümkîn değil. Gereksiz seviyede politize olmuş zihinleriyle hüküm yürüten komplo müşterîleri çok faktörlü bir hâdiseyi basîtleştirmiş ve yanlış tefsîr etmiş oluyorlar. Bunu mümkün kılan iki âmil: 1. Doğru tefekkür etme za'fı (câhillik), 2. Doğru tehassüs etme za'fı (edepsizlik).

İkinci za'f ile meşgûl olan ilimlere psikolojik ilimler deniliyor: Tasavvuf, psikiyatri, psikoloji bu cümleden sayılır.

 

Koronavirüs sebebiye anksiyete yâhut endîşe hastalıklarında kitlevî artış bekleniyor. Bunun için Koronavirüsün varlığı gerekmezdi. Meselâ Elâzığ-Malatya mıntıkasında, zelzele sebebiyle kaygılarına zelzele altında ölmeyi vesîle kılan insanlar, Korona sebebiyle resmî tahdîdler başladığı gibi bir daha zelzeleyi ağzlarına almayıp evlerinde oturmaya veyâ kaygılarını hissetmek için Korona sebebiyle ölmek ihtimâlini mevzu' etmeye başladılar.

Sermâyesi korkutmak olan psikiyatri, psikoloji ve bâhusus siyâset esnafı, Koronayı bahâne ederek insanların vehimlerini tahrîk ettiler.

Koronavirüse dâir ma'kûl tedbîrleri ihatâ eden "sıhhatli Korona korkusu", "sıhhâtsiz Korona kaygısı"nı tahrîk vesîlesi ile, bahsettiğim esnâfın elinde mevcût siyâsî ve iktisâdî kusurları kapatmaya dâir bir bahâne hâlini aldı. Görülmemiş seviyede tahdîdler vesîlesi ile perîşan edilen iktisâdî hayâtın niye öyle perîşan olduğu hakkında artık bir îzâhımız var: Korona olmasa her şey güllük gülistânlık olacak iken, Korona sebebiyle iktisâdî tazyîk altındayız.

Zâlimâne ve hiçbir ilmî mesnedi olmayan Korona tahdîdleri vesîlesi ile, koyulan tahdîdlerin kat'iyyen bu hastalığın tahdîdi için edilmiş şeyler olmadığı ve fakat devletin sosyalist sıhhiyye siyâsetinin bir parçası olduğu hiçbir Müslüman tarafından telâffûz edilmedi.

Sosyalist devletlerin halkın sıhhiyyeye dâir ihtiyâçlarını karşılamak taahhüdleri, insânlardan sıhhî ihtiyâçları için para ve zorla vergi toplanması ve o vergilerle hastahâneler inşâ edilip sıhhiyye personeli vazîfelendirilmesini netîce verdi. Vâki' tenkîdler, neredeyse sâdece iktisâdî ma'kûliyeti olmayan büyük hastahâneler ihdâsının reddine münhasır.

İslâmî alternatiften hiçkimsenin bahsetmemesi asıl felâketimiz olmalıdır. İslâmî devletin, zarûret olmadan ve bütün ihatâsı ile askerî gerekçeleri bulunmaksızın, asla sıhhiyye, maarif ve ulaşım işlerine müdâhil olmaması gerektiği hakkındaki kadîm düstûrlar yerini, ne idüğü bellisiz bir İslami sosyalist terkîbe terk etmiş vaziyette.

İslâmî devletin bir "emniyet mes'elesi" olmak üzere, "helâl yollardan tedârik edilmiş" vergi menba'larıyla, Koronavirüs gibi bir salgına tedbîr olmak üzere hazırlıklı hâlde tutması ve bu sûrette, heyulavî hastahâneler ihdâs edip vergi paraları ile tabîb ve sıhhiyye personeli istihdâm etmek yerine; salgın vukuunda kullanılmak üzere lüzûmlu âlet, edavât, personel ve mekân hâzır tutmak İslâmî olandır. Yoksa tefessüh etmiş su-i istimal, rüşvet, müteahhidlik, adam kayırma, haram vergi toplama terkîbli bir siyâsetin İslâmi olanla bir alâkası bulunmadığını  ifâde etmelidir.

Sıhhiye, maarif ve yol hizmetleri İslâmî bir idârede vakıflar vâsıtası ile tanzîm olunur. Zulmen vergi toplayan sosyalist devletlerin bu işleri merkezden idâre etmesinin İslâmî bir mesnedi yoktur.

Korona hastalığı geçtikten sonra hâsıl olacak psikolojik felâketlerin fâili, insanları hapseden devletler ya'ni bu siyâsetten mes'ul olanlardır.

Bu hastalığın esâs i'tibârı ile 65 yaş üstü erkek hastalığı olduğu, bu yaşın üstünde ve altında Korona vesîlesi ile ölenlerin muhakkak sûrette Koronaya refâkat eden bir hastalık sebebiyle öldüğü, bu işlerle meşgûl hemen herkese ma'lûm iken; insânların sıhhî ihtiyâcını üstüne alan devletlerin taahhüdleri sebebi ile husûlü mümkîn "sosyalist sıhhiye sisteminin çökmesi" ya'ni yoğun bakımlarda mümkîn yığılmalara mâni' olmak üzere sayısız tahdîdler konuldu. Devletler eğer sıhhiyyeyi idâre etmek husûsunda taahhüdde bulunur ve bunun için para toplarlarsa, elbette insânlar bunun karşılığını talep ederler.

65 yaş üstünde ve altında Korona vesîlesi ile ölmesi mümkîn insânlar, eğer kendi tedbîrlerini almazlarsa ölebilecekleri veyâ hastalanabilecekleri husûsunda kendi tercîhleri ile başbaşa kalmalı idiler. Öyle olmadı ve devlet vatandaşını vatandaşından daha iyi düşünmek ve kendini buna salâhiyetli görmek sureti ile cümleye ma'lum olan tedbirleri ihdâs etti. Sigara bahsinde ve benzeri bahislerde baştaki zevâtın halkın sıhhati hakkında karar almak salâhiyetini kendilerinde görmeleri zulmünü İslâmi nokta-i nazardan bir tenkîd eden olmadığı gibi bi'l-aks buna dâir uyduruk delîller ihdâs etmek sûretiyle hulûs çıkaranları gördük.

Korona ve benzeri her türlü hastalıklarla alâkadâr olmak üzere, insânların kendilerinin hasta etme ve kendileri ile doğrudan temâs eden insânları riskini göze alıyorlarsa hasta etmek hukuku vardır. Bunu tahdîd zulümdür. Ben Korona riskini kendimce tedbîr alıp göze alıyorsam, devlet ne sebeple benim harekâtımı ve ticâretimi tahdid ediyor?

Onları kendilerinden ziyâde düşünen bir ceberut laik devletin emri altında, insanların ne yiyip içeceklerine, ibadet edip edemeyeceklerine karar veriliyor. Bu laik devlet, cumâ namâzlarının nasıl kılınacağına karar veriyor, Ramazânın ne zaman başlayacağına karar veriyor, İslâmî tedrîsâta karar veriyor. Diabet hastalarına baklava yasağı, astımlılara sokağa çıkma yasağı, nezlelere camiye girme yasağı, psikolojik sıkıntısı olanlara öğretmenlik yasağı nasıl? Acabâ vergilendirilen kerhânelerde kondom mecbûriyetini düşünen var mı? Alkol yasağı hakkında ne buyrulur?

Müştereken istifâde edilen vâsıtaların ve mekânların kullanılması hakkında elbette tebdîrler alınır, tahdîdler konulur. Fakat insânların hasta da olsa ibâdet, ticâret, seyahat hürriyetlerini tahdîdin asla meşrûiyyeti yoktur.

 


[1]    https://www.scimex.org/newsfeed/expert-reaction-did-covid-19-come-from-a-lab-in-wuhan

      https://www.aa.com.tr/en/asia-pacific/us-military-chief-covid-19-natural-and-not-man-made/1830458

Yazar:
Dr. Dr. M. Reşad el-MALATİ
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul