05 Aralık 2021 - Pazar

Şu anda buradasınız: / Yaptıklarımızdan Dolayı Hesaba Çekileceğiz
Yaptıklarımızdan Dolayı Hesaba Çekileceğiz

Yaptıklarımızdan Dolayı Hesaba Çekileceğiz Editör

İslâm Dininde iman esaslarının “Âmentü” şeklindeki tasnifine göre âhirete iman, altı iman esasından biridir. Usûl-i selâse şeklindeki üçlü tasnife göre de âhirete iman Ulûhiyet ve Nübüvvet yanında üçüncü iman esasıdır. Âhiret kelimesi Kur’ân-ı Kerim’de yüzü aşkın yerde geçmektedir. Nisa Suresinde şöyle buyrulmaktadır.“Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve âhiret gününü inkâr eden kimse tam manasıyla sapkınlığa düşmüştür:” (Nisa, 4/136.)

Kur’ân-ı Kerim’de bu ve benzeri ayetlerde ahirete iman, açık ve kesin bir şekilde beyan edilmiştir.  Bu beyanlara göre dünya hayatı fâni, âhiret hayatı ise bâkîdir. Âhiretin imkânı akılla, nasıl başlayıp nasıl devam edeceği ise naslarla bilinir. İslâm inancına göre, dünya hayatı bir imtihan yeridir. Yeryüzünde insanlar tek tip olmadığı gibi, sosyal statü bakımından da birbirinin aynı değildir. Kimi zengin, kimi fakir, kimi sağlam, kimi hasta, kimi itaatkâr, kimi âsî olarak hayat sürmektedir. İnsanlar içinde haklılar ve haksızlar, adâletli olanlar ve zalimler, haddini bilenler ve haddi aşanlar bulunmaktadır.

Sonra da dünya hayatındaki haksızlık ve haddi aşmaların cezasının, işlenen iyiliklerin ise ödülünün verilmesi için İlâhî adâlet divanı kurulacak, herkes birbiri ile hesaplaşacak, haklı ile haksız ayırt edilecek ve insanlara amellerinin durumuna göre muamele yapılacaktır. Böyle bir adâlet gününün olmaması durumunda güçlü ve zalimlerin yapıp ettikleri yanlarına kâr kalacak, mazlumun dünyadaki mağduriyeti âhirette de devam edecek ve adâlet hiçbir zaman gerçekleşmemiş olacaktır. Hâlbuki Allah, kötüleri tehdid etmekte ve cehennem azabı ile korkutmaktadır. Mazlumlar da haklarını bu dünyada ala- masalar da âhirette, adâlet terazisinin konulacağı ve haklı ile haksızın ayrıştırılacağı hesap gününe havale etmektedir.  “Yoksa kötülük işleyenler ölümlerinde ve sağlıklarında kendilerini, inanıp iyi ameller işleyenlerle bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar! Allah, gökleri ve yeri yerli yerince yaratmıştır. Böylece herkes kazancına göre karşılık görür. Onlara haksızlık edilmez.” (Câsiye, 45/21-22.)

Günümüzde egemen ve yaygın olan düşünce maddeciliktir. Çoğu zaman insanlar ölümü hatırlamadan ve sanki hiç ölmeyecekmiş gibi düşünüp davranmakta, günlük hayatlaında ve birbirleri ile ilişkilerinde mevki-makam gibi dünyevî ve para-pul gibi maddî kriterleri esas almaktadır. Bu tipler, Kur’ân-ı Kerimde şu şekilde tasvir edilmektedir: “Dediler ki: “Hayat ancak bu dünyada yaşadığımızdır, yaşarız ve ölürüz. Bizi ancak zaman helâk eder. “Bu hususta onların, hiçbir bilgisi de yoktur. Onlar sadece zanna göre hüküm veriyorlar. De ki: “Allah sizi diriltir, sonra öldürür. Sonra sizi şüphe götürmeyen kıyamet gününde bir araya toplar. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Câsiye, 45/24-26.)

Bu insanlar, bir gün öleceklerini, yapıp ettiklerinden hesaba çekilmek üzere tekrar diriltileceklerini, dünyada kazandıkları mal mülk, mevki ve makamın geride kalacağını ve yalnızca kalb-i selim ve iyi amellerinin kendileri ile beraber olacağını düşündükleri takdirde, dünyaya bakışları değişecektir. Kendilerini kabirde ve âhirette yalnız bırakacak şeylerin peşine koşma yerine, beraberlerinde götürecekleri hayırlı ve iyi işleri yapmaya yöneleceklerdir. Bu da insanları iyilikte yarışmaya, dünyayı imar etmeye, insanları öldürmeye değil, onları yaşatmaya sevk edecektir.

Öte yandan insan, dünya hayatında sınırlı bir süre yaşadıktan sonra buradan ayrılmaktadır. Çoğu zaman özlemlerini, sevdiklerini, mal ve mülkünü geride bırakarak terk-i diyar eylemektedir. Aslında anne, baba, eş, evlat gibi sevdiklerini kaybetme, insan üzerinde telafisi imkânsız üzüntü ve stresler oluşturmaktadır. Ancak o, ölümün mutlak yokluk olmadığını, bir gün sevdikleri ile tekrar buluşacağını düşündüğünde kendine gelmekte, hayata tutunmaya başlamaktadır. Ayrıca âhirette karşılaşılacak olan cehennem korkusu ve özellikle cennet özlemi, insanı dünya hayatını iyi değerlendirmeye ve Allah’ın rızasına uygun yaşamaya sevk etmektedir. Modern dünya, âhiret kaygılarını hayatın dışına iterek ve ölümü unutturarak, insanı tamamen dünyaya yönlendirmekte, onu dünya nimet ve eğlencelerinin bağımlısı hâline getirmektedir.

Neredeyse bir asırdır seküler bir hayat anlayışıyla yaşayan toplumumuz, Allah’ın ayetlerinden olan bir virüs nedeniyle korku ve panikle ölüm korkusu sarmış vaziyette,hâlbuki iman ettiğini söylediği âhiret hayatını özümsemiş olsalardı bu panik havası böyle olmazdı. Tabiî tebdiri elden barakalım da demiyoruz Laik (deist) bir şekilde hayat sürenlerin bundan başka yapacak bir şeylerinde olmadığı malumunuz. Muvahhid Müslüman şahsiyetler, âhirete tam manasıyla iman ettikleri için, gelen musibetlerin Allah’tan geldiğinin bilinciyle tebdirli ama tevekkülle karşılar. Bu minvalde Vuslat Dergisi, bu koronalı günlerde  âhireti hatırlatmayı, yeniden iman tazelemeyi ve âhiret azığı olacak amellere bizi sevketmesi dileğiyle sizleri alemlerin Rabbi olan Allah’a emanet ediyorum. Selâm ve duâ ile.

Yazar:
Editör
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul