“Ey örtüsüne bürünen,
Gece birazından gayrı kalk,
(Gecenin) yarısı miktarınca.
Yahut ondan birazını eksilt.
Yahut üzerine (ilave edip) artır.
Kur’ân’ı da açık açık, tane tane oku.
Hakikat, biz, sana ağır bir söz, vahyediyoruz.”[1]
Allah (c.c.)'a ve ahiret gününe iman eden her muvahhid kul, bu âyetler üzerinde düşünür, ölçer-biçer. Tıpkı bir mimar gibi en güzel, en sağlam temeller üzerine sağlam binalar inşa edebilmek için. Şekten şüpheden, şirkten ve şerikten uzak iman etmiş muvahhid mü'min, sapasağlam imanın üzerine, sağlam ve doğru kalbine yerleştirdiği ameller yüklemek üzere yürür...
Müzzemmil suresi bu gerçekler üzerine inmiş ve inananları yetiştiren, önemli görevlere hazırlayan önemli bir süredir. Bu surenin mahiyetini kavrayan doğru yolu bulmuş demektir. Şimdi bu surenin ilk âyetleri olan örtü üzerinde düşünelim...
Allah ile Aramıza Giren Örtüler:
Cahiliyye örtüsü
İnsanoğlu iman eder, cahiliyyeyi terk eder, bu örtüyü yırtıp atar... Zira mü'mine cahil olmak, bilgisiz kalmak yakışmaz... Bu cahillik örtüsünün Allah ile aramızdan kaldırılmasının sırrı yine Allah (c.c.) katından... Gecenin yarısında Kur'ân’ı açık açık tane tane oku... (ve düşün ayetler üzerinde...)
Gündüz meşguliyeti, sorumluluğu olan mü'min için gece en hayırlı zamandır. Uykusunu almış, dinlenmiş olarak kalkan mü'min, gecenin bir yarısında Rabbiyle baş başadır. Şeytandan, nefsinden, bütün yarattıklarından uzak, Allah'ın kitabı elinde, ayetleri tane tane okur ve üzerinde düşünür. Bu düşünceler onun ufkunu açar, ilmini artırır, maneviyyatını doldurur, aşk ve şevk ile gündüze hazırlanır. Bu hazırlanış, en doğru yolda, en büyük fetihlere ulaştıracaktır mü'minleri Allah'ın izniyle...
Bu bir yürüyüştür, gece yürüyüşü... Hiç bir yaratılmışın durduramadığı, durduramayacağı sağlam bir yürüyüş... Kafirler güruhuna karşı sağlam bir duruş, onurlu bir kıyam...
Allah ile aramıza giren örtüleri düşünmeye devam edelim.
İmtihan bir örtüdür
Mü'min dünyaya imtihana çekilmek üzere gönderildiğinin bilincinde olarak[2] başına gelecek imtihan çeşitlerine sabreder. Müzzemmil Süresi onuncu ayet bize sabırsızlık örtüsünü kaldırıp atmamızı, sabır sebat örtüsüne sarılmamız gerektiğini öğretiyor.
Mal varlığı büyük bir imtihandır[3]
Zenginlik, mal sahibi olmak Allah ile aramıza örtü olarak girer.
Allah Rasulü (s.a.s.), kendisinden sonra ümmetine iki fitne bıraktığını, birinin kadın diğerinin dünya malı olduğunu belirtmiştir. Mala olan sevgisini yenen ve malını Allah yolunda harcayan kul, Allah ile arasına giren bu örtüyü kaldırıp atmayı başarmıştır...
Makam, mevki, diploma, kariyer örtüsü
Bu surede bahsedilen Fir'avn buna örnektir. Fir’avunlar, Ebu Cehiller sahip oldukları kariyerlerinin büyüsüyle Allah'a iman edememişlerdir... Müzzemmil süresi sekizinci ayet, bize bu müstekbirleşmiş (yani ululuk, yücelik taslayan, tuğyanında azgınlaşan) kafirlerden ve onlara ait her şeyden sıyrılıp arınıp, yalnız Allah'a yönelmemiz gerektiğini öğretiyor. Başta Kemalizm olmak üzere faşizm, komünizm vs... Bütün beşeri izmlerden, uydurma dinlerden ve liderlerinden yüz çevirmemizi, yalnız ve yalnız, bir olan, yaratma ve hükmetme sıfatına sahip yüce Allah'a dönmemizi emretmektedir. Zira, Allah indinde kabul olunacak tek din İslâm'dır.
Günah örtüsü[4]
Bu, Allah Teâlâ ile amellerimizle aramıza giren örtüdür. Cahiliyyeden ve cehaletten sıyrılmış, vahye yönelmiş müslüman için, günahlardan uzak durmak çok önemlidir. Helal ve haram sınırlarına dikkat etmek takva örtüsüne sarılmaktır. Gecenin bir yarısında Kur'ân'ı tane tane okuyup üzerinde düşünen, ilim yüklenen kul için, iman, İslâm, takva elbisesi en güzel örtüdür. Bu örtüler, şeytanlara ve nefsimize karşı bizleri koruyan örtülerdir, amellerdir...
Geceleri zahid, gündüzleri mücahid... Yani gece ibadet ve ilim yüklenmek, gündüz müddessir vazifemizi yerine getirmek...
“Ey bürünüp örtünen kalk,
Artık (kafirleri azab ile) korkut.
Rabbini büyük tanı,
Elbiseni temizle, azab(a götürecek şeyleri) terk eyle”[5]
Bu Surenin mahiyetini ancak, Müzzemmil Suresinin mahiyetini kavrayanlar anlar. Gaflet uykusundan arınmış, ilim yüklenmiş kul, cesaretle ve Allah'dan başkasından korkmadan, Allah'ın indirdiği hükümleri insanlara ulaştırır.
“Kur'ân ile cihad et.”[6]
Başına gelecek her türlü musibetlere sabrederek, hak bildiği doğruları, taviz vermeden anlatacaktır. Maide kırk dördüncü ayet, hiç bir kınayıcının kınamasından çekinmezler hükmünü içerir… İnkar edenleri Allah'ın azabıyla korkutmak, Hakk'dan bir emirdir... Kafirler güruhuna karşı, elimizle dilimizle cihad veya kalbimizle buğz etmemizdir ki, bu da imanın en zayıf halidir. Müddessir Suresi, kalb ile buğz edip yerimizde oturmayı tabiri caizse yasaklamaktadır. Ya elimizle ya dilimizle ki, bu Surede dilimizle düzeltmeyi Rabbimiz bizlere emretmektedir.
“Eğer iman etmiş kimselerseniz, artık onlardan korkmayın, (ancak) Ben'den korkun.”[7]
“Sizden öyle bir cemaat bulunmalıdır ki, (onlar herkesi) hayra çağırsınlar, iyiliği emretsinler, kötülükten sakındırsınlar. İşte onlar muradına erenlerin tâ kendileridir.”[8]
Evet, müslüman kardeşler, Allah'ın dinine yardım etmek (Ensarullah), tebliğ yapmak üzere yürüyüşe çıktığımız bu yolda, Dinimiz ile aramıza giren örtülerin neler olduğunu hep birlikte düşünelim.
Düşünmeye engel olan şey ne: Korkaklık mı? Rahatlığımızın bozulması mı? Elde etmek için uğraşılan diplomalar, kariyerler mi? Mal ve evlatlar mı?
“Ey iman edenler, sizi ne mallarınız ne evlatlarınız, Allah'ın zikrinden alıkoymasın...”[9]
Hep birlikte yürüyelim bu yolda kardeşler…. Rasulullah'ı düşünelim… Mekke’nin, insanlığın derdiyle dertlenen, emin Muhammed olarak girdiği Hira mağrasından, Rasul Muhammed (s.a.s) olarak çıkan, bizim en güzel örneğimizi?... Yürüyelim gece ve gündüz, yüce olan bu dini yeryüzünde hakim kılmak için... Zalimi zalim, mazlumu mazlum olmaktan kurtarmak için... Yeryüzüne hak, adalet, saadet gelmesi için...
Allah ile aramıza giren örtüleri yırtıp atmak, “hak örtüyü” gökyüzünde dalgalandırmak için... Hakk’ın sancağını bütün yeryüzünde dalgalandırmak için...
Allah’ın selâmı üzerinize olsun…
[1] Müzzemmil, 1-5.
[2] Bakara, 2/155 - Ayrıca bkz. Teğabün, 64/11.
[3] Bkz. Müzzemmil, 73/11.
[4] Bkz. Müzzemmil, 73/20.
[5] Müddessir, 74/1-5.
[6] Furkan, 25/52.
[7] Al-i İmran, 3/175.
[8] Al-i İmran, 3/104.
[9] Münafıkun, 63/9.


