23 Ocak 2026 - Cuma

Şu anda buradasınız: / / Kadınlara Cuma Namazı Kılmak Farz/zorunlumudur?
KADINLARA CUMA NAMAZI KILMAK FARZ/ZORUNLUMUDUR?

Kadınlara Cuma Namazı Kılmak Farz/zorunlumudur? Harun Ece

Konunun Kapsamı

Çokça kullanılacak olan şu iki kavram hakkında kısa bilgi vererek yazımıza başlayalım. Arapçada “müzekker” kavramı “eril” anlamında, “müennes” kavramı ise “dişil” anlamında kullanılmaktadır. Bu terimler Türkçemizdeki erkek, dişi kavramlarından çok daha farklı anlam kapsamına sahiptir. Canlı, cansız, hatta soyut konularla ilgili kelimeler/isimlerin tamamı bu ikili gruptan birine dahil edilerek kullanıldığının bilinmesinde fayda vardır.

Kadınların cuma namazı kılması meselesiyle ilgili olabilecek hüküm ihtimallerini belirleyip onun üzerinden gruplandırarak delillerin değerlendirilmesinin anlaşılmayı kolaylaştıracağını düşünmekteyiz. Bu konuda üç ihtimalden söz edilebilir.

  • Kadınların cuma namazı kılmasının yasak olduğu,
  • Kadınların cuma namazı kılmasının farz/zorunlu olduğu,
  • Kadınların cuma namazı kılmasının yasak da farz da olmayıp isteğe bağlı serbest alan olduğu,

 

İlk şıkta ifade edilen ihtimalin, yani yasak olduğunu iddia eden tarihten günümüze hiç kimse olmadığı için, üzerinde durulmayacaktır.

Sadece şu kadarını söyleyelim ki; yasak olduğunu söyleyen hiç kimse olmamasına rağmen, “kadının namazına neden engel olunuyor?” gibi sloganik ifadelerle, olmayan şeyin var olduğu algısı oluşturularak sonuca ulaşılmaya çalışılması ciddi bir tutarsızlıktır. Bir başka ifadeyle gerçekte olmadığı halde varmış gibi ortaya atılan bir iddiadan hareketle diğer maddelerle ilgili sonuca ulaşmaya çalışmak konuyu manipüle etmekten başka bir anlam ifade etmemektedir.

Günümüzde konuyla ilgili tartışma ikinci ve üçüncü şıkta belirtilen maddelerle ilgilidir. Yani “kadına cuma namazı farz mıdır, yoksa zorunlu (farz) olmamakla birlikte kılıp kılmaması serbest bırakılan bir ibadet midir?” detayına aşağıda girmek üzere konuya giriş sadedinde, bu iki görüşü özetle şöyle ifade edebiliriz.

1) Cuma namazı ile ilgili ayette iman edenler (اٰمَنُٓوا) hitabı, Arapça bir fiil olarak erkekler (müzekker) için kullanılsa da Kur’ân’ın üslubu gereği her zaman kadınları (müennes) da kapsar. Dolayısıyla devamındaki namaz kılınmasını emreden cümlenin muhatapları arasında kadınlar da olduğu için onlara da cuma namazı kılmak farzdır.

2) Arapçada müzekker (eril) kiple gelen fiiller normalde sadece erkekleri kapsar. Kadınları da ancak destekleyici ek bilgilerle kapsayabilir.  Konumuzla ilgili olarak aynı ayetin bağlamında, başka ayet veya hadis-i şeriflerde kadınların da cuma namazı kılma zorunluluğu (farz) olduğunu destekleyen ek hiçbir bilgi yoktur.

Ayrıca müzekker kipinin (“iman edenler” hitabının) istisnasız her zaman kadınları da kapsadığı ve Kur’ân’ın üslubunun böyle olduğu iddiası da doğru değildir. Çünkü Mümtehine, 60/10. ile Ahzâb, 33/49.  ayetlerde geçen “iman edenler” hitabı sadece erkekler için kullanılmıştır. Detayı aşağıda açıklanacaktır.

Cuma namazı ile ilgili Kur’ân-ı Kerim’de sadece bir tane ayet-i kerime vardır. Alâkalı olduğundan devamındaki üç ayet-i kerimeyle birlikte değerlendirilmesi konunun doğru anlaşılmasını sağlayacaktır.

 

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نُودِيَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ وَذَرُوا الْبَيْعَۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

فَاِذَا قُضِيَتِ الصَّلٰوةُ فَانْتَشِرُوا فِي الْاَرْضِ وَابْتَغُوا مِنْ فَضْلِ اللّٰهِ وَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَث۪يراً لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

 

وَاِذَا رَاَوْا تِجَارَةً اَوْ لَهْواًۨ انْفَضُّٓوا اِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَٓائِماًۜ قُلْ مَا عِنْدَ اللّٰهِ خَيْرٌ مِنَ اللَّهْوِ وَمِنَ التِّجَارَةِۜ وَاللّٰهُ خَيْرُ الرَّازِق۪ينَ

 

“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır.

Namaz kılındı mı artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasip arayın. Allah’ı da daima çok anın ki kurtuluşa eresiniz.

“Ama onlar bir ticaret veya eğlence görünce ona yönelip seni ayakta bırakıverdiler. De ki: “Allah’ın nezdinde olan, eğlenceden de ticaretten de üstündür. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Cuma, 62/9, 10, 11)

 

Birbiriyle bağlantılı bu üç ayette on tane fiil geçmektedir. Bunların tamamı müzekker (eril) fiil kipidir.  Bundan dolayı içeriğindeki emirlerin muhatabının (sorumlunun) sadece erkekler olduğu benimsenmişti. Günümüzde cumanın kadınlara da farz olduğunu iddia edenler bir delile dayanmadan, keyfi ve tezlerine uygun düşecek şekilde ayetlerdeki fiillerin anlam kapsamını yorumlamakta olduklarına özellikle dikkat edilmesi gerekir.

Geniş açıklamasını aşağıya bırakarak burada bir örnekle konuya dikkat çekmekle yetinelim. Aynı ayetlerde “iman edenler” hitabının muhataplarına dönük şu emirler vardır. “…Allah’ı anmaya (namaza/zikre) koşun… cümlesinde geçen müzekker fiilin kadınları da kapsadığı iddia edilirken devamındaki ayette “…Yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasip arayın ayetindeki rızık aramayı, çalışmayı emreden ve aynı şekilde müzekker olan fiilin kadınları kapsamadığı iddia edilebilmektedir. Çünkü arayın fiilinin de kadınları kapsadığı iddia edildiğinde kadınların ev dışında kazanç, getiri sağlayan işte çalışması farz sonucu çıkacaktır.

Selefimizin kabul ettiği gibi her ikisinin muhatabının da sadece erkekler olduğu anlayışının doğru bir yaklaşım olduğu aşağıda detayıyla açıklanacaktır.

Özetle kadınlara cuma namazının farz olduğu görüşüne sahip olanlar, yukarıda metni ve manası verilen üç ayette aynı müzekker kiple geçen fiillerin bir kısmının sadece erkeklere özel olduğunu, diğer kısmının ise hem kadınları hem erkekleri kapsadığını iddia etmektedirler. Bunu yaparken de ayetten veya Peygamberimizin uygulamalarından ya da Arapça dilbilgisi kurallarından hiçbir delile dayanmadan tamamen keyfi davranmaktadırlar.

Bir başka önemli nokta da “ey iman edenler” hitabının kapsamından (hadislerde belirtilen ek sınırlandırmalardan dolayı) çocuklar ve hastalar dışarıda tutularak cuma namazının bunlara farz olmadığı noktasında fikir birliği vardır. Cumanın kadınlara farz olduğunu iddia edenler de hadislerde belirtilen bu açıklamayı benimsemektedir. Bu farklı yaklaşımda iki açıdan çelişkiye düşülmektedirler.

Birincisi, hasta ve çocukların cuma namazından muaf olduğu görüşüyle ilgili hadisleri kabul edip yine aynı hadiste kadınların da muaf olduğu dolayısıyla sadece erkeklere farz olduğu görüşünü ilave bir delil/gerekçe göstermeden kabul etmemekle çelişkiye düşmektedirler.

İkincisi, bir taraftan “iman edenler” hitabının istisnasız tüm mü’minleri kapsadığı iddia edilirken, diğer taraftan hastaları kapsamayıp cumanın onlara farz olmadığını kabul etmek iddia sahiplerini çelişkiye düşmektedirler.

Asr-ı saadetten günümüze kadar bütün âlimler, cuma namazının kadınlara farz olmayıp sadece erkeklere farz olduğu konusunda ittifak (icma) etmişlerdir.[2]  Hem ilgili ayet-i kerimeler hem Peygamberimiz dönemindeki uygulamalar; cuma namazının kadınlara farz olmamakla birlikte yasak da olmadığı, sahabe hanımlarının tamamının cumaya iştirak etmedikleri, içlerinden müsait olanların cuma namazına katıldığını göstermektedir. Kadınların tamamının cumaya gelmemesi onlara farz olmadığı anlamına gelmemektedir.

Bir önemli nokta da şudur. Günümüzde cuma namazının kadınlara da farz olduğu görüşünü ortaya atan ve toplumda önlerde bunu savunanların büyük çoğunluğunun geçmiş ilmî/dinî birikimle sorunlu/kavgalı kesimlerden olduğu gerçeği de anlamlıdır.

Konunun detayının burada açıklanması, karşıt iddialara cevap verirken tekrara sebebiyet verecektir. Tekrara düşmemek için detay açıklamanın “iddia-cevap” bölümünde yapılması tercih edilmiştir.

 

     Konu Hakkında İddialar ve Cevapları

 

İDDİA-1: Cuma namazı ile ilgili ayetteki ey iman edenler (يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا) hitabının muhatabı hem erkekler hem de kadınlardır.

Arapçada sadece kadına özel hitapta müennes (dişil) fiil kipi hem erkek hem de kadına birlikte hitap ettiğinde ise müzekker (eril) fiil kipi kullanılır. Kur’ân-ı Kerim’in üslubu da bu şekildedir.

Dolayısıyla bahsedilen kural gereği hem “iman edenler” hitabı hem de “namaza koşun” emri, erkeklerle birlikte kadınlar için de geçerli bir emir olup onlara da cuma namazı farzdır.

CEVAP:

Bu iddianın kısmî cevabı yukarıda verildi. İddia sahiplerinin gözden kaçırdığı iki noktaya dikkatleri çekerek cevaba başlamakta fayda vardır.

Birincisi iddialarında erkek ve kadına birlikte hitap edildiğinde veya sadece kadına hitap edildiğinde fiil kipinin nasıl olacağını söylüyorlar da sadece erkeğe hitap edildiğinde fiilin nasıl olacağını ve bunun kadın ve erkeğe birlikte hitap etmekten farkının (varsa) nasıl olduğunu, ayetten de örneklerle neden açıklamayıp gözden kaçırıyorlar? (!)

Sahi sadece erkekler için “ey iman edenler” denmek istendiğinde nasıl bir fiil kipi kullanılması gerektiği, yani bunun kadınları da kapsayan hitaptan farkının ne olduğu Kur’ân’dan örnekleri ile açıklanabilir mi?

Ya da hem kadın hem de erkeğe birlikte hitap edilmesi ile sadece erkeğe hitap edilmesinde aynı fiil kipi kullanılıyorsa (ki öyle), bu durumda iki ihtimalden hangisinin kastedildiğine neye, hangi kritere göre karar verilecektir? Şimdilik soruyu sormakla yetinip açıklamasını aşağıya bırakalım.

Dikkatlerden uzak tutulmaması gereken ikinci nokta da bir ibadetin farz olması, aynı zamanda onun terkedilmesinin de günah olduğu anlamına gelir. Yani kadınlara cuma namazı farz olduğunu iddia etmek, kılmayan bu kadar hanım Müslümanın emre itaatsizlikten günah işlediğini anlamına gelmektedir. Garip olan farz olduğunu iddia edenlerin kılmayınca da günah işlendiğini savunmaları gerekirken bunu hiç gündeme getirmemeleri kendileri açısından bir çelişki olarak önümüzde durmaktadır. Çünkü yapılması zorunlu olan bir şeyi yapmamak; itaatsizlik, isyan anlamına gelir.

Şimdi konunun detayını, farz olup olmadığını maddeler halinde açıklayalım.

1) Kur’ân’da “Ey iman edenler” (يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا) ifadesinin her zaman erkek ve kadınları birlikte kapsadığı iddiasının doğru olmadığını ayetlerden iki örnekle açıklayalım:

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا جَٓاءَكُمُ الْمُؤْمِنَاتُ مُهَاجِرَاتٍ فَامْتَحِنُوهُنَّۜ اَللّٰهُ اَعْلَمُ بِا۪يمَانِهِنَّۚ فَاِنْ عَلِمْتُمُوهُنَّ مُؤْمِنَاتٍ فَلَا

 

تَرْجِعُوهُنَّ اِلَى الْكُفَّارِۜ لَا هُنَّ حِلٌّ لَهُمْ وَلَا هُمْ يَحِلُّونَ لَهُنَّۜ وَاٰتُوهُمْ مَٓا اَنْفَقُواۜ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اَنْ تَنْكِحُوهُنَّ اِذَٓا

 

اٰتَيْتُمُوهُنَّ اُجُورَهُنَّۜ

“Ey iman edenler! Mü’min kadınlar göç ederek size geldiklerinde -onların imanlarını Allah daha iyi bilmekle beraber- siz onları sınayın. Eğer mü’min olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere iade etmeyin. Bunlar onlara helâl değildir, onlar da bunlara helâl olmaz. Onlara (kocalarına) harcadıklarını (mehirleri) geri veriniz. Mehirlerini ödediğiniz takdirde bu kadınlarla evlenmenizde sakınca yoktur…” (Mümtehine, 60/10.)

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نَكَحْتُمُ الْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِنْ قَبْلِ اَنْ تَمَسُّوهُنَّ فَمَا لَكُمْ عَلَيْهِنَّ مِنْ عِدَّةٍ تَعْتَدُّونَهَاۚ

 

Ey iman edenler! Mü’min kadınlarla evlenme akdi yapıp da sonra, birleşmeden onları boşadığınızda onlar üzerinde, hesaplayıp bekleteceğiniz bir iddet hakkınız yoktur…” (Ahzâp, 33/49.)

Görüldüğü gibi bu iki ayet-i kerimede de kadınlarla evlenmekten bahsedildiği için yani kadın kadınla evlenemeyeceği için “Ey iman edenler” hitabı ile kadın ve erkek birlikte değil sadece erkekler kastedilmektedir.

Neticede “İman edenler hitabı her zaman (istisnasız) erkek ve kadınları birlikte kapsar Kur’ân’ın üslubu budur” iddiası doğru değildir.

Çoğu zaman kapsıyor olsa da her zaman olmadığı için birini mi yoksa ikisini de mi kapsadığı ancak ek delilerle bilinebilir. Konumuzla ilgili ek deliller de (aşağıda açıklanacağı gibi) bu hitabın muhatabının sadece erkekler olduğu yönündedir.

2) Namaz ve zekât ibadeti sadece kadınlara özel olmayıp hem erkek hem de kadınlara birlikte farz olmasına rağmen şu ayette de sadece kadınlara hitap edildiği için müennes fiil kipi kullanılmıştır:

 

 “ …  وَاَقِمْنَ الصَّلٰوةَ وَاٰت۪ينَ الزَّكٰوةَ وَاَطِعْنَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ …”

 

“…Namazı güzelce kılın, zekâtı verin, resulüne itaat edin…” (Ahzâp, 33/33.)

Sorumuzu tekrar edelim; bu ayette görüldüğü gibi sadece kadına hitap edildiğinde müennes (dişil) fiil kipi kullanılıyor, iddia edildiği şekliyle müzekker fiil de Kur’ân’ın üslubu gereği her zaman erkek ve kadını birlikte kapsadığı kabul dildiğinde sadece erkeğe hitap hangi fiil kipiyle yapılacaktır. Çünkü Arapçada konu ile ilgili kullanılabilecek başka bir fiil kipi yoktur.

Hem bu ayete hem konumuzun devamındaki ayetlerde geçen fiillere hem de Peygamberimizin uygulamalarına bakıldığında cuma ayetindeki “ey iman edenler” ifadesi ile sadece erkeklerin kastedildiğini teyiden bir kez daha vurgulayalım.

3) Cuma namazı hakkındaki ayette geçen bazı kelime ve fiiller kendi başına anlaşılamayıp hadislerle anlaşılabilmektedir. Aynı şekilde “İman edenler” (اٰمَنُٓوا) fiilinin faili/öznesi de (onlar zamiri ile kimlerin kastedildiği) ancak başka ayetler ve hadislerle anlaşılabilir:

a) Ayetteki “cuma günü namaza çağrıldığınızda” (نُودِيَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ) ifadesinde gün ve namaz kelimesi geçmekte fakat namazın adı yani cuma namazı geçmemektedir. Bu durumda cuma günü var olan beş vakit namazdan birisi mi yoksa o güne özel farklı bir namaz mı kastedildiği ayette açıklanmadığı için ek bilgi olmadan anlaşılamaz.

Ayetteki namazdan kastın cuma günü kılınan namazların hiçbiri olmayıp cuma namazı olduğu Peygamberimizin uygulamaları (Sünneti) ile anlaşılabilmektedir.

Ayrıca namaza kimin çağrıldığı (نُودِيَ fiilin sözde öznesi/naibü faili) da açıkça geçmeyip Peygamberimizin uygulamalarıyla erkekler olduğu yani onların çağrıldığı anlaşılmaktadır. Her iki konu da sünnetle anlaşılabilirken bunlardan birinde (namazdan kastın cuma namazı olduğu konusunda) sünneti kabul edip diğerinde (namaza çağrılanın kim olduğu konusunda) sünneti reddetmek çelişki olmaktadır.

b) Ayetteki “Allah’ın zikrine koşun” (فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ) ifadesindeki zikir kelimesinin birden çok anlamı olmasına rağmen burada hangisinin kastedildiği açıklanmamaktadır. Bu ayetteki “Zikir”den kastın cuma namazı olduğu yine hadisler olmadan anlaşılamaz.

Kur’ân-ı Kerim’de türevleriyle birlikte birçok ayette geçen zikir kavramı Allah’ı dille hamd, tesbih ve tekbir şekliyle övmek; nimetlerini anmak, bunları kalple hissetmek ve tefekkür etmek; kulluğun gereklerini akıl, beden ve mal ile yerine getirmek; namaz kılmak, dua ve istiğfarda bulunmak, kevnî ayetler üzerinde düşünmek şeklindeki manalarının yanı sıra Kur’ân’da, önceki kutsal kitaplar, levh-i mahfûz, vahiy, ilim, haber, beyan, ikaz, nasihat, şeref, ayıp ve unutmanın zıddı gibi anlamlarda da kullanılmıştır.[3]

Neticede “zikir” kelimesi Kur’ân-ı Kerimde birden çok anlamda kullanılmaktadır. Cuma namazı ile ilgili ayet, Kur’ân’da sadece bir yerde geçtiği için bağlamından ya da başka bir ayetten delil getirerek zikir kelimesini anlama imkânı da yoktur. Dolayısıyla buradaki “zikir” kelimesi ile “cuma namazı” kastedildiği Peygamberimizin uygulamalarına, sünnetine bakılarak ancak anlaşılabilmektedir.

Yine burada geçen “koşun” (فَاسْعَوْا) emrinin öznesi/faili de Peygamberimizin uygulaması ile net olarak anlaşılabilmektedir.

Aynı ayetteki bu kadar konunun anlaşılmasında Peygamber efendimize başvurulurken “…âmenü…” (iman edenler) hitabının öznesine/failine gelince Peygamberi (s.a.s.)’i devre dışı bırakarak yorumlamaya çalışmak doğru bir yaklaşım olamaz.

4) Müzekker (eril) kipin her zaman müennesi (kadınları) de kapsadığı iddiasının doğru olmadığını desteklemek için şu bilgiyi de ekleyebiliriz:

İlgili ayettin devamındaki “Allah’ın fazlından nasibinizi, rızkınızı arayın.” (ابْتَغُوا مِنْ فَضْلِ اللّٰهِ) emri ile çalışma emredilmiştir. Dolayısıyla iddiadaki gibi müzekker fiil kipi kadınları da kapsar denirse; kadınların da ekonomik kazanç sağlama amaçlı çalışması farz olduğu, çalışmayınca emre itaatsizlik yaptıkları sonucu çıkar.[4] Hâlbuki iddia sahipleri dâhil hiç kimse kadınların maddi kazanç sağlamak için çalışmasının farz/zorunlu olduğunu kabul etmemektedir.

Hem ekonomik kazanç amacı olmadığı için hem de ayetin devamındaki “Yeryüzüne dağılın” emrinden dolayı kadının ev içinde yaptığı işleri bu fiildeki emrin kapsamına girmediği dikkatten uzak tutulmaması gerekir.

Neticede aynı müzekker fiil kipiyle gelmesine rağmen çalışmayı emreden fiilin müennesi (kadınları) da kapsamadığı, namaz ile ilgili fiilin ise kapsadığı şeklinde çifte standart bakış doğru ve tutarlı bir yaklaşım olamaz.

5) Yine 11. ayete bakıldığında; kıtlığın yaşandığı bir yılda cuma namazı esnasında Medine’ye gıda yüklü bir ticaret kervanı gelir. Kıtlık sıkıntısının etkisiyle oluşan ihtiyaçlarını gidermek umuduyla Peygamberimiz hutbe okurken Müslümanlar (12 sahabe hariç) mescitten çıkarak kervana doğru giderler.

Peygamberimiz döneminde Medine’de kadınlardan ticaret yapan yok denecek kadar azdı. Ticaret daha çok erkeklerin işi idi. Dolayısıyla ticari düşünce, beklenti, endişe ve ihtiyacın temin edilme kaygısı daha çok erkeklerin sorunu ve sorumluluğunda idi.

Sosyal hayatın bu gerçekliği ile ilgili ayette kullanılan fiilin eril olması birlikte düşünüldüğünde; ayetteki müzekker fiil kiplerin (انْفَضُّٓوا اِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ) sadece erkekler için olduğu anlayışı, doğru bir yaklaşım olacaktır. Bu da ilgili üç ayette geçen fiillerin sadece müzekkeri kapsadığı yaklaşımını kısmen ve dolaylı da olsa kuvvetlendirmektedir.

Neticede cuma namazı ile ilgili ayet grubundaki (peş peşe üç ayetteki) fiil kipleri şunlardan oluşmakta olup hepsi de müzekkerdir (erildir):

  • اٰمَنُٓوا:      İman ettiler,
  •  نُودِيَ:    Çağrıldı,
  • فَاسْعَوْا:    Koşunuz,
  • ذَرُوا:      Terk ediniz/bırakınız,
  • فَانْتَشِرُوا:  Dağılınız,
  •  ابْتَغُوا:    Arayınız,
  •  اذْكُرُوا:   Zikrediniz,
  •  رَاَوْا:      Gördüler,
  •  انْفَضُّٓوا:  Yöneldiler,
  •  تَرَكُوا :   Terk ettiler

 

Aynı konunun devamı olan bilgilerin açıklandığı toplam üç ayette on tane fiil geçmekte olup tamamı müzekker fiil kipidir. Sadece “İman edenler” ve “koşun” fiillerinden hareket edip diğerlerini görmezden gelerek müzekker fiiller müennesi de kapsadığı genellemesiyle kadınlara da cuma namazının farz olduğu iddiası doğru olamaz. Diğer sekiz fiilin müennesi de kapsadığı veya kapsamadığı özel delilleriyle ispatlanması gerekir.

Neticede Cuma ayetindeki “iman edenler” hitabının kadınları da kapsadığı iddiası yukarıda açıklandığı gibi pek çok açıdan yanlışlığı kanıtlanabilecek bir konudur. Yeter ki ideolojik aidiyet duygusuyla konuya yaklaşılmayıp doğrunun tespiti amaçlansın.

6) İddia edildiği gibi buradaki “ey iman edenler” fiili kadın ve erkek istisnasız tüm Müslümanları kapsıyor olsaydı, bu konuyla ilgili istisna getiren başka hiçbir ayet olmadığı için ve iman edenlerden oldukları için hastaları da kapsaması gerekirdi. Bunun sonucu olarak da hastaların da cuma namazı kılması farz olurdu.

Bilindiği gibi oruçla ilgili ayette[5] hasta olanların orucu erteleyebileceği zikredilir ama Kur’ân’ın hiçbir yerinde hastaların beş vakit namazı ya da konumuz olan cuma namazını kılmayabileceği veya erteleyebileceğinden bahsedilmez. Hadislerin, ayetin anlaşılmasında belirleyici olduğu kabul edilmez ise hastaların cuma namazından muaf olmasının delili/gerekçesi açıklanamaz. Bu sonuç bize, ilgili hadisleri kabul etmekten başka bir seçenek bırakmamaktadır.

Aynı hadis-i şerifte istisna olarak sayılan gruplardan bir kısmını kabul edip diğer kısmını kabul etmemek ilmen ve dinen doğru ve tutarlı bir yaklaşım olamaz. İlgili hadis şu şekildedir:

Hz. Peygamber (s.a.s.), “Cemaatle cuma namazı kılmak, her Müslüman’a farzdır. Ancak, köle, kadın, çocuk ve hastaya farz değildir.”[6] buyurmuştur.

Cuma namazından muaf olanlar hiçbir ayette geçmemesine rağmen bu hadis-i şerifte dört grup sayılmaktadır. Bunlardan üçüne (köle, çocuk ve hasta) farz olmadığını kabul edip, birini (kadını) kabul etmeyerek ona farz olduğunu iddia etmek, yani aynı hadisin bir bölümünü kabul edip diğer bölümünü kabul etmemek açık bir tutarsızlık olacağından doğru da olmaz.

7) Peygamberimizin, cumaya gelemeyen erkek sahabilerin gelmeme sebebini (hastalık vb.) araştırdığına dair hadis kaynaklarımızda bilgiler varken, kadınlara yönelik buna benzer bir araştırma yaptığına dair herhangi bir bilgi yoktur.

Sebebi ise erkeklerin namaza gelmesi zorunlu (farz) olduğu için, ancak hastalık vb. bir engel olduğunda gelemeyeceklerindendir. Yani gelmemeleri bir sorunlarının olduğu anlamına gelmektedir.

Kadınlar için araştırmanın olmamasının sebebi ise cuma namazının onlara zorunlu (farz) olmaması, yani isteyenin gelip istemeyenin gelmediği bir durum olması nedeniyledir. Neticede kadınların cuma namazına katılmamaları (serbest olduğu için) bir sorunlarının olduğu anlamına gelmemektedir.

Bu noktada, “kadın özel gününde (adet, lohusalık) olması nedeniyle gelememiş olabileceği gerekçesiyle araştırma yapılmamıştır.” iddiası da doğru olamaz. Çünkü adetten kesilmiş yaşlı kadınlar cumaya gelmediklerinde de herhangi bir araştırma yapmamıştır.

Kaldı ki iddia sahipleri hem cuma namazının kadınlara da farz olduğunu hem de kadının özel gününde de tüm namaz görevlerinin devam ettiğini savunmaktadırlar. Bu durumda onlara göre (biz doğru bulmasak da) özel durum, namaza gelmeyi engelleyen bir özellik taşımamaktadır.

İddia sahiplerine göre namaza gelip-gelmeme noktasında erkek ile kadın arasında hiçbir fark kalmayacağından erkek için araştırma yapılıyorsa kadın için de yapılmış olmalıydı.

Peygamberimizin bu araştırmayı sadece erkekler için yapıp kadınlar için yapmaması erkeklere farz olduğunun, hanımlara ise farz olmadığının kanıtlarındandır.

8) Bayram namazlarının musalla denen açık alanlarda kılındığına dair bilgiler olmasına rağmen cuma namazının sürekli mescitte kılınmış olması ayrıca dikkat edilmesi gereken bir noktadır.

O zaman kullanılan ölçü birimi “Zira”dır. Hem mescidin ölçüsünün belirlenmesinde kaç zira olduğunun net değil yaklaşık olarak söylenmesi hem de ziranın metre karşılığı noktasında anlayış farklarından kaynaklanan farklı ölçüler verilse de Mescidi Nebi’nin ilk yapıldığında 1022 m2 [7] veya 2025 m2 olduğu şeklinde görüşler vardır.

Medine’de yapılan ilk nüfus sayımında Müslümanların nüfusu 1500 civarındadır. Bu rakam akıl baliğ olan Müslümanların sayısı olup çocuklar ile Müslüman olmayan Arap ve Yahudiler dâhil değildir. O dönemde Medine’nin toplam nüfusunun 10.000 ile 20.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Sonrasında Medine’ye hicretlerin sürekli devam etmesi ve yeni doğumlar ile nüfusun artması nedeniyle Peygamberimizin vefatına yakın zamanda Medine’nin nüfusu 30.000 civarında idi.[8] Hem Müslüman olanların Medine’ye göç etmesi hem Medinelilerden Müslüman olanların sayısının artması hem de Yahudilerin sürülmesi gibi nedenlerle de bu nüfusun nerede ise tamamına yakını Müslümanlardan oluşmaktaydı.

Mescidin büyüklüğü ile son dönem Müslüman nüfusu dikkate alındığında, kadın erkek Müslümanların tamamının cuma namazı için mescide (büyüklüğü dikkate alındığında) sığmaları fiziken mümkün değildir. Bu da kadınların tamamının cemaate gelmediği yani farz olmadığını dolaylı olarak da olsa gösteren önemli bir fiziksel delildir.

 

İDDİA-2: İlgili ayetin devamında (11. Ayette) geçen “Allah’ı çokça zikredin” (وَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَث۪يراً) cümlesindeki müzekker fiil kipinin (emrin), sadece erkekler için olduğu söylenemez. Böyle denirse kadınlar zikretmesin anlamı çıkar ki bu da doğru olamaz.

Yani “zikredin” emrindeki müzekker fiil kipi kadınları da kapsadığı gibi “Ey iman edenler” hitabındaki müzekker fiil kipi de aynı şekilde kadınları kapsamaktadır. Neticede bu durum da cuma namazının kadınlara da farz olduğunu göstermektedir.

CEVAP:

Öncelikle bu ayette geçen “Allah’ı çokça zikredin” emri erkekler için düşünüldüğünde, kadınlar bu zikirden engellenmiş olur iddiası doğru değildir.

Okuldan bir örnekle konuyu anlatırsak; “erkekler derslerinize çalışın.” dendiğinde kızlarla ilgili hiçbir sonuç çıkmaz. Bu cümleden kızlar çalışmasın anlamını çıkarmak ne kadar yanlış ise, bu iddia da bir o kadar yanlıştır.

Kaldı ki başka bir ayette (… وَالذَّاكِر۪ينَ اللّٰهَ كَث۪يراً وَالذَّاكِرَاتِ) “Allah’ı zikreden erkekler ve Allah’ı zikreden kadınlar…” (Ahzâp, 33/35.) şeklinde hem erkek hem de kadınların zikretmesinden ayrı ayrı bahsedilmektedir.

Erkekler ile birlikte kadınların da Allah’ı zikretmeleri bu ayette apaçık zikredilmiş iken cuma ayetinde sadece erkeklerden zikrin istendiğinin kabul edilmesi, nasıl olur da kadınların zikirden engellendiği sonucuna götürür? (!)

Kur’ân’ın bütününe bakılarak sonuca ulaşılması gerektiğine göre bir ayette erkeklerden, başka bir ayette ise kadınlardan zikretmeleri isteniyorsa sorun olan nedir? Her ayette sürekli her ikisi de olmalı dayatması doğru olamaz.

Bu bakış açısının yanlışlığını şu ayetten de anlayabiliriz. “Gecenin bir vaktinde kalkıp kendine mahsus nâfile bir ibadet olarak da namaz kıl…” (İsrâ, 17/79.) Bu ayet-i kerimede teheccüd namazını kılma emrinin sadece Peygamberimize olması diğer Müslümanların teheccüd dahil namaz kılmalarını engellemeyip serbest bırakıyorsa aynı şekilde “Allah’ı zikredin” emrinin sadece erkeklere olması kadınların zikrini de engellemez. Neticede iddianın bir geçerliliği yoktur.

 

İDDİA-3: Mescidi Nebevi’nin kadınlar için ayrı kapısının olması ile Peygamberimizin bazen kadınlara ayrı hutbe okuması dikkate alındığında kadınların cumaya geldikleri ve onlara farz olduğu sonucu çıkmaktadır.

CEVAP:

Bu iddia, cumaya kadınlardan da gelenlerin olduğunu kanıtlar fakat tamamının geldiğini ispatlamaz. Zaten kadınlardan cumaya gelenlerin olduğu hadislerde açıklanan ve herkes tarafından da kabul edilmekte olup bunu inkar eden de olmamıştır. Temel soru cuma namazına kadınların tamamı mı bir kısmı mı geldiği noktasındadır.

Kadınlardan cumaya gelenlerin olduğu bilgisi kaynaklarımızda geçmesine rağmen tamamının geldiğine dair herhangi bir bilgi yoktur. Bir kısmı geldiyse farz değil, tamamı geldiyse farzdır sonucu çıkacağı için bu nokta son derece önemlidir.

Kadınların tamamının gelmesi durumunda tüm cemaatin, mescidin fiziki büyüklüğüne sığması mümkün olamayacağı için aklî çıkarımlarla tüm kadınların cumaya geldiğini iddia etmek doğru olamayacağı yukarıda açıklanmıştı.

Mescidi Nebevi’de kadınlara özel kapısının olması, ileri sürülen iddialar için ikna edici bir kanıt olamaz. Zira kadınlardan cuma namazına gelebilenler için bir sıkıntı oluşmasın diye farklı kapı yapılmıştır. Aradaki bilgi boşlukları fikrî duruşa göre hayal dünyasından doldurulmadığı müddetçe bu cevabımıza itiraz eden çıkmaz.

Kadınlara özel hutbe okuma meselesine gelince hutbe okumak ile hitap etmek/konuşmak aynı fiil (hataba) ile söylendiği için bir anlam karmaşası oluşmaktadır. Yani cuma namazı esnasında erkeklere verdiği hutbenin yanında bir de kadınlara özel/ayrı hutbe vermiş midir? (!) Cuma haricinde kadınlar topluluğuyla özel konuşması, onlara hitap etmesi söz konusudur. Burada yanlış anlamlandırma olduğunu düşünmekteyiz.

Neticede “hataba” fiili hutbe verdi anlamına geldiği gibi peygamberimizin tüm hitapları (konuşmaları) için de kullanılmaktadır. Peygamberimizin kadınlara hitaben yaptığı konuşmalar da hadislerde bu fiille ifade edilmektedir.  Dolayısıyla ilgili fiili her zaman hutbe okudu olarak anlamak bizi yanıltabilir.

Ayrıca iddia doğru kabul edilse bile buradan kadınların tamamının cumaya geldiği sonucu çıkarılamaz. Cumaya gelenlere hutbe okudu şeklinde anlamanın önünde herhangi bir engel de yoktur. Dolayısıyla buradan cumanın kadınlara da farz olduğu sonucunu çıkarmak doğru olamaz.

 

Sonuç

İbadetler tabbudî alana ait olduğu için varlığı da yokluğu da akıl yürütme ile değil, naklî bilgiyle (ayet veya hadislerle) anlaşılabilir.

Kadınların isteğe bağlı olarak cuma namazı kılabileceği noktasında fikir birliği olduğu için konumuz bu ibadetin kadınlara zorunlu (farz) olup olmadığı ile sınırlı olup mevcut bir ibadetin edasının engellenmesi değildir.

“Kadına da cuma namazı farzdır.” diyenlerin en önemli dayanağı “ey iman edenler” hitabının kadınları da kapsadığı iddiasıdır. Başkaca da temel bir dayanak veya delilleri de yoktur. Bu iddialarının doğru olmadığı yukarıda pek çok ayetten verilen örneklerle açıklandı.

İlgili ayetler, içinde geçen fiiller, hadis-i şerifler, sünnet (Peygamberimizin uygulamaları) ve bugüne kadar ki âlimlerimizin görüşleri cuma ayetindeki “İman edenler” hitabının sadece erkekler için olduğu ve kadınları kapsamadığı yani onlara farz olmadığı şeklindedir.

Kadınlara cuma namazının farz olmadığına dair, yakın zamana kadar icma düzeyinde bir fikir birliği varken günümüzde hadislerle ve geçmiş ilmi birikimle kavgalı olan anlayışın “kadınlara da cuma namazı farzdır” iddiasını ortaya attıkları, fakat ikna edici delillerle ispatlayamadıkları görülmektedir.

Allah Resulü döneminde erkeklerin hepsi, kadınlardan ise müsait olanları (bir bölümü) cuma namazına geliyordu. Kadınların tamamının cuma namazı için mescide geldiğine dair sahabeden hiçbir naklî bilgi yoktur. Bu da kadınlara farz olmadığını göstermektedir.

Sonuç olarak kadınlara cuma namazı farz değildir. Yalnız hem kendileri hem de fiziki mekân uygun olduğu zamanlarda ve isteğe bağlı olarak cuma namazı kılabilirler. Cuma namazını kılınca da öğle namazı sâkıt olur, onu kılma sorumluluğu düşer.

 


[1] Bu yazı “Hangi İslam” adlı kitabımızdan özetlenerek hazırlanmıştır.

[2] TDV İlmihâl c:1/290. Din İşleri Yüksek Kurulunun “Kadınların Cuma Namazı Kılmaları Zorunlu mudur?” başlıklı fetvası.

[3] Reşat Öngören, Zikir, TDV İslâm Ansiklopedisi.

[4] Burada iddia sahiplerinin mantığı ile bakılarak değerlendirme yapıldı. Kur’ân’daki emir kiplerinin zorunluluk veya mubahlık gibi farklı anlamalara gelebilmesi hakkında fıkıh usulü kitaplarından detay bilgi edinilebilir.

[5] Bakara, 2/184.

[6] Ebû Dâvûd, Salât, 217;

İbn Ebî Şeybe, Musannef, II, 550;

Beyhakî, Sünenü’l-kübrâ, III, 246.

[7] Nebi Bozkurt, Mustafa Sabri Küçükaşçı, Mescid-i Nebevi, TDV İslâm Ansiklopedisi.

[8] Nebi Bozkurt, Nüfus, TDV İslâm Ansiklopedisi.

logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslatdergisi@gmail.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul