07 Aralık 2025 - Pazar

Şu anda buradasınız: / / Ailede ŞÛrâ / İstişâre
AİLEDE ŞÛRÂ / İSTİŞÂRE

Ailede ŞÛrâ / İstişâre Süleyman Gülek

İslâm’da “Şûrâ” diğer ismiyle istişâre, mü’minlerin bir vasfı olarak bildirilmektedir.1 Kur’ân’da bir surenin bu isimle anılması da istişâreye verilen önemi göstermektedir.

İstişâre, sözlükte "birine bir konuyu danışmak, görüşünü sormak" demektir. "Şûra" ve "müşâvere" kelimeleri ile eş anlamdadır.2

İstişâre; danışma, birinin fikrini alma anlamındadır.

İstişâre bir paylaşımdır.

İstişâreden maksat, herhangi bir meselede istişâre yapılırken, meselenin en güzel yönünü bulmaktır.  

Kur’ân-ı Kerim, istişâreye büyük önem vermiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.)’e hitaben şöyle buyrulmaktadır: “İş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da Allah’a dayanıp güven.”3, “Onların işleri aralarında istişâre iledir.”4,  "Bilmiyorsanız bir bilene sorun"5 buyrulmaktadır.

Ebû Hureyre (r.a.) şöyle der: “Hz. Peygamber’den daha fazla arkadaşlarıyla istişâre  eden bir kimse görmedim.”6 Hz. Peygamber yapacağı işlerde istişâre  ederdi. Hanımlarına da danışır ve onların da görüş ve düşüncelerine itibar ederdi.7 Kimseyi küçümsemez, gerektiği zaman istişâre  yapardı ve yapılmasını da tavsiye ederdi. Rasûlullah (s.a.s.), istişâre edilecek meselede kimi veya kimleri ilgilendiriyorsa, erkek-kadın, genç-yaşlı ayırımı yapmadan onların fikirlerine başvurmuştur.

Hz. Peygamber (s.a.s.) istişâre konusunda şöyle buyurmuştur: "Kardeşiniz, birinizden bir şey soracak olursa, ona mutlaka yol gösterin"8, “Biriniz (din) kardeşine danıştığı zaman, danışılan kimse ona hak ve doğru bildiğini söylesin."9, “Bir millet, istişâre  yaptığı sürece zillete düşmez.”10 buyurarak her konuda olduğu gibi bu konuda da bizlere örnek teşkil edecek bir hayat sergilemiştir.

Yukarıdaki âyet ve hadislerden de görüldüğü gibi ferdî, ailevî, toplumsal, siyasî vb. işlerinin istişâre ile olmasının gerekliliğini vurgulamıştır. Yüce Allah, “…Her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır”11 buyurur.

Kısaca belirtmek gerekirse, istişâreye yani danışmaya, Yüce Allah'ın emri, Peygamberimizin sünneti olarak önem verilmelidir. İstişâre, kişisel ve sosyal problemlere sağlıklı çözüm üretebilmek için önemli bir karar mekanizmasıdır. Atalarımız da “Danışan dağlar aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış”, "Akıl akıldan üstündür" diyerek, istişârenin gerekliliğini kısa ve öz bir şekilde ifade etmişlerdir. İstişâre, kalpleri kuşku, endişe, korku gibi hislerden temizler, gönülleri rahatlatır ve huzura kavuşturur.

 

Ailede İstişârenin Önemi ve Rasûlullah  (s.a.s.)’den Örnekler

İslâm, ailenin huzur ve uyum içinde devam edebilmesi için eşlerin karşılıklı anlayış ve saygı temelinde hareket etmelerini emretmiş, aile içi kararların birlikte alınmasını tavsiye etmiştir. Bu bağlamda istişâre, yani danışma, aile hayatının vazgeçilmez bir parçası olarak sunulmuştur. Özellikle karı-kocanın ailevî meselelerde ortak karar almaları, Kur’ân-ı Kerîm’de de açıkça teşvik edilmiştir. Örneğin, çocuğun sütten kesilmesi gibi önemli bir kararda bile ebeveynlerin birlikte karar vermesi gerektiği vurgulanır: “Eğer ana-baba aralarında istişâre ederek ve anlaşarak (daha önce) sütten kesmek isterlerse kendilerine günah yoktur.”12 Bu ayet, istişârenin aile hayatında ne kadar temel bir ilke olduğunu ortaya koyar.

Ebeveynlerin özellikle ergenlik döneminde çocuklarıyla istişâreye önem vermeleri, onların sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmesinde büyük rol oynar. Bu süreçte istişârenin alanı gerekirse genişletilmeli; gelecek neslin inşası adına, insanlığın faydasına çalışan sivil toplum kuruluşlarından öğretmenlere, aile büyüklerinden mahalledeki akil insanlara kadar pek çok kişiyle iş birliği kurulmalıdır.

Bu örnekler daha da çoğaltılabilir. Nitekim yapılan her istişâre, aile içinde kazanılan bilincin bir yansımasıdır. Her şey, rol model olabilen ebeveynlerle başlar. Kendisine değer verildiğini hisseden çocuklar, ileride başkalarının fikirlerine de değer veren bireyler haline gelir. Böylece, yalnızca kendi kafasına göre hareket eden bireyler yerine, çevresindekilerle fikir alışverişi yapma becerisine sahip gençler yetişir. Sonuçta, bu gençler ve onların kıymetli ebeveynleri, sağduyulu ve bilinçli bir toplumu hep birlikte inşa ederler.

Rasûlullah (s.a.s.)’in hayatıda istişârenin hem sözlü hem fiilî örnekleriyle doludur. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), sadece erkek sahabîlerle değil, kadınlarla da görüş alışverişinde bulunmuş, onları ilgilendiren meselelerde fikirlerini almıştır. Bu durum, onun aile içi ilişkilerde adaleti ve merhameti esas aldığını gösterir.

Peygamber Efendimiz şöyle buyurur: “Kendilerini ilgilendiren hususlarda kadınlarla istişâre edin.”13; “Kızları hakkında kadınlara danışınız.”14

Bu sözler, özellikle evlilik gibi bireysel ve hayatî konularda kadının görüşünün mutlaka alınması gerektiğini vurgular. Nitekim Hz. Âişe (r.a.)’dan aktarılan bir rivayette, kadınların nikâh akdi sırasında onaylarının alınmasının gerekliliği dile getirilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.), bakire bir kızın evlilik teklifine doğrudan sözle değilde utangaçlığı nedeniyle sükûtla cevap vermesini “rıza” olarak değerlendirmiştir.15

Rasûlullah (s.a.s.)’in hayatında kadınlarla yaptığı istişârelerden bazı somut örnekler de şunlardır:

1. İlk Vahiy Anı: Peygamber Efendimiz (s.a.s.), ilk vahyi aldığı anda büyük bir heyecan ve şaşkınlıkla Hz. Hatice (r.a.)’ın yanına gitmiş ve durumu onunla paylaşmıştır. Hz. Hatice, ona teselli vererek moral kaynağı olmuş, doğru ve güçlü bir değerlendirmede bulunmuştur.16 Bu olay, ailede güvene dayalı iletişimin ve istişârenin güzel bir örneğidir.

2. İfk Hadisesi: Hz. Âişe’ye iftira atıldığı olayda Peygamberimiz (s.a.s.), sadece önde gelen sahabîlerden değil, Hz. Âişe’nin cariyesi, Berîre gibi kadınlardan da görüş almıştır.17 Bu da kadının şahsiyetini ve söz hakkını ne kadar önemsediğini gösterir.

3. Hudeybiye Antlaşması: Antlaşma sonrası sahabenin kararsız kaldığı bir anda, Rasûlullah (s.a.s.)’in eşi Ümmü Seleme’nin fikrine başvurmuş ve onun tavsiyesine uyarak krizi başarıyla yönetmiştir.18

Bu örneklerden anlaşılacağı üzere, İslâm’da aile sadece bir birliktelik değil, aynı zamanda karşılıklı danışma ve anlayışla şekillenen bir kurumdur.

İstişâre, aile hayatında önemli bir prensiptir. Gerektiğinde eşler birbirleriyle istişâre  yapmalıdır. Eşlerin birbirine değer vermesi, fikirlerine başvurması, aile birliğini güçlendiren ve İslâmî ahlâkı yansıtan bir tutumdur. Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in hayatındaki uygulamalar da bizlere bu konuda örnek olmalıdır.

Hz. Peygamber (s.a.s.), ev içindeki her türlü sorumluluğunu yerine getirirdi. Ailenin tüm bireyleriyle konuşur ve onların fikirlerini alırdı. Aileyi ilgilendiren herhangi bir konuda tek başına karar vermezdi. Örneğin, kızlarını evlendirirken onların görüşlerini almış ve istekleri doğrultusunda hareket etmiştir. Hz. Peygamber, Kur’ân-ı Kerim’in, “…Onların işleri, aralarında danışma iledir.”19 âyet ilkesini hayatın her alanında uygulamıştır. Hem aile bireylerinin hem de arkadaşlarının görüş ve tekliflerine açık olmuştur

Hz. Peygamber’in hanımlarla olan ilişkilerinde özellikle de aile hayatında ilgi, değer verme, adalet, eşitlik, hoşgörü, sevgi, saygı, sadakat, nezaket, güven, iffet, feragat, haklara saygı, sabır ve tahammül, empati, îsâr ve zarafet hakim olduğu için neticede o ailede huzur, uyum ve mutluluk hakim olmuştur. Hz. Peygamber, o derece nazik bir insandı ki hayvana binerken dahi hanımlarına yardımcı olurdu.20 Bir seferinde kendisi bir yemeğe davet edilmiş, bu daveti ancak hanımıyla gelmesi şartıyla kabul edebileceğini beyan etmiştir.21 Bu da hanımına vermiş olduğu değeri ortaya koymaktadır.

 

Ailede İstişârenin Faydaları

İslâm dini, bireyler arası ilişkilerde adaleti, merhameti ve karşılıklı anlayışı esas alır. Özellikle ailenin sağlam temeller üzerine kurulması ve sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için istişâre ye büyük önem verir.

İstişâre, yani karşılıklı fikir alışverişi ve danışma, hem Kur’ân-ı kerim’de hem de Peygamber Efendimizin (s.a.s.)’in sünnetinde teşvik edilen önemli bir davranıştır. Kur’ân-ı kerim’de, “Onların işleri aralarında danışma iledir”22 ayeti, istişârenin önemini vurgular. Bu ilke, sadece toplum yönetiminde değil, aile hayatında da geçerlidir. Peygamber Efendimiz de aile içi meselelerde eşleriyle istişâre  etmiş, onların görüşlerine değer vermiştir. Hudeybiye Antlaşması sonrası eşi Ümmü Seleme ile yaptığı istişâre  bunun en güzel örneklerinden biridir.

İslâm’da aile içinde istişârenin başlıca faydaları şunlardır:

1. Kararların Daha Sağlıklı Alınmasını Sağlar: Aile bireylerinin fikirlerine başvurmak, meselelerin tek taraflı değil çok yönlü değerlendirilmesine imkan tanır. Bu da daha isabetli kararların alınmasına yardımcı olur.

2. Güven ve Saygıyı Artırır: Eşlerin ve çocukların fikirlerine değer verilmesi, aile üyeleri arasında karşılıklı güven ve saygıyı güçlendirir. Her birey kendini önemli ve değerli hisseder.

3. Birlik ve Beraberliği Kuvvetlendirir: Ortak kararlar, aile bireylerini birbirine daha çok bağlar. Bu ailede sevgi ve huzurun artmasına vesile olur.

4. Çocuklara Sorumluluk Bilinci Kazandırır: Çocukların da uygun yaşlarda bazı konularda fikirlerine başvurulması, onlara sorumluluk duygusu kazandırır ve kişisel gelişimlerine olumlu katkı sağlar.

5. Çatışmaları Azaltır: İstişâre, tek taraflı kararlar sonucu ortaya çıkabilecek kırgınlık ve çatışmaları önler. Ortak alınan kararlar daha kolay kabul edilir ve uygulanır.

İstişâre  aile bireylerini sadece bir araya getirmekle kalmaz, onların duygusal bağlarını da kuvvetlendirir. Ailede istiºârenin yerleºmesi, huzurlu, sevgi dolu ve saðlam temelli bir yuva için en önemli adýmlardan biridir.  

 

Aile İçi İstişârenin Sağlıklı İletişime Etkisi

Aile, bireylerin ilk iletişim kurduğu ve kişiliklerinin temellerinin atıldığı en önemli yapıdır. Bu yapının sağlamlığı ise çoğu zaman aile bireyleri arasındaki iletişimin niteliğine bağlıdır. Ailede istişâreye, yani karşılıklı fikir alışverişine ve ortak karar almaya verilen önem, bu iletişimin sağlıklı bir zeminde ilerlemesini sağlar.

İstişâre, aile bireylerinin düşüncelerine değer verildiğini hissettiren bir süreçtir. Özellikle çocukların fikirlerine danışılması, onların kendine güvenen, sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmelerine katkıda bulunur. Ebeveynlerin çocuklarıyla konuşarak karar alması, sadece bir meseleyi çözmekle kalmaz; aynı zamanda güven, saygı ve anlayış ortamı oluşturur.

Sağlıklı bir iletişim ortamında bireyler kendilerini rahatça ifade edebilir, yanlış anlaşılmalar en aza iner ve aile bağları güçlenir.

İstişâre  sayesinde herkes kendini ailenin bir parçası olarak görür ve aidiyet duygusu pekişir. Ailede istişâreye verilen önem sadece sağlıklı iletişim kurmakla kalmaz; aynı zamanda huzurlu, güçlü ve bilinçli bir aile yapısının oluşmasına da zemin hazırlar.

Aile, bireylerin ilk iletişim kurduğu ve kişiliklerinin temellerinin atıldığı en önemli yapıdır. Bu yapının sağlamlığı ise çoğu zaman aile bireyleri arasındaki iletişimin niteliğine bağlıdır. Ailede istişâreye, yani karşılıklı fikir alışverişine ve ortak karar almaya verilen önem, bu iletişimin sağlıklı bir zeminde ilerlemesini sağlar. İstişâre, aile bireylerinin düşüncelerine değer verildiğini hissettiren bir süreçtir. Özellikle çocukların fikirlerine danışılması, onların kendine güvenen, sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmelerine katkıda bulunur.

 

 Ailede Karşılıklı Hak ve Sorumluluklar

Aile, sevgi, şefkat, merhamet duygularının yoğun olarak yaşandığı, sevinçlerin ve kederlerin paylaşıldığı sıcak bir ortamdır. Çünkü ailede başların tacı olan anneler, evin direği olan babalar ve ailenin meyvesini teşkil eden çocuklar bulunur. Aile hayatı hem kişilerin hem de toplumun stresini azaltan, şefkat ve merhameti artıran, sabrı öğreten, yardımlaşmayı çoğaltan ve mesuliyet duygularını artıran bir okuldur.

Evlilik hayatı, karşılıklı hak ve sorumluluklar üzerine kuruludur. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), bu gerçeği şu sözleriyle açıkça ifade etmiştir: “Dikkat ediniz! Kadınlar üzerinde haklarınız olduğu gibi, kadınların da sizin üzerinizde hakları vardır.”23

Sağlıklı ve huzurlu bir aile hayatı için eşlerin birbirlerine karşı görevleri vardır. Bu görevler, sadece bireysel mutluluğu değil, aynı zamanda toplumsal huzuru da ilgilendirir.

Eşlerin karşılıklı sorumlulukları genel hatlarıyla şu şekilde sıralanabilir:

1. Karşılıklı Sevgi ve Saygı: Eşler arasında sevgi, saygı ve güven ortamı kurulmalıdır. Bu, mutlu bir evlilik hayatının temelidir.

2. Erkeğin Sorumlulukları: Erkek, ailesinin geçimini helâl yollardan sağlamakla yükümlüdür. Yiyecek, giyecek, barınma gibi temel ihtiyaçları karşılamak onun sorumluluğundadır. Aynı zamanda ailesinin dinî görevlerini yerine getirmesine destek olmalı, onları teşvik etmelidir.

3. Yumuşak ve Nazik Davranış: Erkek, eşine karşı sert ve kaba değil; yumuşak, merhametli ve nazik olmalıdır. Kur’ân-ı kerim’de bu husus şöyle ifade edilir: “Kadınlarla iyi geçinin.” 24 Peygamberimiz (s.a.s.) de şöyle buyurmuştur: “Mü’minlerin iman bakımından en olgun olanı, ahlâkı en güzel olanıdır. Sizin en hayırlınız ise eşine karşı en iyi davrananınızdır.”25

Evlilikte dengeyi sağlamak adına Hz. Peygamber (s.a.s.), şu tavsiyede bulunmuştur: “Hanımının senin üzerinde hakkı vardır. Bedeninin senin üzerinde hakkı vardır. Misafirlerinin de senin üzerinde hakkı vardır. Her hak sahibine hakkını ver.” 26 Kur’ân’da da şöyle buyrulmuştur: “Kadınların erkekler üzerinde hakları olduğu gibi, erkeklerin de kadınlar üzerinde hakları vardır. Ancak erkekler, aile reisliği bakımından bir derece daha üstündür.”27 Bu üstünlük, aile yönetimindeki sorumluluğu ifade eder; gurur ya da baskı aracı değildir.

4. Kadının Sorumlulukları: Kadın, eşine sadakatle bağlı olmalı, kendisi hakkında kötü sözlere sebep olabilecek davranışlardan kaçınmalıdır. Evine, çocuklarına ve aile düzenine gereken özeni göstermelidir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Kadın beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu tutar, namusunu korur ve kocasına itaat ederse, kendisine: ‘Hangi kapısından istersen cennete gir!’ denir.”28, “Herhangi bir kadın, kocası kendisinden râzı olduğu halde ölürse cennete girer.”29

5. Çocukların Eğitimi: Çocukların terbiyesi yalnızca annenin ya da babanın değil, her iki ebeveynin ortak görevidir. Anne ve baba bu konuda birlikte hareket etmeli, çocuklarının hem ahlâkî hem de dinî eğitimine önem vermelidir.

 

Çocuk Eğitiminde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Çocuk eğitimi, büyük bir sorumluluk ve ciddi bir hazırlık gerektiren bir süreçtir. Bu süreçte anne ve babalar hem psikolojik hem de biyolojik olarak hazır olmalı, içten bir istekle çocuklarını sağlıklı bireyler olarak yetiştirmeye niyet etmelidir. Bir çocuğu iyi yetiştirebilmek için onu tanımak, gelişimini takip etmek ve çocuk psikolojisine dair temel bilgiye sahip olmak gerekir. Bu doğrultuda, çocuk gelişimi ve psikolojisiyle ilgili kaynaklardan yararlanmak oldukça önemlidir.

Çocuk yetiştirmek, hafife alınacak bir iş değildir. Bu yüzden anne ve babalar, eğitim yöntemleri ve gelişim psikolojisi konusunda kendilerini geliştirmeli, gerektiğinde uzmanlardan ve eğitimcilerden destek almalıdır. Amaç; ahlaklı, sorumluluk bilinci taşıyan, manevi değerlere saygılı ve hem ailesine hem de toplumuna faydalı bireyler yetiştirmektir. Bu nedenle çocukların hem bedensel hem de ruhsal sağlığına gereken özen gösterilmelidir.

Her çocuk farklı bir dünyadır. Onların da birey oldukları, ilgi ve isteklerinin farklı olabileceği unutulmamalıdır.

Günümüzde çocuklar kötü arkadaş çevresi, internetin zararlı içerikleri, sigara, alkol ve uyuşturucu gibi birçok tehlikeyle karşı karşıya kalabilmektedir. Bu tehlikelere karşı en etkili koruma, güçlü bir ahlaki altyapı ve sağlıklı bir din eğitimiyle mümkündür. Çocuklara hayatın bir imtihan olduğu ve yaratılış gayelerinin Allah’a kulluk etmek olduğu küçük yaşlardan itibaren anlatılmalıdır.

Çocukluk döneminde verilen dinî ve ahlâkî eğitim, onların manevi dünyalarını aydınlatır, düşünce ufuklarını geliştirir ve iç huzurlarını artırır. Bunun yanında, evde huzurlu bir ortam sağlamak da büyük önem taşır. Anne-babalar, çocuklarının yanında tartışmaktan kaçınmalı, onların sorularına ilgisiz kalmamalı ve merak duygularını desteklemelidir. Çünkü merak, öğrenmenin kapısını aralayan en önemli duygudur.

Saygı ve sevgi gören çocuklar, aynı değerleri çevrelerine de yansıtır. Çocuklara sarılmak, onları sevdiğinizi kelimelerden daha etkili şekilde hissettirir. Ancak ilgi ve sevgi dengeli olmalıdır; ne eksik ne de aşırıya kaçacak şekilde sunulmalıdır. Çocukların fikirlerine yaşlarına uygun düzeyde değer verilmesi, onların özgüvenlerini ve sorumluluk duygularını geliştirir.

Anne ve babalar, çocuklarına verdikleri sözleri tutmalı, onlara zaman ayırmalı ve aşırı baskı ile aşırı hoşgörü arasında sağlıklı bir denge kurmalıdır. Ödüllendirme ve cezalandırma konusunda ölçülü olunmalı, çocukların oyun oynayarak çocukluklarını yaşamalarına izin verilmelidir. Çocukları başkalarıyla kıyaslamak, onların benlik algılarına zarar verir; her çocuk kendi özellikleriyle değerlidir.

Ev içinde koyulan kuralların gerekçeleri çocuğa anlatılmalı, kuralların sadece uygulama değil aynı zamanda eğitim aracı olduğu unutulmamalıdır. Ailelerin asıl amacı, çocuklarının sağlam bir kişilik kazanarak kendi ayakları üzerinde durabilen, özgürce karar verebilen bireyler olmalarını sağlamaktır. Nitelikli yetişkinler, bilinçli ebeveynlerin eseridir.

Son olarak, ebeveynlerin çocuklarıyla konuşarak karar alması, sadece bir meseleyi çözmekle kalmaz; aynı zamanda güven, saygı ve anlayış ortamı oluşturur. Sağlıklı bir iletişim ortamında bireyler kendilerini rahatça ifade edebilir, yanlış anlaşılmalar en aza iner ve aile bağları güçlenir. Ýstiºâre  sayesinde herkes kendini ailenin bir parçasý olarak görür ve aidiyet duygusu pekiºir. Ailede istişâre ye verilen önem sadece sağlıklı iletişim kurmakla kalmaz; aynı zamanda huzurlu, güçlü ve bilinçli bir aile yapısının oluşmasına da zemin hazırlar.

Anne-babaların çocukları için yalnızca dünya hayatını değil, âhiret hayatını da düşünmeleri büyük önem taşır. Onlara iyi bir gelecek sunma gayreti sadece maddi imkânlarla sınırlı olmamalıdır. İnanç, ibadet ve güzel ahlakla yetişen bir çocuk, hem dünyada mutlu olur hem de ahirette kurtuluşa erer. Gerçek başarı, dünya ve âhiret dengesini kurabilen bir eğitim anlayışıyla mümkündür.

 

----------------------------

1. Şûrâ, 42/38.

2. Komisyon, Dini Kavramla Sözlüğü, s.339.

3. Âl-i İmrân, 3/159.

4. Şûrâ, 42/38.

5. Nahl, 16/43.

6. Tirmizi, Cihad 34-35.

7. Buharî, Bedü’l-Vahy 3.

8. Ebu Dâvud, Edeb 114; Tirmizî, Zühd 39.

9. İbn Mâce, Edeb 37.

10. Buhârî, İkrah 3.

11. Yusuf, 12/76.

12. Bakara, 2/233.

13. Ahmed b. Hanbel, IV, 192; II, 97.

14. Ebu Dâvud, Nikâh, 23.

15. Buhârî, İkrâh, 3; Nikâh, 41.

16. Buhari, Bed’u-l Vahy 3.

17. Buhârî, İ’tisâm, 28; Şehâdât, 15; Magâzi, 34; Müslim, Tevbe, 56.

18. Bkz. Müsned, c.4, s.326; Vakıdî, Megazi, c.2,  s.613.

19. Şûrâ, 42/38.

20. Buhârî, Megâzî 38.                                              

21. Müslim, Eşribe 139.

22. Şûrâ, 42/38.

23 Tirmizî, Radâ 11; İbn Mâce, Nikâh 3.

24. Nisâ, 4/19.

25. Tirmizî, Radâ 11; Ebu Dâvud, Sünnet 15; İbn Mâce, Nikâh 50.

26. Buhârî, Savm 51-55; Müslim, Sıyâm 182-187, Kader 34.

27. Bakara, 2/228.

28. Tirmizî, Radâ 10; İbn Mâce, Nikâh 4; Ahmed bin Hanbel, 1/191.

29. Tirmizî, Radâ 10; İbn Mâce, Nikâh 4.

logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslatdergisi@gmail.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul