Teknolojinin, insanlığa kolaylık getirmenin ötesine geçip, alışkanlıkları belirlediği hatta bir nevi ürettiği bir zamanda yaşıyoruz. Bu artık herkesçe bilinen, söylenmesi bile klişe olmuş bir gerçek… Bu yeni tekno-dünyada, insanlar fiziksel değil sanal mekanlarda kamusallaşıyorlar. Ellerindeki telefonlarda, kullandıkları uygulamalarda, sosyal medyada ya da oyunlar aracılığıyla kendilerini var ediyor, belki sanal da olsa “cemaatleşiyor” ve dünya görüşleri bu mecraların inşa ettiği algılar ekseninde şekilleniyor. Bireylerin gerçek kimliğine alternatif sanal bir personası oluyor, bu sentetik imaj bir nevi gerçeğinin yerine geçiyor.
İletişimin ve etkileşimin aşırılaştığı bu mecralarda, gündem anında değişebilir, çok çabuk birileri şeytanlaştırılıp linç edilebilir, bir marka hemen meşhur olup satış rekorları kırabilir, bir bilgi çok hızlı yayılıp aynı hızda yalanlanabilir, sayısızca insan bu medyumda kendince meşhur olup lokal bir kitle edinebilir ve başkaları tarafından hiç bilinmeyebilir. Bilgisayar oyunu yayıncıları, sosyal medya ünlüleri ve “fenomenleri”, büyük ticari ve siyasi kurumların istihdam ettiği ya da geleneksel medyanın uzantısı olan birçok içerik üreticisi ile sayamayacağımız çeşitlilikte figürleri ve “avatarlarıyla” adeta paralel başka bir evren… Yeni medyanın ve yeni “diji-modern” dünyanın bu kaotik ve karmaşık yapısı birçok problemi pek tabii ki beraberinde getiriyor.
Sanal dünyanın işte bu çetrefilli dinamizmi, kuşatılması zor bir bilgi/haber krizine sebep oldu. Bu krizin doğurduğu hakikatsiz vasat, epistemik melekelerin ve dijital okuryazarlığın gelişmesini gerekli kıldı. Bu yazıda bilgi krizine dair tasavvuru derinleştirmeye ve İslami ilimlerin bize sunduğu felsefî/aklî imkanlara değinmeye çalışacağız.
BİLGİ VE HAKİKAT KRİZİNİN KRİTİĞİ
Oxford Üniversitesi, bilgi/haber krizini ifade eden ve Türkçesi “hakikat-sonrası” olan “post-truth” sözcüğünü, 2016’da yılın kelimesi seçmişti.1 Kelimenin sözlük anlamı ise şu: Kamuoyunun kanaatini şekillendirmede nesnel gerçeklikten daha çok kişisel inanç ve duyguların etkili olması.2 Brexit ve Amerikan seçimleri zamanı Batı medyasında çok kulanılmasının akabinde Oxford’un bu kelimeyi seçmesi, medya enformatiği bağlamında onu akademi ve düşünce dünyasının merkezine yerleştirdi.
“Hakikat-sonrası/post-truth” ne demek?
Bir kelimenin başında “post” ön eki olduğunda genelde “sonrası” şeklinde tercüme edilir ve zamansal sonralık demektir. Fakat bu kelime, zamansal sonralığa değil de, hakikatin önemsenmediği bir tutuma işaret ediyor. Hakikatin gözden düşmesi, önemini yitirmesi3, alakasızlaşması4 veya doğruluğun önemsizleşmesi5 gibi tanımlar da mevcuttur.
İnsanlar, yeni/sosyal medya ortamında, yargılarının doğruluğunu umursamadıkları bir bilgi anlayışına sahipler. Bu anlayışın hakim olduğu zamana ve zemine “hakikat-sonrası” deniliyor. Biz de “hakikatsizlik” kelimesini bu anlamda kullanarak, özellikle hakikatten yoksun olma durumuna gönderme yapmış olacağız.
Hakikatin yadsınmasına ve askıya alınmasına yani hakikatsizliğe sebep olan bu medya ortamını ve alışkanlıkları bazı alt başlıklar altında inceleyerek soruşturmamızı derinleştirebiliriz.
Bilgi Enflasyonu ve Kaosu
Geleneksel medyanın iletişim tarzı, izleyicilerin/dinleyicilerin pasif bir şekilde yayınları takip etmesi üzerine kuruluydu. İnternet, Web 2.0 ile beraber her kullanıcının içerik üretebildiği, dolaşıma veri sokabildiği bir iletişim ve etkileşim ağına dönüştü. Bundan dolayı insan muhayyilesinin çok ötesinde bir “bilgi enflasyonu” oluştu. Teknik olarak “büyük veri” diye adlandırdığımız bu olgu, teknoloji firmalarının ürettiği, muhafaza ettiği ve manipüle ettiği veri miktarının üstel/eksponansiyel bir biçimde artışını ve bir disiplin olarak “veri bilimi” gelişimini beraberinde getirdi.6
Fakat aşırı, kontrolsüz ve düzensiz üretilen bilgi, kullanıcı arayüzünde anlamını yitiriyor ve bir veri kirliliğine dönüşüyor. Bu çok çeşitlenmiş bilginin kirliliği ile malûl ortamı “bilgi kaosu” şeklinde tanımlayabiliriz. Kullanıcıların belli bir dijital okuryazarlık geliştirmeden bu kaosun içerisinden anlamlı örüntüler ve bir gerçeklik tasavvuru çıkarmaları mümkün değildir.
Algoritmik Önyargı ve Öneri Sistemleri
“Veri kapitalizmi”, büyük teknoloji firmalarının tekelleştiği sanal dünyanın en önemli etik sorunlarından biridir.7 Sanal uygulamaların buna paralel olan ekonomi-politiği için, “algoritmik pragmatizm” denilebilir.8 Kullanıcı deneyimini optimize etmek için, kullanıcıların tükettiği içeriklere benzer içeriklerin tavsiye edildiği “öneri sistemleri” geliştirilir. Bu tarz öneri sistemleri, büyük veri algoritmaları ile “bunu satın alan bunu da aldı”, “bunu izleyen bunu da izledi” gibi teklifler sunarak kullanım sıklığını ve zamanını arttırır.9 Bu paradigmanın sonucu olan “algoritmik önyargı”, aynı içerikleri ve paylaşımları tüketenler için üretilmiş yalan, manipülatif bilgilerle karşılaşma ve onları paylaşma olasılığını yükseltir.
Dijital Kamusallaşma ve Yankı Odaları
“Algoritmik önyargı”, kullanıcıları hep kendi gibi düşünen ve inanan, aynı yalanı satın alan, aynı zaaflara sahip insanlarla etkileşimde tutacak bir “yankı odasına (echo chambers)” hapseder. Bu durum belli bir networkte dolaşımda olan yanlış bilgilere maruz kalmayı arttırır. Kullanıcılar, kendileriyle benzer kullanıcılarla etkileşimde kaldıkları için, önyargılarını, kanaatlerini ve inançlarını devamlı onaylayan bir “filtre balonuna (filter bubbles)” sıkışmışlardır10.
Bu bir “dijital kamusallaşma” biçimi ve böyle oluşan sanal cemaatler kendi müntesiplerini gerçeklikten kopuk bir komplo teorileri anaforuna mahkum edebiliyor. Bu dijital gettolarda, sağlıksız, yanlış hatta bazen tehlikeli fikirler birer inanç esasına dönüşebiliyor. Bu sanal cemaatlerin sözde “hakikatleri”, esasında hakikatsizliği norm haline getiriyor. Düz dünyacılar topluluğu bunun en bilinen örneklerinden biri.
Dikkat ve Arzu Ekonomisi
Sosyal medya uygulamalarının dikkati ve arzuyu cezbeden bir algoritma politikası izlediklerini biliyoruz. Medya platformları ve reklam stratejileri, kullanıcının/izleyicinin libidinal yatırımını hedefler ve bunu kendi sermayesi kılar. “Ürün bedevaysa, asıl ürün sizsiniz.” mottosu, reklam ve dijital medya hizmetleri için hep akılda tutulmalıdır.
Dikkatin ve arzunun devamlı bağlanması için, uygulama deneyimlerinde malum “haz ve hız“ ilkesi geçerli. Bu ilke, bir televizyon programcısının söylediği ve artık sosyal medya için çok daha uygun olan şu sözlerde daha da somutlaşıyor: ”Her şeyi kısa tutmak, kimsenin dikkatini dağıtmamak… yeniliklerle durmadan tahrik etmek… Hiçbir konsepte birkaç saniyeden fazla ayırmanız gerekmez.” 11
Dikkatin ve arzunun haddinden fazla bağlandığı durumlar tabiatıyla analitik ve eleştirel düşünmenin çok zor olduğu bir etkileşim bağlamı inşa eder. Bu iletişim modelinde zihin sadece pasif bir “imaj alıcısına” dönüşür. Hakikatin peşinde müteyakkız olmak, böyle bir bağlamda pek tabii ki mümkün değildir.
Dijital Yorgunluk ve Bilişsel Aşırı Yüklenme
Kullanıcının dikkatini ve arzusunu hedefleyen platformlar onu veri/içerik/bilgi bombardımanına tutar, anlamsız bile olsa imgesel bir gezintiye çıkarır. Adeta bilinçdışı bir biçimde gerçekleşen bu kullanımların çoğunda zaman mefhumu yitirilir. Zihin dijitalize olarak nesneleşir.
Özellikle akıllı telefonları kullananların ekran süreleri bu konuda bize çarpıcı bir tablo sunuyor. 2014 yılında akıllı telefonlarda geçirilen ortalama süre 1 saat 38 dakika iken, 2023 yılında bu 3 saat 50 dakikaya çıkmış durumda. 12 Bu istatistikler bize dijital mesainin ve neticesi olan zihinsel yorgunluğun derecesini gösteriyor. Bu denli maruz kalma halinde, bilişsel ve eleştirel fonksiyonların dumura uğraması işten bile değildir.
Popülizm ve Hakikatsizlik
“Popülizm” terimi, “post-truth” sözcüğünü yaygınlaştıran sebeplerden ötürü, 2017 yılında Cambridge sözlüğü tarafından yılın kelimesi seçildi. 13 Popülist liderler, halk yığınlarını etkilemek ve yönlendirmek için safsata içerikli retorik kullanırlar. Bu kişi veya kurumlarla çalışan siyasal iletişimciler ve halkla ilişkiler uzmanları da medyayı ve haber ağını manipüle ederek insanların kararlarını etkilemeye çalışırlar.14
Maalesef tarih bize, yığınların “gerçek/hakikat” yerine “güç” tercihinde bulunduklarını ve popülist figürlerin peşinden gittiklerini acı bir biçimde öğretmiştir. 15 Bu ekonomik/politik figürler, hakikatsizlik çağının koşullarını kendi lehine kullanan muktedirlerdir. Bu bağlamda gerek küresel gerek bölgesel muktedirlerin “merhamet/adalet” gibi söylemlerine karşı hep dikkatli olmak gerekir. 16 Popülizm, hakikatsizlik krizinin en önemli sebeplerinden biridir.
Hakikatsizliğin Psikanalizi
Hayatın gerçeklerinden ziyade, sanal alemin sürreal evreni insanlara daha cazip gelir. Bireyin idealize benlik imgesini gerçekleştirebileceği yegâne mekân budur. Teşhir, oto-erotik bir kendini röntgenleme biçimi alır. Büyük resmi çözen hipergerçek anlatılar ve komplo teorileri üzerinden kişi kendine “sanal/sahte” bir ehemmiyet atfeder. Kültür, sanat, spor, siyaset, din gibi alanlarda özdeşim kurulan ikonların dijital neferi olmak da “(closed) narsistik” bir varoluştur. En absürt haberlere bile inanmaya duyulan çocuksu ihtiyaç, mitik bir “psikoz epistemolojisi” üretir.
Bir “meta” olarak akıllı telefonlar, arzu nesnesine dönüşür. “Hakikat”, aplikasyon ve “like” fetişizmi üzerinden “dijital katarsise” kurban edilir. Bütün bu semptomlar, hakikatsizliğin mesken tuttuğu dijital uzamdaki bilinçdışı görüngülerdir.
Dezenformasyon ve Misenformasyon
Hakikatsizlik çağının sonucu olarak, yanlış bilgilenme ve haber alma problemini ifade eden iki önemli kavramdan bahsedeceğiz. Dezenformasyon, kasıtlı bir şekilde dolaşıma sokulan yanlış bilgi anlamına gelirken17, misenformasyon kasıtsız yapılan yanlış bilgi paylaşımını ifade ediyor.18 Dezenformasyon genellikle ekonomik/siyasi aktörler tarafından bilinçli bir şekilde üretiliyorken, misenformasyon ise kullanıcılardaki bilgisizlikten kaynaklanıyor.
Dezenformasyon, insanlarda “bilgilenme illüzyonu” oluşturan, yüzeysel, parçalı, manipülatif bir enformasyondur. 19 Popülist algı operasyonlarının hedefi budur. Güç sahipleri bu sayede insanları istedikleri şekilde konsolide edip oyalayabilir. Ekonomik/politik sonuçları açısından “hakikatsizlik (post-truth) çağı” muktedirlerin, insan “sürülerini” şiddete, kayıtsızlığa, bencilliğe ve vulgarize bir dünya görüşüne “sürükledikleri” bir krizin çağıdır.
HAKİKATSİZLİĞE KARŞI İSLAMİ İLİMLERİN İMKANLARI
“Ey iman edenler! Bilmeden birilerine zarar verip de sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, yoldan çıkmışın biri size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın.” 20 ayeti, olası bir dezenformasyona karşı bilginin teyid edilmesini vazeden bir ayet. Keza, lafzen mütevatır ve İslami ilimler için kurucu (medâr) olan hadisinde de Rasulullah (s.a.v.), kendisi adına kasten yalan uydurana, cehennemdeki yerine hazırlanması tehdidinde bulunuyor.21 Haber/nakil emniyeti İslam’ın bilgi anlayışının merkezinde bulunuyor. Bu bağlamda hakikatsizlik çağının meydan okumalarına karşı bazı temel başlıklarla İslami ilimlerin imkan vüs’atine kısaca değinebiliriz.
Akaid ve Düşünce
Nesefi Akaidi risalesindeki ilk cümle şöyledir: “Ehli hak dedi ki: Sofistlerin hilafına, eşyanın hakikatleri sabittir ve bunlarla alakalı ilim gerçektir (mutehakkık).” 22 Teftazani de şerhinde Sofistlerin hakikat karşıtı tavırlarını kategorize eder ve onları gruplar.23 Antik Yunan’dan itibaren hakikat karşıtlığının ve sübjektivizmin savunucusu olarak gösterilen Sofistlere, çağdaş hakikatsizlik (post-truth) tartışmalarında da sık sık referans verilir.24 “Adalet, güçlünün yaptıklarıdır” diye ilk düşünenler belki de Sofistlerdir. Safsata kelimesinin etimolojik olarak “sofist” kelimesinden türemiş olması da anlamlı bir tevafuktur.
Benzer biçimde postmodernizm de, hakikate uyguladığı “yapısöküm” neticesinde pek çok etik/ahlaki normu bir “sosyal inşa” şeklinde tanımlayarak, hakikatsizliği meşrulaştıran bir başka felsefî tavrı temsil etmiştir.25 Sofist veya postmodernist etik anlayışlarda, popülist ve post-truth yöntemler meşruiyyet kazanır.
İslamî itikadı inşa etmek için yazılmış bir akaid/kelam metni, “hak”/”hakikat”/ “mutehakkık” gibi hak kökünden türemiş kelimelerle başlıyor, hakikatin varlık ve bilgi bilimini yapıyor, hakikatsizliğin tam karşısında pozisyon alıyor. Bu bağlamda akaid/kelam ilmi, Sofist veya postmodernist normsuzluğa ve hakikatsizliğe karşı, hakikat merkezli bir düşünce metafiziği inşa etmiş oluyor.
Akıl Emniyeti
İslam hukukunun gözettiği beş zaruri maslahattan biri de aklın korunmasıdır.26 Bu maksada binaen “aklı uyuşturmak”, haram olan madde ve içeceklerle alakalı en belirleyici illetlerden biridir. Mükellefiyet akıl baliğ olunca sabit olur. Nasslarda, akletme ile alakalı teşvik ve vücub vardır. Bütün bunlar, dini anlamak ve yaşamak için akıl emniyetinin ne kadar elzem olduğunu gösterir.
Hakikatsizlik ortamı için bir nevi akıl emniyeti yoksunluğundan bahsedebiliriz. Kişi aklî melekelerini kullanabilecek dirayette değilse, doğruyu yanlıştan ayırt edemez. Nitekim yeni medyanın hakikatsizlik ortamı, kişileri gerçeküstü, karikatürize ve akıl dışı bir dünya tasavvuruna mahkum edebilir. Bu yüzden, “makasidu’ş şeria” perspektifiyle gaye edinilen bir akıl emniyeti, hakikatsizliğe karşı farkındalık kazandırır. Çünkü akıl emniyetinin hedefi, muhakeme ve temyiz melekelerini korumaktır.
Safsataya Karşı Mantık
Klasik mantık disiplini, İslami medrese eğitiminin ekseriyetle de İmam Gazali sonrası en önemli alet ilimlerinden biridir.27 Hem doğru muhakemeyi tahkim etmesi, hem de fıkıhta ve kelamda kıyas faaliyetlerini tanzim edebilmesi açısından kıymeti ehlince malumdur. Hakikatsizlik (post-truth) ortamında, popülizm safsatayı yani farkedilemeyen mantık hatalarını çok kullanır ve analitik melekeleri gelişmemiş insanlar bu safsataları hakikat zanneder. Dolayısıyla muhakeme etme melekesini mantıkî formasyonla mücehhez kılmak, hakikatsizliğe karşı İslami ilimler çerçevesinde alınmış tedbirlerden biri olarak görülebilir.
Haber Teorisi
Rasulullah (s.a.v) bize Allah Teâlâ’dan haber getirmiştir. Kur’an bize, kıraat alimlerinin diliyle mütevatir bir haber olarak gelmiştir. Sünnet, hadis formundaki haberler biçiminde kayda geçmiştir. Sahabe, tabiun ve ulemanın “âsârı”, ümmetin belleğinde çeşitli sıhhat derecelerindeki haberler olarak mahfuzdur. İlim ehlinin eserleri de bize selefin mirası olan “literatürel” haberlerdir. Haber teorisinin İslami ilimlerin merkezinde olduğu açık ve seçik görülmektedir.
Bu zamanda yaşanan bilgi/haber krizine karşı, İslami ilimlerin haber teorisi bağlamındaki literatürü çok verimli bir zemindir. Hatta “Delail” ilminin amacı olan “nübüvvetin isbatı”, ancak böyle bir zeminde gerçekleşir.28 Fıkıh, Kelam ve Hadis disiplinlerinin paylaştığı bu usulî zeminde, nakledilen haberin sıhhatine dair dakik kriterlere ve zengin bir kavramsal repertuara sahip olmak gayet mümkündür.
Bilginin Kaynağı ve İsnad
Çevrimiçi dolaşımda olan bir haberin doğruluğunu teyid etmek için kaynaklarına bakmak çoğu kullanıcının aklına gelmez ya da nasıl yapılacağını bilmez. İslamî bilgi aktarım metodu olarak isnad yöntemi, muhaddislerin aldıkları hadisin kaynaklarını/senedini, denetlemeye ve tenkide imkan verecek şekilde zikretmeleridir.29 Alimlerin icazet silsileleri, yazma eserlerin nüsha mevsukiyeti de benzer tekniklerle korunur ve denetlenir. İslami ilimlerdeki isnad ve benzeri sistematik yöntemler, günümüz dijital okuryazarlığı ile birleşince kullanıcılara yetkin bir haber teyid melekesi kazandırabilir.
Kaynak Çeşitliliği ve Ravi Sayıları
Bir haberin birden fazla kanaldan nakledilmesi güvenilirliğini arttırır. Hadis ilminde bu, hadislerin ravi sayısına göre (derece-i şuyu’) tasnifinde kendini gösterir.30 Mütabi’, şahid gibi kavramlar da benzer bir amaca matuf kullanılır.31 Bir haberin kaynak çeşitliliğinin araştırılması, İslami ilimlerin terbiyesinde kazanılan bir melekedir.
Kaynak Güvenilirliği ve Rical İlmi
Dijital okuryazarlığın önemli bileşenlerinden biri de, haber kaynaklarının tanınmasıdır. Hadis ilminin alt dalı olan rical ilmi (cerh ve ta’dil), muhaddislerle alakalı geniş biyografi antolojisi ve ravi tasnifi ile bunu sağlamıştır. 32 Bu “tabakat” literatürü başka ilmi disiplinlerin uzmanları için de mevcuttur. Bir haber kaynağını, teknik kapasite, ideolojik aidiyet gibi parametreler açısından tanımak, naklettiği bilginin sıhhatini tesbit etmede kritiktir. Cerh ve ta’dil ilminin verdiği vizyon -örneğin ravinin ta’n sebepleri- bunu sağlamada yardımcı olur.
Metin Tenkidi
Alimlerin bir hadisi/haberi değerlendirirken, hadisin içeriğini Kur’an’a, akla, tecrübeye arz etmelerine metin tenkidi denir. 33 Hanefi usûlundeki “batınî inkıta” kavramı da hadisin metniyle ilgilidir.34 Bir haberin kaynağına bakmak kadar, diline ve içeriğine bakmak da sağlıklı enformasyon açısından çok önemlidir.
Muhaddisûn ve Kussas
Muhaddisler ve kussas (kıssa ve menkıbe anlatıcıları)35 arasındaki fark, günümüzde modern meddahlar ile bilgi sahipleri arasındaki fark gibidir. Muhaddisler ilmî metot ile edindikleri bilgileri usûle sadık kalarak naklederken, kıssacılar insanları duygulandırmak veya coşturmak için uydurma haberler anlatırlardı. Bilgisiz insanlar, bazen dindarca bir niyetle bu “mevzu” hadisleri aktarıyordu. Büyük muhaddis Yahya ibn Sa’id el-Kettan, takva ve zühd sahibi kimselerde çok fazla yalan habere rastladığını (misenformasyon) belirterek cehaletin ne kadar tehlikeli olduğuna dikkat çekiyor. 36 Bilginin/haberin sıhhatinde, duygusal motivasyonun değil, bilimsel gerekçelerin geçerli olduğunu İslami ilimler tarihinden örneklerle net bir şekilde görebiliyoruz. İlim adamı ile kussası(safsatacı/komplocu/trol) birbirinden ayırmak, hakikatsizliğe karşı işlevsel bir tedbirdir.
Misaller ve Muhtasar Tatbik
İki örnek üzerinden kısa bir tatbik yapabiliriz. İslami ilimlerin haber teorisindeki en önemli kavramlardan biri olan mütevatır, her tabakada aklen ve adeten yalan üzere birleşmesi namümkün bir topluluğun rivayet ettiği haberdir.37 Tanımı gereği doğruluğu kendinden menkul olan bu haber türünü, akl-ı selim hemen tanır ve itiraz etmez. Hakkıyla anlaşıldığında, sağlıklı kamusallaşmış bilgileri dejenere eden komplo teorisi cemaatlerinin -düz dünyacılar gibi- hakikatsizliğine karşı belirleyici ve dakik bir kavramdır. 38 Bilgi felsefesi açısından da hem rasyonel hem ampirik bileşene sahip bir tanımının olması, dakikliğinin göstergesidir.
Bir diğer örnek, ekseriyetle seküler kullanıcılar arasında dolaşımda olan bir efsane ile alakalı. “Selamün aleyküm” kalıbının aslında İbranice “Şalom aleyke” ibaresinden geldiğini, “Şalom” kelimesinin de bir Yahudi komutanın ismi olduğunu anlatan bu internet efsanesini ele alalım. İslam karşıtlığından üretildiği belli olan bu mit (dezenformasyon), seküler kullanıcılar tarafından gerçek zannedilerek paylaşıldı (misenformasyon). Halbuki haberin kaynağını kimse sorgulamadı (isnad). Hikayenin de saçmalığı (safsata/mantık) dil bilenler için sarihti. Basit bir etimoloji araştırması da içeriğin yanlış olduğunu ortaya koyabilirdi (metin tenkidi). Dindar, seküler, solcu, sağcı farketmeden her türden inanç ve ideoloji grubu için bu post-truth dezavantaj söz konusudur.
Bu örnekler çoğaltılabilir. İslami ilimlerden devşirilecek daha pek çok kavram günümüz haber krizini anlamak ve üstesinden gelmek için yardımcı olabilir. Bu yazının kapasitesini aşacağından ötürü şimdilik bu kadarıyla yetineceğiz.
HASIL-I KELAM
“Eşyanın aslı ibahadır” düsturunca, teknolojik imkanlar, özü itibarıyla değil, kullanım şekline göre değerlendirilmelidir. Bu yazıda işaret edilen pek çok ilmî kriter ve kıstas, sadece Müslümanlar için değil, herkes için faydalı entelektüel araçlardır.
Haber güvenliğinin ve ona dair bilişsel farkındalığın ne kadar önemli olduğunu, İsrail’in Gazze’ye yaptığı katliamlarda gördük. Medya ağını kontrol etmeye çalışarak hakikati de katletmek isteyen İsrail, hassaten 7 Ekim ve sonrasında akıl almaz haberlerle kendisini kamuoyunda haklı göstermeye çalışmıştı.
Siyonistler hastane bombaladıktan sonra uluslararası büyük (!) haber kanallarının haberi fail zikretmeden -Hastane Bombalandı- ve İsrail’in adını vermeden haberleştirmeleri, haber dilinin (metin tenkidi) ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Her ırktan kendisine köle olmaya gönüllü hakikat düşmanları, “hakikatsizlik” ortamının araçlarından faydalanarak siyonizme hizmet etti. Tabi bunların karşısında “hakkı” görmek isteyenler, doğru haberin peşine düştü. Uluslararası kamuoyu İsrail’in katil yüzünü görse de, devletler düzeyinde hiçbir yaptırımı olmadı.
Hakikatsizliğe karşı olmak, Hakk’ın yanında olmak demektir. İslami ilimlerin mirası, bize hakkın ve hakikatin yanında olmak için gerekli olan teknik kapasiteyi ve bu kapasiteyi geliştirme imkanını sunmaktadır. Bahsettiğimiz başlıklarda ve daha fazlasında ayrıntılı çalışmalar yapılmasını Rabbimizden niyaz ederiz.
Dipnotlar:
- “Word of the Year 2016,” Oxford Languages, https://languages.oup.com/word-of-the-year/2016/.
- “Post-truth,” Oxford Learner’s Dictionaries, https://www.oxfordlearnersdictionaries.com/definition/english/post-truth?q=post-truth.
- Lee McIntyre, Hakikat-Sonrası, çev. M. Fahrettin Biçici (İstanbul: Tellekt Yayınları, 2019), s. 27.
- Yalın Alpay, Yalanın Siyaseti (İstanbul: Destek Yayınları, 2017), s. 25.
- Yalın Alpay, Yalanın Siyaseti (İstanbul: Destek Yayınları, 2017), s. 27.
- Necmi Gürsakal, Büyük Veri (Bursa: Dora Yayınları, 2014), s. 1.
- Nick Couldry ve Ulises A. Mejias, “Veri Sömürgeciliği,” Yeni Medya Kuramları II, ed. Filiz Aydoğan (İstanbul: Der Yayınları, 2020), s. 21.
- Ed Finn, Algoritmalar Ne İster?, çev. Songül Köse (İstanbul: Tellekt Yayınları, 2020), s. 35.
- Necmi Gürsakal, Büyük Veri (Bursa: Dora Yayınları, 2014), s. 239.
- Yalın Alpay, Yalanın Siyaseti (İstanbul: Destek Yayınları, 2017), s. 19.
- Neil Postman, Televizyon: Öldüren Eğlence, çev. Osman Akınhay (İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2019), s. 132.
- “Digital 2024 Global Overview Report,” Datareportal, https://datareportal.com/reports/digital-2024-global-overview-report.
- Benjamin Moffit, Popülizm, çev. Yasin Öner (İstanbul: Liberus Yayınları, 2022), s. 11.
- Esra İlkay Keloğlu-İşler, “İletişimsel İllüzyon Nasıl Gerçeğin Yerine Geçer?”, Hakikat Sonrası, ed. Bülent Özçelik (Ankara: Nika Yayınları, 2021), s. 265.
- Esra İlkay Keloğlu-İşler, “İletişimsel İllüzyon Nasıl Gerçeğin Yerine Geçer?”, Hakikat Sonrası, ed. Bülent Özçelik (Ankara: Nika Yayınları, 2021), s. 268.
- Özgür Taburoğlu, “Hakikat Sonrası Bazı Görüngüler”, Pasajlar, sayı 4, Post-Truth Çağı, s. 144.
- “Dezenformasyon”, Vikipedi, erişim: 12 Ocak 2025, https://tr.wikipedia.org/wiki/Dezenformasyon.
- “Misenformasyon Nedir?”, Anadolu Ajansı Teyit Hattı, erişim: 12 Ocak 2025, https://www.aa.com.tr/tr/teyithatti/teyit-sozlugu/misenformasyon-nedir/1815067.
- Esra İlkay Keloğlu-İşler, “İletişimsel İllüzyon Nasıl Gerçeğin Yerine Geçer?”, Hakikat Sonrası, ed. Bülent Özçelik (Ankara: Nika Yayınları, 2021), s. 269.
- Hucurât Sûresi, 6.
- İmam Suyûti, Mütevatir Hadisler, çev. Mustafa Yıldız (İstanbul: Çıra Yayınları, 2015), s. 13.
- Ömer Nesefî, Nesefî Akâidi, çev. Bekir Sırmabıyıkoğlu (İstanbul: Yasin Yayınları), s. 5.
- Sadeddin Taftazânî, Şerh’ul Akâid, çev. Talha Hakan Alp (İstanbul: Yasin Yayınları, 2008), s. 70.
- Özgün Bulut, “Felsefe, Hakikat ve Sonrası”, Hakikat Sonrası, ed. Bülent Özçelik (Ankara: Nika Yayınları, 2021), s. 99.
- Yalın Alpay, Yalanın Siyaseti (İstanbul: Destek Yayınları, 2017), s. 37.
- Fahrettin Atar, Fıkıh Usûlü, (İstanbul: M.Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları, 1988), s. 296.
- İbrahim Çapak, Ana Hatlarıyla Mantık, (İstanbul: Ensar Yayınları, 2015), s. 58.
- Bkz. Altay Cem Meriç, Peygamberliğin İsbatı: Haber Delili, (İstanbul: İnsan Yayınları, 2022).
- Ayhan Tekineş, Geleneğin Altın Zinciri, (İstanbul: Ensar Yayınları, 2006), s. 22.
- İsmail Lütfi Çakan, Hadîs Usûlü, (İstanbul: M.Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları, 1989), s. 106.
- Abdullah b. Yusuf el-Cudey, Hadis İlimleri, çev. Kübra Öztürk (İstanbul: Brka Yayınları, 2023), c.1 s. 90.
- İsmail Lütfi Çakan, Hadîs Usûlü, (İstanbul: M.Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları, 1989), s. 90.
- Selahattin Polat, Metin Tenkidi, (İstanbul: M.Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları, 2010), s. 24.
- Abdullah Aydınlı, Hadis Istılahları Sözlüğü, (İstanbul: M.Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları, 2016), s. 138.
- “Kussâs”, İslâm Ansiklopedisi, erişim: 12 Ocak 2025, https://islamansiklopedisi.org.tr/kussas.
- Talat Koçyiğit, Hadis Tarihi, (Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 2018), s. 197.
- Abdullah Aydınlı, Hadis Tesbit Yöntemi, (İstanbul: Rağbet Yayınları, 2017), s. 119.
- Mehmet Yıldırtan, “6: Doğruluğundan Şüphe Duyulmayan Bilgi (Mütevatir Kavramı)”, YouTube, erişim: 12 Ocak 2025, https://www.youtube.com/watch?v=mURg0bMjyV0&list=PLhxlnHSWUjYuD0h26TBed5_e0GPDzu57Z&index=6.


