23 Ocak 2026 - Cuma

Şu anda buradasınız: / / Dini Gruplarda Dijitalleşme Etkisi
Dini Gruplarda Dijitalleşme Etkisi

Dini Gruplarda Dijitalleşme Etkisi Dr. Hasan Sarı

Giriş

Ses sembolleri ile karmaşık dil yapıları oluşturabilme, eşref-i mahlukat olan insanın mümeyyiz vasıflarındandır. Böylelikle insan, enfüs ve afaka ilişkin hissiyatını çeşitli şekillerde ifade edebilecektir. Diğer yandan iletişim hali bilindiği üzere başkalarının varlığını zorunlu kılar. Bu sebepten olacak, insan günlük yaşamının ekserisinde başkaları ile etkileşim halinde bulunmakta, diğerlerine göre vaziyet almaktadır. Bugünkü toplumsal yaşam ise her geçen gün daha fazla teknoloji etkisine girmektedir. Teknoloji aracılığı ile iletişimin insanı, fıtri yaşamdan uzaklaştırdığı ve toplumsal etkileşimden soyutladığı iddia edilebilir.

Konumuzun temelinde yer alan dijital sözcüğü, Latince “dijitus” kelimesinden türemiştir. Bu da parmakla saymayı imler. Bu açıdan “bilgisayar”, lügatte günümüze hitap eden en anlamlı teknoloji sözcüklerindendir diyebiliriz. Telgrafın icadını takip eden gelişmeler ardıllık silsilesi oluşturarak bilgisayar ve internetle ciddi bir kırılma yaşamıştır.  Bugünse yapay zekâ, metaverse ve transhuman teknolojileri ile hayal dünyamızın dahi sınırlarını zorlayacak kadar ilerlemiştir. Bir insanın zihin gücü ile siber âlemde olması gelenekte karşılaşılmayan yeni bir varlık türünü tartışma gündemimize taşır: dijital varlık. Fiziki gerçekliğin temsilleriyle oluşan “meta-evren”de olmak ve orayı temaşa etmek, İşrakiyyun alimlerinin vurguladığı misal alemine benzemekteyse de fiziki dünyaya uzanan manipülatif özelliği ile ondan ayrılmaktadır. Dijital dönüşüm toplumu da yeniden yapılandıracak gibidir. İnsanlığın medeniyet itibariyle “eski hal, muhal” mottosundaki gibi bir kavşakta bulunduğunu söylersek, bilmiyorum abartmış olur muyuz?

Tüm toplum katmanları gibi dinî gruplar da görüldüğü kadarıyla dijital dünyayı fark etmişler, önemsemişler, faydalarından istifade etmek gayesiyle orada yer edinme çabasına girmişlerdir. Sosyolojide kullanıldığı hâliyle cemaat ortak amaç, ilgi taşıyan ve hiyerarşi oluşturabilen topluluk demektir. Oysaki burada daha özel bir tabir olarak “dinî cemaatler”den söz edeceğiz. Cami cemaatleri de dinî cemaat olmakla beraber kastımız onlar değildir. Soy bağı münasebeti ile kendiliğinden oluşan aile, akrabalık toplulukları, millet/ümmet gibi dinî cemaatler de konumuz dışındadır. Odağımızda, sonradan kazanılan birtakım özelliklerle varlık kazanan “sırf dinî cemaatler” vardır. Ülkemizde son dönemde cemaat sözcüğü zaten, bu haliyle dinî bir ıstılah şeklinde kullanılmaktadır. Klasik anlamda dinî-kültürel tasavvuf geleneğine yaslanan ve modern açılımlara da giren tarikatlar birer cemaattirler. Tarikat benzeri yapılar kuran ancak tasavvuf geleneğine yaslanmayan sosyal-kültürel ortaklaşmayı, yardımlaşmayı amaçlayan ve belli bir aidiyet geliştiren “yeni dinî cemaatler” de vardır. Bunların bir kısmı vakıflar, dernekler, yardım kuruluşları şeklinde yapılanmıştır. Yukarıda bahsolunan teknolojik gelişmelerden tüm bu cemaatler etkilenmektedir. Dijitali bir sıfat olarak göreceksek artık dijital cemaatlerden de söz etmek mümkündür. Zira yan yana gelmek yerine teknoloji konforu ile dijital cemaatler kurmak artık bir alternatif olmaktan çıkmış bir gereklilik-maslahat şeklinde algılanır olmuştur.

Konumuzu detaylandırabilmek için eğitimci-yazar Prensky’inin iki kavramından yararlanmalıyız. Prensky öğrencilerindeki teknolojik tavır ve tutuma bakarak kuşakları ikiye ayırmış ve kendisi gibi teknolojik gelişmeleri takip etmekte zorlanan ama bir şekilde dijital dünyada yer alan eski kuşağı “dijital göçmen”ler (digital immigrants) olarak adlandırmıştır. Zira bu kuşaklar doğduklarında dijital teknolojiler yoktu, sonradan bu teknolojilerle tanışmışlardır. Oysaki 2000’lere doğru doğan kuşağın sosyal yaşamları teknoloji ile çerçevelenmiştir. Onlar zaten dijital dünyanın içine doğmuş dijital yerlilerdir (digital natives).

2000’lere kadar aşina olduğumuz dinî cemaatleri kuran ve kolektif kimlik, tanım, pratik geliştiren nesil dijital göçmenlerdir. Dijital yerli olarak tabir olunan nesillere ulaşmak, onlara yönelik bir kültür aktarımı gerçekleştirmek dijital göçmenlerden oluşan geleneksel cemaatler için bir varoluş meselesidir. Bu sebeple geleneksel gruplar dijitale taşınmışlardır ve artık onlara “dijital göçmen cemaatler” diyebiliriz.

Diğer yandan yeni kuşak (dijital kuşak), kendisine tevarüs eden cemaat pratikleri ile yetinmemekte çağın tüketim(!) kültürüne özgü yapılanmalar meydana getirmektedir. Hedef kitlesinin dilini daha iyi bilen ve özel bir jargon kullanan bu gençlik grupları merkeziyeti olmayan özerk yapılanmalar oluşturmaktadır. Bu gruplar ise dijital teknolojiler içinde, onun gölgesinde doğmuşlardır. Onlara da “dijital yerli cemaatler” denilebilir.

Diğer çağ insanları gibi cemaat aktivitesi dahilindeki müntesipler de sosyal medya platformlarını aktif kullanma eğilimindedir. Mobil telefonlar marifetiyle de ulaşılabilen bu dijital tabanlı uygulamaların (aplikasyon) en popülerleri şu şekilde sıralanabilir: Whatsapp, Youtube, Instagram, Facebook vs. Bu uygulamalarda yer alma hususunda dijital göçmen-yerli ayrımı yapmak abestir. Ancak bu uygulamaları ne şekil/tarzda, hangi yoğunlukta kullandıkları tartışılabilir. Günün hangi zamanında kullandıkları, hangi amaçlarla kullandıkları, sistemli kullanıp kullanmadıkları, kolektif etkileşim içerisinde olup olmadıkları gibi pek çok detay her iki kuşağın cemaatlerini farklılaştırmaktadır.

Sosyal medyanın fayda ve zararının bilincinde olup olmamak da dinî cemaatlerin teknoloji perspektifini derinden etkilemektedir. Şimdi bu platformların harcıalem birtakım imkân ve fırsatlarına değinelim ve sonrasında risk ve tehditlerine daha yakından bakalım:

Dijital Cemaat Olmanın Fırsatları

1- “İletişim otobanı” olarak tabir edilen sosyal ağlar vasıtasıyla dinî bilgi daha hızlı yayılma imkânı bulmuştur. Dinî sohbetler artık çevrim içi yapılabilmektedir. Bir tarikata giriş için gereken bilgi manzumesi artık web sayfalarından aranabilir ve tatbik edilebilir olmuştur.

2-Kendini İslami ilimlere ve hizmetlere vakfetmiş alimlerin hayatlarına dair anlatılar sözlü-yazılı kültür kadar dijital mecralarda da yer almakta, böylece unutulmaktan kurtarılmaktadır.

3-Tanıtım, tebliğ, üye kazanma ve ekonomik kaynak temini gibi faaliyetler dijital medya üzerinden yapılabilmektedir. Özellikle maddi destek temini konusunda her sektörde olduğu gibi dinî oluşumlar da yenilikler kazanmışlardır. Mesela bağış toplamanın çevrim içi onlarca yolu vardır.

4-Geleneksel yapılara göre daha etkili birimler kurulabilmekte, efektif çalışmalar yapılabilmekte, alternatif manevi hizmetler sunulabilmektedir.

5-Moderniteyi temellük eden seküler grupların eylemlerine dijital pratikler kazanılarak alternatifler üretilebilmekte, onlara rakip olunabilmektedir. Bir nevi seküler söylemlere seküler mekanlardan cevap üretilebilmektedir.

Dijital Cemaat Olmanın Riskleri

Kesinliğin yerine muğlaklığı, tekilliğin yerine çoğulluğu teşvik eden postmodern kültür teknolojik cihazlarla yaygınlık kazanmaktadır. Din gibi meta anlatıları tehdit eden postmoderniteyi kapitalizmin küresel yayılımı ile bağdaştırabiliriz. Bu teknolojik form çoğullaşma ile büyük anlatıların iddialarını zayıflatır. Onları enerjilerini tüketecek ve oyalanacak bir rekabete sokar. Postmodern paradigmaya göre varoluş, piyasada var olmak demektir. Bugün için bireyler dijital platformları dünyaya açılan kapıları olarak görmektedir. Sosyal medya hesabı olmayan, web aktivitesi gerçekleştirmeyen bireyler gibi dinî cemaatlerin de marjinal kabul edildiği bir zaman dilimindeyiz. Dinî piyasanın oluşumu bu haliyle zorlayıcı, radikal bir süreçtir. Dijitalleşmenin yaygınlaşması ise buna hız kazandırmış görünmektedir.

İster dijitalin yerlisi ister göçmeni olunsun; dijitalize olmuş cemaatlerde, hedef kitleleri müşteri olarak algılayan bir yapılaşma söz konusudur. Ekran ardındaki bireylerin duyuşsal, romantik ihtiyaçları gözetilir. Din; piyasa açısından arz edilen, alınıp tüketilen bir metaya dönüşebilir. Piyasada yer edinmek ve marka değeri kazanmak için etkinlik skalalarını çeşitlendirmek zorunda kalınmaktadır. Tıpkı cemaatler de (dinî) bir firmaymışçasına halkla ilişkilerini yönetmekte, senelik kar-zarar bilançoları hazırlamakta, çeşitli alanlara yatırımlar yapmak durumunda kalmaktadırlar.

Rekabet, sataşma, suyu bulandırma vb. aktiviteler ilgi çekici olmak isteyen grupların yapılanmasını değiştirmektedir. Keskin bir dil, dinî öze yakışmayan bir hitap biçimi, çift anlamlı bayağı addedilecek başlıklar, içeriğin önüne geçen bir görsellikle ilgiyi toplamak bir strateji/taktik haline gelir. Birçok cemaat, kendileri için vitrin yüzü olabilecek vaizlerin sosyal medya içeriği üretmelerine odaklanarak bizatihi popülerliği istemektedirler.   

Geleneksel usüller ile din tahsili veya nefis terbiyesi; üzerinde çaba gösterilmesi, zaman harcanması gereken bilinçli bir tercih durumundaydı. Müridin/müntesibin katlanması gereken olaylarla karşılaşması durumunda telafi edici mekanizmalar devreye girer ve ancak bu şekilde “yolda” tutunmak mümkün olurdu. Oysa bugün dijital cemaatlerde ciddi bir sürdürülebilirlik problemi gözlenmektedir. Milyonlarca beğeni almış bir konuşmacının gerçek yaşamda etkisi son derece az olabilmektedir. Dinî tebliğ için ekranın renklerindeki cazibeye kapılabilen bir genç üye, yeni tanıştığı grupta ancak belli bir süre aktif olurken sonrasında grubunu değiştirebilmektedir. Hatta dinî anlatılardan çok uzaklara düştükleri, dünyevileştikleri bile müşahede edilebilir.

Değerlendirme

“Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?/Güneşe göç var da kalan biz miyiz?” N.F.K.

Evet, bugün tüm bireysel ve toplumsal alışkanlıklarımızı köklü bir şekilde değiştirecek gibi görünen bir göçe şahit olmaktayız. Konunun ehemmiyeti belki şairin yukarıdaki dizelerine yansıyan bir metaforla anlatılabilirdi. Hayatın dijitalize olması, insanların artık bir mekân/uzam olarak sosyal medya platformlarına göçü, radikal bir dönüşüme işaret eder. İnsanların artık selamlaşmayı yitirdikleri, ihtiyaç hasıl olduğunda bir dost eli bulamadıkları, sıcak bir sohbet ortamını özledikleri bir vakıadır. “Kalabalık yalnızlık” içindeki birey, çevrim içi cemaatler ile durumu telafi etmeye çalışacaktır. Ancak dinî cemaatler de dijitalleşirken yapısal açıdan epey değişmiştir.

Dijital dönüşümden dinî cemaatlerin azade olması elbet beklenemezdi. Öyle ki bugün geleneksel anlamda tarikat/cemaat yapılanmalarını aşmış büyük oranda dijital platformlarda örgütlenmiş dijital cemaatler bulunmaktadır. Bu cemaatler İslami referanslarla internette boy göstermekte, çeşitli retorikler geliştirerek din hizmeti yapmaktadırlar. Esasen görselliğin hâkim olduğu bir mekânda, “gözler hakikati göremez” mottosuna sahip bir dinî söylemin kazanması istenmektedir. Zira dijitalin dayattığı yeni medya mantığı postmodern bir çoğulculuk içerisinde rekabeti zorunlu kılmaktadır.

İmajların birçok şeyi belirlediği bir çağda video-uzam içinde yaşanmaktadır. Bazı dinî cemaatler, var olmak için dijitalde yer almak gerektiğine inanmaktadır.  Bu amaçla sosyal medyada daha çok görüntü verilmeli, dinî anlatılar tıpkı bir film sahnesindeymiş gibi işlenmelidir. Nitekim dijital cemaatlerin videoları gün geçtikçe “prodüksiyon” üretimi halini almaktadır. Acaba video-görüntülerin kalitesinin artması sözün yükselmesi anlamına da mı gelmektedir? Böylesi bir ortamda ne olunduğu, hatta ne anlatıldığından ziyade nasıl görünüldüğü önem arz eder olmuştur. Düşünme (cogito) eyleminin yerini görünme almıştır: “Görünüyorum, o halde varım.” Kalabalıklar içinde yalnızlaşan birey otistikmişçene ekrana bakarak zihni kapasitesini kullanılamaz hale getirmektedir. Kanaatimiz odur ki imajlar dünyasında sunulan pek çok içerik uyuşturucudan geri kalmaz.

Türkiye’de dinî cemaatlerin Batı modernleşmesine zihniyet temelinde karşı oldukları bilinir. Karşıt olunmasına rağmen tekniğin/teknolojinin imkanlarından yararlanmak için modern kalıplar kullanılmaktadır. Yeni medyada etkileşim ve yapay zekâ gibi teknolojiler bize 20. yüzyıldakinden daha fazla konformizm vaat eder. Bu bir nevi Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmaktır. Düşüncesizce ve dikkatsizce yapılan dijital aktiviteler, sekülerleşmeden kaçan dijital cemaatleri postseküler görünüme bürümektedir.

Belki maslahat gereği gidişatın tersine hareket edilemeyeceği iddia edilebilir. Eğer postmodern/postseküler zihniyet kalıplarının farkında olunarak rafine bir teknoloji kullanımı sağlanırsa dinin özüne dair tavır ve tutumlar da istenilen düzeye çekilebilir. Orijinal kimliğin muhafazası için teknolojiyi geliştirilenlerin dünya görüşleri ve niyetleri asgari düzeyde de olsa tanınmalı ona göre tedbirler uygulanmalıdır.  

 

 

logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslatdergisi@gmail.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul