22 Nisan 2026 - Çarşamba

Şu anda buradasınız: / / Ezilmekte Olanlara Allah’ın Vaadi
Ezilmekte Olanlara Allah’ın Vaadi

Ezilmekte Olanlara Allah’ın Vaadi Âdem Kahraman

Kimdir vaadinde duran ve vaadinin gereğini yerine getiren? Allah vaad ediyor ezilmekte olanlara….
Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım. Yeryüzünde onları kud- ret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a, Ha-man’a ve ordularına, çekine geldikleri şeyleri gös-
terelim.1 Bu vaad aslen ne bir kavme ne bir devlete ne de bir gruba vaaddir. Bu vaat “Ben müslümanım” diyen ve hanif bir şekilde iman eden herkesedir. Bunun misali Resulullah’ın şu hadisi gibidir: “Müminin misali rüzgarların yana yatırdığı ekin demeti gibidir. Bir seferinde rüzgarlar onu yıkar, bir seferinde doğrultur. Nihayet ona eceli gelir. Münafıkın misali ise kendisine hiçbir şey isabet etmeyen dimdik duran sedir ağacı gibidir. Nihayet bir defada sökülür gider.” Diğer bir hadiste de kafirin misali sedir ağacına benzetilmiştir.2
Ezilmekte olanlara Allah’ın vaadde bulunduğu ayet-i kerimeyi Seyyid Kutub şöyle izah ediyor: “Allah bu güçsüzlere lütufta bulunuyor. Ve sayısız ihsanlar veriyor. Onların tabi ve köle olmalarını değil, rehber ve kumandan olmalarını istiyor. Sonra onları mübarek topraklara varis kılarak güç verip kuvvetli adımlarla ileri atılmalarını irade buyuruyor. Nitekim onlar iman ve amel-i salih ile bu vaade müstehak oldukları zaman Cenab-ı Allah bütün vaadlerini gerçekleştirmiştir. Böylece ayet-i kerime daha kıssaya geçmezden önce o günkü durumu anlatıyor ve en sonunda mukad-
der olan hali peşinen ilan ediyor. Her iki güç şimdi karşı karşıya gelsin. İnsanların gözünde çok şeye gücü yetermiş gibi görünen o azgın, o şişkin ve o kabarmış firavunun gücüyle insanların korktuğu güçlerin karşısında çok gülünç ve komik kalacağı Allahın dehşet saçan gerçek gücü...3(nü görün.)
Nasıl kızgın çöllerde ehad diyen Bilal sabrederek o toplumun efendisi olduysa, bu Allah’ın vaadiydi. Vallahi Seyyid Kutub gibilerde bu günün yol gösteren efendileri oldular. O gün toplumsal saygınlık ve makamsal kariyerine bakmaksızın iman eden Hz. Hamza, Hz. Ömer ve Hz. Halid bin Velid (r.anhuma) nasıl hanif dininin komutanları olduysalar, bugünde Şeyh Şamiller, Şeyh Saidler, Hattablar ve Azzamlar da bugünün komutanları oldular. Kutub’un dediği gibi kıssayı okurken sanki önceden geçmiş ve tarihin tozları arasında kalmış bir eski hikaye olarak değil, bölüm bölüm ilk defa cereyan eden bir vaka, bir hadise imiş gibi canlılık fışkırıyor.4
İbn Kesir diyor ki: “Firavun güç ve imkanlarıyla Musa’dan kurtulmak istemişti ama kader olarak takdir etmiş olduğu emrine asla muhalefet olunamayan, kesinlikle yenik düşürülemeyen o en büyük melik (hükümdar)ın kaderine karşı tedbirlerinin ona bir faydası olmadı. Aksine onun hükmü gerçekleşti, onun ezelde kaleminin yaz- 
dığı gibi Firavun, Musa (as)’ın elleriyle helak ol-du.⁵
Allah nasıl Musa’nın elleri ile Firavun’u helak et- tiyse, bugünde bizim ellerimizle de laikleri, demokratları, Yahudi ve hrıstiyanları ve nice topraklarda Allahın şeriatını uygulamayıp başka kanunlar koyanlara karşı bizim elimizle kıyam, bedel ödeme ve yok olmayı takdir etmiştir.

“Ben müslümanım” diyenler, gerek cahilliklerin
den gerekse de küfürlerinden onların şirk ve kü-für düzenlerine hizmet ediyorlar. Onların güçlerini gözlerinde büyütüyorlar. Ve Müslümanları tefrikaya sürüklüyorlar. Oysa Allah “Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın; sakın ayrılmayın! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşmandınız da kalplerinizi birleştirmişti ve onun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Ateşten bir çukurun tam kenarındayken oradan da sizi kurtarmıştı. Allah doğru yolu bulasınız diye ayetlerini size işte böyle açıklıyor”.⁶ buyuruyor. Bir olacaktık, bütün olacaktık. Cahillik galebe çaldı dağıldık. Tefrika bayrakları ile eksen kaymasına doğru adım adım gidiyoruz maalesef..
Kardeşlerimizi 21. yüzyılın cahiliye bataklığındaki akılla tekfir ediyor dağılıyoruz, sonra da bir türkü tutturuyor üstün gelecek olanlar biziz, doğru olanlar biziz diyoruz. Zaman geçmiyor ki Allah’ın takdir ettiği kader bu cahillerin üzerine geldiği zaman da kapana sıkışmış aslan gibi kükrüyorlar.
Bir gün aslan ayağını kapana kaptırmış kükrüyor. Karşısına bir kurt gelmiş. Aslan sinirle kükreyip kendisini bir sağa bir sola atıyormuş. Her seferinde de öyle de yaptım olmadı aslan kardeş diyen kurda da sinirleniyormuş. Birden takatinin kesilmesi ve acının ızdırabına dayanamayışı galebe çalınca kurda sormuş: “Nasıl kurtuldun?” Kurtta ağzı ile kemirilmiş ayağını göstermiş. Aslanda anlamış ve kendi ayağını kemirip kurtulmuş.
Hikaye bu ya bugün bu cahillerde; cehaletlerine son verip ümmet olmaya karar verirlerse yani kendilerini kurtarmak isterlerse; öyleyse ümmet olma yolunu tutsun ve safını belirlesin. Hasan-ı Basri şöyle der: “Alimler fitneyi daha gelirken anlar. Cahiller ise ancak giderken fark eder.” Cahil Müslüman en az üç kişi cemaattir sözünü yanlış tevil etti de üç kişi kalıncaya kadar tefrika bayrağını dalgalandırdı. Siz zannediyor musunuz ki ümmet bir halifeye veya emire itaat ederken ve canlarıyla ve mallarıyla Allah yolunda cihat ederken mi ezilmekte olan bir toplum oldular? Vallahi hayır. Gerek içimizden gerekse dış mihraklardan yapılan komplolarla bizi ayırdılar. Böldüler, böldüler ve ezilmekte olan bir topluluk haline getirdiler.
Ezilmekte olan kardeşim! Demokrasi senin belini kırdı mı? Laiklik seni dininden uzaklaştırdı mı? Fırkalaşmak seni güçsüz yaptı mı? Öyleyse gel kardeşim, ümmet olalım. Bugün arakanda diri diri yakılan “Ben müslüman’ım diyen değil mi? Ebu Gureyb’ten sana mektup yazan, bize yardım etmiyorsanız bari gelin bizi öldürün; Amerikalıla-
rın tecavüzünden hamile kaldık. Gelin bizi öldü-
rün diyen “ben Müslüman”ım demiyor muydu? 
Suriye’de bir uçak dolusu fosfor bombaları ile on 
bin çocuk öldürülürken bunlar  “ben müslüman”
ım demiyor mu? Yine bugün Gazze’de ezilmekte olan halk  “ben müslüman”ım demiyor mu? Cevap verdiysek, Resulullah’ın hadisini hatırlayalım.
“Müslüman rüzgarların yatırdığı ekin gibidir. Bir rüzgarla sağa yatar, bir rüzgarla sola yatar. Ömrü bu şekilde son bulur.” Çekilen çile ve verilen mücadele bizi rahmanın huzurunda ceza ve mükafata erişmeyi sağlar. Satılmış önderler ve Seyyid Kutub’a, “la ilahe ilallah” de diyen belamlardan kurtulup, “iman edenler ancak kardeştir” düsturuyla kıyam edenler, yüzlerini hanif bir şekilde Allah’a dönenler, Allah’ın vaadiyle önderler olacaklar. Allah Musa’nın eliyle Firavun’u cezalandırdıysa, bizim elimizle de bugünkü tagutları cezalandıracaktır. Yeter ki biz ezilmiş olanlar olarak Allah’ın emirlerine uyarak bir araya gelelim.
Ey Musa! Onlar orada bulundukları sürece biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın; biz burada oturacağız!” dediler. (7)
Ezilmekte olan ve Allah’ın vaadine erişmek isteyen kardeşim! Bunlar önce kendime sonra sana olan nasihatimdir. Hiçbir beldenin ve topluluğun hükmünü peşin verme şartlarını ve durumlarını Kur’an ve Sünnet ışığında merhametle bak! 
Mevki ve makam kazanacaksın diye asla bir müslü-
manın hakkına ve makamına tecavüz etme ve bil ki Allah yaptığının bir benzerini bu dünyada bir benzerini de ahirette sana tattırır.
Bilgin olmayan konularda susman konuşmandan daha hayırlıdır. Susmak insana mes’ul olmayacağı konularda selamete çıkarır. Başkalarının mazeret ve bahanelerini araştırma, tevekkül eden bir kalp ile Allah yolunda yürü. Şu düsturu unutma cemaatin bulanıklığı alimin parlaklığından daha hayırlıdır.
İslam cemaatinden asla ayrılma. Çünkü ikinci bir baş, sapmaya ve tefrikaya sürükler. İnsanlara yu-
muşak davran, sevsen de sevmesen de ona İs-lam’ı davet et. “Katı ve sert olduktan sonra iman bile etseler senin etrafından dağılıp giderler” buy-
rulmuştur. Birine bir şey itham edeceksen, onunla mutlaka yüz yüze görüş, kanaatini tek taraflı asla oluşturma. Bu tefrikanın kapısıdır.
Allaha muhtaçlığını kendine çokça haykır ki ken-
din kendine böbürlenmeyesin. Rabbim! Ezilmekte olan bir fert ve toplum olarak senden istiyorum, yakin bir iman ve yakin bir bilgi bize ver ki senin yolunda bir araya gelip tekrardan düzelelim. Üzerimizdeki zillet elbisesini çıkaralım. İzzete giden yola yönelip, izzetli bir mücadele verelim. Rabbim! 21. yüzyılda iman eden kardeşlerimize önceki salihler gibi kardeş olmayı nasib eyle. Rabbim ezilmekte olan bu toplum uğruna mücadele etmeyi ki senin razı olduğun şekilde bize nasib eyle. Rabbim İmam Ali’nin duası gibi “Hakkı hak bilip tabi olmayı, batılı batıl bilip ictinap etmeyi bize nasip et” ki ezilmekte olan topluluktan yeryüzünde tekrar önderler olalım. Rabbim ezilmekte olan bir topluluk olarak üzerimizde ki belaları kaldır ve rahmetini indir.
Kasas Suresi 28/5-6.
Sahihi Müslim Şerhi, cilt 11, s.314-315. (Hadis No: 7023-7028)
Fizilali’l-Kur’an, cilt 11, s.225-226.
Fizilali’l-Kur’an, cilt 11, s.226.
İbn Kesir Tefsiri, cilt 8, s.235.
Ali İmran Suresi 3/103.
Maide Suresi 5/24.

logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

vuslatdergisi@gmail.com

Ihlamurkuyu Mahallesi Çakırlar Sokak No:11
Ümraniye / İstanbul