17 Nisan 2024 - Çarşamba

Şu anda buradasınız: / AKîDENİN ÖNEMİ!
AKîDENİN ÖNEMİ!

AKîDENİN ÖNEMİ! EDİTÖR

 

 

Varlığın hâlikı Allah (c.c.) kâinatı var edip insanı yaratmayı murat edince, akîde insanın hayatına girmiş oldu. Beşeriyet tek bir akîdeye bağlıydı. Tâ ki, insan tuğyan ederek, Allah (c.c.)’e karşı büyüklük taslayıp şirk koşunca kadar akîde birdi. Daha sonra insanoğlu ihtilafa düştü…  “İnsanlar, tek bir ümmetten başka değildi, sonra anlaşmazlığa düştüler. Eğer Rabbinden geçmiş (verilmiş) bir söz olmasaydı, anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda mutlaka aralarında hüküm verilmiş olurdu.” (Yunus, 10/19)

İnsanlık tarihi boyunca binlerce bâtıl akiîde ortaya çıkmıştır. Sahih akîde ise, Hz. Âdem (s.a.)’den bu yana hep bir olarak kalmıştır ve kalacaktır. Yeryüzünde inançsız hiçbir topluluk yoktur. Zira akîde hayattır. İnsanoğlunun yaratılış gayesi, Âlemlerin Rabbi Allah (c.c.) insanların kendisine kul olması için yaratmış olduğunu hayat kitabımız Kur’an’da şöyle buyurur: “Ben, cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat, 51/56) Evet, kimi imanı, kimi ise küfrü seçecektir. Böyle de oldu. Bundan dolayı ki, dünyada akîde mücadelesi yapılmakta. İslâm’ın akîde anlayışını, sahih bir şekilde kafalar çatlatırcasına anlatılmalı…

Tam bir asırdır işgal edilen İslâm topraklarında yaşayan toplumlarda modernite ve batı hayat tarzı ile birlikte değişim ve yozlaşma, son dereceye bir dereceye ulaştı. Hayatın sorunları, müşkülleri ve insanın sahip olduğu bütün fikirleri akîdesine dayanır. İnsan akîdesine göre amellerine yön verir. Bu yüzden akide çözülmesi en mühim sorundur. Bu haliyle akideyi binayı üstünde taşıyan temele benzetebiliriz. Her insanın bir akîdesi, hayat görüşü ve hayatta değer ölçüleri vardır. Ve insan bu hayat görüşüne göre hayatına yön verir. Hayatta idealleri, ulaşmayı hedeflediği amaçları, amelleri hep akîdesine göre olur.

Bugün, halkının büyük çoğunluğunun kendisini İslâm’a nisbet ettiği bir toplumda yaşıyoruz. Bizler, cadde ve sokaklarda bu insanlara akîde/inanç konusunda birkaç soru sorsak. Meselâ, İlâh, rab, tağut, nedir? Diye sorsak “Kelimey-i Tevhid’in” olmazsa olmazı bu kavramlarına ne kadar doğru cevap verecektir? Toplumun dünyası, başkaları tarafından çoktan işgal edilmiş olduğundan, akîde/inanç onun umurunda bile değil. Bu vahim tablonun müsebbibi olarak suçu kendimizde de bir nebze olsun aramalıyız.

“Tağut'a kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a içten yönelenler ise, onlar için bir müjde vardır, öyleyse kullarıma müjde ver.” (Zumer, 39/17)

“Öyleyse sen emrolunduğun şeyi açıkça söyle ve müşriklere aldırış etme.” (Hirc, 15/94)

Akîdenin önemi ortadadır ve önemlidir. Akîdeyle birlikte çok zarurî olan, Müslümanın olmazsa olmaz hasleti vardı: İman, amel ve ahlâk bütünlüğü! İmanın lezzeti, bu üçlünün bir arada bulunmasıyla elde edilir. Aksi takdirde teorinden başka bir şey olmayacaktır. İslâm’ın sahih akîdesi yanın da özellikle günümüzde milyonlarca tabisi olan (demokrasi, laiklik, vs.) bâtıl akîdeleri ve bu akidelerin, İslâm akîdesi ile karıştırılması sonucu (hakkı batıla karıştırmakla) bu ucube dönemlerin yaşanmasına neden olmuştur.

“Vuslat Dergisi,” olarak “Akîdenin önemi” serlevhasıyla siz değerli okuyucularımızın huzurundayız. Bu sayıda makaleleriyle katkıda bulunan değerli hocalarımıza müteşekkiriz, Rabbim sa’y-ı gayretlerini meşkûr eylesin. Gelecek sayıda buluşmak ümidiyle Âlemlerin Rabbi Allah (c.c.) emanet olun.

Selâm ve duâ ile

Yazar:
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul