Dr. Fatih Çınar[1]
İnsanlığa son ilâhî çağrı olarak gönderilen Kur’ân-ı Kerîm’in ana mevzuu Tevhîd’dir.[2] Kur’ân’ın, Allah Teâlâ’nın varlık ve birliğini kabul etmek ve bu kabulün gereği ile amel etmenin (ibadet ve ahlâk) önündeki en büyük engel olarak takdim ettiği başlıklardan biri nefistir.[3] Sözlük anlamı itibariyle nefis, “Bir kimsenin her türlü zahiri ve batıni, dünya ve ahirete bakan duyuları, manevi ve akli melekeleri, maddi ihtiyaç, arzu ve hevesleri, kendi öz varlığı, öz benliği, kişiliği, ruh, can, hayat, hayatın ilkesi, beden, bedenden kaynaklanan süflî arzular” gibi anlamlara gelmektedir.[4] Kur’ân-ı Kerîm’de zât,[5] ruh/can,[6] cevher,[7] iç,[8] kişi[9] ve kalp/gönül[10] gibi geniş bir anlam yelpazesi içerisinde kullanılan nefis kavramı, filozoflar, kelâmcılar, sûfîler ve müfessirler gibi birçok kesim tarafından farklı boyutlarıyla ele alınan bir konudur.[11]
Kur’ân-ı Kerîm, nefsin arındırılması/tezkiye-i nefis ve saflaşan nefsin eğitiminden söz etmektedir.[12] Yine Kur’ân’da, olumlu ve olumsuz yönlerine sıklıkla vurgu yapılan nefsin hevâ tesirinden kurtulup[13] takva duyarlılığına ulaşması sayesinde olumsuzluklarından sıyrılıp olumlu bir yapıya bürüneceği anlatılmaktadır.[14] Tezkiye/Arınma süreçleriyle ilgili olarak Allah’ın ve Peygamber’in arındırması şeklinde iki seçenekten bahsedilen nefsin arındırılması için onun bir eğitime tâbî tutulmasının zarureti de dile getirilmiştir.[15]
Kur’ân’da Nefis Eğitimi
Kur’ân-ı Kerîm’de emmâre, levvâme, mülheme, mutmainne, râdıyye, merdıyye ve kâmile türlerinden bahsedilen nefsin,[16] Allah’a, [17] Peygamber’e,[18] kişinin kendine,[19] âile ve topluma karşı hesaba çekilmesi[20] anlamlı bir hayat için zaruri görülmüştür.[21] Nefsin bu sorumluluklarını yerine getirebilmesi için Kur’ân-ı Kerîm’de işaret edilen yol ise nefsin eğitimidir.[22] Kur’ân’dan anlaşıldığı kadarıyla nefsin ruh, akıl, benlik, kalp, ahlâk, hukuk ve şeytan ile münasebetleri söz konusudur.[23] Nefsin bu münasebetlerini İslâmî ve insânî sınırlar dâhilinde tutabilmesi ancak eğitilmesi ile mümkündür.[24] En etkili şekliyle insanda tezâhür eden eğitim, genel manasıyla, insanın gördüğü, duyduğu ve hissettiği şeylerin onda meydana getirdiği tesir şeklinde ifade edilmektedir.[25] Kur’ân-ı Kerîm’in zayıf, ümitsizliğe düşen, nankör, zâlim, câhil, aceleci, hırslı, cimri, tartışmaya düşkün, unutkan, kıskanç, dünya düşkünü, kibirli, aldanıcı ve gazaplı şeklinde tarif ettiği insanın bu özellikleri[26] aslında insanın nefsinin ıslah edilmesi istenen yönleri olarak zikredilmiştir.[27] Kur’ân’da emmâreden kâmileye doğru gelişme göstermesi arzulanan nefsin çeşitli eğitim yöntemleriyle bu gelişmeyi sağlaması ve bu gelişimini davranışlarına yansıtması istenmektedir.[28] Son ilâhî vahiyde iman,[29] tevbe,[30] dua,[31] tevekkül,[32] şükür,[33] güzel ahlâk,[34] salih amel[35] ve kötülüğü iyilikle savmak[36] gibi adımlarla nefsin terakki/tezkiye ve hevâ baskısından kurtulması tavsiye edilmiştir.[37] Yine Kur’ân’da, Allah dostlarını dost edinmek,[38] öfkeyi yutmak ve affetmek,[39] israf etmemek,[40] Hz. Peygamber’in ahlâkını kuşanmak [41] ve Allah yolunda cihâd etmek[42] gibi adımlarla da nefsin eğitilerek Hakk’a layık bir bireyin inşasına kapı aralanmıştır.[43] Mertebeleri sıralanan nefsin bu yönüyle tedrici olarak ıslah edilmesi gerektiği ve nefsin eğitilmesi konusunda kilit kavramın özeleştiri olduğu da âyetlerin nefsin eğitimine dâir verdiği ipuçlarındandır.[44]
Nefsin eğitilmesi konusunda onun azgın,[45] riyakâr,[46] dini oyun ve eğlence yapan,[47] ebedîlik tutkusu olan,[48] dili kötüye kullanan[49] ve olumsuz değişime meyilli yapısını bilmek önem arz etmektedir.[50] Kur’ân-ı Kerîm, kişinin kendine ve âleme bakarak nefsini eğitmesini (iç ve dış gözlem),[51] takva elbisesine bürünmek,[52] nefisle mücadele kapsamında fedakârlık etmek,[53] kinini yutmak,[54] sabırlı olmak[55] ve infak[56] adımlarını da tavsiye etmektedir.[57]
Netice olarak ifade etmek gerekirse Kur’ân-ı Kerîm, insana kendini, yaratıcısını, dünyayı ve âhireti tanıması noktasında nefsine karşı dikkatli olmasını, nefsini, psikolojik, fizyolojik ve sosyolojik yapısına uygun adımlarla tezkiye ve ıslah etmesinin yollarını göstermiştir. Nefsi yaratan, onun tedavi edilmesi gereken yönlerini hakkıyla bilen ve bunun yöntemlerini kullarına Kur’ân-ı Kerîm’de bildiren Allah Teâlâ’dır. Onun, insanın nefsinin eğitiminden hareketle razı olacağı bir nefis portresine dair uyarıları, dün olduğu gibi bugün de değerini korumaktadır. Bu yönüyle ifrat ve tefrit arasında dengeli bir hayat yaşamak konusunda sıkıntılar çeken günümüz insanının bu ilâhî uyarılara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu aşikârdır.
[1] Sivas Müftülüğü İl Vâizi, cinar.fatih.58@hotmail.com
[2] Nihat Demirkol, Hasan Yılmaz, “Kur’an’ın Anlaşılmasında Odak Konu ve Kavram: Tevhid”, Tefsir Araştırmaları Dergisi 5/2 (2021), 661-689.
[3] Fatih İbiş, “Kur’an Bağlamında Nefs Olgusu ve İnsanın Teo-Ontolojik Yapısı Üzerine Bir Deneme”, Toplum Bilimleri Dergisi 6/12, (2012), 235-244.
[4] Süleyman Uludağ, “Nefis”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (İstanbul: TDV Yayınları, 2006), 32/526.
[5] “Allah kendisine karşı sizi sakındırıyor.” Âl-i İmrân 3/28, 30. Şu âyetlere bakılabilir: Mâide 5/116; En’âm 6/12, 54; N3ur 24/3; Furkan 25/16; Lokman 31/28.
[6] “O zalimler ölüm dalgaları içinde, melekler de ellerini uzatmış: “Haydi, nefislerinizi (canlarınızı) çıkarın” (derken) onların halini bir görsen.” En’âm 6/93. Şu âyetlere bakılabilir: Bakara 2/207; Tevbe, 9/55; Zümer, 39/42; Saff 61/10-11.
[7] “Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten/cevherden yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkek ve kadın üretip yayan Rabbinizden sakınınız.” Nisa 4/1. Şu âyetlere bakılabilir: En’âm 6/98; A’râf 7/189; Zümer 39/6.
[8] “Kitap ehlinin büyük bir çoğunluğu, hakikat kendilerine açıkça belli olduktan sonra, nefislerindeki(içlerindeki) haset yüzünden, imanınızdan sonra, sizi küfre döndürmek istediler.” Bakara 2/109. Şu âyetlere bakılabilir: Âl-i İmrân 3/154; Mâide 5/52; A’râf 7/205; Yusuf 12/68.
[9] “Biz bu kitabı sana, insanlar için hak ile indirdik. O halde kim doğru yola gelirse kendi (nefsi) lehinedir. Kim de saparsa, sırf kendi (nefsi) aleyhine olarak sapar. Sen onların üzerine vekil değilsin.” Zümer 39/41. Şu âyetlere bakılabilir: Bakara 2/48; Âl-i İmrân 3/ 185; Enbiya 21/35; Ankebut 29/57.
[10] “Biliniz ki, Allah gönlünüzdekileri (nefislerinizdekini) bilir. Bu sebeple Allah’tan sakınınız.” Bakara 2/235. Şu âyetlere bakılabilir: Nisa, 4/65; Mâide, 5/116; Hûd 11/31; Yusuf, 12/77; İsra 17/25.
[11] Hüseyin Atay, “Nefis”, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 37/1, (1997), 1-58; İbn Rüşd, Psikoloji Şerhi (Kitâbü’n-Nefs), çev. Atilla Arkan, (İstanbul: Litera Yayıncılık, 2007), 9-10; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili (Ankara: Akçağ Yayınları, 1995), 1/429-430; Ebu’l-Ala Afîfî, Muhyiddîn İbnü’l-Arabî’nin Tasavvuf Felsefesi, çev. Mehmet Dağ (Ankara: Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, 1975), 111-112; İbrahim Çapak, “Nefi s Kaynaklı Problemleri n Aşılması: İsfahanî Örneği”, Yakın Doğu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 1/2, (2015), 77-78.
[12] Şems 91/8; Câsiye 45/23.
[13] Mustafa Yeniçeri, Kur’an-I Kerim’de Heva Kavramı (Erzurum: Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2007), 45-61.
[14] Hamza Aktaş, “Kur’ân’da Arınma (Tezkiye) Süreciyle Nefsin Eğitimi”, The Journal of Academic Social Science Studies 59, (2017), 174-175.
[15] “Kendilerini temize çıkaranlara ne dersin? Hayır, Allah dilediğini temize çıkarır ve kimseye kıl payı kadar haksızlık edilmez.” Nisa 4/49. “Nitekim aranızdan size bir peygamber gönderdik: O size âyetlerimizi okuyor, sizi arıtıp temizliyor, size kitabı ve hikmeti öğretiyor; yine size daha önce bilmediklerinizi öğretiyor.” Bakara 2/151.
[16] Yusuf 12/53; Kıyâme 75/2; Sems 91/ 7-10; Fecr 89/27-30.
[17] “(O öyle lütufkâr) Allah’tır ki; gökleri ve yeri yarattı. Gökten suyu indirip onunla rızk olarak size türlü meyveler çıkardı. İzni ile denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize verdi. Nehirlerde sizin (yararlanmanız için akıttı), düzenli seyreden ayı ve güneşi size faydalı kıldı. Geceyi ve gündüzü de istifadenize verdi. O size istediğiniz her şeyden verdi. Allah’ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalim ve çok nankördür.” İbrahim, 14/32-34.
[18] “Onlara kendilerinden evvelkilerin, Nuh, Ad ve Semud kavimlerinin, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve altüst olan şehirlerin haberi ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. Demek ki Allah onlara zulmedecek değildi, fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekte idiler.” Tevbe 9/70.
[19] “Sizi sadece bos yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız.” Mü’minûn 23/115.
[20] “Ey iman edenler, kendinizi ve Ailenizi yakıtı insanlar ve taslar olan ateşten koruyun, onun basında acımasız, güçlü Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır.” Tahrim 66/6.
[21] Osman Karataş, Kur’an’da Nefis Muhasebesi (Elazığ: Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2009), 35-61.
[22] Ahmet Hamdi Akseki, Ahlak Dersleri (İstanbul: Üçdal Neşriyat, 1968), 15-20; Abdurrahman Dodurgalı, “Nefs ve Eğitimi”, Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi 5, (1998), 75-82.
[23] Hamza Aktaş, Kur’ân’a Göre Nefis Eğitimi (İstanbul: Gümüşhane Üniversitesi Yayınları, 2013), 51-75; Ali Çebi, İslâm Kültüründe Nefs Kavramı (Samsun: On Dokuz Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019), 7-40.
[24] Aktaş, Kur’ân’a Göre Nefis Eğitimi, 56.
[25] Doğan Cüceloğlu, İnsan ve Davranışı (İstanbul: Remzi Kitabevi, 1996), 360.
[26] Nisâ 4/28; Fussilet 41/49; Hûd 11/9; Ahzâb 33/72; İsrâ 17/11; İsra 17/100; Kehf 18/54; Tâ-Hâ 20/115; Nisa 4/128; Âl-i İmrân 3/14; İsra 17/37; İnfitâr 82/6; Âl-i İmrân 3/134.
[27] Hasan İslam Sak, Kur’ân’da İnsanın Yapısına Dair Kullanılan Olumsuz İfadeler (Konya: Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2012), 47-97.
[28] Musa Turşak, “Kur’an’ın Bazı Ayetleri Çerçevesinde Nefs Kavramının İnsan Davranışlarına Etkisi”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi 12/ 63, (2019), 1305-1313.
[29] “Sizin İlahınız tek bir ilahtır; O’ndan başka İlah yoktur, O, Rahmândır, Rahîmdir.” Bakara 2/163.
[30] “Allah’ın kabul edeceği tevbe, ancak bilmeden kötülük edip de hemen ardından pişmanlık getirenlerin tevbesidir.” Nisâ 4/17.
[31] “Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez.” A’râf 7/55.
[32] “Rabbinin adını an, bütün varlığınla ona yönel. Doğunun da batının da rabbi O’dur. O’ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse yalnız O’na güvenip sığın.” Müzzemmil 73/8-9.
[33] “Allah’ın size verdiği helâl ve güzel rızıktan yiyip için ve eğer yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız O’nun nimetine de şükredin.” Nahl 16/114.
[34] “İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlar ve birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler dışında tüm insanlar, mutlak ziyandadır.” Asr 103/3.
[35] “İman eden ve iyi işler yapanlara, kendileri için zemininden ırmaklar akan cennetler bulunduğu müjdesini ver. Onlara cennetteki meyvelerden biri rızık olarak her sunulduğunda, “Bu daha önce de bize rızık olarak verilendir” derler. O kendilerine, benzer şekilde verilmiştir. Ayrıca orada kendileri için tertemiz eşler de vardır ve orada onlar sonsuza kadar kalıcıdırlar.” Bakara 2/25.
[36] “Ama kim bağışlar ve düzeltme yolunu tutarsa onun mükâfatını Allah verir. Gerçekten Allah haksızlık edenleri sevmez.” Şûrâ 42/40.
[37] Hacer Aşık Ev, “İnsanın Nefs-i Mutmainne Seviyesine Çıkması Mümkün Mü? Konu İle İlgili Kuran’ın İlke ve Yöntemleri”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi 14/76, (2021), 548-552.
[38] “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğrularla beraber olun.” Tevbe 9/119.
[39] “Öfkelerini yutanlar, insanların kusurlarından af ile geçenlerdir.” Âl-i İmrân 3/134.
[40] “Yiyiniz, içiniz ama israf etmeyiniz. Çünkü Allah isrâf edenleri sevmez.” A’râf 7/31.
[41] “Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzerisin.” Kalem 68/4.
[42] “De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, esleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesata uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Resulünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” Tevbe 9/24.
[43] Adem Selçuk, İmam Gazzâlî’ye Göre Nefis ve Nefis Eğitimi (Konya: Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2007), 94-126.
[44] Hatice Çubukçu, “Şahsiyet Eğitiminde Nefsin Rolü”, Uluslararası Kişilik ve Karakter İnşâsında Dinin Yeri Sempozyumu Bildirileri, ed. Yavuz Ünal, Şevket Pekdemir Yusuf Bahri Gündoğdu Orhan İyibilgin Sait Kar (Ordu: Ordu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, 2016), 472; Musa Turşak, Kur’an’da Özeleştiri (Erzurum: İksad Yayınları, 2020), 229-252.
[45] “Size âyetlerim okunurdu da onları yalanlardınız değil mi? Derler ki: “Rabbimiz! Kötü yanımıza yenildik; biz bir sapkınlar topluluğu olduk.” Mü’minûn 23/105-106.
[46] “Ey iman edenler! Allah’a ve âhiret gününe inanmadığı halde malını insanlara gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakmak ve incitmek suretiyle boşa çıkarmayın. O kimsenin misali, üzerinde toprak bulunan düzgün ve yalçın bir kayadır; kayanın üzerine şiddetli bir yağmur yağmış, onu çıplak halde bırakmıştır. Bu gibilerin kazandıkları hiçbir şeyden istifadeleri olmaz ve Allah, inkârcı topluluğa hidayet vermez.” Bakara 2/264.
[47] “Onlar, Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların uydurup söylediklerine uydular. Gerçek şu ki Süleyman kâfir olmadı, fakat şeytanlar kâfir oldular; çünkü insanlara sihri, Bâbil’de iki meleğe, Hârût’la Mârût’a indirileni öğretiyorlardı. Hâlbuki bu iki melek, “Biz ancak imtihan vasıtasıyız; sakın küfre sapma!” demedikçe hiç kimseye bilgi vermezlerdi. Fakat onlar bu iki melekten, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Oysa Allah’ın izni olmadıkça onunla hiç kimseye zarar veremezlerdi. Yine de kendilerine fayda sağlayanı değil zarar vereni öğreniyorlardı. And olsun onlar, bunu (sihri) satın alan kimsenin âhiretten nasibi olmadığını çok iyi biliyorlardı. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür, bir bilselerdi!” Bakara 2/102.
[48] “Derken, şeytan şöyle diyerek onun kafasını karıştırdı: “Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacının ve son bulmayacak bir hükümranlığın yolunu göstereyim mi?” Tâ-Hâ 20/120.
[49] ”Ey iman edenler! Kendinizin veya anne babanızın ve akrabanızın aleyhine bile olsa adaleti ayakta tutun, Allah için şahitlik eden kimseler olun. (İnsanlar) zengin olsunlar, yoksul olsunlar Allah onlara sizden daha yakındır. Öyleyse siz hislerinize uyup adaletten ayrılmayın. Eğer adaletten sapar veya üzerinize düşeni yapmaktan geri durursanız bilin ki Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.” Nisa 4/135.
[50] “Bu böyle olmuştur; çünkü Allah, bir topluluğa lütfettiği nimetini, onlar kendilerini değiştirmedikçe değiştirmez ve Allah her şeyi işitip bilmektedir.” Enfâl 8/53.
[51] “Doğrusu insan kendi öz benliğinin gözlemcisidir.” Kıyamet 75/14. “Kupkuru topraklara suyu ulaştırdığımızı, onunla gerek hayvanlarının gerekse kendilerinin yemekte oldukları ekini çıkarmakta olduğumuzu da görmüyorlar mı? Hala görmeyecekler mi?” Secde 32/27.
[52] “Ey Âdemoğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Takvâ elbisesi... İşte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah’ın âyetlerindendir, belki düşünürler.” A’râf 7/26.
[53] “Daha önce Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile muhâcirleri kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin kıskançlığından korunursa, işte kurtuluşa ererler.” Haşr 59/9.
[54] “O takvâ sahipleri ki, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever. Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da bizzat kendilerine (nefislerine) zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tövbe-istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde bile bile ısrar etmezler.” Âl-i İmrân 3/133-135.
[55] “Allah’a ve Peygamber’ine itaat ediniz, birbirinizle çekişmeyiniz, sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Sabrediniz. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” Enfâl 8/46.
[56] “Onların mallarından sadaka al; bununla onları günahlardan temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin. Ve onlar için dua et! Çünkü senin duan onlar için sükûnettir, onları yatıştırır. Allah işitendir, bilendir.” Tevbe 9/103.
[57] Hamza Aktaş, Kur’ân’a Göre Nefis Eğitimi, 103-140.


