23 Şubat 2024 - Cuma

Şu anda buradasınız: / BU GİDİŞ NEREYE?
BU GİDİŞ NEREYE?

BU GİDİŞ NEREYE? Ahmed Ebuzeroğlu

 

Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat, 51/56)

Tek gayesi Allah’a ibadet olsun diye yaratılan insanoğlu nankörlük yaptı ve Rabbini unuttu, ayeti kerimenin ifadesiyle “Sana dini yalanlatan ne oldu?” (Tin, 95/7) İnsanoğlu nefsine uyup nasıl böyle asi olup, alemlerin Rabbinden yüz çevirdi. “…. Andolsun, onu alnının perçeminden tutub (cehenneme) sürükleriz.” (Alak, 96/15) Rabbinin bu tehtidine karşı nasılda korkmaz titremez nasıl olurda Rabbim benden razı olmazssa halim ne olur korkusuna kapılmaz, malını canını herşeyini alemlerin Rabbi Allah (c.c.) feda etmez. Çok kısa olan bu dünya hayatı için ahiretini feda eder.

Evet insanoğlu aldandı dünyaya aldandı hiç ölmeyecek gibi bir hayat sürdü ve sürmek için ahiretini feda etti. Rabbimizin koyduğu helal ve haram sınırlarını çiğnedi kendi dünyasını imar etti, ins ve cin şeytanlarıda insana dünyada rabbini unutturmak için herşeyi yaptılar, dünya hayatı süslü gösterildi, kadın, para, mevki, saltanat, şan, şöhret, herşeyi Rablerine tercih ettiler.

Selefi salihinin dediği gibi, insan dünyasını imar etti ahiretini harap etti, şimdi kim imar ettiği yeri bırakır harap ettiği yere gitmek ister. Amma bilmezlermi ki alemlerin Rabbi Allah (c.c.) inanlar için ahiret hayatında nice nimetlerle mükafatlandıracaktır. “Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için Allah tarafından bir ikram olarak altlarında ırmaklar akan ebedi olarak kalacakları cennetler vardır iyi kişiler için Allah katındaki nimetler daha hayırlıdır.” (Ali imran, 3/198)

Rabbimiz bizden çok şey istememişti. Bize verdiklerinden onun için harcayacaktık, malımızla canımızla onun emr ettiği bir hayat yaşayacaktık, karşılığında büyük mükafat olan cenneti bizlere ikram edecekti. “Hiç şüphesiz Allah cennet karşılığı müminlerin mallarını ve canlarını satın almıştır…” (Tevbe, 7/111) Şeytan ve yeryüzündeki dostları şeytanın oyuncağı olmuş, esfele-i safilin olanlar inananlarıda yollarından çevirmek için ellerinden geleni yaptılar, yapıyorlar. Tarih boyuncada böyle oldu ve olmaya devam edecektir. Yeryüzüne Allah’ın dini hakim olmasını ve dünyaya gerçek huzur ve adaleti isteyen, bu iş için var gücüyle mücadele edenleri, muvahidleri davalarından vazgeçmeleri için ellerinden geleni yapıyorlar. Gerek dünyevileşme gereksede, malayani işlerle uğraşmaları veya kafirlerin ve müşriklerin belirlediği bir gündemle meşgul ederek, müminleri hak davanın uğrunda mücadelelerini zayıflatmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Oysa müminlerin gündemini Allah ve Resulü belirler, müminler kafirlerin oyununa gelmez.

“Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Ama kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.” (Saf, 8) Yani, alemlerin Rabbi Allah’ın, insan kullarının ne ibadetine ihtiyacı var ne onların yardımına. Fakat insanın kendisi için Allaha ibadet etmesi gerkiyor. İşlediği günahlardan dolayı tövbe etmeli, Rabbinin büyüklüğü karşısında aciziyetinin farkına varmalı ve Rabbinin rızasını kazanmalı. Şâyet Allah (c.c) insanları yaptıklarıyla hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirlenen bir vakte kadar ertelemektedir. Vakitleri gelince Allah, onları cezalandıracaktır. “…Çünkü Allah kullarını kesinlikle görendir” (Fatır, 35/45) İşte böyle büyük bir ilahın karşısında insan nankörlük yaptı Rabbinden yüz çevirdi Rabbinin nizamını red etti, hayat düsturu olarak Kur’ânı hayata hakim olmasını istemedi, alemlerin Rabbinin emrine boyun eğmedi, müstekbirleşti neticede. Allah’tan başka ilahlar edindiler, kanun koyucu olarak Allah’ı değil kendileri gibi aciz varlık olan insanın koyduğu kanunlara tabi oldular. Rabbinin kanunlarını çağ dışı olarak gördü. İslami yaşamak gericilik yobazlık olarak gördüler, ortaya putlara tapan şirk işleyen ateist, deist, ahlaksız, hayasız, insan yetiştirdiler. İnsan öldürmek için hiç bir sebebi olmayan katiller ülkede cezaevlerinde yer olmadığı için 20 kişilik koğuşlarda 50-60 kişinin yattığı, trafikte korna çaldığı için insan öldürenler. Tarla için katliam yapanlar miras için kardeşin kardeşini öldüren, zinanın yaygınlaştığı üç yaşındaki çocuğa dahi  tevavüz edilen.  Lut kavmin fiillerin işleyen hatta meydanlara dökülüp hayasızlığı ve edepsiliği savunacak kadar alçalan, buna onur adını veren onurdan ve haysiyetten uzak insanlar, hastanelerde psikyatri bölümlerinde yer bulamayacak kadar psikolojisi bozulmuş insan topluluğu, sözünde durmayan ticarette hiç bir ahlaki kuralların geçerli olmadığı kimi nasıl dolandırayım diyenler.

Endülüs İslam devletinin kurulmasına vesile olan olayın dürüst bir tüccardan, onun ahlakından kaynaklandığı söylenirken, bugün tartının, ölçünün doğru yapılmadığı için bir birine güvenmeyen, bizi aldatan bizden uzaktır şiarından uzak esnaflar.

Anne ve babaya asi evlatlar annesini babasını dövenler, sövenler kapıya atanlar, huzur evi adı altında huzursuz evlere bırakanlar, “Rabbiz Allah (c.c.) onlara öf bile deme onları azarlama” (İsra, 17/23) ayeti kerimesiyle amel etmeyen evlatlar.

Evlatlarını Allaha (c.c.) layık bir kul olsun derdi olmayan ebeveynler, yıllarca evlatlarına köle olup dünyalıkları için çalışan anne babalar, ama Allaha kulluk etsinler noktasında hiç dertleri olmayan çocuklarının dünyasını düşündüğü kadar ahiretini düşünmeyenler çok kısa olan bu dünya hayatında maddi olarak sıkıntı çekmelerini istemeyen fakat ahiret için çocuklarını hazırlamadılar. Eğitim ve öğretimleri için nebevi eğitimden uzak çocuk yetiştiren aileler.

Hırsızların insanların canını yaktığı bütün emeklerini çaldıkları ve hiç ceza almadıkları için hırsızlığın meslek haline geldiği, Karun gibi doymak bilmeyen insanların zenginleşmek için helal-haram kavramlarına dikkat etmediği zekat verilmediği için zenginin daha zengin fakirin daha fakir olduğu, emanete riayet edilmeyen, verilen sözde durulmayan.

Aile müssesini yıkmak için İslam’ın kadına verdiği hiçbir değeri görmeyen, kadını toplumda meta haline getiren, İslam’ın çizmiş olduğu kadın ve erkek ilişkilerini ortadan kaldıran, cahiliyye dönem diye tabir edilen gerek Peygamber Efendimizden önceki Mekke şirk toplumu olsun gerek de insanların Rabbinden en çok yüz çevirdiği dönemdeki toplumlar gibi toplumlar meydana geldi. Esfele safilin bir topluma dönüştük.

logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul