25 Haziran 2024 - Salı

Şu anda buradasınız: / 21. YÜZYILDA ALLAH KORKUSUNDAN DOLAYI AZ GÜLMEK ÇOK AĞLAMAK
21. YÜZYILDA ALLAH KORKUSUNDAN DOLAYI AZ GÜLMEK ÇOK AĞLAMAK

21. YÜZYILDA ALLAH KORKUSUNDAN DOLAYI AZ GÜLMEK ÇOK AĞLAMAK Âdem Kahraman

 

Zaman belirtmek kaydıyla bir konuyu gündeme getirmekteki maksadımız;  yaşadığımız zamanda Müslümanların bu konuda gaflette olmasıdır. Cennetle müjdelenmiş ashabın hayatlarının bir çok bölümünde bu konuya ağırlık vermişler ve kendi nefislerinden dolayı çok göz yaşı dökmüşlerdi.  Peki bugün bizler niçin bu konuda gafil davranıyoruz . Bu ve benzeri soruları sormadan önce bu konuyla alakalı nakillere biraz bakalım.

Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Artık kazandıkları işlere karşılık az gülsünler, çok ağlasınlar.”(1)                                                                                                  Enes bin Malik (r.a.) den rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.s) şöyle buyurdu: “Eğer benim bildiğim (gerçekler)i siz bilseydiniz az gülerdiniz ve çok ağlardınız.” (2)  Enes, bunun üzerine Resulullah (s.a.s.)’in ashabı, yüzlerini kapatıp hıçkıra hıçkıra ağladılar, demiştir.

Ebu Zer (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Sizin görmediklerinizi görüyor, duymadıklarınızı duyuyorum. Sema çatırdadı ki çatırdamakla haklıydı. Zira semada bir meleğin alnını koyup secde etmediği dört parmaklık dahi boş bir yer yoktur. Vallahi benim bildiklerimi sizde bilseydiniz, az güler çok ağlardınız. Yataklar üzerinde kadınlardan zevk almaz, kendinizi dağlara vurur Allah’a yalvarıp yakarırdınız. Bunu işittikten sonra kesilip yok olan bir ağaç olmayı diledim.” (3)

Ebu Hureyre (r.a.) den rivayet edildiğine göre Resulullah  (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Çok gülmeyiniz. Çünkü gülmenin çokluğu kalbi öldürür (yani katılaştırır).” (4)

Abdullah bin Mesud’ın şöyle dediğini rivayet etmektedir: “Resulullah (s.a.s.) bana bana kuran oku dedi ben, Kur’an sana indirilmiş olduğu halde sana Kur’an mı okuyayım diye sorunca, şöyle buyurdu: Şüphesiz ben Kur’an-ı Kerimi benden başkasından da dinlemeyi severim. Ona Nisa Suresi’ni okudum. Nihayet “Her ümmetten birer şahid getirip, bunlara karşıda seni şahid getireceğimiz zaman halleri nice olur.” ayetine gelince bu kadar yeter dedi. Gözlerinin yaş akıttığını gördüm.” (5)

İbnu’l Mübarek “Zühd” bölümünde Said bin Müseyyeb’den şu mürsel hadisi rivayet etmiştir: “Resulullah (s.a.s.)’in ümmetinin ona sabah ve akşam arzedilmediği hiç bir gün yoktur. Artık o, ümmetini simalarıyla ve amelleriyle tanır ve bunun içindir ki onlar hakkında şahidlik edecektir.”

Resulullah (s.a.s.)’in ağlama sebebi hakkında müteaddid görüşler bildirilmiştir.

İbni Battal:  Çünkü o, bu ayet okunduğu zaman kıyamet gününün korkularını, ümmeti için şahidlik etmesini gerektiren durumun şiddetini ve mahşer halkı için şefatçı olma talebini göz önüne getirmişti. Bu tablo için ağlamak haktır, demiştir.                                                                                                                                                                          El Hafız da, Bence o, ümmetine merhametinden dolayı ağlamıştır. Çünkü o, ümmetinin ameline göre şahidlik edeceğini bilirdi. Ümmetinin bir kısmının doğru olmaya bilir. Bu hal ise onların azaba girmelerine sebep olur, demiştir. (6) 

Gerek ayet ve gerekse hadislere baktığımızda az gülüp çok ağlamanın ne demek olduğunu görüyoruz. Bir de sahabe ve alimlerimize bu konuda kulak verelim ki ufkumuz açılsın.

İbni Abbas, “Az gülsünler çok ağlasınlar” ayeti için şunları söylemiştir, bunlar dinlerini oyun ve eğlence edinen münafık ve kafirlerdir. Dünyada iken çok gülmelerine karşılık ahrette çok ağlayacakları bildirilmiştir. Yine İbni Abbas şöyle diyor, “Dünya hayatı az bir zamana tekabül eder. Bunun için dünyadayken istedikleri kadar gülsünler ancak dünya hayatları bitip de Allah’ın huzuruna çıktıkları zaman ardı arkası gelemeyecek bir ağlamanın içine gireceklerdir.” (7)                                               

Hadiste geçen “benim bildiğim” ifadesi ile işaret edilen bilgi, Allah’ın günahkar kullarına vereceği azap ve kıyamet günü yapılacak hesab ve sorgunun şiddet ve dehşetiyle ilgili bilgidir. Hadisin “çok ağlardınız” ifadesinden maksat, Allah korkusundan ağlama zamanının çokluğudur. Yani Allah korkusu  Allah’ın mağfiret etme ümidine ağırlık edecekti. Siz bağışlama ümidinden ziyade korku besliyecektiniz. 

Hafız İbni Hacer şöyle der: Hadisteki bilgiden maksat “Allah’ın azameti, günahkarlardan intikam alması, ruhun alındığı anlardaki korkunç durum, kabirde ve kıyamet günü duyulacak dehşetli hallerle ilgili bilgidir.” (8)

Hasanı Basri, “Nihayetinin ölüm, varacağı yerin kıyamet ve bulunacağı yerin Allah’ın huzuru olduğunu bilen bir kimsenin hakkı dünyada uzun uzun düşünüp üzülmektir”, demiştir.

Eşya ve olayları gerçek yüzleriyle görmek, elbette insanı biraz daha temkinli ve akıllı davranmaya götürecektir. Rastgele davranışlar, birazda cehaletin ürünüdür. Zevkleri bıçak gibi kesen ölümü çok anın tavsiyesi, herhalde daha bilinçli ve akıllı davranmanın yollarından biridir.                                        Bir ahiret  yolcusu olduğunda kuşku bulunmayan insan, durumunu düşündükçe ve gerçeği öğrendikçe, çıktığı bu uzun ve tehlikeli yolculukta kendisini  sıkıntıya sokmayacak, aksine yardımcı olacak bir takım hazırlıklar yapma ihtiyacını hissedecektir.  Resulullah (s.a.s.) işin bu tarafını ısrarla hatırlatarak, Müslümanların duygulu ve sorumlu bir hayat yaşamalarını, gereksiz taşkınlıklar yapmamalarını bir tehdit üslubuyla dile getirmiştir. Durumu kavrayan ashabı kiram, yüzlerini kapatıp hıçkıra hıçkıra ağlamaktan kendilerini alamamışlardır.(9)

Bu nakillerden sonra günümüzü tahlil etmeye baktığımızda şunları görüyoruz:

Ashab canları pahasına İslâm’ı eğemen güç ve otorite olması için Allah’ın dinine yardım ettiler ve İslam devletine kavuştular. Bu nasihatten dolayı da korkuyla sakalları ıslanıncaya kadar ağladılar. 21. yy cahiliyesinde kalmış bizlerse çok gülüyor ve az ağlıyoruz. Hatta az ağlıyoruz derken bile mübalağa yaptığımızı anlamışsınızdır. Çünkü bugünün Müslümanları arta kalan iş, zaman ve arzulardan sonra İslâmi mücadeleyi ve İslâmi yaşamı tercih ettiği için kendisi için ağlaması gerekliliğini anlayamıyor. Şeytanın küçük fısıltıları kendisinin yeryüzünde Allah’ın  en izzetli kulu olduğu yanılgısına kaptırıyor bizleri. Oysa bizler küffarın yenilgisine uğramış müstazaf kalmış açık ceza evinin mahkumları iken, kendimize ağlamayı unutmuş bir haldeyiz. Halifesiz geçen bir günün günahı kendisine yeter düsturu kafalardan çıkarılmış, bir avuç müslümanın birliğini sağlama bilinci unutturulmuş halde koyun sürüsü gibi bir o tarafa bir bu tarafa sürükleniyoruz.

Aslında halimize ağlasak bir çözüm düşüneceğiz. Ayağa kalkmanın bir yolunu arayacağız. Omuz omuza verip kendimize geleceğiz. Amma ne oluyorsa bir türlü bu fikirler hakiki tevhid mücadelesini ortaya koydurmuyor. Şeytan gibi ben merkezli vaazlarımız ve siyasetimiz bizi şeytan gibi yüceltiyor amma yanlış noktaya yüceltiyor.

Oturup ağlayalım tevhid ile birleşemediğimize, ağlayalım ki nedenini bulalım.

Oturup ağlayalım halimize Allah kardeş kılmışken cahilliğimizden dolayı ötekilşetirme siyasetimize. Oturup ağlayalım İslâma beyat edip izzet bulacak iken nefsimize tabi olup 21. yy cahiliye sistemlerin de boğuluşumuza.

Oturup ağlayacak o kadar derdimiz varken bu kadar başı-boş oluşumuza oturup ağlayalım. Kendimizi, eşimizi ve çocuklarımızı şirkten, bidattan ve küfürden koruyamayışımıza oturup ağlayalım. Allah’ın emirlerini nefsimize göre yorumlayıp davetten ve cihattan geri duruşumuza oturup ağlayalım.

Hülasa diyerek bugün bu cürümleri Allah’a karşı nasıl işlediğimize ve nasıl hesap vereceğimizi düşünüp çok ağlayıp az gülelim ki ayağa kalkmasını bilelim.

Aile fertlerimize daveti ulaştıralım. Daha önce mahalle köy kasabaya daveti esas alır öyle çalışmalar yapardık. Şimdiki ağlanası halimiz bizi akrabalarımıza davet etmeyi bile unutturdu, tembelleştirdi. Başkalarının sözlerini ve amellerini eleştirmek, altından kalkamadığımız bir dağ oluşturdu. Bu hastalağın tedavisi ancak nefislerimizi düzeltmek ve Allaha kendimiz için göz-yaşı dökerek yalvarmakla bir adım atar ve bir başlangıç yapmış oluruz. Bu başlangıç İslam dini ile bizi zafere götüreceğini Rasulullah’tan öğrendik.

Şimdi amel etme zamanıdır. Rabbim beni ve ehlimi affet, senin huzurunda hesaba çekilmeye yüzüm yok ve senden affı mağfiret dilerim.

Kaynak

  1. Tevbe. 82
  2. Süneni İbni Mace,  Kitabü’z-zühd, c.10, s. 465 (Hadis:4191) Ayrıca İbni Ebi Şeybe 13/246, Ahmed 20/417 (13190), Darimi 2/306, Buhari 4621, Müslim 2359, Tirmizi, 3056.
  3. Tirmizi (2312) ibni mace (4190)  ayrıca imam suyuti tevbe suresi 82 ayetin tefsiri  cilt 7 sayfa 442
  4. Süneni İbni Mace,  Kitabü’z-zühd, c.10, s. 466 (Hadis:4193)
  5. Buhari Tefsir 4 (Sure 9), Fedaili’l-Kur’an 33, 35, Ebu Davud, İlim 13, İbni Mace Zühd 19. Ayrıca İmam Kurtubi Nisa Suresi 41.ayetin tefsirinde zikretmektedir. (c.5, s.21)
  6. Süneni İbni Mace,  Kitabü’z-zühd, c.10, s. 467-468.
  7. Celaleddin Suyuti, Tevbe Suresi 82.ayetin Tefsiri. (c.7, s.441)
  8. Süneni İbni Mace,  Kitabü’z-zühd, c.10, s. 465
  9. İmam Nevevi Riyazüs Salihin  c.3, s.159 (H. No:448)

 

logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul