07 Ağustos 2026 - Cuma

Şu anda buradasınız: / / Polis Mi, Hakim Misiniz?
Polis mi, Hakim Misiniz?

Polis Mi, Hakim Misiniz? M. Said Özdemir

اَلَيْسَ اللّٰهُ بِاَحْكَمِ الْحَاكِم۪ينَ                                         

Tin süresi sekizinci ayetti bu. Allah azze ve celle’nin kendini tanıttığı önemli bir ayet. Mealen de “Hakimlerin hakimi Allah’tır” demekti. Net ve apaçık olan bu ayeti çok da anlamak istememiştik belki de ama bize verilen mesaj değil apaçık olarak söylenen bir emirdi. Yeryüzünde de gökyüzünde de hakimiyet Allah’ındır ve ancak onun dediği olmalıdır.

Fakat Allah insanı zorlamadığı, hemen de cezalandırmadığı için şımardı, azgınlaştı geçmişte helak olan toplumlarda gördüğümüz hal bugünde yaşanmakta ve insan yer yüzünün hakimi ve hükmün kendinde olduğunu ilan etmeye çalışmakta.

Bu ayet üzerine çok şey yazıldı tefsirlerimiz çok anlattı ama ben umulur ki fayda olur diye şu örneği vermek istiyorum

Baş Komiser ve Hakim

Düşününki bir baş komiser var ve suçluların peşinde koşturuyor. Öyle bir organize suç çetesinin peşinde ki senelerdir bunları takip ediyor ve bunlar hakkında da önemli delillere ulaşmış. Haklarında çok kabarık bir de dosyaya sahip. Son işlerini yaparlarken de bunları yakalayıp tutuklamak istiyor. Beklediği gün geldiğinde suçüstü baskın yapar ve tüm suç çetesini tutuklar. Hatta onlara da” elimde öyle aleyhinize deliller var ki bir daha gün yüzü göremeyeceksiniz” diyerek de tehdit bile eder. Kendinden o kadar çok emindir ülke büyük bir pislikten kurtulacaktır.

Peki bundan sonra ne yapması gerekir? Suçluları alır götürür hakime veya nöbetçi mahkemeye, savcıya teslim etmek zorundadır. Çünkü kendisi bir şey yapamaz yani onlara ceza kesip senelerce hapis yatmalarına karar veremez.. İsteğinin bu olmasına rağmen. Şimdi bundan sonra nöbetçi savcı veya hakim bu delillere baksa, suç dosyalarını incelese ve sonra da  “bunlardan herhangi bir şey çıkmaz, bunlar suç teşkil etmez” dese ve o suçluları salı verse. Bunun örneklerinin de çok olduğunu biliyoruz. Nice katiller, zalimler bu ve ya buna yakın sebeple elini kolunu sallayarak dışarılarda geziyor. Peki sonradan o baş komiser, o polis durumu öğrense.

Belki hakime de çok kızar. Kızıp dese ki “böyle şey mi olur nasıl olur bu insanları salarsınız” ve gitse kendisi tekrardan bu suçluları tutuklasa ve hapse atsa. Şimdi bu durumda ne olur?  Hakim bu sefer o baş komiseri cezalandırır çünkü baş komiserin yeri ayrıdır, hâkimin yeri ayrıdır. Buna karar verecek olan hakimdir. Polis hakimin işine karıştığında bu sefer kendisi suçlu olur, ceza alması gerekir.

Veya tam tersini düşünün bir komiser var suçlu çetesini yakalıyor ama iyi niyetle “bunlar iyi çocuklardır ilerde düzelirler” diye her seferinde de suçluları sallıyor. Bunu da kameralar görse ve bu suç teşkil edildiği tespit etse. Hakim o baş komisere ne der. “Sen bunlara yardım ve yataklık yapıyorsun diye sorduğunda.” Efendim aslın da bunlar özünde iyi çocuklar iyi niyetliler, ileride düzeleceklerine inanıyorum, topluma kazandırmak lazım” gibi savunma yapsa, tüm iyi niyetiyle bu mahkeme ve hakim nezdinde geçerli olur mu? Bu sefer komiseri içeri atar.

İşte polis hakimin yaptığı işi yapmaya kalkması nasıl bu büyük bir suçsa* peki yeryüzü imtihan alanına gelen insan da hakimlerin hakim olan Allah’ın azze ve celle‘nin yaptığı işe ve yahut ta onun hükümlerine karışırsa acaba bu ne kadar büyük bir suçtur insan hiç bundan ibret almaz mı, düşünmez mi?

İnsan yeryüzü imtihan alanına bu örnekten de anlaşılacağı üzere hakimlerin hakimi olan Allah azze ve celle’nin kanunlarını uygulamak o yasalar gereği cezalandırmak ve kendiside bunlara uymak üzere gelmişti. Fakat insan (haşa) Allah‘ın makamına oturmaya kalktı. Kendini hakim ilan etti.

Dünyadaki bir polis bile hakimlik makamına soyunamazken bu büyük bir suç teşkil ederken, insan neden kendini yaratıcısına ortak kılıp hüküm dağıtmaya çalışıyor acaba?

Peki dünyadaki sıradan bir hakim bile kendi işine karışan polisin yaptığını kabul etmez iken Allah kullarının yaptığı bu yanlışı kabul eder mi?

Rabbimiz “Eğer Allah, zulümleri sebebiyle hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiç bir canlı bırakmazdı. Fakat O, belli bir süreye kadar erteler.” (Nahl, 61) buyurmaktadır.

İşte bu erteleme insanı azdırmış ve hakimiyet makamında kendini görmesine sebep olmuştur. Fakat bu büyük bir hatadır. Ceza günü elbette gelecektir.

İmam Maturidi şöyle güzel bir açıklama yapar

 

“Bu beyanda sözü edilen Rab Teâlâ hakkında yanılıp aldanmanın izahı şöyledir: Allah Teâlâ’nın keremi, insanın günahlara dalmasına sebebiyet verebilir. Çünkü O, kul günah işlerken suçüstü yapıp onu cezalandırmaz. Allah’ın onu ânında cezalandırmaması ya da cezasını ertelemesi kişiyi aldanmaya sevkeder. Zira kişi zanneder ki Allah kendisini her zaman ve ebedî olarak af edecek, cezalandırmayacak. Bu da onu günaha yeltenmeye sevkeder. Eğer öyle olmasa da günahı daha işlerken anında cezasını verseydi kişi daha o günahı irtikâp etmez, uzak dururdu. Kulun mazereti şudur: Beni aldanmaya ve gaflete düşüren sebep senin keremin ya da benim ahmaklığım demesidir.

Nitekim Hz. Ömer “Ey insan! Kerim olan rabbine karşı seni yanıltıp aldatan ne oldu” meâlindeki âyet okunduğunda, “Ahmaklıktır ya Rabbi!” derdi'”. (1)

 

Ali Küçük Hoca Tin Süresi’nin tefsirinde;

 

“Allah hikmet sahibi değil mi? Allah abesle mi iştigal ediyor? Laf olsun diye mi yarattı bu dünyayı? Eğlence olsun diye mi getirdi sizi dünyaya? Hayret, yani size göre ahiret olmasın mı? Yaşadığınız bu dünyanın sonunda bir hesap kitap olmasın mı? Yaptıklarınız hep yanınıza mı kalsın? Zalimin zulmü, mazlumun ahı yerde mi kalsın? İyiler, iyiliklerinin mükâfatını, kötüler de kötülüklerinin cezasını görmesin mi? Kim kabul eder bunu? Size kötülük yapanları sizler cezalandırmıyor musunuz? Dünyadaki hakimler, hükümdarlar bile itaat edenlere mükâfat, isyan edenlere ceza verirken Allah kullarını yeniden diriltip hesap sormayarak böyle bir hikmetsizlik yapsın öyle mi?

 

            Allah hikmet sahibi olanların, hâkimiyet sahibi olanların en hikmetlisi, en hakimi değil midir? Allah’ın yasaları en hikmetli yasalar değil mi? Allah’ın hayat programı en güzel, en hikmetli program değil midir? Allah’ın kanunları en hikmetli kanunlar değil mi? Niye O’nun kanunlarına değil de başkalarının kanunlarına tabi oluyorsunuz?

 

Toplumdan, babadan, anadan, müdürden, amirden çekiniyorsunuz da Allah’tan niye çekinmiyorsunuz? Başkalarını hesaba kattığınız kadar Allah’ı niye hesaba katmıyorsunuz? Yoksa hayatınızda Allah herkesten daha hakim ve etkili değil mi?

 

            Bu sûre kendisine geldikten sonra Rasulullah Efendimiz şöyle buyurmuştur:

 

“Allahümme fe belâ, Allahümme fe belâ”

 

“Evet Allah’ım ben de buna şahidim, evet Allah’ım ben de buna şahidim ki sen hakimler hakimisin!”

 

 Bir rivâyette de Ebu Dâvûd ve Tirmizi’den Ebu Hureyre kanalıyla “Kim tin süresini okursa

 

 “Belâ ve ene ala zalike  mineşşa-hidîn” desin,” buyurulmaktadır. Yani “Evet Allah’ım ben de buna şahidim” 2

 

Yaratan ve Yöneten

 

Unutulmamalıdır ki insan için en önemli incelik yaratan ve yöneten ilişkisidir. Ancak yaratan yönetebilir. Aynı; kiminse onun sözünün geçtiği gibi. Yani bu şirket dükkan mağaza kiminse o yönetir. Çünkü o kurmuş ve emek vermiştir. Başkası karışabilir mi. Elbette hayır. İşte dünyayı da yaratan yönetir. Tersinden yola çıktığımızda da kimin yöneteceğine inanıyorsanız yaratanın da o olduğuna inanırsınız. Seçtiğiniz yöneticiniz yaratıcınız mı iyi düşünün.

 

Ahmak İnsan

Hz Ömer gibi biri kendi zamanının insanın ahmaklığını beyan etmiş ise siz bu günün insanını durumunu tahayyül ediverin.

 

Allah’ın bize dinden bildirdiği ilkeleri reddetmemize veya yok saymamıza Allah’ı yaşantımıza karıştırmamamıza sebep ne olabilir ki.

 

Galiba yine Hz. Ömer’in cevabı gelir dile ”Ahmaklık”

Ama bu ahmaklık insanı şirke düşüren ahmaklıktır.

 

 

1 İmam Maturidi, Te'vilatü'l Kur'an, İnfitar Süresi 6. Ayeti kerime tefsiri

2 Ali Küçük, Besairul Kur'an, Tin Süresi 8. Ayeti kerime tefsiri

 

*Polisin hakim yerine suç kesmesi kendini hakimle eş, aynı görmesini hakim kabul edemez. Hakime kendini eş koşması denk görmesi hakime şirk koşmasıdır. Bu ceza gerektirir.

logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

vuslatdergisi@gmail.com

Ihlamurkuyu Mahallesi Çakırlar Sokak No:11
Ümraniye / İstanbul