23 Şubat 2024 - Cuma

Şu anda buradasınız: / Kur’an’da Kalbin Çeşitleri
Kur’an’da Kalbin Çeşitleri

Kur’an’da Kalbin Çeşitleri HÜSEYİN KERİM ECE

Kalp

Geomatrik ve fiziki şekillerin ötesindeki duyguları, oluşları anlayan bir yeteneğin merkezidir. İmanın ve küfrün, kabul etmenin ve reddetmenin, itaat ve isyan duygularının, sevginin, merhamet ve zalimliğin, cesaretin ve korkaklığın, iyiliğin ve kötülüğün, idrak etmenin ve anlamanın, düşünmenin,   kısaca; bütün bu gibi sezgi ve duyguların ve şuurun merkezidir. Yani insanın iç dünyasıdır. 

Haset, kin, gazap ve nefret gibi kötü duygular kalpte bulunduğu gibi hilm ve takva bilinci ve benzeri güzel duygular da oradadır.

Mü’min, inanç esaslarını ve ilâhi hükümleri diliyle sayar, aklıyla anlar ama kalbiyle doğru olduğuna karar verir (tasdîk eder). Hadis-i şerife göre kim Kelime-i Tevhid’i ve kapsamını kalpten samimi bir şekilde tasdîk ederse mü’min olur. (Bkz: Buhârî, İlim/33 no: 99) Demek ki kalp; kişinin hidâyete erdiği, Müslüman olduğu yerdir.

İnsanın dış görünüşü, ünvanı, soyu, makamı, rengi, serveti, elbisesinin, eşyalarının lüks oluşu vs. değil; kalbinin selîm, yaptığı işlerini hayırlı olması değerlidir.

Peygamber (s.a.v) buyurdu: ”Allah (cc) sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza değil, kalb ve amellerinize bakar (değer verir).” (Müslim, Birr/10(32-34) no: 6543. İbni Mâce, Zühd/9 no: 4143)

İnsan bedenini bir ülke kabul edersek, bu ülkenin başkenti kalptir. Her ülke gibi beden ülkesi de başşehirden yönetilir. Kalpte iman iktidar olursa, bedenin diğer organları iyi yönetilir ve düzgün iş yaparlar. Kalp’te şeytan ve onu sevindiren şeyler, dalâlet (sapıklık) iktidar olursa, beden fesada gider.

Peygamber (sav) kalbin bu durumunu şöyle açıklıyor:

 “… Şunu da bilin ki, insan vücudunda bir et parçası vardır. O düzgün olursa bütün beden düzelir; o bozuk olursa bütün beden bozulur. Organlar ona tabidir. Dikkat edin o et parçası kalptir.” (Buhârî, İman/39 no: 52. Müslim, Müsakât/20-107 no: 4094. İbni Mâce, Fiten/14 no: 3984. Dârimî, Buyû’/1 no: 2534)

 

Kur’an’da Kalbin Çeşitleri

1. Hastalıklı Kalp (Kalb-İ Marîz/Sakîm)

İçinde şüphe, tereddüt, cehâlet, kararsızlık, fitne, fesat, şeytanî dürtüler, ihtiras gibi kötü duygular olan kalp... Bunun sahibi ne tarafa ait olduğunu bilmez. Bir o yana bir bu yana, çıkarı neyi gerektiriyorsa o yöne meyleder.

Kalbin marazlı olduğunun en önemli belirtisi, dil ile kalbin farklı oluşudur. Bu da münafıklıktır. Kur’an bunlara hastalıklı/marazalı kalp diyor. 

“Onların kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların (bu) hastalığını artırmıştır.” (Bakara 2/10. Ayrıca bkz: Mâide 5/52. Enfâl 6/49. Tevbe 9/125. Nûr 24/50. v.d.)

Bu marazın en önemli sebebi samimiyetsiz, çıkarcı ve din konusunda iki yüzlü olmaktır. 

Böyleleri Müslüman olduklarını iddia ederler, ancak onlar şeytanları ile baş başa kalınca Allah’a ve Müslümanlara gizli düşmanlık yaparlar. (Bakara 2/14, 76) Bu kalp sahipleri Allah’a (c.c) karşı kulluk  görevlerini yapmazlar. 

 

2. Mühürlü Kalp (Kalb-İ Mahtûm)

İmandan nasibi olmayan, hidâyete karşı kapalı (mühürlü gibi) olan kalp... Bunların sahipleri bilerek küfrü seçerler ve küfürlerinde inatla kararlıdırlar.

“Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Gözlerinde de perde vardır.” (Bakara 2/7)

Allah (c.c) inkâra ve inada devam eden kalpleri kendilerinde bir ümit kalmadığı için mühürler. (Nisâ 4/155. Nahl 16/108. Câsiye 45/23. v.d.)

Bu kalpler, imandan mahrum kaldığı gibi güzel duygulardan ve amellerden de uzaklaşırlar. Küfürde inat ettikleri için hidâyeti kabul etme yeteneklerini kaybederler.

Sahiplerinin yanlış inanç, düşünce ve tavırları yüzünden bazı kalpler de perdelenir. "Kalplerimiz perdelidir" dediler, hayır, Allah inkârlarından dolayı onları lanetlemiştir. Bu yüzden onların pek azı inanırlar.” (Bakara 2/88)

Bazı kalpler de adeta kilitlenmiş gibidir. “Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı (tedebbür etmiyorlar mı)? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var?” (Muhammed 47/24)

Dolaysıyla bu kalpler de mühürlü kalpler gibi hidâyete kapalıdır. (Âyette geçen “tedebbür; bir şeyin görünen yüzüyle yetinmeyip ardını da düşünmeyi, bir işin önünü arkasını hesap ederek ilerisi için önlem almayı anlatır.”

 

3. Münîb Kalp

Münîb ‘inâbe’ eden demektir. Bu da sözlükte bir hususta birini diğerinin yerine geçirmek, yerini tutmak, sık sık gidip gelmek, Allah’a rücu’ etmek demektir.

Kavram olarak; samimi bir şekilde Allah’a yönelmek, günahlardan sonra tövbe etmek, kalbi şüphelerin karanlıklarından nûra çıkarmaktır.

Gafletten zikre, isyandan itaate, hatadan sâlih amele, nankörlükten şükre, yalandan hakikate, Allah’ın razı olmadıklarından razı olduklarına dönmektir.

Kur’an, Allah sevgisinde ve korkusunda samimi, Tevhide aykırı inançlardan uzak, kötü duygulardan, niyetlerden arınmış, Allah’a yönelen kalbe ‘münîb-Allah’a adanmış kalp’ diyor. Onun tercihi Haktır, Haktan yana olan şeylerdir, hakkaniyettir.

Hayatı anlamlı kılan kalbin yönelişleridir. Kalbin meyli neye ise insanın hayatı oraya akmaktadır. Kalbin sürekli bir şeylere meylettiğini hatırlayalım... Çoklarının kalbi dünyalık şeylere meylederken, münîb kalp sahipleri Allah’a, O’na ait şeylere yönelirler.

Bu yöneliş de tıpkı pusulanın ibresine benzer. Siz pusulayı hangi tarafa çevirirseniz çevirin, onun ibresi her zaman aynı yönü, güney kutbunu gösterir. Kalb-i münîb sahibi mü’min de her zaman ve her pozisyonda, iyi veya kötü hâlde, nimette ve musibette Allah’a yönelir. Hatta işkence altında kalsa bile... Cennet onları bekliyor.

“O (cennet), her tövbe eden, O’nun emrini gözeten için, görmediği hâlde sırf saygıdan dolayı Rahmân’dan korkan ve O’na yönelmiş bir kalp (kalb-i münîb) ile gelen kimseler içindir.” (Kâf 50/31-33)

 

4. Mutmaîn (Doymuş) Kalp

Mutmaîn; emin ve selâmette olan, sâkin, rahat kişi. Kalbin huzurunu, rahatlığını, memnun, razı oluşunu ifade eder.

Mutmaîn kalp; Hakka iman edip ondan razı olan, hırs, tamah, dünyaya tutkunluk, mâsivâ’yı sevmekten temizlenen kalptir.

O imana ve sâlih amele karşılık verilenlerle mutmaîn olmuş/doygunluğa ermiş kalptir. Allah (c.c) mü’minlere kableri yatışsın, mutmaîn olsun diye yardım etti. (Enfâl 8/10)

Ölüleri nasıl dirilttiğini merak eden Hz. İbrahim’e (a.s) “inanmadın mı” sorusuna, “inandım, lâkin kalbimin mutmaîn olmasını istedim” dedi. (Bakara 2/260)

İsa’dan (a.s) Allah’ın kendilerine so­fra indirmesini istediler. Gerekçesini de şöyle açıkladılar: “Ondan yiyelim ve kalplerimiz mutmaîn olsun”. (Mâide 5/113)

 Şu ayet mutmaîn kalp tanımını yapıyor:

“Onlar (mü’minler) inanmışlar, kalpleri Allah'ı anmakla (zikretmekle) huzura kavuşmuştur (mutmaîn olmuştur). Dikkat edin, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzura kavuşur.” (Ra’d 13/28)

Kalp öyle bir yapıya sahiptir ki, Allah’ı anmaktan (zikirden başka)  hiç bir şey onu tatmin etmez, gerçek manada doyurmaz, nihâi huzura kavuşturamaz.

Kur’an kalbin bu huzurunu bir de nefis kelimesiyle anlatıyor. “Ey huzura kavuşmuş (tatmin olmuş) nefis!” (Fecr 89/27) 

 

5. Selîm Kalp (Kalb-İ Selîm)

Selim nitelemesiyle gelen üç önemli kavram var: Kalb-i selim, zevk-i selim ve akl-ı selim.

Bu üç önemli dinamik hem şahsiyetin oluşmasına katkı sağlar, hem de kişiliği korumada birer imkandırlar. Buna göre Müslümanın akl-i selîme, sonra kalb-i selîme, bunların şekillendirdiği zevk-i selîme sahip olması gerekir.

Selîm kalbe geçişin bir basamağı ‘münîb kalp’tir. Allah’a yönelen samimi mü’minler bu tercihleriyle yüreklerini ‘selîm’ yaparlar.

Kur’an’ın (vahyin) amacı da insanlara selîm kalp kazandırmaktır. Herkesin kalbi vardır ama İslâm’ın insanlardan istediği kalb-i selîmdir.

Şair Ruhî Bağdadî şöyle demiş:

“Sanma ey hâce ki senden zer ü sîm isterler

Yevme lâ yenfau da kalb-i selîm isterler .”

Yani “Ey efendi sanma ki senden altın ve gümüş isterler. Hayır ‘yevme lâ yenfau’da (hesap gününde) ancak kalb-i selîm isterler.”

Kalb-i selim; teslim olmuş, bu teslimiyetle sahibini selâmete götürebilecek bir yürektir.

Evham, şüphe, vesvese, dünyalık korkular, kaygılar, manevi marazlardan azâde,

şirk, küfür, nifak, ilhad, fesat ve hiyanetten uzak,

rics yani kir, kin, şek, riya, gaflet ve nisyan, hainlik, olumsuz şehvet, kasvetten uzak bir kalp...

“Kalbini yalnızca imana tahsis eden, kalbini selîm, dilini sâdık, nefsini doymuş, ahlâkını düzgün kılan… kişi kurtuluşa erer.” (Ahmed bin Hanbel, 5/147)

Yaratılış gayesini anlamış, selîm/sağlam, tertemiz, arınmış (tezkiye olmuş), teslim olmuş, sağduyulu bir kalp...

Kur’an’da iki âyette “kalb-i selîm-selîm bir kalp” ifadesi geçiyor. Her ikisi de Hz. İbrahim’den (a.s) bahseden bir pasaj içinde yer alıyor. Hangi bağlamda gelirse gelsin, selîm kalp Müslümanın hem kimliğidir, hem de kurtulma sebebidir.

“Şüphesiz İbrahim de onun (Nûh'un) milletinden (dininden) idi. Hani o Rabbine kalb-i selîm (arı-duru bir yürek) ile yönelmişti.” (Saffât 37/83-84)

İbrahim (a.s) aldığı peygamberlik görevi gereği atalardan gelen şirk dininden ve onun tortularından kalbini temizleyerek, ihlasla, tam bir teslimiyetle Rabbine yönelmişti.

‘Selîm kalp’ sıfatı öncelikle Hz. İbrahim’in bir sıfatı idi. Kur’an onu bize “güzel bir örnek” olarak sunuyor. (Mümtahıne 60/4) 

‘Selîm kalp’ ifadesi ikinci olarak Hz. İbrahim (a.s) duasının arasında arınmış yüreğin ne işe yaracağını hem kendine, hem de Kur’an’ın muhataplarına haber vermek üzere geliyor.

O gün, ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah'a kalb-i selîm (temiz bir kalp) ile gelenler (o günde fayda bulur)” (Şuarâ 26/83-89)

Bu selîm kalp yukarıda sayılan kalp hastalıklarından uzaktır. Rabbine tam bir teslimiyetle kavuşur.

Mü’minin kalbi, münafıkların kalbi gibi bir o yana bir bu yana yalpa yapmaz. İman o kalpte kökleşmiş, teslimiyet gerçekleşmiştir. Onlar bu kalbi imanla süslerler, Allah’ı zikirle doyururlar, takva ile diri tutarlar ve sâlih amelle arındırırlar (tezkiye ederler).

Âhirette ‘hesap yerine’ arınmış bir kalp ile (selîm bir kalp ile) gidebilenlere ne mutlu...

 

- Hadiste geçen bir kalp çeşidi daha var: Kalb-i mahmûm;

Abdullah b. Amr anlattı: Rasûlüllah’a şöyle soruldu: “İnsanların hangisi daha faziletlidir?” Peygamber (s.a.v); “Kalbi mahmum olan, dili doğruyu konuşandır” dedi. “Dilin doğru konuşanı biliyoruz, ancak kalbi mahmûm olan kimdir” dediler. O da “o Allah’tan korkan, tertemiz kalptir. Bu kalpte günah arzusuna, azgınlığa, kine, hasede yer yoktur” dedi. (İbn Mâce, Zühd/24 no: 4216)

 

 

logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul