Tarihin sapaklarından ve dönüm noktalarından birisinden geçiyoruz. Olgular üzerinden en dip noktayı yaşıyorsak da umutlar veya müjdeler açısından verimli bir dönemden geçiyoruz. Osmanlıların yıkılışının üzerinden ve totaliter çağır üzerinden de yaklaşık 100 yıl geçti. Bunun iyimserliği var. Bu iyimserliğin dinamosu elbette Cenab-ı Hakkın vaatleridir, bunun sözcü ve seslendirenlerden birisi de Filistin İslami Hareketin hatiplerinden Kemal Hatip olmaktadır. Son konuşmalarından birisini İsrail’in zevaliyle ilgili tezi tutmayan Bessam Nihat Cerrar’a desteğe tahsis etmiştir. Verilen tarihte müjdenin çıkmaması üzerine kimi Yahudi çevreler Bessam Nihad Cerrar ile alay etmeye başlamışlardı.
Bunlardan birisi de Edi Cohen adlı sosyal medya kullanıcısı ve şamatacısı olmuştur. O ve benzerleri Bessam Nihat Cerrar ile alay ve şamata etmeye başlamışlardı. Elbette Cerrar kendi camiasından da eleştiriler aldı. Bunun üzerine bazı gayret erbabı harekete geçerek Cerrar’a arka çıkmaya başladılar. Bunlardan birisi de Kemal Hatip oldu. 2022 yılının Cerrar tarafından İsrail’in zevaline milat olarak gösterilse de belirlenen takvim gelip çatmış ama İsrail’in sonuna dair bir gelişme olmamıştı. Bunun üzerine hayal kırıklığı baş gösterdi. Kemal Hatip ise tarihi yeniden güncelledi. 2022 tarihinin İsrail’in sonu değil sonunun başlangıcı olacağını ve bu yönde bir değerlendirme hatası olmadığını ifade etti. Tarihte bir isabetsizlik olmadığını sadece takdim ve tehirde hata olduğuna parmak bastı.
İsrail’in zevaliyle alakalı olarak günümüze kadar birçok eser kaleme alındı. Bunlardan birisi olan Es’ad Beyud Temimi’nin “İsrail’in Zevali” gibi kitaplar bu alanda bir literatür oluşturmuştur. Şeyh Ahmet Yasin’in bu yöndeki açıklamaları gelişmeler karşısında gönülleri daralanların gönlüne su serpmiştir. Gönüllerini ferahlandırmıştır. Suriye ve Filistin cephelerinde umumi bir ye’s hali çöreklenmiştir. Bessam Nihat Cerrar da “2022: Zevali İsrail” kitabıyla literatüre yeni bir katkı sunmuş ve çentikler atmıştır.
Hazreti Ömer’in deyimiyle Müslümanlar yine bu alanda da sahneye iki puan önde çıkıyorlar. Birincisi Müslümanlar bu müjdeye inandıkları gibi Yahudiler de inanmaktadır. Onlar da İsrail’in fazla geç olmadan yıkılacağına inanmaktadırlar.
Cerrar’a İlahi Teyit
Faslı rüya yorumcusu İsmail Benzekeriya’nın naklettiği bir rüyada bunu doğrulamaktadır.3
Bessam Nihat Cerrar'ın cümle hesabına göre 2022 yılında İsrail'in zevaline dair çıkmayan tezi ilahi teselli konusu olmuştur. İsmail Benzekeriya'nın yorumladığı bir rüyada Bessam Nihat Cerrar Kudüs'ün kurtarılacağını müjdelemekte ve İsrail'in zevaline işaret etmektedir. Şevki İbrahim'in gördüğü ve aktardığı bir başka rüyada ise Kudüs'ü kurtaracak olan Mehdi’nin Şeyh Bessam Nihat Cerrar, Ahmet Cevheri ve Selman Avde gibi zevatı sevdiğini haber vermektedir. Kemal Hatip hutbelerle Şeyh Bessam Nihat Cerrara destek verirken ve teselli ederken rüya yoluyla da misal aleminde teselli edilmektedir.
İsrail’e Veda Sahnesi
İsrail cüz’i ve parçalı yıkımdan, temellerinden ve külli yıkıma doğru koşar adımla ilerliyor. Sözgelimi eski Kudüs belediye başkanlarından ve bilahare başbakanlarından Ehud Olmert 16 Eylül 2008 tarihinde, Batı Şeria’daki evlerini gönüllüce boşaltan kişilere ödenecek tazminatların görüşüldüğü kabine toplantısında bakanlarına şöyle seslenecektir: “Büyük İsrail Projesi bitmiştir, artık böyle bir şey yok. Her kim böyle bir şeyi hâlâ söylemeye devam ederse sadece kendini kandırır.” Bu, Büyük İsrail'in (Eretz Israel/ ארץ ישראל) ölüm fermanının ilanıdır. Daha sonra da 2017 yılında Netanyahu Londra'da yaptığı bir konuşmada tarihte 100 yılı gören İsrail Devleti olmadığını ya da sadece bir istisna olduğunu belki kendilerinin bu makus talihi yenebileceklerini söylemiştir.
Haşmonayim Hanedanı, MÖ 140-MÖ 37 yılları arasında yaşayan bağımsız bir Yahudi devleti olan İsrail Haşmonayim Krallığı'nı yöneten hanedandır. Haşmonayim Hanedanı, Şimon HaTarsi liderliğinde, MÖ 165'teki Makkabi İsyanı sırasında Seleukos İmparatorluğu ordusunu yenen kardeşi Yehuda Makkabi'den yirmi yıl sonra kuruldu.
Yine eski başbakanlardan Ehud Barak da İsrail'de bir 80 yıl sendromu olduğunu ve kısaca 2028 yılına kadar yerle bir olabileceklerini ifade etmiştir. Ehud Olmert’in hilafına her iki başbakan da (Barak ile Netanyahu) İsrail’in temelden yıkılacağına işaret etmişlerdir.
Daha önce Ariel Şaron tarafından İsrail İç Güvenlik Servisi Shabak'ın başına atanan ve 2005-2011 yılları arasında bu kurumda 12. Direktör olarak hizmet veren Yuval Diskin bilahare müteakip Başbakanlar Ehud Olmert ve Benjamin Netanyahu'nun gölgesinde de görevine devam etmiştir. 20/5/2015 tarihinde Yedioth Ahronoth gazetesinde bir makale yazmış ve İsrail'in son günlerini olmasa da dönemini yaşadığını haber vermiştir. İlgili makalesi 'başlangıcın sonu mu, sonun başlangıcı mı' başlığını taşımaktaydı.
İsrail Cumhurbaşkanı Herzog da gelecekten son derece endişeli görünüyor. Son yaptığı konuşmalardan birisinde bir yabancı ülkenin pasaportunu elde ederek çekip gitmenin kolaycı bir yaklaşım olduğunu söylemiştir. Bu durum son sıralarda İsrail halkında gelecekle ilgili bir endişe ve panik havasının oluştuğunu gösteriyor. Bu havayı dağıtmak için de Herzog halkından sakin olmasını istiyor.
75’inci Yılında İsrail’de Geri Sayım
İsrail Yüksek Mahkemesi Başkanı Esther Hayut da 2023 yılının Ocak ayında yaptığı bir değerlendirmede 2023 yılının İsrail tarihinde en karanlık yıl olmaya aday olduğunu söylemiştir.
İsrail’in kurucularından ve İsrail’i dışişleri bakanı, başbakan ve cumhurbaşkanı seviyesinde temsil eden Şimon Peres’in cenazesi kaldırıldığı bir sırada bir İsrailli duygularına şöyle tercüman olmuştur. Şimon Peres’in şahsında İsrail’in cenazesi kaldırılmıştır.
İsrail Televizyonu İkinci Kanalı yorumcularından Amnon Abramovitz 30/9/2016 tarihinde Şimon Peres’in cenazesi kaldırılırken şöyle bir yorum yapmıştır: Cenazeyi uğurlamaya ve teşyi etmeye gelenler esasında İsrail’i taziye etmişlerdir(2). Şimon Peres’in şahsında İsrail’in cenazesi kaldırılmıştır.
Ütopyadan Distopyaya!
İsrail bir ütopya olarak doğsa da zamanla bir distopya haline gelmiştir. Siyonizm ütopyası ete kemiğe bürünmüştür. Sonra sürünmeye başlamış ardından da distopya haline gelmiştir. Bununla birlikte eski İsrail’in, adamlarıyla birlikte inkiraza uğramasıyla birlikte altından yeni İsrail çıkmış ve bu Siyonizm’in sonunu getirmiştir.
Siyonizm Arap Baharı sonrasında kabuk değiştirmiştir. Dışarıda zaferler kazanırken, içeride son iyi günlerini idrak etmiştir. Yolsuzluk, popülizm ve kutuplaşma girdabında can çekişmekte ve tarihi zeminini kaybetmektedir.
Türkiye’de yeni Türkiye avazeleri çıktığı gibi Sisi de Mısır’da yeni Mısır’dan bahsetmektedir. İsrail’de ise bunun şampiyonluğunu yapmak Netanyahu ve ortaklarına düşmektedir. Yeni denilen şey aslında eskinin ve var olanın izmihlalidir. Kendi zemini ile birlikte komşu ülkelerin zemini de kayıyor. Ürdün veya Filistin otoritesinin bulunduğu topraklar bir gün İslami kesimlerin eline geçebileceği gibi aynı zamanda İsrail de rahatlıkla dini Siyonizm’in eline geçebilir. Bu durumda Siyonizm ideolojisi ve projesi tarihe karışacak ve çökecektir. Netanyahu’nun altıncı hükümetiyle birlikte bu ihtimal iyice gün yüzüne çıkmıştır.
Kötümserlik insan suretine girse onu öldürürdüm!
Kemal Hatip, Hazreti Ali’nin bir sözünü hatırlatarak ‘kötümserlik ve ye’s bir insan suretine bürünse onu öldürürdüm’ demektedir. Kemal Hatip ümitsizlik, karamsarlık ve türdaşlarının kesinlikle sözlüğünde olmadığın ve bunların zayıfların senfonisi olduğuna dikkat çekmiştir. Karamsarlığın korkakların günlük öğünü ve ekmeği haline geldiğini ve onların umutsuzluktan beslendiklerini ve hatta damarlarındaki kan ve oksijen haline geldiğini hatırlatmaktadır. Suriye cephesiyle alakalı olarak Muhyiddin Lazkani de benzeri bir tahlilde ve serzenişte bulunmaktadır.
Adeta kitlelerin umutsuzluktan dolayı umuttan nefret eder hale geldiklerine parmak basmaktadır. Bu nedenle zaferden önce umudu yeniden yeşertmek ve ayağa kaldırmak gerekiyor. Ye’s ölümün ikizidir.
İsrail Yüksek Mahkemesi Başkanı Esther Hayut’un geleceğe karamsar bakması örneğinde olduğu gibi onun karşı kutbunda yer alan bazı Arap ve Filistinliler de aynı karamsarlık atmosferinden beslenmektedirler. Bunlar bardağa boş tarafından bakmaktadırlar. Kötümserlik zaviyesinden bakanlara göre dünyada her şey ve herkes kötüdür, bozuktur ve bencildir. Yine aynı zaviyenin tutsaklarına göre Müslümanların tamamı gabi ve hepsi uşak ve ajandır. İslam ise son nefesini vermek üzeredir. Onlara göre İslam artık denklem dışıdır. Umut meşalesi olmaktan çıkmıştır. Kur’an ise Hazreti Yakup’un dilinden onları tekzip eder: “Ey oğullarım! Gidin de Yûsuf’u ve kardeşini iyice araştırın, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü inkâr edenlerden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez!” Umutsuzluk bulaştığı insanı tutuk ve pasif hale getirir. Kötümserlik girişkenliği ve himmeti öldürür. Yaşadığı vakıaya tutsak eder. Ye’s insana bulaşan hastalığa teslim olmak gibidir.
Bağdat bu umutsuzluk ruhuyla Moğolların eline düşmüştür. Hatta vaktiyle şöyle söylenmiştir: “Moğolların yenildiğini duyarsan asla inanma!” İsrail de 20’inci yüzyılda böyle efsane olmuştu. Mısırlı gazeteci ve yazar Musa Sabri’nin yazdığı gibi yenilmezlik ütopyasına bürünmüştü. Lakin günümüzde Yahudi liderlerinin ifade ettikleri gibi kendisine olan güvenini kaybetmiştir. Son olarak Ruslar Afganistan ve Suriye’de oluk oluk Müslüman kanı akıtılmasına neden olmuşlardır. Günümüzde ise Ukrayna’da bozguna uğramışlar ve adeta Kiev yönetiminden ateşkes dilenmektedirler. Ye’s her mânii kemaldir ümit ise her türlü atlımın zeminidir. Başaklar ancak ümit tarlasında yeşerirler. İmam Beyhaki’nin iman şubelerinden ve rükünlerinden on üçüncüsü olarak dermeyan ettiği tevekküle de engeldir ve manidir. Zafer ümitsizlikle değil sabırladır. Kolaylık zorlukla, kurtuluş ve necat ise sıkıntı ile birliktedir. Zulmün ipi kısadır.
Mevlana’nın dediği gibi azimkar ve sebatkar olmak gerekir:
Potansiyelle doğdun.
İyilik ve güvenle doğdun.
İdeal ve hayallerle doğdun.
Azametle doğdun.
Kanatlarla doğdun.
Sen sürünmek için yaratılmadın öyleyse yapma.
Kanatların var.
Onları kullanmayı öğren ve kanatlan.
İnsanın kanatları gayretidir.
Seyyid Kutup’un da bir kitap başlığıyla ifade ettiği gibi gelecek İslam’ındır. Nitekim bu ifade ayetlerden mülhemdir. “Resulünü bütün dinler üzerine çıksın ve egemen olsun diye hak din ve hidayet ile gönderen o’dur. Allah şahit olarak yeter.”
Kısaca Raid Salah ile Kemal Hatip’in ifadesiyle yaşananlar fecr-i sadığın ayak sesleridir. Kemal Hatip’in bir hutbesinde dile getirdiği gibi Filistin tarihte 19 defa işgal edilmiştir. Filistinliler tarihteki 18 işgalden kurtulmuşlardır. Şimdi sırada 19’uncu İsrail işgali vardır. Sıra ondan kurtulmaya gelmiştir. Haçlılar döneminde Mescid-i Aksa 88 yıl tutsak vaziyette, işgal altında, boynu bükük, bikes ve mahzun olarak kalmıştır. Sonunda ehli imana yeniden kavuşmuştur. Böylece karşılıklı özlem bitmiştir. Şimdi de 1967’den itibaren 55 yıldır Siyonist pençesi altında inliyor. Özlem yine sona erecektir.
Şair Abdurrahman Aşmavi şöyle terennüm etmiştir:
Eya eknafu Beyti’l Makdis inni era gaysen yecudu bihi’l gumamu
Fe hablu’z zülmi fi’d dünya kasirun ve ukba katili’ş şa’bi inhizamu
Ey Beyti Makdis’in çevresi! Bulutun saçtığı bir rahmeti gözlemekteyim,
Dünyada zulmün tutamağı ve bağı kısadır, halkın katilinin sonu da felakettir!
Farz edelim ki, Müslümanlar başarıyı hak etmiyorlar ama zulüm de bekayı hak etmiyor. Zaferler turnike gibidir bir sana bir bana.
Febeşşiru’s sabirin…
1-https://www.haber7.com/yazarlar/mustafa-ozcan/345217-isra-ve-zeval
2-İrhasat Zevali’l ihtilal el İsraili/Eş Şeyh Kemal Hatip, el Asale Yayınları,s: 23


