20 Kasım 2017 - Pazartesi

Şu anda buradasınız: / "İMAM-I A'ZAM EBU HANÎFE MÜSNEDİ”NDEN BAZI HADİS-İ ŞERİFLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

"İMAM-I A'ZAM EBU HANÎFE MÜSNEDİ”NDEN BAZI HADİS-İ ŞERİFLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

  "İMAM-I A'ZAM EBU HANÎFE MÜSNEDİ”NDEN BAZI HADİS-İ ŞERİFLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Ümmetin İmam-ı A'zam’ı Ebu Hanîfe Nu'mân b. Sabit (rh.a.)'in rivayet ettiği hadis-i şeriflerin derlendiği "İmam A'zam Ebu Hanife Müsnedi" adlı eserin "Edep" bölümünde yer alan bazı hadislerin izah edilmesi, bu konuda yazanın ve okuyanların faydasına olacağından hiçbir kuşku yoktur…

Aziz İslâm Milleti'nin büyük müctehid imamlarından İmam-ı A'zam Ebu Hanîfe (rh.a.), Peygamberlerin vârislerinden1 ve ümmetin öncülerinden olan değerli bir şahsiyettir… Muvahhid bir mü'min, muttakî bir müslüman, mücahid bir âlim ve faziletli bir İmam olan Ebu Hanîfe (rh.a.)'in rivayetiyle, yegâne önderimiz ve hayat örneğimiz Rasulullah Muhammed (s.a.s.)'in hadislerini okumak, okuduklarımızla amel etmek, ayrı bir güzellik, ayrı bir hayırlı ameldir… Çünkü İmam Ebu Hanîfe (rh.a.), Rasulullah (s.a.s.)'in gerçek vârislerinden bir imam olup, Rasulullah (s.a.s.)'in miras olarak bıraktığı "Kitab ve Sünnet'"e sımsıkı sarılmış,2 katıksız iman edip salih amel işlemiş ve duyup rivayet ettiği hadis-i şerifleri bizzat yaşamış, dolayısıyla şahid ümmetin muvahhid mü'min ferdlerine örnek olmuştur…

"Haskefî Rivayeti" ile kitaplaşan "İmam A'zam Ebu Hanîfe Müsnedi"'nin "Edep" bölümündeki Hadis-i şeriflerin bazılarını nakledip açıklayarak faydalanmaya gayret edelim!

1- İmam Ebu Hanîfe (rh.a.), Ziyad'dan, O da Usame b. Şerîk'ten rivayet edildiğine göre o, şöyle der:

Ben, Hz. Peygamber (s.a.s.)'in yanında iken, bedevî Arablardan bir grup kendisine:

-Kula (Allah tarafından) verilen şeylerin en hayırlısı nedir? diye sordular.

Hz. Peygamber (s.a.s.) de:

"Güzel ahlâktır."  diye buyurdu.3

"Güzel ahlâk" "Âlemlere rahmet olarak gönderilen"4 Rasulullah (s.a.s.)'in ahlâkıdır…

Rabbimiz Allah Teâlâ şöyle buyurur:

"Şübhesiz sen, pek büyük bir ahlâk üzerindesin."5

Yüce ahlâk sahibi Rasulullah Muhammed (s.a.s.), muvahhid mü'minlere örnek kılınmış ve O'na tabi olup itaat edilmesi emrolunmuştur… Katıksız iman sahibi muvahhidler, yegâne Rabbleri Allah'ın emrettiği gibi davranır ve emrolundukları gibi dosdoğru olurlar…

İşte, Rabbimiz Allah'ın emirleri:

"Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Rasulünde güzel bir örnek vardır."6

"De ki: 'Eğer siz Allah'ı seviyorsanız, bana uyun. Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.'

De ki: 'Allah'a ve Rasulüne itaat edin.' Eğer yüz çevirirlerse, şübhesiz Allah, kâfirleri sevmez."7

Kendisinden başka hüküm koyucu İlâh olmayan hak İlâh Allah Teâlâ'nın, kadın olsun, erkek olsun her muvahhid mü'min kuluna emridir bu! Kâmil iman sahibi mü'min müslüman şahsiyet, önderi Rasulullah (s.a.s.)'in ahlâkıyla ahlâklanan kişidir… Rasulullah (s.a.s.)'in ahlâkı ise, mü'minlerin annesi Âişe (r.anha)'nın beyanıyla, "Kur'ân"'dır!8 Rasulullah (s.a.s.)'in ahlâkıyla ahlâklanmak O'nun Sünneti'ni hayatında yaşanır hâle getirmektir… Çünkü Rasulullah 'ın Sünneti, Kur'ân'ın hayata uygulanışıdır…

"Pek büyük bir ahlâk üzerinde" olan Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

"Ben, güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim."9

"Güzel ahlâkı tamamlamak için gönderilen" Rasulullah (s.a.s.), ayrıca "ahlâkın güzelliklerini tamamlamak için gönderildiğini de"10 beyan buyurmuştur… Dolayısıyla tamamlanmış güzel ahlâk, "âlemlere rahmet" olduğu apaçık ortaya çıkmış olur…

İnsanın, iman ve amel konusunda her hâlinin bir ahlâkı vardır… Bu ahlâk, Rasulullah (s.a.s.) tarafından tamamlanan güzel ahlâk olunca insan, yaratılış gayesi gereği hareket eder11 ve insan olmayı, "Ah-senu't-Takvim"12 üzere kalmayı hakkeder… "Esvelu's-safilin"e düşmemek için, Rasulullah (s.a.s.)'in tamamladığı ahlâkıyla ahlâklanmak gerek… Böylece rahmete kavuşur ve ebeden kurtuluşa erenlerden olup mutluluğu elde eder…

"Güzel ahlâk konusunda önderimiz Rasulullah (s.a.s.)'in diğer beyanlarına bakalım!

a- Usâme b. Şerîk (r.a.) anlatıyor:

Bedevînin biri, Rasulullah'a geldi ve:

-Ya Rasulallah, insanların en hayırlısı kimdir? diye sordu.

Rasulullah (s.a.s.):

"Ahlâkı en güzel olandır!" buyurdu.13

b- Ebu Hüreyre (r.a.)'dan.

Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:

"Mü'minlerin iman bakımından en olgun olanları, ahlâk bakımından en güzel olanlarıdır."14

c- Abdullah b. Ömer (r.anhuma) anlatıyor:

Bir adam, Rasulullah (s.a.s.)'e:

- Mü'minlerin hangisi daha faziletlidir? diye sordu.

Rasulullah (s.a.s.):

"Ahlâkı en iyi olanlardır." buyurdu.

-Mü'minlerin hangisi daha akıllıdır? diye sordu.

Rasulullah (s.a.s.):

"Ölümü en çok hatırlayanları, ölüme en iyi hazırlık yapanlarıdır. İşte, akıllılar bunlardır." buyurdu.15

d- Usâme b. Şerîk (r.a.) anlatıyor:

 Biz, Rasulullah (s.a.s.)'in yanında idik. Sanki başımızın üstünde kuş varmış gibi sessiz ve hareketsiz duruyorduk. Bedevîlerden bir grup geldi ve Rasulullah'a:

- Ya Rasulallah, hangi insanlar, Allah katında değerlidir? diye sordular.

Rasulullah (s.a.s.):

"Allah katında en değerli olan,  ahlâkı en güzel olandır." buyurdu.16

e- Ebu Hüreyre (r.a.)'dan.

Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

"Kişinin keremi dini, mürüveti aklı, asâleti ahlâkıdır."17

f- Meymûn b. Ebî Şebîb anlatıyor:

Muaz:

- Ya Rasulallah, bana bir nasihatte  bulun, dedi.

Rasulullah (s.a.s.):

"Her nerede bulunursan bulun, Allah'a karşı takvalı ol!" buyurdu.

Muaz:

- Bir nasihatte daha bulun, dedi.

Rasulullah (s.a.s.):

"Yaptığın bir kötülüğün ardından hemen onu silecek bir iyilik yap!" buyurdu.

Muaz:

- Bir nasihatte daha bulun, dedi.

Rasulullah (s.a.s.):

"İnsanlara güzel bir ahlâkla muamele et!" buyurdu.18

2- İmam Ebu Hanîfe (rh.a.) Atıyye'den, O da Ebu Said el- Hudrî (r.a.)'dan rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurdular:

"İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a teşekkür etmiş olmaz."19

Allah'a teşekkür, Allah'a gereği gibi şükretmek demektir.

Rağıb el-İsfahânî, "Müfredât" adlı eserinde şükür için şunları beyan eder:

"Şükür, kişinin kendisine nimet verenin zikriyle dolup taşmasıdır.

Şükür üç kısma ayrılır:

Kalb ile şükür: Nimeti tasavvur etmektir.

Dil ile şükür: Nimet vereni övmektir.

Diğer organlarla şükür: Hak ettiği oranda nimetin karşılığını vermektir.

Bazılarına göre, "Ey Davud ailesi, şükrederek çalışın."(Sebe', 34/13) ayetinde geçen 'Şükrân' kelimesi, temyiz olmak üzere mansûbtur. Buna göre ayetin anlamı şöyle olur: Yaptığınızı Allah'a Şükür olarak yapınız. Bazılarına göre de, "Şükrân, kelimesi, 'a'melû' fiilinin mef'uludur. 'Eşkurû' değil de 'a'malû' fiilinin zikredilmesi, kalb, dil ve diğer organlarla yapılan her üç şükür çeşidinin gerekliliğine işaret etmek içindir.

Allah buyurur ki:

"Bana, anana ve babana şükret." (Lokman, 31/14)

"Biz, şükredenleri mükâfatlandıracağız." (Âl-i İmrân, 3/145)

"Şükreden, kendisi için şükretmiş olur." (Neml, 27/40)

"Kullarımdan şükreden azdır." (Sebe', 34/13) ayeti, Allah'ın şükrünü yerine getirmenin zor bir iş olduğuna işaret etmektedir. Onun için yüce Allah, şükretmelerinden dolayı sadece iki dostunu övmüştür.

İbrahim (a.s.) hakkında:

"Rabbinin nimetlerine şükrederdi." (Nahl, 16/121)

Nuh (a.s.) hakkında:

"O, çok şükreden bir kuldu." (İsra, 17/3)  diye buyurmuştur.

Yüce Allah'ın:

"Allah, Şekûr'dur, Hâlim'dir." (Teğabun, 64/17) şeklindeki nimetlendirmesinden kasıd, Allah'ın kullarına nimet vermesi ve onların yaptıkları ibadetlere karşılık mükâfatta bulunmasıdır."20

Allah'ın verdiği nimetlerine karşı, emr olunduğu gibi dosdoğru davranıp, Rasulullah (s.a.s.)'in Sünneti'ne göre kulluk vazifelerini ihlâs ile yerine getiren muvahhid kullar, Allah'a şükretmiş olur… Kulların, kendi aralarında birbirlerine yaptıkları yardımlardan dolayı, o yardımın kıymetini bilerek, yardım yapana duâ etmesi, onu övmesi, iyiliğini takdir etmesi, kula yapılan teşekkürdür… Nimete karşı nankör olmamak, nimet sahibini tanımak, değerini bilmek ve takdirle karşılamak, şükrün tâ kendisidir.

"Hadis-i şerifte zımnen ifâde edilen diğer bir husus da şudur: Allah'a teşekkür (yani şükür) etmeyen bir kimse, kullara zaten teşekkür etmez. Etse de, bu teşekkür içten değil, sadece dıştan olur.

Çünkü teşekkür etme duygusu, yapılan iyiliğin kadrini bilmeye bağlıdır. Binaenaleyh lütuf ve ihsânı bütün kâinatı sarmış olan Allah’ın bunca lütuf ve ihsânını kavrayamamış ve takdir edememiş olan bir insanın, kulların mecâzî mânâdaki çok küçük, Allah'ın ihsânlarına göre ise yok mertebesinde olan iyiliklerini takdir etmesi düşünülemez."21

Rabbimiz Allah Teâlâ şöyle buyurur:

"Öyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, size kitab ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir Rasul gönderdik.

Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım ve (yalnızca) Bana şükredin ve (sakın) nankörlük etmeyin."22

Abdullah b. Amr (r.a.)'ın rivayetiyle Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

"Hamd, şükrün başıdır. Bundan dolayı Allah'a hamd etmeyen biri, O'na şükretmiş olmaz."23

Nu'mân b. Beşîr (r.a.) anlatıyor:

Rasulullah (s.a.s.), minber üzerinde şöyle buyurdu:

"Aza şükretmeyen, çoğa da şükretmez. İnsanlara teşekkürü bilmeyen, Allah'a da şükretmez. Allah'ın nimetlerinden bahsetmek şükürdür. Verilen nimetleri gizli tutmak ise küfür (nankörlük)dür. Cemaatte Rahmet, ayrılıkta ise azab vardır."24

3- İmam Ebu Hanîfe (rh.a.)'in Enes b. Mâlik (r.a.)'dan rivayet ettiğine göre, Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:

"Bir hayrın yapılmasına önderlik/öncülük eden, o hayrı yapan kimse gibidir (o da aynı ecri alır)."25

İmam Ebu Hanîfe (rh.a.) Alkame'den, O, İbn Büreyde'den, O da babasından rivayet eder. O şöyle anlatıyor:

Bir adam, kendisine binek istemek üzere Rasulullah (s.a.s.)'e geldi.

Rasulullah (s.a.s.):

"Yanımda seni bindirecek bir binitim yok, fakat seni bindirecek bir kişiyi sana göstereyim. Filân oğullarının kabristanına git. Orada Ensar'dan bir genç var, arkadaşlarıyla birlikte atış talimi yapıyor. Onun bir devesi var, ondan iste. O, seni bindirir." buyurdu.

Adam gitti, arkadaşlarıyla birlikte atış talimi yapan adamı buldu. Ona, Rasulullah (s.a.s.)'in söylediklerini aktardı. Delikanlı, adamdan bunu, Rasulullah'ın söylediğine dair yemin etmesini istedi. Adam da, iki veya üç sefer ona, (Allah'dan başka İlâh olmadığına, Muhammed'in de O'nun Rasulü olduğuna yemin ederim ki, Rasulullah beni sana gönderdi, diye) yemin etti. Daha sonra genç adam, onu deveye bindirip Rasulullah (s.a.s.)'e getirdi. Olanları bir bir O'na anlattı.

Rasulullah (s.a.s.)'de:

"Şübhesiz ki, hayra öncülük eden, onu yapan gibidir!" buyurdu.26

Aynı konuda diğer rivayetler de şöyledir:

Ebu Mes'ud el-Ensarî (r.a.) anlatıyor:

Bir adam, Rasulullah (s.a.s.)'e gelerek:

-Benim hayvanım helâk oldu, bana bir binek hayvanı ver! dedi.

Rasulullah (s.a.s.):

"Ben de yok!" buyurdu.

Bunun üzerine bir adam:

- Ya Rasulallah, Ben, ona binek hayvanı verecek kimseyi göstereyim, dedi.

Rasulullah (s.a.s.):

"Her kim bir hayra delâlet ederse, ona da hayrı yapanın ecri kadar ecir verilir." buyurdu.27

Ebu Mes'ud el-Ensarî (r.a.) anlatıyor:

Bir adam, Rasulullah (s.a.s.)'e gelerek:

-Ya Rasulallah, benim hayvanım yola devam etmekten kesildi kaldı. Bana, bir binek hayvanı ver! dedi.

(Rasulullah da):

"Ben, sana verebilecek bir at bulamam, fakat sen filân kimseye var, herhâlde o sana bir binek hayvanı verebilir." buyurdu.

(Söz konusu adam,) sözü geçen kimseye vardı. O kimse de kendisine bir binek verdi.

Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s.):

"Her kim bir hayra önderlik ederse, ona da hayrı işleyen kimsenin sevabı gibi (sevab) vardır." buyurdu.28

İmam Nevevî (rh.a.), bu hadisin şerhinde şunları beyan eder:

"Rasulullah (s.a.s.): 'Bir hayrı gösterene, onu yapanın ecrinin aynısı vardır.' buyurur. Burada, hayra delâlet edip onu göstermenin, ona dikkat çekmenin, hayrı yapana yardımcı olmanın fazileti ilmi öğrenme ve ibadet olan görevleri öğrenmenin fazileti de anlaşılmaktadır. Özellikle de onun gereğince amel edecek ibadet eden ve diğer kimseler için bu, böyledir. O amel işleyenin ecrinin aynısından maksad ise, o işi yapana bir sevab verildiği gibi, o iş sebebi ile de onu gösterene de sevab verilir. Bununla birlikte her ikisinin sevab mikdarının da aynı olması gerekmez."29

Bir işe vesile olmak, onun işlenmesine öncülük yapmak, yapanlara yardımcı olup yol göstermek, o işi yapmak ile aynı seviyede tutulmuştur… O iş hayırlı bir iş ise, yapanın sevabı kadar, o işe öncülük yapıp vesile olan için de vardır… Eğer o işi, şer, kötü, mâsiyet, günah, çirkin ve hayırsız bir iş ise, yapanın günahı kadar günah, o işe öncülük yapıp vesile olan, yol gösterip yardım da bulunan için de vardır… Hakikat bu olunca, mü'min müslümanlar kendilerine, işlerine ve vesile olduklarına çok dikkat etmelidirler… "Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür.

 Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür."30

4- İmam Ebu Hânife (rh.a.) Şeybân'dan, O, Abdulmelik'ten, O, dedesinden, O'nun da Ebu Hüreyre (rh.a.)'dan rivayet ettiğine göre, Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:

"Seninle istişare yapan kimseye doğruyu göster. Eğer bunu yapmazsan, ona hiyânet etmiş olursun!"31

Cabir (r.a.)'dan Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

"Biriniz (din) kardeşine danıştığı zaman danışılan adam ona (yararlı gördüğü) görüşünü belirtsin."32

Ebu Hüreyre (r.a.)'ın rivayetiyle Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:

"Müsteşar (yani bir hususta kendisine danışılan) kişi, güvenilir bir kimsedir."33

"Tıybî'nin açıklamalarına göre, bu hadis-i şerifte şunlara dikkat çekilmektedir:

Kendisiyle istişare edilen kimsenin emin olması ve fikrine müracaat eden kimseye bildiğini dosdoğru söylemesi, onu aldatmaması ve istişâre esnasında istişâre eden kimsenin dünyevi ve uhrevî meselelerde kendisine başvuran kimseye en doğru yolu göstermesi, üzerine düşen bir görevdir.

Bu esnada kendisine müracaat eden kişiye ait öğrenmiş olduğu sırlar, kendisine verilen bir emanettir. Bunları ifşâ ederek ihanette bulunmamalı."34

Rabbimiz Allah Teâlâ, mü'min müslümanların kendi aralarında meselelerini istişare ile çözüme kavuşturmalarını emredip şöyle buyurur:

"Allah'dan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşâvere et. Eğer azmedersen, artık Allah'a tevekkül et. Şübhesiz Allah, tevekkül edenleri sever."35

"Rabblerine icabet edenler, namazı dosdoğru kılanlar, işleri kendi aralarında şura ile olanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infâk edenler,

Ve haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır."36

5- İmam Ebu Hanîfe (rh.a.) anlatıyor:

Bendeniz, hicrî 80 yılında doğdum. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in sahabîlerinden Abdullah b.Üneys, hicrî 94 yılında Kûfe'ye geldi O'nu gördüm ve kendisinden (hadis) dinledim. Ben, o sırada 14 yaşında idim.

(Bir defasında) kendisinin Hz. Peygamber (s.a.s.)'den şöyle işittiğini duydum:

"Bir şeyi (aşırı şekilde) sevmen, (ona karşı seni) kör ve sağır eder."37

Aşırı, ölçüsüz ve dengesiz bir sevgi kişiyi, sevdiğine karşı kör ve sağır yapar… Bundan dolayı ondaki kusuru görmez… Bu aşırı sevgi, onu adâletten ayırır… Sevdiği neyse, onun gözünde ve duygularında, en ideal özelliklere sahib olup hiçbir yanlışı, noksanlığı ve kusuru olmayan, her şeyiyle mükemmel birisi olarak değerlendirilir… Böyle bir durum, o konudaki en korkunç sapmayı ve sapıtmayı gündeme getirir… Böyle bir sevgiyle sevdiğine, onun hak etmediği değeri verir, hak etmediği mertebelere çıkarır… Hiçbir muvahhid mü'min bu durumda olmamalı, her hâlinde "Kur'ân ve Sünnet" ölçüsünde dengeli ve âdil davranmalıdır…

Abdullah b. Mes'ud (r.a.) rivayet eder.

Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

"Taşkınlar helâk oldular!"38

Ebu Hüreyre (r.a.)'dan.

Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

"Sevdiğini azar azar sev, belki günün birinde sevmediğin kişi olur ve sevmediğine azar azar buğz et, belki günün birinde sevdiğin kişi olur!"39

Bütün bunlar, "Düşünen ve aklını kullanan bir toplum için"40 derstir, ibrettir, hayırdır ve faydadır!..

Dipnot

1) Ebu'd-Derdâ (r.a.) rivayet eder.

Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

" Âlimler, Peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler, miras olarak dinar ve dirhem bırakmazlar, ilim bırakırlar. Kim o ilmi elde ederse, çok büyük bir nâsib elde etmiş olur."

Sünen-i Ebu Davud, Kitabu'l-İlm, B.1, Hds. 3641.

Sünen-i Tirmizî, Kitabu'l-İlm, B. 19, Hds. 2822.

Sünen-i İbn Mace, Mukaddime, B. 17, Hds. 223.

Sünen-i Dârimî, Mukaddime, B. 32, Hds. 349.

İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, çev. Hüseyin Yıldız, Vdğ. İst. 2013, C.1, Sh. 404. Hds. 569.

İbn Abdi'l-Berr, Câmiu Beyâni'l-İlmi ve Fadlihi, çev. Mahmud Varhan - Ali Yücel, İst. 2015, Sh. 47, Hds. 112.

Sahih-i Buhârî, Kitabu'l-İlm, B. 10, (Bab başlığında)

2) İmam Mâlik'e şu rivayet edildi:

Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:

" Size, iki şey bırakıyorum. Bunlara sımsıkı bağlandığınız sürece, asla doğru yoldan sapmayacaksınız. Bunlar: Allah'ın Kitab'ı ve Nebîsinin Sünneti'dir."

İmam Mâlik, Muvatta', Kitabu'l- Kader, Hds. 3.

Hâkim en-Nisâbûrî, el-Müstedrek Ale's-Sahihayn, çev. M. Beşir Eryarsoy, İst. 2013, C.1, Sh. 469, Hds. 323. (İbn Abbas'dan)

3) Haskefî, İmam A'zam Ebu Hanife Müsnedi, çev. Ali Pekcan, Konya, 2005, Sh.222-223, Hds. 456.

Sünen-i İbn Mace, Kitabu't-Tıbb, B. 1, Hds. 3436.

İmam Buhârî, Edebü'l-Müfred, B. 138, Hds. 291.

Taberânî, Mu'cemu's-Sağîr Tercüme ve Şerhi, çev. İsmail Mutlu, İst. 1997, C.2, Sh. 54, Hds. 394.

Ebu Bekr Muhammed  b. Ca'fer Sehl el-Haraitî, Ahlâk Hadisleri - Mekârimu'l-Ahlâk, çev. Kasım Yürekli, İst. 2012, Sh. 24, Hds. 9.

Nûreddin el-Heysemî, Sahih-i İbn Hıbbân Zevâidi, çev. Hasan Yıldız, İst. 2012, C.2, Sh. 319, Hds. 1925.

4) Enbiya, 21/107.

5) Kalem, 68/4.

6) Ahzab, 33/21.

7) Âl-i İmrân, 3/31-32.

8) Sa'd b. Hişâm (rh. a.) anlatıyor.

(……………)

Bunun üzerine ben:

- Ey mü'minlerin annesi, bana, Rasulullah (s.a.s.)'in ahlâkını anlat! dedim.

Âişe:

- Sen, Kur'ân okuyorsun değil mi? diye sordu.

- Evet okuyorum! dedim.

Âişe (r. anha):

- İşte Nebiyullah (s.a.s.)'in ahlâkı Kur'ân idi, dedi.

Sahih-i Müslim, Kitabu Salâti'l-Müsafirin, B. 18, Hds. 139.

Sünen-i Nesâî, Kitabu Kıyamu'l-Leyl, B. 2, Hds. 1601.

Sünen-i Ebu Davud, Kitabu Salâtu't-Tatavvu', B. 26, Hds. 1342.

9) İmam Mâlik, Muvatta', Kitabu Hüsnü'l-Hulk, Hds. 8.

Kuzâî, Şihâbu'l-Ahbâr Tercümesi, çev. Prof. Dr. Ali Yardım, İst. 1999, Sh. 215, Hds. 730.

10) Bkz. İmam Buhârî, Edebü'l-Müfred, B. 135, Hds. 273. (Ebu Hüreyre'den)

İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, C.15, Sh. 562, Hds. 22557.

Hâkim en- Nisâbûrî, el-Müstedrek, C.6, Sh. 271, Hds. 4278.

Beyhakî, Şuabu'l-İman, çev. Hüseyin Yıldız, Vdğ. İst. 2015, C.7, Sh. 516, Hds. 7609.

el- Haraitî, A.g.e. Sh. 21, Hds. 1.

Nûreddin el-Heysemî, Mecmau'z- Zevâidi, çev. Hüseyin Kaya, İst. 2011, C.13, Sh. 170,  Hds. 12682. Taberânî ve Bezzâr'dan.

11) Bkz. Zariyat, 51/56.

12) Bkz. Tin, 96/4-5.

13) İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, C.13, Sh. 395, Hds. 19363. C.15, Sh. 570, Hds. 22279.

14) Sünen-i Ebu Davud, Kitabu's-Sünne, B. 15, Hds. 4682.

Sünen-i Tirmizî, Kitabu'r-Radâ, B. 11, Hds. 1171.

Sünen-i Dârimî, Kitabu'r-Rikâk, B. 74. Hds. 2795.

Hâkim en-Nîşâbûrî, el- Müstedrek, C.1, Sh. 179-180, Hds. 1-2.

Beyhakî, Şuabu'l-İman, C.7, Sh. 518, Hds. 7612.

el-Haraitî, A.g.e. Sh. 24, Hds. 11.

Nûreddin el-Heysemî, Sahih-i İbn Hibbân Zevâidi, C.2, Sh. 319, Hds. 1926.

15) Beyhakî, Kitabü'z-Zühd, çev. Enbiya Yıldırım, İst. 2000, Sh. 240, Hds. 857.

Sünen-i İbn Mace, Kitabü'z-Zühd, B. 31, Hds. 4259.

Nûreddin el-Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, C.13, Sh. 173, Hds. 12688. ,Taberânî, el-Mucemu'l-Evsat ve el- Mu'cemu'l-Kebîr'den.

16) Nûreddin el-Heysemî, Sahih-i İbn Hibân Zevâidi,  C.2, Sh. 318-319, Hds. 1924.

İmam Hafız el- Munzirî, Hadislerle İslâm- Terğip ve Terhib, çev. A. Muhtar Büyükçınar, Vdğ. İst. T.y. C.5, Sh. 264, Hds. 25. Teberânî'den.

Nûreddin el- Heysemî, Mecmau'z- Zevâid, C.13, Sh.174, Hds. 12691.

17) Hâkim en- Nîşâbûrî, el- Müstedrek, C.1, Sh. 568-569, Hds. 433-434, el- Haraitî, A.g.e. Sh. 23, Hds.8.

Nûreddin el-Heysemî, Sahih-i İbn Hibbân Zevâidi, C.2, Sh. 320, Hds.1928.

Kuzâî, Şihâbü'l- Ahbâr Tercümesi, Sh.62, Hds.129.

18) İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, C.15, Sh. 572, Hds. 22584.

Sünen-i Tirmizî, Kitabu'l- Birri ve's- Sılâ, B. 54, Hds.2053.

Hâkim en- Nîsâbûrî. el- Müstedrek, C.1, Sh. 344-345, Hds. 183-184. el- Haraitî, A.g.e. Sh. 22, Hds. 3-4. Nûreddin el- Heysemî, Sahih-i İbn Hibbân Zevâidi, c.2, Sh. 317, Hds. 1922.

19) Haskefî, İmam A'zam Ebu Hanîfe Müsnedi, Sh. 226, Hds. 469. Sünen-i Ebu Davud, Kitabu'l Edeb, B. 11, Hds. 4811.

Sünen-i Tirmizî, Kitabu'l-Birri ve's-Sılâ, B. 35, Hds. 2020-2021.

İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, C.15,Sh. 627-628, Hds. 22718-22723.  Sh. 630, Hds. 22727-22728. Beyhakî,  Şuabu'l- İman, C.5 Sh. 52, Hds. 4105.

İmam Buhârî , Edebü'l Müfred, B.112, Hds. 218.

Kuzâî, A.g.e. Sh. 167, Hds. 541

20) Rağıb el- Isfahânî, Müfredât , çev. Prof. Dr. Abdulbaki Güneş - Dr. Mehmet Yolcu, İst. 2010, Sh. 560.

21) Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, çev.  Necati Yeniel - Hüseyin Karapınar, İst. 2003, ,C.16, Sh. 18.

22) Bakara, 2/151-152.

23) Beyhakî, Şuabu'l- İman, C.5, Sh. 41, Hds. 4085.

İmam Beyhakî, el- Âdâb , çev. Dr. Faik Akçaoğlu- Muhammed Enes Topgül, İst. 2013,Sh. 506, Hds. 888.

24) İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, C.15, Sh. 630-631,Hds. 22729-22730.

Beyhakî, Şuabu'l- İman, C.5, Sh. 52, Hds. 4105.

25) Haskefî, İmam A'zam Ebu Hanîfe Müsnedi, Sh. 228, Hds. 472-473.

 İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, C.15. Sh. 526, Hds. 22473.

Nûreddin el- Heysemî, Mecmau'z- Zevâid, C.5, Sh. 247, Hds. 4759-4760. Bezzâr , Ebu Ya'lâ ve Taberânî, el- Mu'cemu'l - Evsat'ta rivayet eder.

26) Haskefî İmam A'zam Ebu Hanîfe Müsnedi, Sh. 228-229, Hds. 474. Sünen-i Tirmizî, Kitabu'l- İlm, B. 14, Hds. 2808.

27) Sahîh-i Müslim, Kitabu'l İmâre, B. 38, Hd. 133. İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, C.15, Sh. 553, Hds. 22532.

28) Sünen-i Ebu Davud, Kitabu'l- Edeb, b. 114-115 , Hds. 5129.

    Sünen-i Tirmizî, Kîtabu'l- İlm, ,B. 14, Hds. 2809.

 İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, C.15, Sh. 552-554, Hds. 22530-22534.

29) İmam Muhyiddin en- Nevevî, Sahih-Müslim Şerhi- el- Minhâc, çev. M. Beşir Eryasoy, İst. 2013, C.8, Sh. 541.

30) Zilzal, 99/7-8.

31) Haskefî, İmam A'zam Ebu Hanîfe Müsnedi, Sh. 230, Hds. 476.

32) Sünen-i İbn Mace, Kitabu'l Edeb, B. 37, Hds. 3747.

33) Sünen-i İbn Mace, Kitabu'l- Edeb, B. 37, Hds. 3745-3746

    Sünen-i Ebu Davud Kitabu'l - Edeb, B.113-114, Hds. 5128.

    Sünen-i Tirmizî, Kitabu'z Zühd, B.26, Hds. 2474.

    Sünen-i Dârimi, Kitabu's- Siyer, B. 13, Hds. 2453.

    İmam Buhârî, Edebü'l-Müfred, B. 128, Hds.256.

    İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, C.15, Sh. 526, Hds. 22473.

    Hâkim en- Nîsâbûrî, el- Müstedrek, c.9, Sh. 498-499, Hds.7260. Kuzâî, A.g.e. Sh. 34, Hds. 3.

34) Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, C.16, Sh. 408-409.

35) Âl-i İmrân,3/159.

36) Şura, 42/38-39.

37) Haskefî, İmam A'zam Ebu Hanîfe Müsnedi, Sh. 231, Hds. 481.

    Sünen-i Ebu Davud, Kitabu'l- Edeb, B. 115-116, Hds. 5130.

    İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, C.16, Sh. 283, Hds. 23497.

    Kuzâî, A.g.e. Sh. 66, Hds. 151.

38) Sahih-i Müslim, Kitabu'l- İlm, B. 4, Hds.7.

    Sünen-i Ebu Davud, Kitabu's - Sünne, B.5, Hds. 4608.

39) Sünen-i Tirmizî, Kitabu'l Birri ve's- Sılâ, B. 59, Hds.2065.

Nûreddin el- Heysemî, Mecmau'z- Zevâid, C.13, Sh. 359, Hds. 13103-13104. Taberânî, el-Mu'cemu'l- Kebîr ve el-Mu'cemu'l- Evsat'tan.

40) Bkz. Ra'd, 13/3-4. 

Yazar:
Abdullah DÂİ
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul