18 Ocak 2018 - Perşembe

Şu anda buradasınız: / SURİYE DİRENİŞİNİN GÖĞSÜ: HALEP

SURİYE DİRENİŞİNİN GÖĞSÜ: HALEP

SURİYE DİRENİŞİNİN GÖĞSÜ: HALEP

Suriye'nin Ticari Başkenti Halep

 

Halep'i ilk kez, Suriye'deki halk direnişinin başlamasından çok önce Şam'dan İstanbul'a döndüğümüz sırada Suriye Hava Yolları'na ait uçağımızın havada arıza yapması yüzünden Halep'e zorunlu inmesi sebebiyle ziyaret etmiştim. Uçağın tamir ve bakımı biraz zaman alacağı ve ikinci bir uçak da vermedikleri için kontrollü bir şekilde dışarı çıkıp gezmemize izin vermişlerdi. Tam anlamıyla bir Anadolu şehri görünümüne sahip olması dikkatimi çekmişti. Halkının gelenekleri de Anadolu geleneklerine yakındı.

 

Halep, Suriye'nin başkent Şam'dan sonraki ikinci büyük kenti olduğu gibi aynı zamanda ticari başkenti sayılabilir. Ticaret ve sanayi alanında faaliyet yürüten birçok önemli kuruluşunun merkezi buradaydı.

 

İhanetçilerin Halep'e İftiraları

 

Arap Baharı olarak isimlendirilen halk hareketlerinin Suriye'ye yansımasından sonra olaylar önce güneyde Der'a'da ve başkent Şam'da patlak verdi. O zaman Halep'te nispeten sessizlik yaşanıyordu. Bunu Suriye'deki katil Baas rejiminin sözcülüğünü yapan kesim istismar etmeye kalkıştı ve; "Bu bir halk ayaklanması değildir. Öyle olsaydı Suriye halkının nabzı sayılan Halep'e de yansırdı" türünden laflar ettiler. Oysa kitlesel direniş bir anda tüm ülkeyi sarmamış, aşamalı bir şekilde yayılıyordu. Çok geçmeden Halep'te de halkın meydanlara çıkması da zaten onları yalancı çıkardı ve önemli bir propaganda malzemeleri ellerinden çıkmış oldu. Bu kez Halep'i stratejik açıdan kendileri için başkent Şam kadar önemli gördüklerinden oraya yüklendi ve oradaki ayaklanmayı bastırabilmek için büyük bir enerji sarf etmeye başladılar.

 

Ateşkes Yalanı ve Halep Kuşatması

 

Baas rejiminin halk direnişi ve rejimin silahlı saldırılarına karşı halk hareketini korumak amacıyla milis güçler oluşturulması karşısında zorlanması üzerine olayların ilk döneminde "dışarıdan müdahale olmasın" diye boğazını yırtan İran Suriye'ye gerek Şii milisleriyle ve gerekse gizli birlikleriyle dışarıdan müdahale etti. Onun müdahalesinin yeterli olmadığının görülmesi üzerine baştan lojistik destek veren Rusya da doğrudan müdahale etti. Gerek rejim güçlerinin ve gerekse işgalci güçlerin en önemli hedeflerinden biri Halep'ti.

 

Rejim ve işgal güçleri Halep'te hareketliliği önlemek ve buranın dışarıdan yardım almasını engellemek için şehri kuşatmaya aldılar. Şubat 2016'nın sonuna doğru ABD ile Rusya'nın aralarında anlaşmaları sonucu ateşkes ilan edilmesi sırasında Halep'i kıskaca alma faaliyeti devam ediyordu ve ateşkese rağmen durmadı.

 

Kuşatmanın Neden Olduğu Kriz, Açlık ve Felaket

 

Kuşatmanın amacı tabii ki insanları aç ve perişan bırakarak kendiliğinden rejim ve işgal güçlerine teslim olmalarını sağlamaktı. O yüzden şehri kıskaca alma faaliyetlerinin sürdüğü dönemde tehdit altındaki bölgelerden dışarıya çıkmak için bir yol bulup da kaçabilenler kaçtı. Bu göç yüzünden şehrin merkezindeki nüfûs yaklaşık üç yüz bine düştü. Buna daha başka bölgelerden Halep'e göç edip de kuşatma faaliyetleri aşamasında kaçma fırsatı bulamayanlar da dâhildi.

 

Şehir merkezi ve banliyösünün tamamen kıskaca alınmasından sonra tam bir felaket baş gösterdi. Dışarıdan insani yardım girişi engellendiği için insanlar yiyecek bir şey bulmakta zorluk çekmeye başladılar.

 

İnsanî Ateşkes Çağrıları

 

Göstermelik ateşkesi yine ilan eden taraf tamamen geçersiz hale getirdiği için Halep'te kuşatmanın yanı sıra yoğun hava saldırıları da başlatıldı. Özellikle insanî hizmetlerin engellenmesi amacıyla bu tür hizmetler veren kuruluşlar, yaralılara sağlık hizmeti vermeye çalışan sahra hastaneleri, ekmek fırınları vs. vuruluyordu. Büyük bir açlık felaketi tehlikesinin işaretleri alınmaya başlanmıştı.

 

Bu büyük felaket üzerine uluslararası yardım kuruluşlarından olan Uluslararası Kızıl Haç Teşkilatı Halep'teki felaketin önüne geçilmesi için bir insani ateşkes ilan edilmesi, en azından insanî yardımların girmesine engel olunmaması çağrısında bulundu.

 

Saldırganların Dört Güvenlik Kapısı Oyunları

 

Gerçekte kuşatmanın asıl amacı zaten Halep'te Madaya'da ve daha başka kasabalarda olduğu gibi büyük bir açlık felaketine neden olmak ve böylece insanları katillere teslim olmaya zorlamaktı. Ama onlar bir yandan da kendilerine yönelen tepkilerin önüne geçmek için birtakım taktiklere başvurmaktan geri kalmak istemiyorlardı. Normalde insanî ateşkes çağrısını kabul etmedi ve uygulamadılar. Ama göstermelik olarak dört tane güvenli kapı açtıklarını duyurdular.

 

Maksat Güvenlik Sağlamak Değil Teslim Olmaya Zorlamak

 

Kuşatmacı güçler Halep'te kuşatmaya alınanlardan isteyenlerin söz konusu güvenli kapılardan çıkarak askerlerine teslim olmaları durumunda kendilerine saldırı yapılmayacağını söylüyorlardı. Oysa böyle bir çağrının amacı koyunların kendilerini gönüllü olarak kurtlara teslim etmesini istemek gibi bir şeydi. Halep'te kıskaca alınanlar böyle bir şeyi kabul ederek gösterilen kapılardan çıkmaları durumunda aşağılayıcı esaretin, işkencenin ve belki de zillet içinde ölümün kendilerini karşılayacağını biliyorlardı. O yüzden açlık ve felaket içinde yaşama pahasına da olsa kuşatma altında tutuldukları bölgelerde yaşamaya devam etmeyi tercih ettiler.

 

Kuşatmayı Kırma Operasyonu

 

Sonunda yazın en sıcak döneminde Halep üzerindeki kuşatmayı tamamen kırmak için çok geniş çaplı bir operasyon başlatmak amacıyla direniş birlikleri güçlerini birleştirdiler. Yapılan ittifakın ardından 31 Temmuz 2016 Pazar günü geniş çaplı bir şekilde kuşatmayı kırma operasyonu başlatıldı. Operasyonun amacı Halep'in etrafını saran kuşatmayı dağıtmak, böylece buranın dünyayla irtibatını yeniden sağlamak ve kuşatmacıları da Şam'a ve İdlib'e doğru sürerek bölgede hâkimiyet alanını genişletmekti.

 

Kara Operasyonlarında Hızlı İlerlemeler

 

Kara operasyonları çok hızlı bir şekilde sonuç verdi ve Halep'i kuşatan rejim güçleriyle onlara destek veren işgal güçleri çekilmeye zorlandı. Kuşatmacı katiller ellerindeki önemli stratejik noktaları terk ederek çekilmek zorunda kaldılar. Çünkü katiller ölümü bir yok oluş olarak gördükleri için ölüm gerçeğiyle karşı karşıya gelmek onların gözlerini korkutmuştu. O yüzden bir haftadan daha kısa bir süre içinde Halep çevresindeki stratejik noktalar kurtarıldı ve kuşatma tamamen kırılmış, Halep'in dünyayla irtibatı yeniden sağlanmış oldu. Ancak direnişçilerin amacı sadece kuşatmayı kırmak değil aynı zamanda onları bu bölgeden uzaklaştırarak Halep çevresinde kontrolü tamamen ele geçirmekti. 

 

Rejim ve İşgal Güçlerinin Hava Saldırıları

 

Karadaki askerlerinin direnişin geniş çaplı operasyonu karşısında çabuk dağıldıklarını gören katiller ellerindeki avantajı kullanarak yeniden hava operasyonlarını devreye soktular. Gerek Rus işgal güçleri ve gerekse Baas rejimine bağlı hava güçleri bölgeye çok yoğun bir şekilde saldırılar düzenlemeye başladılar.

 

Hedefte Siviller Var

 

Hava saldırılarının amacı direnen tarafta geniş çaplı bir can kaybına ve tahribata neden olmaktı. O yüzden saldırıların hedefinde özellikle geniş çaplı zarar verme imkânlarının bulunduğu yerler vardı. Örneğin pazar yerleri başta olmak üzere insanların kalabalık bir şekilde bulunduğu noktalar özellikle hedef seçiliyordu. Hava saldırılarından kaçanların toplu olarak sığındıkları bir yeri tespit ettiklerinde orayı kasten hedef alarak büyük katliamlara neden oluyorlardı. Bu şekilde toplu kalabalıkların hedef alındığı saldırıların çok olması da tabii ki sivil can kayıplarının çok olmasına neden oluyordu. Saldırganların da amacı karşılarındaki askerî gücü yıpratmaktan ziyade halka tümüyle zayiat verdirmek, can kaybının çok olmasına yol açmaktı.

 

Zehirli Gaz Bombalarının Kullanılması

 

Katil Baas güçlerinin ve Rus işgal güçlerinin saldırılarında özellikle zehirli gaz bombalarının kullanıldığı BM raporlarında da muhtelif insan hakları kuruluşlarının raporlarında da dile getirildi. Zehirli gaz bombaları tabii ki uluslararası anlaşmalarda her ne amaçla olursa olsun kullanımı yasak sayılan kimyasal silahlar grubuna giriyor. Atıldığı yerde insanın nefes alması için zorunlu olan oksijenin azalmasına yol açtığı, hava dengesini bozduğu ve havayı zehirli hale getirdiği için çocuk büyük ayırmadan toplu ölümlere neden oluyor. Zehirli gaz bombalarının etkisinden, saldırılardan korunmak için sığınaklara girmiş olanlar da kurtulamıyor.

 

Direnişin En Önemli Eksiği Hava Savunması

 

Suriye'deki direnişin en önemli eksiğinin hava saldırılarına karşı bir savunma mekanizmasının bulunmaması olduğunu daha önce de muhtelif yazılarımızda ve radyo programlarımızda dile getirdik. Küresel emperyalizm Suriye direnişine hava savunma mekanizmasının verilmesini engellemek için her yola başvurdu. Bu konuda da en çok IŞİD bahanesini kullandı ve direnişçilere verilecek araçların bu örgütün eline geçebileceğini iddia ettiler. Oysa bu iddia geçersiz bir bahaneydi. Asıl amaç katil Baas rejiminin her zaman direniş teşkilatları karşısında daha güçlü olmasını sağlamaktı. Halep'teki kuşatmayı kırma operasyonunda da en önemli zaaf noktası katillerin hava saldırıları karşısında herhangi bir savunma mekanizmasının bulunmaması olmuştur.

 

Hava Saldırılarına Rağmen Karada Kararlı Direniş

 

Katillerin havadan yoğun bir şekilde bomba yağdırmalarına rağmen direnişçiler karadaki mücadelelerini kararlılıkla sürdürdüler. İşgal güçleri karada bazı önemli noktalara takviye yapmalarına rağmen kaybetmeye devam ediyorlardı. Karadaki direniş Baas güçlerinin ve destekçilerinin önemli can kaybı vermelerine de neden oldu. O yüzden karadaki kuşatmayı kırma operasyonu başarılı oldu. Halep'e yeniden insanî yardım sokulması için de yollar açılmış oldu.

 

Halep'te Göstermelik Ateşkes İlanı

 

İşgal güçleri karadaki direnişin önünde sürekli kayıp verdiklerini ve fazla tutunmalarının mümkün olamayacağını anlayınca zaman sınırlamalı bir ateşkes ilan ettiler. Rusya Genelkurmay Başkanlığı'nın 10 Ağustos Çarşamba akşamı yaptığı açıklamada 11 Ağustos Perşembe'den itibaren günde üç saat süreyle, insanî yardımların sokulmasına fırsat verilmesi amacıyla ateşkes uygulanacağı duyuruldu. Bu süre içinde hem hava hem de kara saldırılarının durdurulacağını iddia ettiler.

 

Maksat Karadaki Yenilgiye "İnsanî Yardım" Makyajı Çekmek

 

Gerçekte bu ateşkes kuşatmacı güçlerin karadaki direniş karşısında aldığı ağır darbeye görünüşte "insanî yardım" makyajı çekmek amacıyla bir taktiğe başvurmaktı. Oysa katillerin asıl amaçları bu insanî yardımın girmesini engellemek suretiyle kuşatmaya alınan insanları teslim olmaya zorlamaktı. O zamana kadar yardım girmesini engellemenin ve insanları açlığa mahkûm etmenin başka ne amacı olabilirdi?

 

Ateşkes Bir Oyun Saldırılar Kesilmedi

 

İlan edilen ateşkes zaten zaman sınırlı olduğu için gerçekte güven verici bir ateşkesten söz edilmesi mümkün olamazdı. Kaldı ki o sınırlı süre de sadece Halep'in merkez bölgeleri için geçerli sayıldı ve banliyölerine yönelik saldırılar yine kesilmedi. Bunun yanı sıra katiller İdlib ve Deyruzzur gibi bölgelere yönelik hava saldırılarını da daha fazla yoğunlaştırdılar.

 

Yaralanmalar da Önemli Bir Sıkıntı

 

Katillerin hava saldırılarında özellikle kalabalık bölgelerin ve sığınma yerlerinin hedef alınması, toplu katliamlara neden olan zehirli gaz bombalarının ve diğer kimyasal silahların kullanılması sebebiyle sivil can kaybının çok olduğunu belirttik. Bu saldırılarda ayrıca çok sayıda yaralanma oluyor. Genellikle can kayıpları öne çıktığından yaralanmalar çok fazla dikkat çekmiyor. Oysa yaralanmalar da ciddi zorluklara neden oluyor. Her şeyden önce yaralananların birçoğu ömür boyu sürecek sakatlanmalara maruz kaldıklarından hayatlarının kalan kısmında sürekli başkalarının doğrudan yardım ve desteğine mahkûm oluyorlar.

 

Sağlık Hizmetleri Asgariye Düşmüş Durumda

 

Ayrıca yaralanmalar ciddi tedavi hizmetleri gerektiriyor. Katil Baas güçleri ve onlara destek için gönderilen işgal güçleri sağlık hizmeti verenleri, bu amaçla inşa edilen binaları ve sahra hastanelerini kasten vurduklarından Suriye'nin genelinde ve özellikle Halep'te sağlık hizmetleri çok daralmış durumda. Sağlık hizmeti verenler doğrudan tehdit altında olmaları sebebiyle birçokları öldürüldü. Sağ kalanların da çoğu ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olmaları sebebiyle sahayı terk etti. Tüm tehlikelere rağmen sahada kalabilenlerin sayısı çok fazla değil. Onların elinde de fazla imkân yok.

 

İnsanî Yardımın Önünde de Engeller Var

 

Halep'te kuşatmanın kırılmasıyla birlikte uzun süreden beri kuşatma altında tutulan üç yüz bin civarında insanın dünyayla irtibatı yeniden sağlandı ve insani yardımlar kademeli bir şekilde sokulmaya başlandı. Fakat insanî yardım faaliyetlerinin önündeki engeller tümüyle kalkmış değil. Hava saldırıları tehdidi devam ediyor. Karada da yardım faaliyetleri oldukça zor şartlarda yürütülüyor.

 

BM ve Küresel Güçler Katliamlara ve Vahşete Sessiz

 

Küresel güçler Şubat 2016'nın sonuna doğru şeklen bir ateşkes ilan etti. Fakat bu ateşkesin arkasında durmadı ve Suriye'deki işgal güçleri açık bıraktığı arka kapıyı yani IŞİD ve Nusra kapısını kullanarak saldırmaya devam ettiler. Bu kapıyı açık bırakmanın amacı da zaten ateşkesi istediği zaman ihlal etmenin bir gerekçesini oluşturmaktan başka bir şey değildi.

 

Katillerin zehirli gaz bombaları kullandığı BM raporlarına geçti ama BM bu bombaların ve diğer kimyasal silahların kullanımının önlenmesi için hiçbir girişimde bulunmadı.

 

Yazar:
M.Ahmet VAROL
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul