21 Ocak 2018 - Pazar

Şu anda buradasınız: / MEHMET BARAZİ: “SALİH AMEL BİZLERİN VAZGEÇİLMEZ YAŞAM TARZI OLMALIDIR”

MEHMET BARAZİ: “SALİH AMEL BİZLERİN VAZGEÇİLMEZ YAŞAM TARZI OLMALIDIR”


 

Müslümanlar olarak, modern dünyada salih amel işleme noktasında büyük sıkıntılar çekmekteyiz.  Bu sıkıntının birçok nedenleri olduğunu söyleyebiliriz.  Bu sıkıntıları aşmak, söylemden eyleme salih ameli bir kez daha hatırlatmak anlamında bu ay dosya konumuzu salih amel konusuna ayırdık. Bu bağlamda, Mehmet Barazi Hocayla bir röportaj gerçekleştirdik.  Şimdi sizleri Mehmet Barazi Hocayla yaptığımız röportajla ile baş başa bırakıyoruz.

 

 

Hocam, öncelikle 21 yüzyılda salih amel’e olan ihtiyaç hakkında bilgi verir misiniz?

 

Öncelikle üzerinde konuşacağımız “Salih Amel” in tanımını yapalım ve ne anlama geldiğini anlamaya çalışalım.

 

Amel-i Salih: “İyi, güzel, faydalı iş,” “Allah’ın rızasına uygun amel” demektir. Şu halde sonucunu Rabbimizden bekleyerek ve dünyevi bir menfaat gözetmeden yaptığımız iyi, güzel ve doğru işler “Amel-i Salih”in kapsamı içerisindedir. Bu bağlamda “Ben Müslümanlardanım” diyen herkes Amel-i Salih ile yükümlüdür. Hele gayr-i insanîliğin ve gayr-i İslâmîliğin tavan yaptığı böylesi bir zamanda, inananlar amel-i salih techizatını kuşanarak kendilerini koruma altına almalılardır.

 

Rabbimiz Celle ve Alâ, malum olduğu üzere Asr suresinde zamana yemin ederek insanın hüsranda olduğunu, ancak; iman edip sonra salih ameller işleyenlerin ve hakkı ve sabrı tavsiye edenlerin kurtuluşa ereceklerini işaret etmiştir.

 

Sorunuzda 21 yüzyıl olarak bir sınırlama getirilmiş. Hayır, tüm zamanlarda salih amel, doğru ve güzel işlere ihtiyaç vardır, hatta onsuz (salih amelsiz) bir hayat düşünülemez. Ancak içinde bulunduğumuz “Modern zamanlar” açısından baktığımızda, modernitenin her taraftan bizi kuşattığı bir vasatta, salih amelin Müslümanlar için ne kadar kurtarıcı ne kadar ahirete yönelik bir yatırım olduğunu anlayabiliriz.

 

Kokuşmuşluğun, adam sendeciliğin, kişinin kendisinden başka hiçbir şeyi düşünmediği bir çağda tüm iyilikleri bünyesinde barındıran “Amel-i salih” bizlerin vazgeçilmez bir yaşam tarzımız olmalıdır.

 

Peki, Kur’an’da “iman edip salih amel işleyenler” ibaresini nasıl anlamamız gerekir?

 

 

Kur’an’da doksan küsur yerde dolaylı veya direk salih amelden söz edilir. Ne gariptir ki Amel-i Salih’ten bahseden ayetler, büyük çoğunlukla önce iman etme üzerinde dururlar. Demek ki iman etmedikten sonra yaptığımız işlerin hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur.

 

İslâm hayat dinidir. Kendisine inanan kişilerin bu inançlarının izdüşümünü yeryüzünde görmek ister. Bu da imanımız istikametinde yararlı işler yapmaktır.

 

Amel imandan bir cüzmüdür gibi tartışmalar cevabını bulmuş sorulardır. Lâkin bu ikisi bir bütünü tamamlayan yarımlardır. İman olmadan yapılan iyi davranışların bir hükmü yoktur. Keza iyi davranışlara yönlendirmeyen imanda kuru bir iddiadan öteye geçemez.

 

Açıktır ki yüce kitabımız inanıp yararlı işler yapanları yaratılmışların en hayırlıları olarak beyan ediyor. Şu halde iman amel ilişkisi kaçınılmazdır. İman ettikten sonra bırakıla verileceklerini zannetmeyenlerin bu hususu iyi kavramaları gerekmektedir.

 

Merhum Mevdudi bu konuda şunları kaydetmektedir: “İman ve amel ilişkisi, tohum ve ağaç ilişkisi gibidir. Eğer toprakta tohum yoksa ağaç meydana gelmesi söz konusu olamaz. Ama eğer, toprakta tohum olduğu halde ağaç meydana gelmiyorsa, onun anlamı tohumun toprakta gömülü kalmış olmasıdır. Onun için, Kur’an da verilen müjdeler, iman etmenin yanında salih amel işleyenler için geçerlidir.”

 

Dilerseniz konuyu iki ayet meali ile noktalayalım.

 

Beyyine (98) suresi 7 ayetinde “Muhakkak ki iman edip salih amel işleyenler, yaratıkların en hayırlısıdırlar.” Buyrulmuştur.

 

 “Kadın erkek iman etmiş olarak kim salih amel işlerse ona güzel bir hayat yaşatacağız. Ecirlerini yaptıklarından daha güzeli ile ödeyeceğiz.” (Nahl, 16/97)

 

Hz. Peygamber (s.a.s.) salih ameli nasıl tarif etmiştir?

 

Şimdi bu çok geniş bir spektrumda ele alınması gereken konudur. Çünkü bir müslümanın hayatı ve yaptığı işler Rıza-yı Bari içindir. Dolayısıyla sevap umarak ve karşılığını Rabbimizden bekleyerek hareket ederiz. Şu halde tüm fiillerimiz, hayatı iman ve salih amel ilişkisi içerisinde değerlendirmemize uygun olmalıdır. Yapacağımız işler atacağımız adımlar iyilik ve güzellik adına olmalıdır. Hemde hasbî bir şekilde olmalıdır. İşte bunu bize bizzat Nebi (s.a.s.) öğretmişlerdir. İnsanlara eziyet etmesinden korkulan taşın kaldırılmasından zalim sultana hakkı söylemeye, bir müslümana gülümsemeden Allah yolunda nöbet tutmaya, öfkelendiği zaman sinirine hâkim olmaktan savaşta düşman önünden kaçmamaya, akrabaya, yetime, yolda kalmışa yardım etmekten yakınlarımızın aleyhine de olsa adil olmamıza kadar sayılamayacak mevzuda bize emir, yasak ve tavsiyeleri olmuştur. İşte bütün bunların tümü salih amel kapsamında değerlendirilebilirler.

 

 

Sahabenin salih amel anlayışı nasıldı?

 

Amel-i Salih’i Rasulullah (s.a.s.) sünnetine ve siretine uymak olarak ta anlayabiliriz. İşte burada kendisini başlarında bir kuş varmış gibi dinleyen öğrendiklerini, gördüklerini hayata intibak ettiren sahabe aklımıza gelir. Allah onlardan razı olsun salih amelin nasıl anlaşılması ve yaşanması gerektiğini bizlere binlerce örnekle göstermişlerdir. Onlar hayatın iman ve salih amelden ibaret olduğunu tüm hücrelerine kadar hissetmiş ve hakkını da vermişlerdir. İyi, güzel ve doğru için yaptıkları fedakârlıklar ve olağan üstü işler iman ve salih amel ilişkisini nasıl içselleştirdiklerini göstermesi bakımından ilginçtir. Bu konuda mevcut eserlerde hayli miktarda örnekler vardır, oralara müracaat edilebilir.

 

Günümüz müslümanları, salih amelden uzaklaştığı görülmektedir. Sizce bunun nedenleri nelerdir?

 

Zamanın ayartıcı şeylerine kapılan günümüz insanı maalesef başta da belirttiğimiz gibi insanî ve İslâmî hasletlerinden soyutlanmışlardır. Benmerkezci düşünen, hedonist (hazcı, en az çabayla en çok tatmin elde etme) köşe dönmeci, bencil, ötekileştiren, empati yoksunu tipler ortalığı kaplamıştır.      

 

Ali Şeriati’nin işaret ettiği gibi; doğa, tarih, toplum ve insanın nefsi, şekillenmesinde etki eden amillerdir. Böyle bir vasatta varoluş mücadelesi veren müslümanların zikredilenlerden azade kalmaları beklenemez. Ayrıca İslâm’ın zühd ve takva ölçülerine uyulmadığı zaman belirttiğiniz sonuç kaçınılmaz olacaktır.

 

Dünyevileşme hastalığı salih amelin önünde bir engel mi?

 

Sanırım bunun cevabı geçmişti. Evet, avm lerde geçirilen zaman, dizi seyretmekle öldürülen vakit, modern yaşam tarzı salih amele ayrılacak zamanı ve harcayacak parayı bırakmamaktadır. Ancak, yiyip tükettiklerimizin, giyip eskittiklerimizin ve önden gönderdiklerimizin bizim olduğunun şuuruna varırsak kazananlardan oluruz.

 

Salih ameli askıya almak imanımıza zarar verir mi?

 

Şüphesiz ehl-i sünnet anlayışında amel imandan bir cüz değildir. Lâkin baştan beri anlatmaya çalıştığımız gibi imanımızın izdüşümlerinin yaşantımızda görülmesi lazımdır. Hayata dair bir şeyler yapmamızı zorlamayan, bize etki etmeyen bir imanın sahihliğinden söz etmemiz ne derece doğru olur okuyucularımızın anlayışına bırakıyorum. Bu arada Allah Rasulü (s.a.s.) imanın bir kor gibi insanı yakacağı ihtarı aklımıza gelmektedir. Yani eyleme dönüşmeyen, insanın hayatında değişiklik yapmayan bir iman kuru bir iddiadan ibaret kalacaktır. Yüce kitabımızın pek çok yerinde iman ve salih amel kavramlarının beraber zikredildiği bilinen bir şeydir. Neredeyse bu iki kavram içi içe geçmiştir. Dolayısıyla salih amel işlemeyen bir müslümanın tez elden kendisine bir çeki düzen vermesi gerekmektedir.

 

Bir amel nasıl salih amel olabilir?

 

Başta Kur’an-ı Kerimde pek çok yerde iman edip hemen devamında salih amel işleyenlerden bahsedildiğini belirtmiştik. Bu bize, iman ettikten sonra, Allah Azze ve Celle’nin kitabında istediği, Rasulünün uyguladığı, onların rızasına muvafık ne kadar güzel iş varsa, hepsinin salih amel olacağı anlamına gelmektedir. Şu halde ahirette güzel sonuçlar almayı umarak (delilleri olan) yaptığımız tüm işler amel-i salih içerisinde değerlendirilmelidir. Rabbim bizleri Salih amel yapma gayreti içerisinde olan kullarından eylesin.

 

Müslümanlar olarak Salih amellerimizi çoğaltmak için yâda Salih amel üzere yaşmak için ne yapmalıyız?

 

Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın rızasını kazanmamız için vesileler edinmemiz lâzım geldiği bilinen bir gerçektir. Şu halde seküler yaşam tarzının bize dayattığı olumsuzluklardan sıyrılıp sahih ve katıksız bir imana sahip olup istikamet üzere olmalıyız. Ve tüm iyi ve güzel işleri yaparak bu rızayı aramalıyız.

 

İslâm’ın siyasi manada hâkim olmadığı, adetlerin ibadet addedildiği günümüzde, imanımızdan aldığımız güçle her anlamda salih amellerimizi arttırmanın gayreti içerisinde olmalıyız. Bugün yaptıklarımızın ahirette bize cennet nimetleri olarak döneceğinin bilincinde olarak hareket etmeli; farzların yanında nafilelere sarılmalı, canımızı acıtacak miktarda sadaka vermeli, dünyanın başka bölgelerindeki müslümanların dertlerine her türlü derman olmalıyız.

 

 

Hocam, bize zaman ayırdığınız için size teşekkür ediyoruz.

 

Ben teşekkür ederim.

  

 

 


Yazar:
İlhami Pınar
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul