24 Kasım 2017 - Cuma

Şu anda buradasınız: / BİR DAHA ASLA

BİR DAHA ASLA


 


O gün yine aynı şekilde geldi eve. Üstü başı perişan ve ağzı leş gibi kokuyordu. Üç çocuktan en küçüğü Sıla kanepenin arkasına saklandı. Her gün aynı sahneyi seyretmekten bıkmıştı. Bir de annesine reva görülen eziyeti görmek istemiyordu. Annesini çok severdi. Annesinin bir damla gözyaşına dayanamaz kendisi de ağlardı…

Sıla sarıya çalan teni, mavi gözleri ve yüzündeki çilleri ile çok tatlı bir kızdı. Abi ve ablasına göre daha çekingendi.

Adam zamanında açılmasına rağmen,

— Kadın, neden zamanında kapıyı açmadın, beni ele güne rezil ettin diyerek bir tokat savurdu.

Evin en büyük çocuğu,

— Baba, sen zaten kendini rezil etmek için elinden geleni yapıyorsun. Bütün komşular senden kaçıyor, hiç görmedin mi?

— Kes kes!

— Neden bizim de eve normal gelip bizimle ilgilenen ve bizimle konuşan bir babamız yok, buna bizim hakkımız yok mu, dedi büyük kızı.

Babası bu defa cevap vermedi, birkaç kez yalpaladı. Eliyle duvara tutunarak zor ayakta kalabildi.

—Tamam anladım, hepiniz bana cephe almışsınız, diyerek acındırmak istedi.

— Aramıza duvarlar çeken sensin baba, aramızdaki bağı engellemek için her gün sarhoş geliyorsun eve…

Söylenenleri umursamaz bir şekilde,

— Nerede Sıla, dedi.

Bütün gözler kanepenin arkasına odaklandı.

Sıla, ürkek bir tavşan gibi bakıyordu. Gözlerinde endişe vardı.

Adam ne diyeceğini bilemedi. Kızının bakışları bir ok gibi saplandı zihnine.

— Gel kızım bana, dedi kollarını açarak.

Sıla iyice büzüldü. Korkudan ağlamaklı gözleri kocaman oldu.

Sıla'ya doğru birkaç adım attı,

— Kızım gel, dedi.

— Ama sen sarhoşsun. Beni değil sarhoş olmayı seviyorsun…

Adam olduğu yere yavaşça oturdu.

Büyük Kızı,

— Baba, sarhoş oluyorsun, bizi unutuyorsun. Hâlbuki sarhoşluk veren şeyleri içmek haram, Allah yasaklamış. Sanki Allah'ın verdiği aklı kullanmak istemiyorum diyorsun… Sağlığın bozuluyor, Allah'ın yasakladığı bir davranışı yapıyorsun, günahlara batıyorsun…

Sıla,

— Ben, sarhoş baba istemiyorum, dedi.

Adam mahzunlaştı. Hiç tepki vermez oldu. Derken sızıp kaldı. Çocukları onu yatırıp üzerini örttüler. Sıla babasının yanına geldi. Başını okşadı…

Adam sabah erkenden ayaktaydı. Kaybettiği bir şeyi arıyordu sanki. İçkiye kurban ettiği mutluluktu aradığı. Huzuru yok eden içkiyi bırakmayı düşünüyordu.

***

Kapı zili çaldı. Komşulardan biri olmalıydı. Küçük Sıla kapıya koştu. Hiç beklemediği biri vardı kapıda. Bu saatte onu hiç görmemişti.

Kaçmak istedi, uzanan el onu yakaladı. Kendine doğru çekti. Kucağına bastı. Anne kurtar, sesine koşan annesi eşinin kucağındaki Sıla'ya nemlenen gözlerle baktı.

— Bırak beni, bırak beni diye kurtulmaya çalışan Sıla'ya cevap babasından geldi:

— Seni bırakmam, bırakmam gerekeni bıraktım, bir daha seni asla, dedi.

 

 

Yazar:
Duran Çetin
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul